ADX
ADX, piyasanın eğilim döneminde
olmadığı bölümleri ayıklayan ve trendin
gücünü belirten bir göstergedir. Trend izleyen
göstergeler, piyasalar eğilim durumunda değilken bazı
problemlerle karşı karşıya kalırlar. ADX bize
piyasanın eğilim durumu belirttiği için, eğilim
oluşmamış durumlarda hatalı yatırım
yapmamızı engeller.
ADX, sadece piyasanın yön tutup tutmadığını
belirtir, hangi yönde hareket edeceği hakkında bilgi vermez. ADX
değeri ne kadar büyük ise eğilim de o kadar
güçlü demektir. ADX'in düşük seviyelerden
yükselmeye başlaması yeni bir trendin doğacağı
anlamına gelir. Yüksek seviyelerden düşmeye
başlaması ise piyasanın bir süre için konsolidasyon
(pekiştirme) dönemine gireceği şeklinde yorumlanabilir.
ATR
ATR piyasanın hareketliliğinin derecesini
belirten bir göstergedir. Yüksek ATR değeri, genellikle, panik
satışlar sonrasında oluşan dip noktalarda
görülür. Düşük ATR değeri ise piyasanın
yüksek değerlere ulaştıktan sonra girildiği uzun
süreli konsolidasyon dönemlerinde gözlenir. ATR, diğer hareketlilik
göstergeleriyle (Standart sapma) aynı şekilde yorumlanabilir.
ENVELOPE
Envelope iki tane hareketli ortalamadan oluşur. Bir
hareketli ortalama yukarı, diğeri ise aşağı
kaydırılır. Envelope, bir piyasanın normal işlem
görme bandının alt ve üst sınırlarını
belirler. Üst banda ulaşıldığında
satış, alt banda ulaşıldığında ise
alış sinyali üretilir.
Bantların aşağı ve yukarı kaydırma oranları
hareketliliğine göre değişir. Piyasa ne kadar hareketli ise
kaydırma oranlarının o kadar yüksek olması gerekir.
Fiyatlar bantlara değdikten sonra daha gerçekçi seviyelere
gelme eğilimindedir. Bollinger Bands ile aşağı yukarı
aynı şekilde yorumlanabilir.
KAİRİ
Kairi, son işlem değeri ile hareketli ortalama
arasındaki farkın yüzde olarak ifade edilmesidir. Piyasalar
dalgalı durumda iken Kairi'nin yüksek seviyelere ulaşması,
fiyatların belli bir aralıktan kurtularak trend dönemine
girileceğini ifade eder. Piyasaların sakinleştiği
dönemlerde ise Kairi'nin yüksek seviyelere ulaşması
aşırı alım durumunda olunduğunu gösterir.
LARRY WİLLİAMS %R
Larry Williams'ın %R'si, verili sayıdaki
günlerdeki fiyat aralığının en son kapanış
fiyatıyla ilişkisinin ölçülmesi kavramıyla
benzer bir temele dayanır. En son günün kapanışı,
verili sayıdaki günlerin fiyat aralığının en
yüksek değerinden çıkartılır ve elde edilen
fark aynı dönemin toplam fiyat aralığına
bölünür. Williams’ın osilatörünün
ölçeğindeki aşırı-alım ve
aşırı-satım bölgeleri -20 ve -80 değerlerinden
çizilmiştir.
Zaman Çevrimlerine Bağlı Olarak Zaman Döneminin Seçimi
Larry Williams’ın %R'sinin bir diğer özelliği ana
piyasa çevrimleriyle yakından ilgili olmasıdır.
Çevrim uzunluğunun 1/2'si gibi bir zaman dönemi %R'de
kullanılır. 14, 28 ve 56 gibi takvim günlerine bağlı
olarak 5,10 ve 20 günlük dönemler kullanım için
önerilebilir. Wilder'ın RSI'si gibi Williams’ın %R'si de
28 günün yarısı olan 14 günü kullanır.
28 takvim gününün (20 işlem günü), önemli
bir aylık çevrim gününü temsil ettiğini ve bu
çevrimle diğer sayıların iç ilişkide
olduğunu söylememiz yerinde olacaktır. 5 günlük
stokastik değerinin popülaritesi, 10 günlük momentum ve 14
günlük RSI, geniş şekilde 28 günlük
çevrime dayanır ve bu çevrimin değerinin 1/4 ve 1/2'sini
ölçerler.
MACD
MACD, iki hareketli ortalama arasındaki ilişkiyi
gösteren, trend izleyen bir göstergedir. MACD, 26 ve 12
günlük ksponensiyal hareketli ortalamaların farkıdır.
Ayrıca "signal" veya "trigger" çizgisi denilen
9 günlük eksponensiyal hareketli ortalama da beraberinde
çizilir. MACD, işlem aralığı geniş olan
piyasalarda daha başarılı sonuçlar verir. Üç
farklı şekilde yorumlanabilir.
CROSSOVERS (Kesişme Noktaları)
MACD'nin temel yorumlanış şeklidir. MACD, sinyal
çizgisinin altına inince satım, üstüne
çıktığında ise alım yapılır.
Ayrıca, sıfır seviyesinin altına inince satım,
üstüne çıktığında ise alım yapmak
yaygın bir yöntemdir.
OVERBOUGHT/OVERSOLD CONDITIONS (Aşırı
alım/Aşırı satım durumları)
MACD aşırı alım/aşırı satım
göstergesi şeklinde de kullanılabilir. Kısa vadeli
hareketli ortalama uzun vadeli hareketli ortalamadan hızlı bir
şekilde uzaklaşıyorsa (yani, MACD yükseliyorsa)
fiyatların gereğinden fazla hareket ettiğini ve kısa
süre içinde daha gerçekçi seviyelere geri
gelineceği kabul edebiliriz. MACD'nin aşırı alım/aşırı
satım durumları hisse senedinden hisse senedine farklılık
gösterir.
DIVERGENCES (Fiyat hareketiyle uyumsuzluk)
Fiyat hareketiyle uyum göstermediği zaman mevcut trendin sona
ereceği yorumu yapılabilir. MACD yeni düşük seviyelere
ulaşırken fiyatların yeni düşük seviyeleri test
edememesi düşüş trendinin sona ereceğini, MACD yeni
yüksek sevilere ulaşırken fiyatların yeni yüksek
seviyelere ulaşamaması ise yükseliş trendinin son
bulacağını gösterir. İki durum aşırı
alım /aşırı satım durumları ile aynı anda
gerçekleşirse daha da büyük önem
taşımaktadır.
MASS INDEX
MASS Index, fiyatların yüksek ve
düşük seviyelerinin arasındaki farkın
açılması veya daralmasını inceleyerek trend
dönüşlerini teşhis etmeye yarayan bir göstergedir. 25-günlük
MASS Index'in 27,0 seviyesinin üstüne çıkması ve
sonrasında 26,5 seviyesinin altına inmesi trendin yön
değiştireceğini gösterir.
Bu durum gerçekleştiği taktirde, trendin yönü
9-günlük eksponensiyal hareketli ortalama yardımıyla
saptanır. Hareketli ortalama düşüş trendinde ise,
trendin yön değiştireceğini düşünerek
alım yapılır, hareketli ortalama yükseliş trendinde
ise satım yapılır.
MFI
MFI, bir hisse senedine akan paranın
gücünü belirten bir göstergedir. RSI'a benzemekle birlikte,
aradaki farklılık RSI'ın sadece fiyat hareketini hesaba
katması, MFI'nın ise işlem hacmini de kullanmasından
kaynaklanmaktadır.
Fiyat hareketi ile gösterge arasındaki trend
farklılığı önemli bir durumdur. Fiyatlar
yükseliş trendinde iken MFI'nın düşmesi (veya fiyatlar
düşüş trendinde iken MFI'nın yükseliş
trendinde olması) trendin bir süre sonra yön
değiştireceği anlamına gelmektedir.
MFI 80 seviyesinin üzerine çıktığında
piyasanın tepe noktası oluşturduğu, 20 seviyesinin
altına indiğinde ise dip noktası oluşturduğu yorumu
yapılabilir.
MOMENTUM
Momentum kavramı, osilatör analizleri
içinde temel bir önem taşır. Momentum, fiyatların
değişim oranını ölçer. Sabit bir fiyat
aralığı alınarak fiyatın değişimi
ölçülür. 10 günlük bir momentum çizgisi
çizebilmek için, son günün kapanış
fiyatından on gün önceki kapanış fiyatı
çıkartılır. Elde edilen artı ya da eksi değer,
bir yüz çizgisi etrafına işaretlenir. Momentumun
formülü;
M = 100(V - VX) dır.
Bu formülde, "V" en son günün kapanış
fiyatı, "VX" de, X gün öncesinin kapanış
fiyatıdır.
Eğer son günün kapanış fiyatı, on gün
öncesinin kapanış fiyatından daha büyük olursa,
yüz çizgisinin üzerine bir artı değer eklenecektir.
Eğer en son günün kapanış fiyatı, on gün
öncesinin altında olur ise, yüz çizgisinin altına
bir eksi değer eklenecektir.
10 günlük momentum çok kullanılan bir zaman periyodu olsa
da, herhangi bir zaman periyodunu da pek doğaldır ki kullanabiliriz.
Daha kısa dönemli (5 günlük gibi) bir momentum daha hassas
bir çizgi oluşturur. Daha uzun dönemli (20 günlük
gibi) bir momentum, osilatörün salınımlarının
daha yumuşak olduğu, daha düz bir çizgi oluşturur.
Momentum, Yükseliş ya da Düşüşün
Oranını Ölçer
Momentum göstergesinin neyi ölçtüğü konusunun
üzerinde biraz daha duralım. Bir zaman aralığı
için fiyat farklılıklarını çizmekle,
yükseliş ya da düşüşün oranı
ölçülmüş olur. Fiyatlar yükseliyor ise ve
momentum çizgisi yüz çizgisinin üzerine
çıkmış ve yükseliyor ise bu, yukarı-trendin
ivme kazanıyor olduğu anlamına gelir.
Yukarıya doğru tırmanmakta olan momentum eğer
düzgünleşmeye başlarsa bu, fiyattaki yeni
artışların, 10 gün önceki artışlarla
aynı olduğu anlamına gelir. Böyle bir durum, fiyatlar hala
ilerliyor olsa da, yükseliş oranının (ya da ivmenin)
aşağı düşmesi anlamına gelir. Momentum
çizgisinin yüz çizgisine doğru düşmeye
başlaması, fiyatların yukarı-trendi hala
yürürlükte olsa da giderek ivme kaybettiğini anlatır. Yukarı
trend artık momentum kaybediyordur.
Momentum çizgisi, yüz çizgisinin altına
düştüğü zaman, en son günün
kapanışı 10 gün önceki kapanışın
altına düşmüş demektir ve kısa dönemli bir
aşağı-trendin etkili olduğundan söz edebiliriz. Momentum,
yüz çizgisinin altındaki hareketini daha
aşağılara doğru sürdürürse,
aşağı-trend momentum kazanır. Ancak momentum çizgisi
yeniden yükselmeye başladığı zaman analizci
aşağı-trend’in ivme kaybettiğini bilebilir.
Momentumun iki zaman aralığı arasındaki fiyat
farklılığını ölçtüğünü
akılda tutmak önemlidir. Momentum çizgisinin
yükselebilmesi için son günün kapanış
fiyatı 10 gün önceki kapanış fiyatının
üzerinde olmalıdır. Eğer fiyatlar 10 gün önceki
fiyatlarla aynı olarak kalırsa, bu durumda momentum çizgisi
düz bir çizgi olacaktır. Eğer en son günün
kapanış fiyatı, 10 gün öncesinin kapanış
fiyatının altında olur ise, fiyatlar hala yükseliyor olsa
da, momentum çizgisi düşmeye başlayacaktır. Bu,
momentum çizgisinin, fiyat trendinin o andaki yükselişinin ya
da düşüşünün ivme kazanması ya da
kaybetmesini ölçmesidir.
Momentum Çizgisi Fiyat Hareketine Öncülük Eder
Momentum çizgisi fiyat hareketinin her zaman bir adım
önündedir. Momentum çizgisi fiyatlardaki yükselişin
ya da düşüşün birkaç gün önünde
gider, daha sonra, var olan trend halen hareketini sürdürürken o
ivme kaybetmeye başlar ve daha da sonra, fiyatlar ivme kaybetmeye
başladığı zaman fiyatların aksi yönünde
hareket etmeye başlar.
Alım ya da Satım Sinyali Olarak Yüz Çizgisinin
Geçilmesi
Momentum grafiğinin bir yüz çizgisi vardır. Teknik
analizcilerin pek çoğu, yüz çizgisinin
geçilmesini bir alım ya da satım sinyali olarak
kullanırlar. Yüz çizgisinin yukarıya doğru
geçilmesi bir alım sinyali, aşağıya doğru
geçilmesi ise bir satım sinyalidir. Ancak burada, ana trend
analizlerinin esas analiz olduğu bir kere daha vurgulanmalıdır.
Osilatör analizleri, var olan piyasa trendinin aksi yönünde
işlem yapmanın bir özrü olarak
kullanılmamalıdır. Alım pozisyonu ancak, piyasanın
trendi eğer yukarıya doğru olursa ve momentum çizgisi
yüz çizgisini yukarıya doğru keserse
açılmalıdır.
Bir Yukarı ya da Aşağı Sınırın Var
Olmasının Gerekliliği
Momentum çizgisi ile ilgili bir sorun, daha önceden
düzenlenmiş olan bir yukarı ve aşağı
sınırın olmayışıdır. Daha önce,
osilatör analizlerinin asıl değerinin, piyasaların ne zaman
ekstrem bölgelerde olduğunu belirleyebilmek olduğunu ifade
etmiştik. Fakat momentum çizgisinde hangi yükseklik
"çok yüksek" ve hangi düşük değer
"çok düşük"tür? Bu sorunu
çözebilmenin en basit yolu, gözle yapılan incelemedir.
Momentum çizgisinin geçmişteki grafiği incelenerek,
onun üst ve alt değerlerinden yatay çizgiler
çizilebilir.
Diğer bir teknik, momentum çizgisini normalize etmektir. Bu teknik,
+1 ve -1 gibi bir aralığa girebilmesi için momentum
çizgisinin değerinin bir sabit bölen ile
bölünmesidir. Bunu yapabilmenin en kolay yolu, en son momentum
değerini, incelenen zaman değeri içinde mümkün olan
maksimum değer ile bölmektir. Örneğin on günlük
bir momentum çizgisinde, son günün momentum değeri
alınır ve bu değer 10 ile çarpılmış
(momentum çizgisinin uzunluğu) bir limit harekete
bölünür.
Sonuç, ele alınan zaman dönemi içinde bir
piyasanın hareket edebileceği maksimum miktarın bir yüzdesi
olacaktır ve +1 ile -1 aralığına girilecektir. Bu
işlemler yapıldıktan sonra, "tehlikeli
bölgeler"in nereler olduğunu önceden görebilmek
mümkün hale gelir.
Böyle bir bant tanımlandıktan sonra, "tehlikeli
bölgeler" değişik şekillerde belirlenebilir. Bunun bir
yolu, yüz çizgisinin altında ve üzerindeki hareketlerin
yüzdelerini ölçmektir diğer bir yol, bütün
değerlerin %95'inin aşağı ve yukarı sınırlar
içinde kalacağı şekilde, yüz çizgisinin altında
ve üzerinde iki standart sapma ölçmektir. Bu düzeylerin
ötesine taşan bir hareket, aşırı-alım ya da
aşırı-satım koşullarının ortaya
çıkmış olduğunun bir uyarısı
olacaktır. Bütün bunları yapmaktaki amaç, fiyat
salınımlarını kapsayan üst ve alt
sınırları, bu sınırlar geçildiğinde
piyasanın uç bir değere erişmiş olduğunu
belirleyebilecek ve piyasanın değişebileceği konusunda bir
uyarı alabilecek şekilde belirleyebilmektir.
Bir momentum çizgisini normalize edebilmek için limit hareketin
bir bölen olarak kullanımının bazı kusurları
vardır. Bunun bir sonucu olarak teknik analizciler, bölen olarak
kullanabilecekleri daha sofistike istatistikî araçlarla denemeler
yapmışlardır.
Donald R.Lambert, kendi Commodity Channel Index (CCI)'sını
çizerken, bölen olarak ortalama sapmayı
kullanmıştı. Lamberd'in CCI'sı esasen bir osilatör
olarak geliştirilmemiş olsa da, bölen olarak limit hareketin
yerine ortalama sapmanın kullanılması düşüncesi
osilatör analizlerine de uyarlanabilir. Açıkça
amacının dışında olmasına karşın, bazı
teknik analizciler CCI'yı bir osilatör olarak kullanırlar.
Welles Wilder'in Göreceli Güç Endeks’i (RSI) ve George
Lane 'in stokastiğinde üst ve alt sınırların
belirlenebilmesi sorunu daha geçerli şekilde ele
alınmıştır.
NVI
NVI işlem hacminin bir önceki güne
göre düştüğü günleri göz
önüne alır. NVI, işlem hacminin yükseldiği
dönemlerde, bilgisiz, kalabalığı takip eden
yatırımcıların piyasaya girdiğini kabul eder. Bunun
aksine, işlem hacminin azaldığı dönemlerde, uzman
yatırımcılar sessiz bir şekilde pozisyon açarlar.
Dolayısıyla, NVI, uzman yatırımcıların
hareketlerini izlemek amacıyla kullanılır.
NVI'nın, bir yıllık hareketli ortalamasının
üstüne çıktığı anda yükseliş
trendi olasılığı %95 dır. NVI'nın bir
yıllık hareketli ortalamasının altına indiği
dönemde ise yükseliş trendi olasılığı %50 ye
düşer. Sonuç olarak, NVI genellikle yükseliş trendi
göstergesi olarak kullanılır.
OSİLATÖRLER
Osilatörler, fiyatların yatay bir bant
içinde dolaştığı trendsiz piyasalarda
(trend-takipçisi sistemlerin iyi sonuç vermediği bu tür
piyasalarda) son derece yararlıdırlar. Osilatörler teknik
analizciye, bu tür yatay hareket eden trendsiz piyasalarda hareket
edebilmenin imkânlarını verirler. Ancak, osilatörlerin
değeri, yalnızca yatay piyasalardaki kullanımlarıyla
sınırlı değildir. Osilatörler, trend
kazanmış dönemlerde fiyat grafikleriyle bağlantı içinde
kullanılınca, kısa-dönemdeki piyasanın uç
noktalarının (aşırı-satım,
aşırı-alım koşulları) sinyallerini vermede de son
derece yararlıdırlar.
Osilatörler aynı zamanda, fiyat hareketinde momentum kaybı
açık biçimde ortaya çıkmadan önce, trendin
momentum kaybettiği konusunda uyarırlar. Osilatörler, bir
trendin tamamlanmak üzere olduğunu bazı uyumsuzluklar
göstererek haber verebilirler.
Osilatörlerin Yorumu
Momentum osilatörlerini çizebilmenin pek çok
değişik yolu olsa da, yorumu bir teknikten diğerine çok
az değişiklik gösterir. Osilatörlerin hemen tamamı
birbirine çok benzer. Bazı osilatörlerde yatay bir orta
değer vardır. Kullanılan formüle bağlı olarak bu
orta çizgi genellikle bir sıfır çizgisidir. Yine
bazı osilatörlerin 0'dan 100'e ya da - 1 den +1'e uzanan
sınırları vardır.
1) Sıfır Çizgisinin Kesilmesi
Osilatörlerden yaralanmanın en basit yolu, orta değeri (ya da
sıfır çizgisini) sinyal üreten bir çizgi olarak
kullanmaktır. Osilatör, sıfır çizgisinin
üzerine çıkarsa alım, sıfır çizgisinin
aşağısına düşerse satım yapılır.
Momentum grafiklerinde en çok kullanılan teknik budur. Bu teknik,
piyasanın trendi yönünde hareket ederek
kullanıldığı zaman daha iyi sonuç verir.
Sıfır çizgisi, aşağı-trendlerde direnç,
yukarı-trendlerde ise destek olarak rol oynar.
2) Ekstrem Bant Analizleri ya da Osilatörlerin Ekstrem
Noktalarının Analizleri
Osilatörlerin kullanımının ikinci bir yolu ekstrem bant
analizleri ya da ekstrem noktaların tanımlanmasıdır.
Diğer bir deyişle, osilatör bantlarının uç
sınırları, piyasanın ekstrem noktaları konusunda
uyarıcı olarak kullanılır. Daha sofistike
osilatörlerin hemen tamamı, aşırı-alım ya da
aşırı-satım bölgeleri olarak
düşünülen üst ve alt bölgelere sahiptirler.
Örneğin Göreceli Güç Endeksi (RSI)'nın, 0'dan
100'e düşey bir ölçeği vardır. Osilatör
üzerinde 30 ve 70 değerlerinde iki de yatay çizgi
görünür. 70 çizgisinin üzerine
çıkılması bir aşırı-alım durumunu, 30
çizgisinin altına düşülmesi ise bir
aşırı-satım durumunu anlatır.
3) Uyumsuzluğun Önemi
Osilatör analizlerinden yararlanmanın üçüncü ve
muhtemelen en değerli yolu uyumsuzlukları gözlemektir. Bir
uyumsuzluk, osilatör çizgisi ve fiyat çizgisinin
birbirlerinden ayrıldığı ve zıt yönlere
doğru hareket etmeye başladığı bir durumu
anlatır.
Bir yukarı-trend’de, en çok rastlanılan osilatör
uyumsuzluğu tipi ve bizim bu tartışmada üzerinde
duracağımız tip, fiyatlar çıkışı
sürdürüyorken osilatörün fiyat hareketinin yeni
tepelerini onaylamamasıdır. Bu çoğunlukla, ralli
hareketinin muhtemelen başarısız kalacağının
kusursuz bir uyarısı olur ve negatif uyumsuzluk olarak
adlandırılır.
Bir aşağı-trend’de, osilatör, fiyat hareketinin
oluşturduğu yeni tabanı onaylamaz ise, bir pozitif uyumsuzluk
ortaya çıkmış olur ve en azından kısa
dönemde yukarıya doğru bir tepki hareketinin ortaya
çıkabileceğinin uyarısı olur. Her iki durumda da
osilatör modeli, çoğu zaman bir ikili-tepe ya da ikili-tabana
benzer.
Uyumsuzluk analizi için önemli bir gereklilik, uyumsuzluğun
osilatör ekstremlerinde ortaya çıkmasıdır.
Örneğin RSI'daki bir uyumsuzluğun, 70 çizgisinin
üzerindeki ya da 30 çizgisinin altındaki "tehlikeli
bölgelerde" ortaya çıkması daha önemlidir.
70'in üzerindeki ya da 30'un altındaki bir uyumsuzluk önemli bir
sinyal olabilir ve dikkat edilmelidir.
Uyumsuzluğun bir ikinci biçimi, osilatör çizgisinin fiyattan
önce önemli bir tepeyi ya da tabanı geçmesidir. Trendin
yönüne bağlı olarak osilatörde aşağı ya
da yukarı doğru yönelmek şeklinde bir eğilim
vardır. Yukarı-trend’lerde, osilatör yukarıya
doğru hareketlenme ve aşağı trend’lerde
aşağıya doğru hareketlenme eğilimindedir.
Osilatör çizgisinin tepe ve tabanları, fiyat grafiğindeki
tepe ve tabanlarla çoğunlukla uyum sağlar. Bir
yukarı-trend’de fiyatlar eğer osilatörle birlikte
yükselen tepe ve tabanlar şeklindeki bir model ortaya
çıkartmışken, osilatör aniden önemli bir
tabanın daha altına düşerse, bu çoğu zaman
trendin muhtemelen yukarıdan aşağıya doğru
dönecek olduğunun bir uyarıcısı olur. Bir önceki
tepenin geçilmesi ise doğaldır ki, bir
aşağı-trend’deki muhtemel bir tabana işaret eder.
Osilatörleri Yorumlamanın Genel Kuralları
Genel bir kural olarak; bir osilatörün, osilatörün
aşağı ya da yukarı sınırına
ulaşması, fiyat hareketinin çok fazla ilerlemiş
olduğunu ve bu nedenle bir tür düzeltme ya da ertelemenin
beklenmesi gerektiğini anlatır. Yine bir diğer kural olarak;
alım noktası, osilatör çizgisinin alt sınıra
yakın olduğu bölge ve satım noktası da, osilatör
çizgisinin yukarı sınıra yaklaştığı bölgedir.
Yüz çizgisinin kesilmesi alım ya da satım sinyali olarak
kullanılır.
Osilatörlerin En Önemli Üç Kullanımı
Osilatörlerin en yararlı olduğu üç durum
vardır. Bu durumların, osilatörlerin hemen bütün
biçimleri için geçerli olduğunu göreceğiz.
1. Bir osilatör, aşağı ya da yukarı
sınırlarına ulaştığı zaman çok
yararlıdır. Osilatör, yukarı sınırına
yaklaştığı zaman "piyasa
aşırı-alındı", aşağı
sınırına ulaştığı zaman da "piyasa
aşırı satıldı", denir. Bu her iki durum da, fiyat
trendinin aşırı uzamış ve bozulabilir olduğu
konusunda bizi uyarır.
2. Osilatör bir uç sınıra ulaştığı
zaman, fiyat ile osilatör arasındaki uyumsuzluk
çoğunlukla önemli bir uyarıdır.
3. Yüz çizgisinin kesilmesi, fiyat trendinin yönü
konusunda önemli bir sinyal verebilir.
PARABOLIC
Parabolik, mükemmel çıkış
noktaları sağlar. Hisse senedi fiyatı Parabolik’in
altına indiği an alım pozisyonlarınızı,
üstüne çıktığı an ise
açığa satım pozisyonlarınızı
kapatmanızı önerir. Parabolik alım konumunda ise, fiyatlar
ne yönde hareket ederse etsin stop noktası her gün bir miktar
daha yükselecektir. Yükselme miktarı fiyat hareketinin
büyüklüğüne bağlıdır. Benzer
şekilde, Parabolik satım konumunda ise stop noktası her gün
biraz daha düşecektir.
PRİCE OSCİLLATOR
Price Oscillator, iki hareketli ortalama arasındaki
farkı gösterir. Aradaki fark gerçek değer veya yüzde
olarak ifade edilebilir. Price Oscillator, MACD'ye benzer. İki
gösterge arasındaki farklılık, MACD 'nin daima 12 ve 26
günlük hareketli ortalamaları, Price Oscillator'un ise herhangi
iki periyotu kullanmasından kaynaklanır. Kısa vadeli hareketli
ortalama uzun vadeli hareketli ortalamanın üzerine
çıktığı anda alım, altına indiğinde
ise satım yapılır.
DEĞİŞİM ORANI (ROC)
ROC, hisse senedinin şu anki
fiyatından, bir süre önceki fiyatının
çıkarılması ile elde edilir. Gerçek değer
veya yüzde olarak ifade edilebilir. Momentum göstergesi, aynı
bilgiyi oransal olarak ifade eder. Hisse senetlerinin belli bir devire
"cycle" göre hareket ettiği ve dalga tipi seyir
izlediği oldukça yaygın bir görüştür. Bu
dalga şeklindeki hareket, alıcı ve satıcıların
beklentilerinin, fiyatları kontrol altında tutmak için
mücadeleleri sırasında değişmesinden kaynaklanır.
ROC, belli bir zaman içerisinde fiyatların değişimini
gösteren ve dalga tipi hareket eden bir göstergedir. Fiyatlar
yükselirken ROC da yükselir; fiyatlar düşerken ROC da
düşer. Fiyatlardaki değişme miktarı ne kadar
büyük olursa ROC’ un değişme miktarı da o kadar
büyük olur. En çok tercih edilen periyotlar 12 ve
25-günlerdir. 12 günlük ROC, kısa ve orta vadede
kullanılan mükemmel bir aşırı alım-aşırı
satım göstergesidir. ROC ne kadar yüksek ise, hisse senedi o
kadar aşırı alım durumundadır.
GÖRECELİ GÜÇ ENDEKSİ
RSI, J. Welles Wilder Jr. tarafından
geliştirilmiştir ve onun 1978'de yazdığı New
Concepts’in Technical Systems adlı kitabında
tanıtılmıştır. RSI, teknik analizcilerin çok
kullandığı bir göstergedir.
Wilder'in da işaret ettiği gibi, bir momentum çizgisinin
çizilmesindeki iki ana sorundan bir tanesi, değerlerdeki keskin
değişikliklerin yol açtığı kararsız
hareketlerdir. 10 gün öncesine göre (10 günlük
momentum çizgisi durumunda) keskin bir yukarı ya da
aşağı hareket, fiyatlar küçük bir
değişiklik gösterse dahi momentum çizgisinin ani bir
değişimine neden olabilir. Dolayısıyla bu
değişiklikleri en aza indirebilmek için bazı
düzleştirme işlemleri gereklidir.
İkinci sorun, karşılaştırma amacı için
sabit bantlara olan gereksinmedir. RSI formülü, yalnızca gerekli
olan düzleştirmeyi sağlamakla kalmaz aynı zamanda,
0’dan 100'e uzanan sabit bir düşey aralık yaratarak ikinci
sorunu da çözer.
RSI aşağıdaki formülle hesaplanır:
100
RSI = 100-[----------]
1+RS
x günlük yukarıdan kapanışların ortalaması
RS = -----------------------------------------------------------
x günlük aşağıdan kapanışların
ortalaması
Hesaplamada 14 günlük bir zaman döneminin
kullanıldığını varsayalım. Yukarıdan
kapanışların ortalama değerini bulabilmek için, 14
gün içindeki yukarıdan kapanışlarda kazanılan
toplam puan hesaplanır ve bu sayı 14'e bölünür.
Aşağıdan kapanışların ortalama değerini
bulabilmek için, aşağıdan kapanan günlerde
kaybedilen toplam puan bulunur ve sayı yine 14'e bölünür.
Bu şekilde Göreceli Güç (RS), yukarıdan kapanan
günlerin ortalamasının, aşağıdan kapanan
günlerin ortalamasına bölünmesiyle elde edilir. Elde edilen
RS değeri, RSI'nın formülü içine dâhil edilir.
Gün sayısı, X'in değerinin değiştirilmesiyle
değiştirilebilir.
Wilder, ilk olarak 14 günlük bir zaman periyodu
kullanmıştı. Bazı teknik analizciler, 9 günlük
zaman periyodu kullanırlar. Zaman periyodu
kısaltıldıkça, osilatör daha hassas hale gelir. RSI
en iyi sonuçları, salınımları aşağı
ya da yukarı uçlara ulaşınca verir. Dolayısıyla
kısa dönemli hareket edilmek isteniyorsa ve osilatörün
salınımlarının daha belirgin olması isteniyorsa, zaman
dönemi kısaltılabilir.
Osilatörü daha düzgün ve salınımları daha
dar yapılmak istenirse, zaman dönemi uzatılır.
Dolayısıyla, 9 günlük bir osilatörün
salınımları 14 günlük osilatörden daha geniş
olur. 9 ve 14 günlük süreler en çok kullanılan
değerler olmakla birlikte, sonuçları geliştirebilmek
için 5 ve 7 günlük süreler de denenebilir.
RSI'nin Yorumu
RSI, 0'dan 100'e uzanan düşey bir ölçek üzerine
çizilir. 70 çizgisinin üzerindeki değerler
aşırı-alım, 30 çizgisinin altındaki
değerler aşırı-satım durumu olarak
değerlendirilir. Wilder'in "eksik salınım" olarak
adlandırdığı salınımlar, RSI 70'in üzerinde
ya da 30'un altında iken ortaya çıkar.
Bir yukarı-trend’de tepedeki bir eksik salınım, RSI'nin
son tepesinin (70'in üzerinde), bir önceki tepesini
geçememesiyle ve bunun arkasından bir önceki tabanın
aşağıya doğru kırılmasıyla ortaya
çıkmış olur. Bir aşağı trend’de
tabandaki bir başarısız salınım, RSI'nin son
tabanının (30'un altında), yeni bir düşük
değere ulaşamaması ve arkasından bir önceki tepeyi
geçmesiyle ortaya çıkmış olur. Wilder’in
"eksik salınım" ve "başarısız
salınım" olarak adlandırdığı hareketler,
"uyumsuzluk" ilkesinden başka bir şey değildir.
RSI ve fiyat çizgisi arasındaki uyumsuzluk (RSI 70'in üzerinde
ya da 30'un altında olduğu zaman), dikkat edilmesi gereken çok
ciddi bir uyarıdır.
Destek ve direnç düzeylerinin yanında, RSI çizgisinde
değişik fiyat modelleri de ortaya çıkar. RSI'ın
trendindeki değişikleri belirleyebilmek için
trend-çizgisi analizleri kullanılabilir. Aynı amaca
yönelik hareketli ortalamalar da kullanılabilir.
70 VE 30 ÇİZGİLERİNİN SİNYAL ÜRETMEDE
KULLANIMI
RSI osilatörünün 70 ve 30 değerlerinin üzerinde iki
yatay çizginin çizili olduğunu söylemiştik. Teknik
analizciler, bu çizgileri çoğunlukla alım ve satım
sinyalleri üretmede kullanırlar. 30 çizgisinin altına
inilmesinin, bir aşırı-satım durumunun uyarısı
olduğunu biliyoruz. Piyasanın hemen hemen tabana
yaklaşmış olduğunu ve bir alım
fırsatının gözlendiğini düşünelim. Bu
durumda, 30 çizgisinin osilatörün altına
düşmesi izlenir.
Daha sonraki beklenti, o aşırı-satım bölgesinde
osilatörde bir cins uyumsuzluğun ya da ikili-tabanın
gelişmesidir. Bu noktada, RSI'nin 30 çizgisini
aşağıdan yukarıya doğru kesmesi pek çok teknik
analizci için osilatörün trendinin yukarıya doğru
döndüğünün bir onaylanması olur. Buna göre,
aşırı-alınmış bir piyasada, 70 çizgisinin
yukarıdan aşağıya doğru kırılması
çoğu zaman bir satım sinyali olarak kullanılır.
STOKASTİK
Stokastik osilatörü, George Lane tarafından
geliştirilmiştir. Stokastik, fiyatlar artarken kapanış
fiyatının işlem aralığının
yukarısına doğru kapatma eğiliminde olduğu
gözlemine dayanır. Bunun tersi olarak
aşağı-trend’lerde kapanış fiyatları,
işlem aralığının aşağılarına
yakın bir yerde olma eğilimi taşır. Stokastikte iki çizgi
kullanılır; %K çizgisi ve %D çizgisi. %D çizgisi
daha önemlidir ve ana sinyalleri sağlar.
Stokastiğin amacı, seçilmiş bir zaman döneminin
fiyat aralığının en son kapanış fiyatı ile
ilişkisini belirleyebilmektir. Bu osilatörde 5 gün en çok
kullanılan zaman dönemidir. %K ve %D çizgilerinden daha hassas
olan K çizgisinin formülü:
%K = 100 [ (C - L5) / (H5 - L5 ) ] dır dır.
Burada C en son kapanış fiyatı, L5 son 5 günün en
düşük fiyatı ve H5'de son 5 günün en yüksek
fiyatıdır.
Formül basitçe, seçilmiş olan gün sayısı
için toplam fiyat aralığıyla ilişki içinde
son günün kapanışının nerede
gerçekleşmiş olduğunu ölçer. Okunan
yüksek bir değer (80'in üzerinde) kapanış
fiyatının işlem aralığının yüksek bir
yerinde, okunan düşük bir değer (20'in altında) ise
kapanış fiyatının işlem aralığının
düşük bir yerinde gerçekleştiğini anlatır.
Stokastikte aşırı-alım ve aşırı-satım
bölgelerini belirleyebilmek için 80 ve 20 bantları
kullanılır. "Uyumsuzluklar" RSI’de olduğu gibi
kullanılır. Hızlı stokastik (düz çizgi ile
gösterilmiş olan %K) %D çizgisi yönünü
çevirdikten sonra %D’yi keserse güçlü bir sinyal
alınmış olur. İkinci çizgi olan %D çizgisi,
%K çizgisinin 3 gün düzeltilmiş biçimidir. %D'nin
formülü aşağıdaki gibidir:
%D = 100 (H3 / L3)
Formülde H3, (C - L5)'in 3 günlük toplamı ve L3'de (H5 -
L5)'in 3 günlük toplamıdır.
Bu formüller 0'dan 100'e uzanan düşey bir ölçek arasında
dolaşan iki çizgi ortaya çıkartırlar. %K
çizgisi düz bir çizgi ile yavaşlatılmış
D çizgisi ise noktalı bir çizgi ile çizilir.
Yukarıdaki ve aşağıdaki ekstrem bölgeler 80 ve 20
değerlerinden çizilir. %D çizgisinin 10–15
aralığına düşmesi alım sinyali, 85–90
aralığına çıkması ise satım sinyali olarak
değerlendirilebilir.
D çizgisi 80'nin üzerindeyken ve fiyatlar yükselmeyi
sürdürürken, eğer D çizgisi iki düşen tepe
oluşturur ise, fiyatların düşeceği anlamına gelen
bir uyumsuzluk ortaya çıkmış olur. D çizgisi
20'nin altındayken ve fiyatlar düşüşlerini
sürdürürken D çizgisi iki yükselen taban ortaya
çıkarır ise bu, fiyatların yükselişe
geçeceği anlamına gelen bir uyumsuzluk demektir.
Bütün bu koşulların ortaya
çıktığı bir durumda, alım ya da satım
sinyali K çizgisinin yavaşlatılmış D
çizgisini kesmesi ile alınmış olur. Örneğin bir
tabanda, D çizgisi bir taban yapmış ve yukarıya
dönmüş iken K çizgisinin D çizgisinin üzerine
çıkmış olması alım sinyalini
güçlendirir. Bir tepede ise K çizgisi D çizgisini kesmeden
önce D çizgisinin aşağı dönmüş
olması satım sinyalini güçlendirir. Dolayısıyla
K ve D çizgilerinin kesişmelerinin anlamı, eğer her iki
çizgi de aynı yönde hareket ediyorsa daha
güçlü olur.
Stokastik üzerine yazılmış olan yazılarda, %K ve %D
çizgilerinin kesişmelerinin önemi
vurgulanmıştır. Ancak, orijinal trendin yönü
doğrultusunda hareket edilmiyorsa kesişme çok önemli bir
etken değildir.
Yavaşlatılmış Stokastik
Stokastiğin iki çizgisinin hemen herkesçe
kullanımı tercih edilen yavaşlatılmış bir biçimi
vardır. Bu formülde, daha hassas olan %K çizgisi
atılır. Stokastiğin orijinal formülündeki %D
çizgisi yavaşlatılmış yeni %K çizgisi haline
gelir. Yavaşlatılmış yeni %D çizgisi ise,
yavaşlatılmış %K çizgisinin 3 günlük
hareketli ortalamasıdır. Yavaşlatmada yapılan işlem,
eski %D çizgisinin (şimdi %K çizgisi) ve onun 3
günlük hareketli ortalamasının (yeni %D çizgisi)
haline getirilişidir. %D çizgisinin yavaşlatılmış
biçiminin daha iyi sinyaller verdiğine inanılır.
TRIX
TRIX, hisse senedinin üçüncü dereceden
(kapanış fiyatlarının hareketli ortalamasının
hareketli ortalamasının hareketli ortalaması) hareketli
ortalamasının belli bir süre içindeki değişme
oranıdır. Yatırımcıyı trend doğrultusunda
piyasada tutmak için kullanılır.
TRIX, 0 seviyesi civarında değer alır. Üç kere üst
üste hareketli ortalama almanın amacı belirtilen periyottan daha
küçük süreli dalgalanmaları ayıklamaktır.
Göstergenin yönü değiştiğinde pozisyon
alınır. (yukarı döndüğünde alım,
aşağı döndüğünde satım
yapılır).
TRIX'in üzerine 9-günlük hareketli ortalaması
çizilerek sinyal çizgisi oluşturulabilir. (MACD
göstergesinde olduğu gibi). TRIX, sinyal çizgisinin
üstüne çıktığında alım, altına
indiğinde ise satım yapılabilir. Fiyat hareketiyle TRIX
arasında yön uyumsuzluğu (divergence), dönüş
noktalarının teşhis edilmesinde fayda sağlayabilir.
VHF
VHF, piyasanın trend durumunda olup
olmadığını belirtir. MACD ve hareketli ortalama gibi
trend-izleyen göstergeler piyasa trend döneminde iken mükemmel
sonuçlar verirler, fakat trend oluşmamış, belli bir
aralığa sıkışmış dönemlerde ise bir
kaç kez üst üste hatalı sinyaller verebilirler.
Diğer taraftan, RSI ve Stochastic gibi aşırı alım-aşırı
satım göstergeleri piyasalar dar aralıkta seyir ederken iyi
çalışırlar, fakat piyasanın trende girdiği
anlarda pozisyonları başarısız bir şekilde
kapatırlar. VHF göstergesi, yatırımcılara
gösterge seçimi konusunda yardımcı olur. VHF,
birkaç farklı şekilde yorumlanabilir.
VHF değerinin yüksek olması piyasanın trend durumunda
olduğunu belirtir. VHF değeri ne kadar yüksek ise trendin
kuvveti de o kadar fazladır ve trend-izleyen göstergeler tercih
edilmelidir.
VHF'nin yönü, piyasanın trend durumunda olup
olmadığı hakkında bilgi verir. VHF'nin yükselmeye
başlaması trendin oluşmaya başladığını,
VHF'nin düşmeye başlaması ise piyasanın konsolidasyon
dönemine gireceğini gösterir.
VHF yüksek değerlere ulaştıktan bir süre sonra
konsolidasyon, düşük seviyelere geldikten bir süre sonra
ise trend oluşması beklenebilir.
VOLUME OSCİLLATOR
Volume Oscillator, hisse senedinin işlem hacminin iki
ayrı hareketli ortalaması arasındaki değer
farkını gösterir. Gösterge gerçek değer veya
yüzde olarak ifade edilebilir. Bu gösterge, işlem hacmi trendinin
yönünü saptamak için kullanılır.
Sıfır seviyesinin üstüne
çıkıldığında, işlem hacminin kısa
vadeli hareketli ortalamasının işlem hacminin uzun vadeli
hareketli ortalamasının üstüne
çıktığı, dolayısıyla kısa vade
işlem miktarının yükseliş yönünde
olduğu anlaşılır. İşlem hacmi trendi,
yatırımcıyı birçok konuda aydınlatabilir.
Yaygın bir kanıya göre, Fiyatlar yükselirken işlem
hacminin yükselmesi ve fiyatlar düşerken işlem hacminin
düşmesi piyasanın yükseliş eğiliminde olduğu
anlamına gelir. Tersi bir şekilde, fiyatlar düşerken
işlem hacminin yükselmesi ve fiyatlar yükselirken işlem
hacminin düşmesi piyasanın düşüş
eğilimi gösterir.
CHAİKİN’S VOLATİLİTY
Chaikin's volatilite, hisse senedinin yüksek ve
düşük fiyatlarını karşılaştıran
bir göstergedir.
Piyasanın tepe noktalarının oluştuğu yerlerde volatilite
yükselir (bu dönemlerde yatırımcılar asabi ve
kararsız olurlar), dip noktalarının oluştuğu yerlerde
ise volatilite düşer (bu dönemlerde yatırımcılar
sıkılırlar).
Kısa vadeli bir dönemde volatilite’nin yükselmesi dip
noktasının kısa bir süre içinde
gerçekleşeceğini (panik satış dönemi), volatilite’nin
uzun vadeli bir periyotta düşmesi ise tepe noktasının
yaklaştığını belirtir (yükseliş trendinin
olgunlaşma durumu). Diğer bütün göstergelerde
olduğu gibi, bu gösterge de hareketli ortalama sistemi veya
başka göstergelerle desteklenerek kullanılmalıdır.
VROC
Volume ROC, Price ROC ile aynı şekilde
hesaplanır. Aradaki fark, Price ROC'un kapanış
fiyatını, Volume ROC'un ise işlem hacmini kullanmasından
kaynaklanır. Hemen hemen bütün önemli formasyonlar (dip ve
tepe noktaları, trend kırılması), işlem hacminde
büyük bir artışla beraber görülür. Volume
ROC, işlem hacminin hangi hızda değiştiğini
gösterir.
BAŞ VE OMUZLAR MODELİ
Diğer tersine-dönüş modellerinin hemen
hepsi baş ve omuzlar modelinin varyasyonudurlar. Bir ana yukarı-trend’de,
bir dizi yükselen tepe ve tabanların momentum kaybetmeye
başladığı bir durumu düşünelim. Bu süre
içinde arz ve talep nispeten denge içindedir. Bu
dağıtma aşaması tamamlanınca, yatay hareketin
tabanındaki destek seviyeleri kırılır ve yeni bir
aşağı-trend ortaya çıkar.
Bu durumun, tepede oluşmuş olan bir baş ve omuzlar formasyonunda
nasıl göründüğüne bakalım (Bkz. Şekil:
5-1a ve b). A noktasında, yukarı-trend henüz bir tepenin
oluştuğuna dair bir sinyal vermeden yol almaktadır. Fiyat daha
yüksek yeni tepeler oluşturdukça işlem hacmi de
artmaktadır ki, bu normaldir. B noktasına doğru oluşan
düzeltme dalgası sırasındaki işlem hacmi
düşmüştür ki bu da beklenen şekildedir. C
noktasında, dikkatli bir analizci A'ya doğru olan dalga
sırasında gerçekleşen işlem hacminin bir önceki
dalgaya göre daha az olduğunu fark etmiş olabilir. Bu durum
kendi içinde çok önemli olmamakla birlikte, analizcinin
kafasında yeşil bir ışık yakar.

Şekil 5.1a Şekilde baş ve omuzlar modeli
görülüyor. Bu modelin tabanda oluşan biçimi, zirvede
oluşan biçiminin aynada yansıması gibidir. Önem
taşıyan tek farklılık, modelin ikinci yarısında
işlem hacmi modelinde ortaya çıkan
farklılıktır. Bu modelde, baş’tan yukarıya
doğru olan hareket sırasındaki işlem hacmi daha yüksek
olmalıdır ve omuz çizgisinin
kırılışında işlem hacminde patlama
görülmelidir. Omuz çizgisi kırıldıktan sonra
omuz çizgisine doğru bir geri dönüş hareketine bu
modelde çok daha sık rastlanır.
Daha sonra fiyatlar D noktasına doğru düşmeye başlar.
Düşüş daha önceki tepe olan A noktasından daha
aşağıda bir yerlere kadar sürer. Bir
yukarı-trend’de geçilmiş olan bir tepenin daha sonraki
düzeltmelerde destek seviyesi olduğunu anımsayalım. A noktasının
altına düşülmesi ve neredeyse, bir önceki
düzeltmenin tabanı olan B noktasına kadar gerilenmesi
yukarı-trend’de bir şeylerin yanlış gidiyor
olduğuna ilişkin bir diğer uyarıdır.
Piyasa yeniden E noktasına doğru bir çıkış
başlatır ve bu kez daha da düşük işlem hacmi ile
C noktasındaki önceki tepeye erişemez. Bir
yukarı-trend’in sürebilmesi için her bir yüksek
noktasını kendisinden bir önceki yüksek noktayı geçebilmesi
gerekir. E noktasına doğru olan çıkışın
bir önceki tepe olan C noktasına erişmemiş oluşu, yeni
bir aşağı-trend için gerekli olan koşulların
yarılanmasının sağlanmış olmasıdır
(düşen tepeler).
Zaten, ana trend çizgisinin (1 çizgisi) çoktan
kırılmış oluşu da bir diğer tehlikeli sinyaldir.
Fakat tüm bu uyarılara karşın, bu noktada tüm bilebileceğimiz
şey, trendin yukarı-trend’den yatay trende
değişmiş olduğudur.
Boyun Çizgisinin Kırılması Modeli Tamamlar
Artık şimdi son iki tabanları birleştiren (B ve D
noktaları) bir trend çizgisi {boyun çizgisi (2
çizgisi)} çizebiliriz. Bu çizgi tepelerde genellikle
hafifçe yukarıya doğru eğimli olur (bazen yatay bir
çizgidir, nadiren de aşağı doğru eğimlidir).
Tepede oluşan baş ve omuzlar formasyonunu tanıyabilmenin en
önemli göstergesi boyun çizgisinin altında
gerçekleşen bir kapanıştır. Böylelikle B ve D
tabanları birleştirilerek çizilmiş olan trend
çizgisi ve D noktasındaki destek kırılmış olur
ve yine böylelikle yeni bir aşağı-trend için gerekli
olan düşen tepe ve tabanlar da ortaya çıkmış
olur. Şimdi, C, D, E ve F noktalarının oluşturduğu
tepe ve tabanlar yardımıyla yeni aşağı-trend’i
tanıyabiliriz. Boyun çizgisinin kırılışı
sırasında işlem hacmi artar.

Şekil 5.1b Pimaş’ın grafiğinde tepede ortaya
çıkmış olan bir baş ve omuzlar modeli
görülüyor.
Geriye Dönüş Hareketi
Boyun çizgisi kırıldıktan sonra çoğunlukla, D
noktasına ya da boyun çizgisine kadar süren bir geriye
dönüş hareketi yaşanır (Şekil 5.1a’daki G
noktası). Geriye dönüş hareketi her zaman oluşmayabilir
ya da boyun çizgisine kadar sürmeyebilir. Boyun çizgisinin
kırılışı sırasında gerçekleşen
işlem hacmi yüksek olur ise, bu durumda bir geriye
dönüş hareketine daha az rastlanır. Eğer boyun
çizgisi düşük işlem hacmi ile
kırılırsa muhtemelen bir geriye dönüş hareketi
gerçekleşir ancak, geriye dönüş hareketi
sırasında işlem hacmi düşük şekilde seyreder
ve daha sonra bunu takip eden aşağı-trend sürecindeki işlem
hacmi dikkati çekecek şekilde yüksek olur.
Özet
Bir tepede oluşan bir baş ve omuzlar modelinin temel
bileşenlerini yeniden gözden geçirelim.
1. Bir yukarı-trend,
2. Yüksek işlem hacmiyle oluşan bir sol omuz (A noktası) ve
bunu takip eden B noktasındaki düzeltme tabanı,
3. Yeni bir yüksek tepe fakat düşük işlem hacmi (C
noktası),
4. Daha önceki tepenin (A noktasındaki) daha
aşağılarına, bir önceki tabana (D noktasına)
kadar yaklaşan bir düşüş,
5. Baş’ın tepesine (C noktası) erişemeyen,
oldukça düşük işlem hacmiyle
üçüncü bir çıkış hareketi (E
noktası),
6. Boyun çizgisinin altında gerçekleşen bir
kapanış,
7. Boyun çizgisine doğru bir geriye dönüş hareketi
(G noktası) ve bunu takip eden yeni düşük değerler.
Tanımladığımız üç tepede görülen
nedir?
Orta tepe (baş) her iki omuzdan (A ve E noktaları) bir miktar daha
yukarıdadır. Ancak model, boyun çizgisi kapanış
fiyatı temelinde kırılmadıkça tamamlanmış
olmaz. Burada yine %3'lük geçiş ölçütü
(ya da bu ölçütün başka biçimleri) ya da omuz
çizgisinin altında iki gün üst üste
kapanış gerçekleşmesi (iki gün kuralı), boyun
çizgisinin kırılmış olması konusunda
onaylayıcı ek işaretler olarak kullanılabilir. Fakat yine
de, aşağı-trend ortaya çıkıncaya kadar, modelin
gerçekten bir baş ve omuzlar formasyonu olmaması ve
yukarı-trend’in bir yerlerde hareketini sürdürmesi
ihtimali her zaman vardır.
İŞLEM HACMİNİN ÖNEMİ
Bütün fiyat modellerinde olduğu gibi, yukarı-trend’in
tepesinde oluşan baş ve omuzlar modelinin gelişiminde de
işlem hacminin önemli bir rolü vardır. Genel bir kural
olarak, ikinci tepenin (baş) oluşumundaki işlem hacmi, sol
omuzun oluşumundaki işlem hacmine göre daha
düşüktür. Bu tam bir gereklilik değilse de, erken bir
sinyal olması açısından önemlidir.
En önemli işlem hacmi sinyali, üçüncü tepenin
(sağ omuzun) oluşması sırasında ortaya
çıkar. İşlem hacmi sağ omuzda, önceki iki
tepeden dikkati çekecek şekilde daha az olmalıdır.
İşlem hacmi boyun çizgisinin kırılışı
sırasında artar, geriye dönüş hareketi
sırasında azalır ve geriye dönüş hareketinin
tamamlanması ile yeniden artar.
Daha önce de değindiğimiz gibi işlem hacmi, piyasanın
tepelerinde fazla önemli değildir. Fakat bazı durumlarda,
eğer yeni ortaya çıkmış olan
aşağı-trend sürme eğilimindeyse işlem hacmi de
artmaya başlar. İşlem hacmi, kısaca üzerinde
durulması gereken bir konu olarak, piyasanın tabanlarında daha
belirleyici bir rol oynar.
FİYAT HEDEFİNİN BULUNMASI
Bir fiyat hedefini belirleyebilmenin yöntemi, fiyat modelinin
yüksekliğine dayanır. Önce "baş"tan (C
noktası) omuz çizgisine kadar olan düşey mesafe
ölçülür ve bu mesafe boyun çizgisinin
kırıldığı noktadan aşağı doğru
uzatılarak fiyatın düşüş hedefi bulunur.
Örneğin; "baş"ın üst noktasının
100'de ve omuz çizgisinin 80'de bulunduğunu kabul edelim. Bu
şekilde düşey mesafe 100–80=20 olacaktır. Omuz
çizgisinin kırıldığı yerden
aşağı doğru bu 20 birim ölçülür.
Eğer şekil 5-a'daki boyun çizgisi,
kırıldığı zaman 82'de bulunuyor olsaydı o zaman
aşağı doğru fiyat hedefi 82–20=62 olacaktı.
Aynı ölçüm için daha kolay bir teknik,
düşüşün ilk dalgasının (C ve D
noktaları) ölçülmesi ve bu değerin 2 ile
çarpılması, da kullanılabilir. Bu iki teknikten hangisi
kullanılırsa kullanılsın, bu modelin yüksekliği
ne kadar büyük olursa, fiyat hedefi de o kadar büyük olur.
Şu görülüyor ki, fiyat, boyun çizgisinin
üzerinde hangi yüksekliğe çıkmış ise,
boyun çizgisinin altında da aynı mesafede yol alır.
Çubuk grafiklerinin hemen tüm fiyat hedefleri, çeşitli
modellerin yüksekliğine ya da hareketliliğine dayanır.
Şunu daima hatırlamakta yarar var ki, ölçülen fiyat
hedefi yalnızca minimum hedeftir. Fiyatlar çoğu zaman bu
minimum hedeflerden daha ilerilere giderler. Ancak minimum hedefi bilebilmek,
piyasada pozisyon açmak ya da kapatmak için yeterli potansiyel
olup olmadığını önceden belirleyebilmekte
yararlıdır. Eğer piyasa minimum fiyat hedefini geçerek
yoluna devam ederse, bu da pastanın kreması olur.
Maksimum fiyat hedefi ise, bir önceki hareketin
bütününün boyu kadardır. Eğer önceki
boğa piyasası 30'dan 100'e gitmiş ise, o zaman, bir zirvede
ortaya çıkmış olan fiyat modelinden aşağı
doğru maksimum fiyat hedefi, yukarı hareketin tümünün
30'a kadar geri alınması olacaktır.
Fiyat Hedeflerinin Düzenlenmesi
Fiyat hedefleri bulunmaya çalışılırken bir dizi
başka etken de hesaba katılmalıdır. Yukarıda
incelediğimiz, tepede oluşan baş ve omuzlar formasyonunun ve
diğer fiyat modellerinin ölçüm teknikleri yalnızca ilk
adımdır. Hesaba katılması gereken diğer birçok
teknik etken vardır. Örneğin; önceki yukarı hareket
sırasında, düzeltme hareketlerinin tabanları olarak
belirgin destek seviyeleri nerelerdir? Düzeltme hareketleri genellikle bu
noktalarda dururlar.
Yüzde geri çekilmeler nelerdir? Maksimum geri çekilme hedefi
önceki yukarı hareketin %100 geri çekilmesidir. Fakat acaba,
%50 ve %66 geri çekilme seviyeleri nelerdir? Bu seviyeler piyasaya
genellikle önemli destek sağlayan seviyelerdir. Geri kalmış
anlamlı fiyat boşlukları var mı? Fiyat boşlukları
da düzeltmeler de destek alanlarıdır.
Çizilebilen uzun dönemli trend çizgileri var mı? Teknik
analizci, fiyat modellerinin fiyat hedeflerini belirlemeye
çalışırken başka teknik araçları
değerlendirmelidir. Örneğin, aşağı doğru bir
fiyat ölçümünün 30'a kadar bir fiyat hedefi varsa ve
aynı zamanda 32'de belirgin bir destek seviyesi de varsa, bu durumda
teknik analizci, aşağı doğru fiyat ölçümünü
30 yerine 32 olarak belirleyebilme konusunda dikkatli olmalıdır.
Genel bir kural olarak; fiyat hedefinin ölçümü ve
belirgin bir destek ya da direnç seviyesi arasında
açıkça bir farklılık ortaya çıkarsa,
fiyat hedefini destek ya da direnç seviyesi olarak belirlemek
çoğu zaman daha güvenlidir. Teknik analizcinin elinde
birçok değişik teknik araç vardır. Usta teknik
analizci, bütün bu teknik araçları uyumlu bir
şekilde birleştirerek yerli yerinde kullanabilmelidir.
BAŞARISIZ BAŞ ve OMUZLAR MODELİ
Fiyatlar bir kere omuz çizgisine doğru yol aldıktan ve bir
baş ve omuzlar modeli tamamladıktan sonra, yeniden omuz
çizgisinin altına düşmemelidir. Bir tepede, omuz
çizgisi aşağıya doğru bir kere
kırıldıktan sonra, omuz çizgisinin üzerindeki daha
sonraki bir kapanış, omuz çizgisinin
kırılışının muhtemelen yanlış bir
sinyal olduğunu ve başarısız baş ve omuzlar modeli
denilen bir formasyonun oluştuğunu gösterir. Bu tip bir model,
başlangıçta klasik bir baş ve omuzlar modeline benzer
fakat bu modelin gelişiminin bir noktasında (omuz çizgisinin
kırılmasından önce ya da hemen sonra) fiyatlar kendi asıl
trendleri doğrultusundaki hareketlerine devam ederler.
Buradan iki önemli ders çıkar. Birincisi, grafik modellerinin
hiçbiri yanılmaz değildir. Grafik modelleri çoğu
zaman yararlı olsa da bu, her zaman işe yaradıkları
anlamına gelmez. İkinci ders, teknik analizcinin,
yaptığı analizin yanlış olduğu konusundaki
sinyallere karşı uyanık olması gerektiğidir.
BAYRAK FORMASYONLARI
Bayrak ve flama formasyonları piyasalarda
oldukça sık görülür. Her ikisi
çoğunlukla birlikte ele alınır çünkü her
ikisinin de ortaya çıkışları birbirinin
oldukça benzeridir, her ikisi de trendin yaklaşık aynı
aşamasında görünme eğilimindedirler ve her ikisinin de
ölçüm ve işlem hacmi ölçütleri
aynıdır.
Bayrak ve flama formasyonları, dinamik bir piyasa hareketi içinde
kısa ve özlü duraklamaları gösterirler. Esas olarak,
hem bayrak hem de flama formasyonu için gerekli olanlardan biri,
çok keskin ve neredeyse düz-çizgi şeklindeki bir
hareketin önceden var olmasıdır. Bayrak ve flama
formasyonları, şiddetli bir yukarı ya da aşağı hareket
sırasında, aynı yöndeki hızlı koşusunu
yeniden sürdürmeye başlamadan önce, bir "soluk"
alabilmek için piyasanın kısa duraklamalarıdır.

Şekil 6.7a Boğa piyasasına ait bir bayrak örneği
görülüyor. Bayrak çoğunlukla hızlı bir
hareketten sonra oluşur ve trenddeki açık bir duraksamayı
temsil eder. Bayrak trendin aksi yönünde eğim
taşımalıdır. Formasyonun oluşumu sırasında
işlem hacmi kuruyacak kadar azalmalıdır ve kopuştan sonra
işlem hacminde artış gözlenmelidir. Bayrak genellikle
hareketin orta noktalarına yakın bir yerde ortaya çıkar.
Bayrak ve flama formasyonları en güvenilir süreklilik
modellerindendir ve çok nadir olarak bir trend
dönüşü ortaya çıkarırlar. Şekil 6.7a
ve b'de bu iki model görülüyor. Öncelikle, formasyon
oluşumundan önce, yüksek işlem hacminin
eşliğinde, fiyatın dik çıkışına
dikkat edelim. Erteleme modelinin oluşumu sırasında işlem
hacmindeki düşüşe ve daha sonra fiyatın yukarı
doğru kopuşunda işlem hacminin yeniden patlamış
olduğuna da dikkat edelim.

Şekil 6.7b Şekilde boğa piyasasına ait bir flama
görülüyor. Flama küçük bir simetrik
üçgeni andırır fakat oluşumu hiç bir zaman
üç haftayı geçemez. Flamanın oluşumu
sırasında işlem hacminde düşüş
olmalıdır. Formasyon tamamlandıktan sonraki hareket formasyondan
önceki hareketin uzunluğu kadardır.
Bayrak ve Flama Formasyonlarının Oluşumu
Bu iki modelin oluşumu birbirinden bir miktar farklıdır. Bayrak,
önceki trendin aksi yönünde bir eğim taşıyan iki
paralel trend çizgisi ile bir paralel-kenar ya da dikdörtgeni
andırır.
Flama, ilerideki bir noktada birleşen iki trend çizgisi ve daha
yatay olması ile tanınır. Bu model, küçük bir
simetrik üçgene de çok benzer. Önemli bir koşul,
her iki modelin de oluşumu sırasında, işlem hacminin
dikkati çekecek biçimde azalması, adeta kurumasıdır.

Şekil 6.7c Tofaş Oto Fabrika, Aralık ayında bir bayrak
formasyonu ile bir yukarı hareket başlatıyor. Bir ay sonra
ikinci bir bayrak görülüyor ve hareket yine bir ay sonra ortaya
çıkan üçüncü bir bayrak ile
hızından bir şey kaybetmeden sürüyor. Şubat ayında
bir flama formasyonu oluşuyor ve bu formasyonun hedefine
ulaşmasının hemen arkasından ikinci bir flama formasyonu
daha ortaya çıkıyor.
Her iki model de kısa dönemli modellerdir ve bir ile üç
hafta arasında tamamlanmalıdırlar.
Aşağı-trend’lerde ortaya çıkan bayrak ve flama
formasyonlarının oluşumu daha da kısa sürer ve bir ya
da iki hafta içinde tamamlanırlar. Her iki model de, bir
yukarı-trend’de, üstteki trend çizgisinin kırılmasıyla
tamamlanmış olurlar. Alttaki trend çizgisinin
kırılması ise aşağı-trend’in hareketini
sürdürmesinin sinyalidir. Bu trendlerin
kırılışına yüksek işlem hacmi eşlik
eder. Her zaman olduğu gibi, bu modellerde de, yukarı hareketlerdeki
işlem hacmi aşağı hareketlerdeki işlem hacminden daha
önemlidir.

Şekil 6.7d 1995 yılının Şubat ayında
düşen kanalın direnç çizgisinin
kırılmasıyla bir yukarı-trend başlıyor. Mart
ayının başında görülen bayrak formasyonu
yukarı hareketin hızlı bir hareket olacağının ilk
sinyali oluyor. Mart ayının sonunda ortaya çıkan flama
formasyonu hızlı trendin süreceğinin ikinci göstergesi
oluyor. Haziran-Temmuz aylarında oluşan baş ve omuzlar
formasyonunun Ağustos ayında aşağı doğru
kırılmasıyla bir kaç ay süren ve bir kanal
içinde hareket eden bir düşüş başlıyor.
Boyun çizgisinin kırıldıktan sonra, daha sonraki geri
dönüş hareketinde nasıl bir direnç rolü
oynadığına dikkat edelim.
Ölçüm Teknikleri
Ölçüm teknikleri her iki modelde de birbirine benzer. Her iki
model de, hareketin ortalarında ortaya çıkarlar. Genel olarak,
bu formasyonların tamamlanışından sonraki hareketin
uzunluğu formasyonun başlamasından önceki hareketin
uzunluğu kadardır.
Özet
Bayrak ve flama modellerinin önemli noktalarının bir
özetini çıkaralım.
1) Her iki model de, yüksek işlem hacminin eşliğinde, hemen
hemen düz bir çizgisel hareketin (bu harekete bayrak direği de
denir) ardından ortaya çıkarlar.
2) Fiyatlar daha sonra, son derece düşük işlem hacminin
eşliğinde, bir ile üç hafta arasındaki bir süre
içinde bir duraklama yaşarlar.
3) Önceki trend, işlem hacmindeki bir patlamayla yoluna devam eder.
4) Her iki model de, piyasanın hareketinin orta noktası
civarında ortaya çıkar.
5) Flama, küçük bir yatay simetrik üçgene benzer.
6) Bayrak, sürmekte olan trendin aksi yönünde bir eğim
taşır ve küçük bir paralel-kenara benzer.
7) Her iki modelin aşağı-trend’deki oluşumları
daha kısa sürer.
8) Her iki model de piyasalarda oldukça sık görülür.
TERSİNE DÖNÜŞ MODELLERİ
FİYAT MODELLERİ
Fiyat modelleri, değişik kategoriler içinde
sınıflandırdığımız ve tahmin değeri
taşıyan, fiyat grafiklerinde görülebilen resimler ya da
formasyonlardır.
FİYAT MODELLERİNİN İKİ TİPİ:
TERSİNE-DÖNÜŞ MODELİ ve SÜREKLİLİK
MODELİ
Fiyat modellerinin iki ana kategorisi vardır: tersine-dönüş
modeli ve süreklilik modeli. Bu isimlerin kendilerinin ima ettiği
gibi, tersine-dönüş modelleri, trendde önemli bir
tersine-dönüş ortaya çıkıyor olduğuna
işaret ederler. Diğer tarafta süreklilik modelleri, var olan
trend, kendi orijinal hareketini devam ettirmeden önce, piyasanın
kısa vade içinde aşırı alınmış ya da
aşırı satılmış durumunu düzeltmek
üzere, yalnızca bir süre için duraksamasını
anlatır. Burada ustalık, fiyat modeli formasyonunun
oluşması sırasında, olabildiğince erken bir dönemde,
iki tip fiyat modeli arasındaki ayrımı yapabilmektedir.
Bütün fiyat modellerinde hacim, önemli bir onaylayıcı
(destekleyici) rol oynar. Kuşkulu durumlarda (çoğu zaman pek
çok kuşku vardır), fiyat grafiğinin yanında hacim
modelinin incelenmesi, fiyat modeline güvenilip güvenilemeyeceği
konusunda karar verici bir etken olabilir.
Bunun yanında hemen tüm fiyat modellerinin, teknik analizcinin
minimum fiyat hedeflerini belirleyebilmesi için, belli
ölçüm teknikleri vardır. Bu fiyat hedefleri, daha sonraki
fiyat hareketinin uzunluğunun yalnızca yaklaşık
değerleri olsalar da, yatırımcıya risk-getiri
oranını belirleyebilmesi açısından
yardımcı olurlar.
Bütün Tersine Dönüş Modellerinde Ortak Olan Temel
Noktalar
Ana tersine-dönüş modellerinin teker teker tartışmasına
başlamadan önce, tüm tersine-dönüş modellerinde
ortak olan birkaç temel noktayı sıralayalım.
1. Herhangi bir tersine-dönüş modelinin ilk koşulu,
öncül bir trendin var olmasıdır.
2. Yaklaşmış olan trend dönüşünün ilk
sinyali genellikle önemli bir trend çizgisinin
kırılmasıdır.
3. Fiyat modeli ne kadar genişse, daha sonraki hareket o derece
büyük olur.
4. Tepede oluşan fiyat modelleri, tabanda oluşan fiyat modellerine
göre daha kısa sürelidirler.
5. Tabanda oluşan fiyat modellerinde fiyat aralıkları
dardır ve bu modeller daha uzun zamanda oluşurlar.
6. İşlem hacminin önemi, tepede oluşan fiyat modellerinde
daha fazladır.
Öncül Bir Trendin Var Olması
Herhangi bir tersine-dönüş modeli için, ana bir trendin
varlığı önemli bir öncüldür. Bir başka
deyişle, piyasanın tersine döndürebileceği bir
şeyleri olmalıdır. Grafik üzerinde bazen,
tersine-dönüş modellerinden birine benzeyen bir formasyon
oluşur. Ancak eğer o model oluşmadan önce bir trend yok idi
ise, tersine döndürülecek bir şey yok demektir ve o model
kuşkulu bir modeldir. Belli fiyat modellerinin trend içinde nerede
buluştuğunun bilinmesi fiyat modelini tanımlayabilmekte
önemli bir rol oynar.
Tersine döndürülecek olan öncül bir trendin
olması, aynı zamanda ölçüm için de
gereklidir. Daha önce de değindiğimiz gibi,
ölçüm tekniklerinin hemen tamamı yalnızca minimum
fiyat hedeflerini verirler. Maksimum fiyat hedefi ise, önceki hareketin
toplam uzunluğu kadardır. Eğer ana bir boğa piyasası
ortaya çıkmışsa ve ana bir tepe formasyonu
oluşmuşsa, potansiyel bir aşağı doğru hareketin
maksimum uzunluğu boğa piyasasının %100 geri
çekilmesi kadar olur ya da bir başka deyişle
başlanılan noktaya geri dönülür.
Önemli Trend Çizgilerinin Kırılması
Yakın zamandaki bir trend dönüşümünün ilk
sinyali genellikle önemli bir trend çizgisinin
kırılmasıdır. Ancak, ana bir trend çizgisinin
kırılışı zorunlu olarak bir trend
dönüşünün sinyali değildir. Bu durum
yalnızca trenddeki bir değişikliğin sinyalidir. Bir ana
yukarı-trend çizgisinin kırılması, yatay bir fiyat
modelinin başlangıcına işaret edebilir. Ana bir trend
çizgisinin kırılması bazen fiyat modelinin
tamamlanışı ile aynı zamana rastlar.
Fiyat Modeli Ne Kadar Geniş İse Daha Sonraki Hareket O Derece
Büyük Olur
Burada kullandığımız "geniş"
sözcüğü, fiyat modelinin yüksekliğini ve enini
anlatır. Yükseklik, fiyat modelinin hareketliliğini
ölçer. Genişlik ise, fiyat modelinin oluşması ve
tamamlanması sürecinde geçen süredir. Fiyat modelinin boyutları
ne kadar büyük olursa (fiyat modeli içindeki fiyat
dalgaları ne kadar geniş olursa ve formasyonun oluşması ne
kadar uzun sürerse) fiyat modeli daha önemli bir hale gelir ve
gelecekte bir fiyat hareketinin ortaya çıkması daha
büyük ihtimal taşır.
Zirve ve Tabanlar Arasındaki Farklılıklar
Tepede oluşan fiyat modelleri, tabanda oluşan fiyat modellerine
göre daha hareketlidirler ve daha kısa sürelidirler. Tepede
oluşan fiyat dalgalanmaları da daha geniş ve daha
şiddetlidir. Tepelerin oluşması, genellikle daha kısa sürede
gerçekleşir. Tabanlar ise genellikle daha dar fiyat hareketlerine
sahiptirler fakat oluşmaları daha uzun sürer. Bu nedenle,
piyasanın tepelerini yakalayabilmek tabanları yakalayabilmekten daha
zordur.
İşlem Hacminin Önemi Zirvede Oluşan Fiyat Modellerinde Daha
Fazladır
İşlem hacmi, piyasanın trendi yönünde artar ve
tüm fiyat modellerinin tamamlanmasında önemli bir
onaylayıcı etken olur. Her fiyat modelinin
tamamlanışına, işlem hacmindeki dikkat çekici bir
artış eşlik etmelidir.
CCI
CCI, fiyatların istatistikî ortalamaya
göre değişimini gösterir. Yüksek CCI değerleri
fiyatların ortalama seviyeye göre alışık olmadık
şekilde yüksek olduğunu, düşük CCI değerleri
ise alışık olmadık şekilde düşük olduğunu
gösterir. CCI iki şekilde yorumlanabilir.
Piyasanın yeni yüksek seviyelere ulaşmasına rağmen,
CCI'nın daha önceki yüksek seviyelerini geçememesi
durumunda bir düzelme hareketi beklenebilir.
CCI genellikle +100 ve -100 değerleri arasında hareket eder. +100
değerinin üzerine çıkması aşırı
alım durumunu, -100 seviyesinin altına inmesi ise
aşırı satım durumunu gösterir. Bu durumlarda
piyasanın düzelme yapması beklenebilir.
CHAİKİN OSCİLLATOR
Chaikin Oscillator, 3 günlük
Birikim/Dağılım hareketli ortalamasından 10
günlük Birikim/Dağılım hareketli
ortalamasının çıkarılmasıyla elde edilir.
İki şekilde yorumlanabilir:
Fiyatlar aşırı-alım/aşırı-satım
bölgelerinde yeni yüksek veya yeni düşük
değerlere ulaşırken, indikatörün yeni yüksek veya
yeni düşük değerlere ulaşamayarak yön
değiştirmesi piyasanın yön değiştireceği
şeklinde yorumlanabilir.
İndikatör yön değiştirip trend ile aynı yöne
dönerse alım veya satım sinyali oluşur. Örneğin,
bir hisse senedinin değeri 90 günlük hareketli
ortalamasının üstünde iken yükseliş trendinde olduğunu
kabul edersek, indikatörün negatif bölgede iken yukarı
yöne doğru hareket etmesi alım sinyali şeklinde
yorumlanır. Aynı şekilde, hisse senedi değerinin
90-günlük hareketli ortalamasının altında iken,
indikatörün pozitif bölgede bulunurken aşağı yöne
dönmesi satım sinyali olarak kabul edilebilir.
ÇİVİ FORMASYONLARI
Oluşumu sırasında tanımlanması en
güç olan fakat nadir olarak da olsa
karşılaşılan bir model de V veya çivi formasyonudur.
Gerçekte tabanda veya tepede oluşan V formasyonunu (veya
çivi) tanımlayabilmek çok güçtür.
Çünkü bu formasyon gerçekte bir model değildir.
İncelediğimiz bütün tersine-dönüş modelleri
trend içinde aşamalı bir değişim süreci
izlerler. Var olan trend, arz ve talep güçlerinin nispi bir dengeye
ulaştığı bir noktaya kadar aşamalı olarak
yavaşlar ve alıcılar ve satıcılar arasında, bu
trendin sürecek mi yoksa tersine mi dönecek olduğunu belirleyen
bir savaş kopar.
Fiyatlar, bir süre yatay bir hareket içine girerler ki bu arada
analizci, piyasanın hareketini incelemeye ve piyasanın gelecekteki
yönü konusunda ipuçları yakalayabilmeye vakit bulur. Bu
süreçte fiyatların bir geçiş aşamasında
olduğu söylenir. Tersine-dönüş modellerinin hemen
hepsi için var olan durum budur.
Bununla birlikte V modeli, piyasanın aşamalı şekilde
yön değiştirme eğiliminden kökten bir
farklılığı temsil eder. Bu, küçük bir
sinyalle ya da hiçbir sinyal vermeden trendin aniden tersine
dönüşüdür. Bunu, aksi yönde ani ve
hızlı bir hareket takip eder. V modeli, model olmayan bir modeldir çünkü
ortaya çıktıktan sonra model olduğu
anlaşılabilen bir model olamaz.
Çoğu zaman bu hareketler, anahtar tersine-dönüş
günleri ya da ada tersine-dönüşleri olarak belirlenirler.
Bu durumda analizci bu modelleri, modellerin oluşumu sırasında
önceden tahmin edebilmek, tanımlayabilmek (ya da en azından
kuşkulanmak) ve uygun tutumu alabilmek için ne yapabilir? Bu soruları
yanıtlayabilmek için, tepede oluşan bir V modeline daha
yakından bakalım (bkz. Şekil 5.9a, b ve c).

Şekil 5.9a Tepedeki bir V ya da çivi örneği
görülüyor. Modelin bu biçimi genellikle piyasanın
yukarıya doğru aşırı derecede yol almış
olduğu hızlı bir boğa trendinden sonra ortaya
çıkar. Geriye dönüş çoğunlukla bir
anahtar tersine dönüş günü ya da bir ada
dönüşüyle gerçekleşir. Piyasa bir
boşluğa düşmüşçesine aniden yön
değiştirir

Şekil 5.9b Tabandaki bir V ya da çivi formasyonu örneği
görülüyor. Aşağı-trend hiçbir
geçiş zamanı ve fırsatı tanımadan hızla
bir yukarı-trend’e döner. Çivi formasyonu muhtemelen
belirlenebilmesi en güç olan fiyat modelidir.
İlk olarak, öncül bir trend vardır. Bu öncül
trend çoğu zaman, hareketi boyunca çok az ve genellikle
küçük düzeltmeler yapan bir kaçış
hareketidir ve genellikle, geride fiyat boşlukları kalır. Bu
durum, bir şeylerin kontrol dışına
çıktığı ve tüm normal beklentilerin
ötesine geçildiği bir durumdur. Hemen tüm profesyonel
analizciler, bu durumlarda uyanık olabilme konusunda ders
almışlardır.

Şekil 5.9c Petkim’in grafiğinde çivi formasyonu
görülüyor. Grafikte yukarı harekette fiyat
boşlukları görüldüğüne dikkat edelim.
Sizin de hayal edebileceğiniz gibi doğal olarak bu gibi hızla
kaçan piyasa koşullarında trene atlayabilmek bütün
analizcilerin rüyasıdır. Fakat bir noktada en deneyimli analizci
bile hareket sürerken tedirgin olmaya başlar. Bu, bir kaplan
sürmeye benzetilebilir. Kaplanı yakalayıp üzerine
binebilmek de bir başka iştir. Burada dikkat gerektiren sorun,
hiçbir yara almadan ve saygınlıkla nasıl veya ne zaman
piyasadan çıkılacağıdır.
Bunun nedeni, hızla hareket eden piyasaların, bir yönde
çok aşırı ilerlemeleri gibi kötü bir
yanları vardır ki, böyle piyasalar çoğunlukla
aşırı gerilmiş bir lastik gibi aksi yönde ani bir
hareket başlatırlar. Bu ani tersine dönüşler
genellikle küçük ya da hiçbir uyarı olmadan ortaya
çıkarlar.
V Tersine-Dönüş Modelinin Önkoşulları
Bir çivi ya da V modeli için esas önkoşul, çok
dik (aşağı ya da yukarı) ya da hızla koşan bir
trenddir. Gerçek dönüş, çok yüksek işlem
hacminin eşlik ettiği bir anahtar tersine-dönüş
günü ya da bir ada tersine-dönüş modeliyle karakterize
olur. Bazen böyle bir tersine-dönüşe eşlik eden tek
geçerli trend sinyali, oldukça dik bir trend çizgisinin
kırılmasıdır. Böyle bir durumda hareketli ortalamalar
çok yararlı değildir çünkü hareketli
ortalamalar doğaları gereği hızlı fiyat hareketlerini
takip edemez ya da bir başka deyişle bu hareketin gerisinde
kalır.
Daha sonraki tersine hareket çok kısa bir süre içinde,
önceki trendin önemli bir oranını (1/3'den 1/2'ye kadar)
geri alır. Aksi yönde ani hareketin bu önemli nedenlerinden
biri, önceki trend sırasında destek ve direnç
çizgilerinin olmayışı ve geride çok fazla fiyat
boşluğu bırakılmış olduğu için geride
çok fazla "hava" kalmış olmasıdır.
Analizcinin açmazı, güçlü bir trend ile hareket
eden piyasanın içinde ne kadar bekleyeceğidir. Analizci,
koruyucu "stop noktaları" koyarak kârının
büyümesine izin verebilir. Bu, trendin ani olarak tersine
dönüşüne karşı korunurken, kârların
birikmesine de izin vermenin genel bir yoludur.
Kaçış hareketleri ve bu tür trendleri durduran ani V
tersine-dönüş hareketleriyle ilgili sorun, aksi yöndeki
hareketlerin, kitaplarda yazılı olan stop noktaları kullanılarak
bile olsa, piyasadan çıkışı
olağanüstü güçleştirmesidir. Eğer analizci
bu tür tepelerde önce davranıp kârını realize
ederse, bunun sonucu genellikle çok daha yüksek kârların
kaçırılarak piyasadan çıkılmış
olunması olur. Ancak, zengin olmanın kolay olduğunu da kimse
söylememiştir. Burada esas olarak, piyasanın tabanlarından
çok tepelerinden söz ediyoruz. V modeli, piyasanın hem
tepesinde hem de tabanında oluşabilse de, en dramatik örnekler
tepelerde yaşanır.
Uzamış V Tersine Dönüş Modelleri
V tersine-dönüş modelinin bir biçimi de uzamış
V'dir. Bu model, piyasa döndükten kısa bir süre sonra
küçük bir platformun oluşmasının
dışında, temel olarak V modeliyle aynıdır. Platform
genellikle, Şekil 5.10a'da da görüldüğü gibi,
grafiğin sağ tarafında oluşur. Platform, bayrak modeline
benzeyen bir biçimde, yeni trendin aksi yönünde hafifçe
bir eğim ile hareket eder.
Platform bir tepede yukarı doğru, bir tabanda ise
aşağı doğru eğimlidir ve platformun oluşumunda
işlem hacmi azalır. Uzamış V tersine-dönüş
modeline, asıl V modeline göre daha az rastlanır ancak bu model
analizciye, hem var olan pozisyonlarını tasfiye edebilmekte, hem de
yeni trend yönünde yeni pozisyon açabilmekte büyük
fırsatlar tanır.

Şekil 5.10a Uzamış bir tepe V modeli örneği
görülüyor. Piyasanın dönüşünden hemen
sonra küçük bir platform oluşur ve bu platform
çoğunlukla yeni aşağı-trend’in aksi
yönünde bir eğim taşır. Platformdan kopuş trendin
tersine-dönüş’ünü tamamlar.

Şekil 5.10b Sol tarafta uzamış bir tepe V formasyonu
görülüyor. Modelin oldukça az rastlanan bu biçimi,
platformun piyasanın dönüşünden önce
oluşmasının dışında normal uzamış
V’nin benzeridir.
Sol Tarafta Uzamış V Tersine-Dönüş Modeli
Uzamış V modelinin daha da nadir rastlanan bir biçimi, piyasa
dönmeden önce, grafik modelinin sol tarafında düşen
bir platform oluşmasıyla (bkz. Şekil 5.10b) ortaya
çıkar. Bu model, piyasa döndükten sonra çok
yararlı olmasa da, platformun en düşük noktası
grafikte bize bir destek noktası verir ki, daha sonra bu destek
noktası kırıldığı zaman tersine-dönüş
modeli de tamamlanmış olur. Platformun bu en düşük
noktası aynı zamanda, piyasanın
düşüşünü yavaşlatan geçici bir destek
de sağlayabilir ki bu da analizciye hareket edebilme zamanı
sağlar.
BOLİNGER BANDS
Bollinger Bands, "Moving Average Envelopes" a
benzer. Envelopes, hareketli ortalamanın belli bir yüzde
üstüne ve altına çizilir, Bollinger Bands ise hareketli
ortalamanın yukarı ve aşağı yönde standart sapma
değeri kadar kaydırılması ile elde edilir.
Standart Sapma piyasanın hareketliliğinin göstergesi olduğu
için Bollinger Bands hareketliliğe göre kendini ayarlar. Yani,
hareketli piyasalarda genişleyip, durgun piyasalarda ise daralırlar.
Bollinger Bands'in temel yorumlanışı, piyasanın üst ve
alt bantlar içerisinde kalacağı şeklindedir.
—Hareketliliğin azaldığı ve dolayısıyla
bandların daraldığı dönemlerin ardından hızlı
fiyat değişiklikleri görülebilir.
—Fiyatlar bandların dışına
çıktığı zaman, mevcut trendin devam edeceği
kabul edilebilir.
—Bandların içinde gerçekleşen dip ve tepe
noktalarının ardından bandların dışında
oluşacak dip ve tepe noktaları mevcut trendin yön
değiştirebileceğinin habercisi olabilir.
-Bir bandtan başlayan hareketlenmenin öbür banda kadar devam
etme eğilimi vardır. Bu gözlem fiyat hedefleri belirlemede
yardımcı olabilir.
DESTEK VE DİRENÇ
Tabanlar ya da bir başka deyişle geriye
dönüşlerde oluşan düşük fiyat
değerlerine destek denir. Destek terimi, satıcıların
baskısına karşı alıcıların daha
güçlü çıktığı bir piyasanın
grafik üzerindeki seviye veya bölgesini anlatır. Böyle bir
durum, bir düşüşün durduğu ve fiyatların
yeniden hareketlendiği bir durumdur.
Direnç ise desteğin tersidir ve satış
baskısının hâkim olduğu, fiyatın
yükselişinin geriye döndüğü, piyasanın
üzerindeki bir alanı ya da fiyat seviyesini temsil eder. Bir
direnç seviyesi, genellikle bir önceki tepe ile
tanımlanır. Şekil 4.3a’da, 1 ve 3 noktaları
direnç seviyeleridir. Şekil 4.3a bir yukarı-trend’i
gösteriyor. Bir yukarı-trend’de destek ve direnç
seviyeleri bir yükselen model ortaya çıkartırlar.
Şekil 4.3b’de, alçalan tepe ve tabanlarıyla bir
aşağı-trend görülüyor. Bir aşağı-trend’de,
1 ve 3 noktaları piyasanın altındaki destek seviyeleri ve 2 ve 4
noktaları da piyasanın üzerindeki direnç
noktalarıdır.
Bir yukarı-trend’de direnç seviyeleri, o
yukarı-trend’deki duraklamaları temsil eder ve bu seviyeler
genellikle belli bir noktada geçilirler. Destek seviyeleri, bir
aşağı-trend’de düşüşü
sürekli olarak durdurabilmekte yetersiz kalırlar fakat
düşüşü en azından geçici olarak kontrol
edebilirler.
Trend kavramının tam olarak anlaşılabilmesi için
destek ve direnç kavramlarının tam olarak kavranmaları
gerekir. Bir yukarı-trend’in sürebilmesi için, birbirini
takip eden her bir düşük seviyenin (destek seviyesinin)
kendisinden bir önceki düşük seviyenin üzerinde olması
gerekir. Daha yukarıda oluşan her bir yüksek seviye
(direnç seviyesi) kendisinden bir önceki yüksek seviyeden daha
yukarıda olmalıdır. Bir yukarı-trend’in
düzeltmesinin dip noktası bir önceki düşük
seviyeye kadar uzanırsa bu durum, yukarı-trend’in sonuna
yaklaşıldığının ya da en azından bir
yukarı-trend’den bir yatay trende geçildiğinin bir erken
uyarısı olabilir. Eğer destek seviyesi kırılırsa,
bu durumda trendin yukarıdan aşağıya dönüyor
olduğu akla gelir.
Bir önceki direnç tepesinin her test
edilişinde, yukarı-trend özellikle kritik bir
aşamadadır. Bir yukarı-trend’de bir önceki tepenin
geçilemeyişi ya da bir aşağı-trend’de bir
önceki destek tabanının altına düşülmemesi
genellikle, var olan trendin değişiyor olduğunun ilk sinyalidir.
4.4a’dan c’ye kadar olan şekiller klasik
tersine-dönüş’lerin örnekleridir. Şekil
4.4a’da, 5 noktasında fiyatların bir önceki tepeyi (3
noktası) geçememiş olduklarına dikkat edelim. Bu tip
tersine-dönüş, destek ve direnç seviyelerinin
basitçe gözlenmesiyle tanınabilir.
Destek ve Direnç Seviyeleri Rollerini Nasıl Değiştirirler
Şu ana kadar "destek"i, bir önceki düşük
seviye ve "direnç"i de bir önceki yüksek seviye
olarak tanımladık. Ancak bu her zaman böyle olmaz. Bu durum bizi
destek ve direncin az bilinen ve ilginç yönlerinden birine
taşır: destek ve direnç, rollerini değiştirirler.
Bir destek ya da direnç seviyesi anlamlı bir miktarda
geçilirse, destek ve direnç rollerini değiştirir ve tam
ters bir şekle dönüşür. Diğer bir deyişle,
bir direnç seviyesi destek, bir destek seviyesi de direnç haline
gelir. Bunun neden böyle olduğunu anlayabilmek için, destek ve
direnç seviyelerinin ortaya çıkmasının
arkasındaki psikolojiyi tartışmak yararlı olacaktır.
Destek ve Direncin Psikolojisi
Konuyu daha iyi açıklayabilmek için piyasaya
katılanları üç kategoriye ayıralım: Uzun (long)
pozisyon alanlar, kısa (short) pozisyon alanlar ve hiçbir pozisyonu
olmayanlar. Uzun pozisyon alanlar kontrat satın almış olanlar,
kısa pozisyon alanlar kendilerini satış tarafına
bağlamış olanlar ve hiçbir pozisyon almamış
olanlar da, kendilerini ya piyasanın dışında tutuyor
olanlar ya da piyasaya hangi yönden gireceklerine henüz karar
vermemiş olanlardır.
Piyasanın, bir süredir dalgalandığı bir destek
noktasından yukarıya doğru hareket etmeye
başladığını düşünelim. Uzun pozisyon
almış olanlar (destek noktası yakınında alım yapmış
olanlar) sevinçli fakat daha fazla alım yapamadıkları
için de üzüntülüdürler. Uzun pozisyon
almış olanlar, eğer piyasa alım yapmış
oldukları destek noktasına yeniden gerilerse ancak o zaman uzun
pozisyonlarına yenilerini ekleyebilirler.
Kısa pozisyonda olanlar bu anda kendilerinin piyasanın
yanlış tarafında olduklarını fark ederler ya da en
azından piyasanın doğru tarafında olduklarından
şiddetle kuşkulanırlar. (Sözünü ettiğimiz
destek alanından piyasanın ne kadar uzaklaşmış
olduğu bu düşünceleri büyük şekilde
etkiler.) Kısa pozisyonda olanlar, piyasadan çıkabilmek
için, piyasaya girdikleri (kısa pozisyon aldıkları)
destek alanına yeniden geri dönülmesi umudu içinde
olurlar.
Açılmış olan hiçbir pozisyonları olmadan bir
kenarda oturanlar iki gruba ayrılabilir. Birinci grup, hiçbir
pozisyon açmamış olanlar ve şu ya da bu nedenle uzun
pozisyonlarını destek alanında daha önceden tasfiye
etmiş olanlardır. İkinci grup ise, destek bölgesinde
açmış oldukları uzun pozisyonlarını kısa
sürede tasfiye etmiş ve bu nedenle, satış
yaptıkları noktadan pozisyonlarını yerine koyabilmek
için yeni bir şansı umutla bekleyenlerdir.
Kararsız olan sonuncu grup, fiyatların yükseliyor olduğunun
farkına varmıştır ve ilk alım fırsatında
piyasaya uzun pozisyon alma yönünde girmeye karar vermiştir. Bu
dört grubun tümü "bir sonraki dip noktada alım
yapmaya" karar vermişlerdir. Bu dört grubun hepsinin
piyasanın bu destek noktasında "kazanılmış
hakları" vardır. Eğer fiyatlar bu destek bölgesine
gerileyecek olursa, bu dört grubun hepsinin yeni alım yapmaları
doğal olarak fiyatların yukarı gitmesinin maddi temeli
olacaktır.
Destek bölgesinde ne kadar fazla alım-satım işlemi
gerçekleşirse destek o derece fazla önem kazanır
çünkü o bölgede daha fazla
yatırımcının "kazanılmış
hakları" vardır. Verili bir destek ya da direnç
bölgesindeki işlem büyüklüğü üç
yolla belirlenir: Destek bölgesinde geçirilen zamanın
büyüklüğü, işlem hacmi ve işlem
yoğunluğunun ne kadar yakın bir zamanda
gerçekleşmiş olduğu.
Bir destek ya da direnç alanında fiyatlar ne kadar uzun süre
kalırsa, bu alan o derece önem kazanır. Örneğin,
fiyatlar yukarıya dönmeden önce eğer bir duraklama
bölgesinde üç hafta yatay olarak hareket ederlerse bu destek
alanı fiyatların bu bölgede üç gün yatay olarak
hareket ettiği bir durumdan daha önemli olacaktır.
Destek ve direncin öneminin ölçümü için
diğer bir yol işlem hacmidir. Eğer bir destek seviyesi
yüksek işlem hacmiyle oluşursa bu daha çok sayıda
sözleşmenin el değiştirdiğine işaret eder ve bu
da bu destek seviyesini, çok az işlem gerçekleşmiş
olduğu bir durumdan daha önemli bir şekle sokar.
Bir destek ya da direnç alanının önemini
belirleyebilmenin üçüncü bir yolu, işlemlerin ne
kadar yakın bir zamanda yoğunlaşmış olduğudur.
Piyasanın hareketlerine yatırımcıların tepkileri ve
yatırımcıların piyasada açtıkları ya da
açamadıkları pozisyonlar konusuyla ilgilendiğimiz
için, işlem yoğunluğunun zamanı önemlidir.
İşlem yoğunluğu ne kadar yakın tarihlerde
gerçekleşmiş ise, o destek ya da direnç seviyesi de o
kadar güçlü olur.
Şimdi bu tabloyu tersine çevirelim ve fiyatların yukarıya
doğru değil aşağıya doğru hareket ediyor
olduklarını düşünelim. Bir önceki örnekte,
fiyatlar yukarıya doğru hareket ettikleri için piyasaya
katılanların birleşik tepkisi, her aşağıya
doğru fiyat hareketinin yeni alımlarla
karşılaşmasına (böylece yeni destek
oluşmasına) neden olur. Ancak, eğer fiyatlar düşmeye
başlar ve önceki destek alanının altına inerlerse
yatırımcıların tepkisi tersine döner. Destek
bölgesinde alım yapmış olanlar şimdi
yanlışlık yapmış olduklarını fark
etmişlerdir. Bu durumda yatırımcılar ya ek olarak yeni
marjin parası ödeyecekler ya da pozisyonlarını
kapatacaklardır.
Başlangıçta önceki desteği ortaya
çıkaran şey, piyasadaki alım emirlerinin
baskınlığıydı. Ancak şimdi, önceki alım
emirlerinin tümü satım emirlerine
dönüşmüştür. Destek, direnç haline
dönüşmüştür. Daha da önemli olan, en yeni
olan ve daha fazla işlem hacminin gerçekleşmiş
olduğu daha güçlü önceki destek seviyesi şimdi
direnç bölgesine dönüşmüştür.
Piyasaya katılmış olan üç kategorideki
yatırımcılarca ortaya çıkarılmış olan
desteğin bütün etkenleri (uzun pozisyon almış olanlar,
kısa pozisyon almış olanlar ve hiçbir pozisyon
almamış olanlar), şimdi fiyatların üzerinde,
gelecekteki yukarıya doğru fiyat
çıkışlarında bir çatı olarak işlev
görecek hale dönüşmüşlerdir.
Burada biraz durmak ve teknik analizcilerce kullanılan fiyat modellerinin
ve destek ve direnç gibi kavramların neden yararlı
oldukları üzerinde düşünmek yararlı
olacaktır. Bu araçların işe yaramaları, grafiklerin
ürettiği ya da grafikler üzerine çizilmiş bazı
çizgilerin bir takım sihirleri değildir. Bu
araçların işe yaramaları, piyasaya katılanların
gerçekte ne yapıyor olduklarını ve onların
piyasadaki olaylara olan tepkilerini belirleyebilmemizi
sağlamalarındandır.
Grafik analizleri, gerçekte insan psikolojisinin ve değişen
piyasa koşullarına yatırımcıların tepkisinin
(reaksiyonunun) incelenmesidir. Piyasaların çok hızlı
geliştiği bir dünyada yaşadığımız
için ne yazık ki biz grafik terminolojisine çok fazla
dayanma eğilimi içinde oluyoruz ve grafikteki resimleri
başlangıçta ortaya çıkartan temel
güçleri kestirme ifadelerle atlıyoruz. Destek ve direnç
seviyelerinin fiyat grafikleri üzerinde niçin belirlenebildiği
ve piyasa hareketlerinin tahmininde kullanılmalarının
niçin yardımcı olduklarının güçlü
psikolojik nedenleri vardır.
Desteğin Dirence, Direncin Desteğe Dönüşmesi:
Geçilme Derecesi
Bir destek seviyesi, anlamlı bir miktarda geçilirse direnç
seviyesine, bir direnç seviyesi de anlamlı bir miktarda
geçilirse destek seviyesine dönüşür. Şekil 4.5a
ve c, sadeleştirilmelerinin dışında 4.3a ve b
şekillerinin benzeridir. Şekil 4.5a’da, fiyatlar
yükseliyorken, gerileme hareketinin 1 noktasındaki tepe seviyesindeki
4 noktasında durmuş olduğuna dikkat edelim. 1 noktasındaki
önceki tepe, bir direnç seviyesiydi fakat 3 dalgasıyla kesin
şekilde kırıldıktan sonra, önceki direnç tepesi
bir destek seviyesi haline dönüşmüştür.
1 dalgasının tepesi yakınlarındaki önceki
"satışların" tümü (direnç seviyesini
oluşturan) şimdi "alışa" dönüşmüştür.
Düşen fiyatları gösteren 4.5b’deki şekilde, 1
noktası (önceki destek seviyesi) 4 noktasında artık bir
direnç seviyesine dönüşmüştür.
Daha önce değindiğimiz gibi
fiyatların, destek ya da dirençten ayrıldığı
uzaklığın büyüklüğüyle
orantılı olarak o destek ya da direncin önemi artar. Bu durum,
destek ya da direnç seviyesi geçilip de rolleri tersine
döndüğü zaman daha da geçerlidir. Örneğin,
destek ve direnç seviyelerinin ancak anlamlı uzaklıkta
geçildikleri zaman rollerinin tersine döndüğünü
söylemiştik. Pekiyi, "anlamlı uzaklığı"
ortaya çıkartan şey nedir?
Burada, geçilmenin anlamlı uzaklıkta olup
olmadığını belirlemede bir miktar öznellik
vardır. Bazı grafikçiler, özellikle ana destek ve
direnç seviyeleri için %10’luk bir geçilme
ölçütü kullanırlar. Kısa dönemli destek ve
direnç alanları muhtemelen %3 ya da 5 gibi daha
küçük sayılar gerektirirler.
Gerçekte her analizci, anlamlı miktarda geçilmeyi neyin
oluşturduğuna kendisi karar vermelidir. Ancak, destek ya da
direnç alanları yalnızca, piyasaya katılanların
yanlışlık yaptıklarına ikna olacakları kadar
piyasanın yeterince yol alması durumunda rollerini tersine
çevirirler.
Destek ve Direnç Alanları Olarak Yuvarlak Sayıların
Önemi
Yuvarlak sayıların, fiyatın yukarı
çıkışını ya da aşağı
düşüşünü durdurma eğilimleri vardır.
İşlem yapanların, fiyat hedefleri ve bu fiyat hedeflerine
göre davranma şeklinde, 10, 20, 25, 50, 75, 100 (ve 100’ün
katları) gibi önemli yuvarlak sayılarla düşünme
eğilimleri vardır. Dolayısıyla bu yuvarlak sayılar,
"psikolojik" destek ya da direnç seviyesi olarak rol oynarlar.
İşlem yapan bir kişi bu bilgiyi, önemli bir yuvarlak
sayıya yaklaşıldığı sırada pozisyonunu
kapatarak karlarını realize etme yönünde kullanabilir.
DİKDÖRTGEN FORMASYONU
Dikdörtgen formasyonu, fiyatların iki yatay
paralel çizgi arasında yana doğru hareket ettiği, trendin
bir duraklamasını ifade eder. Dikdörtgen formasyonuna bazen
işlem aralığı da denir. Dow Kuramı'nın
sözlüğünde ise dikdörtgen formasyonuna çizgi
denir. Her ne denirse densin, bu formasyon var olan trendin bir erteleme
dönemini temsil eder ve çoğunlukla formasyon ortaya
çıkmadan önceki trend yönünde
çözülür. Tahmin değeri anlamında
dikdörtgen formasyonunu, birleşen trend çizgileri yerine yatay
trend çizgilerinin olduğu bir simetrik üçgene benzetebiliriz.

Şekil 6.9a Bir yukarı-trend’de bir boğa piyasası
dörtgeni örneği görülüyor. Bu model
"işlem aralığı" olarak da
adlandırılır ve fiyatların iki yatay trend çizgisi
arasında hareket ettiği bir durumu gösterir.
Yukarı ya da aşağı çizginin dışında
gerçekleşen bir kapanış, dikdörtgenin
tamamlanmış olduğuna işaret eder ve trendin
yönünü gösterir. Ancak, dikdörtgen formasyonunun bir
erteleme formasyonundan bir tersine-dönüş modeline
dönüşüp dönüşmediği konusunda analizci
her zaman uyanık olmalıdır. Örneğin, bir
yukarı-trend’in görüldüğü Şekil 6,9.a'daki
üçlü tepe muhtemelen tepede oluşan bir
üçlü dönüş modeline benzetilebilir.

Şekil 6.9b Bir ayı piyasası dörtgeni örneği
görülüyor. Dörtgenler çoğunlukla
süreklilik modelleri olarak düşünülse de bir
üçlü taban gibi tersine-dönüş modeli haline
dönüşebilecekleri de unutulmamalıdır.
İşlem Hacmi Modelinin Önemi
Önemli bir ipucu, işlem hacmi modelinin incelenmesidir. Her iki
yöne doğru olan fiyat dalgalanmaları oldukça geniş
olduğu için analizci hangi hareketlerin yüksek işlem
hacmiyle gerçekleştiğine dikkat etmelidir. Eğer
yukarı hareketler daha yüksek işlem hacmiyle ve geriye
dönüşler düşük işlem hacmiyle oluyorsa o
zaman formasyon muhtemelen yukarı-trend yönünde süreklilik
ifade eder. Yüksek işlem hacmi eğer aşağı
doğru olan hareketlerde ortaya çıkıyorsa, o zaman bu
durum muhtemel bir trend dönüşümünün
uyarısı olarak değerlendirilebilir.

Şekil 6.9c Sabah Yayıncılık’ın grafiğinde
bir boğa piyasası dörtgeni görülüyor
Diğer Benzerlikler ve Farklılıklar
Dikdörtgen formasyonu, oluşma süresi olarak
üçgenlere ve takoz formasyonuna benzer biçimde,
çoğunlukla bir aydan üç aya uzanan bir süre
içinde oluşur. İşlem hacmi modeli diğer
süreklilik modellerinden, büyük fiyat
dalgalanmalarının diğer modellerde görülen olağan
işlem hacmi düşüşünü engellemesi
anlamında farklılaşır.
Dikdörtgen formasyonuna uygulanan en genel ölçme tekniği
fiyat aralığının yüksekliğinin
ölçümüne dayanır. Fiyat
aralığının yüksekliği tepeden tabana
ölçülür ve daha sonra bu uzunluğun kopuş
noktasından izdüşümü alınır. Bu yöntem
önceki bölümlerde değinilmiş olan düşey
ölçüm tekniklerinin benzeridir ve piyasanın
hareketliliğine dayanır.
Kopuşlar sırasındaki işlem hacmi ve geri
dönüş hareketleri konusunda şu ana kadar söylenen her
şey dikdörtgen formasyonu için de geçerlidir. Üst
ve alt sınırlar yatay oldukları için ve bu şekilde
daha iyi tanımlanabildikleri için dikdörtgen formasyonunda
destek ve direnç seviyeleri daha iyi görülür. Bu,
yukarı kopuşlarda, kopuşun olduğu fiyat seviyesinin daha
ilerideki bir zamanda olabilecek bir geri-dönüş hareketinde bu
seviyenin bir destek seviyesi olacağı anlamına gelir.
Aşağı-trend’lerdeki bir aşağı doğru
kopuştan sonra, bir önceki destek alanı bölgesi şimdi
piyasanın herhangi bir yukarıya doğru tepki hareketinde bir
direnç bölgesi haline gelmiştir.
DİRECTİONAL MOVEMENT
Directional Movement piyasanın trend durumunda olup
olmadığını belirtir. Directional Movement, 14
günlük +DI ve -DI'yı karşılaştıran bir
sistemdir. Bu karşılaştırma iki göstergeyi aynı
anda çizilmesi veya ikisinin farkının çizilmesi ile
sağlanabilir. +DI, -DI'nın üstüne
çıktığı noktada alım, altına indiği
noktada satım yapılması tavsiye edilir.
"Extreme Point Kuralı", bu basit sistemin kalitesinin
artmasına yardımcı olur. Bu kural, piyasanın
çalkantılı dönemlerinden korunmaya ve gereksiz
işlemeler yapılmamasına yardımcı olur. "Extreme
Point", +DI ve -DI'nın kesiştiği dönemlerde
saptanır. +DI'nın -DI'yı yukarı yönde kestiği an,
"Extreme Point" günün en yüksek fiyat seviyesi olarak
kabul edilir. +DI'nın -DI'yı aşağı yönde
kestiği an ise, "Extreme Point" günün en
düşük fiyat seviyesi olarak kabul edilir.
"Extreme Point", göstergenin verdiği sinyali teyit etmek
amacıyla kullanılır. Örneğin, alım sinyali gelse
dahi (+DI, -DI'nın üzerine çıkınca), hisse senedi
fiyatının "extreme point" (+DI ve -DI'nın
kesiştiği anda hisse senedinin en yüksek değeri)
seviyesinin üstüne çıkmadan işlem
yapmayınız. Eğer fiyatlar "extreme point" seviyesinin
üstüne çıkmayı başaramaz ise satım
durumunda kalmaya devam ediniz.
DOW KURAMI
Charles Dow, kuramı üzerine hiçbir zaman
bir kitap yazmamıştı. Dow, bu yüzyıla girerken, hisse
senedi piyasasının davranışı ile ilgili
düşüncelerini Wall Street Journal’ın bir dizi
sayısında oluşturmuştu. Bu yazılar 1903
yılında "The ABC of Stock Speculation" adlı bir
kitapta toplandı. "Dow Kuramı" terimi ilk defa bu
çalışmada kullanıldı. Bu
çalışmanın giriş bölümünde Richard Russel,
Dow‘un hisse senedi piyasası kuramına katkısını,
Freud’un psikiyatriye olan katkısıyla
karşılaştırır.
Dow‘un çalışması, neden önemli olarak kabul
edilir? Bunun nedeni, genel olarak herkesçe kabul edilen, teknik
analizin en önemli başlıklarının şu veya bu
biçimde Dow Kuramı’ndan türemiş
olmasıdır. Dow, teknik analizin büyükbabası olarak
kabul edilir. Bugünün bilgisayar teknolojisi dünyası
içinde bile, Dow’un düşüncelerinin hala uygulama
alanı vardır.
Teknik analizcilerin büyük çoğunluğu,
kullandıkları modern araçların ne ölçüde
Dow’un ilkelerine yaslandığının muhtemelen
farkında değillerdir. Bu nedenlerle, teknik analizin incelenmesine
başlamadan önce, Dow Kuramı’nı hiç olmazsa
genel hatlarıyla incelemenin önemli bir yararı olacaktır.
TEMEL İLKELER
Piyasaların ortalaması her şeyi hesaba katar.
Bu ifade, teknik kuramın temel varsayımlarından bir tanesidir.
Burada, yalnızca tek bir piyasa yerine, piyasaların ortalaması
referans alınıyor. Bu ilke, arz ve talebi etkileyen her
türlü etkenin piyasaların ortalamasına
yansıyacağını ifade ediyor. Deprem gibi doğal afetler,
sözü edilen etkenlere dâhil olmayan istisnalardır. Piyasa,
doğal afetler gibi etkenleri daha önceden tahmin edemese de, bu
tür etkenler hızlı bir biçimde piyasa tarafından
değerlendirilir ve fiyat hareketine dâhil olurlar.
Piyasanın Üç Trendi Vardır.
Dow’un trend tanımı şöyledir: Her bir yüksek
değer ve düşük değer, bir önceki yüksek
değer ve düşük değerden daha yukarıda
oluşuyor ise, bir yukarı trend varlığını
sürdürüyor demektir. Diğer bir deyişle bir yukarı
trend, yükselen tepeler ve tabanlara sahip olan bir
görünümde olmalıdır. Bir aşağı trendde
ise bunun tersi olarak, düşen tepe ve tabanlar
görülür. Bu tanım, trendin temel tanımı ve
bütün trend analizlerinin başlangıç
noktasıdır. Dow, trendi üç bölüme
ayırır:
Birincil trend (primary trend)
İkincil trend (secondary trend)
Küçük trend (minör trend)
Dow’un asıl ilgi alanı, genellikle bir yıldan daha uzun
süren, çoğunlukla birkaç yıla uzanan birincil
trend olmuştur. Dow, hisse senedi piyasası
yatırımcısının büyük
çoğunluğunun, piyasanın ana yönüyle
ilgilendiğine inanırdı.
Dow, trendin üç bölümünü sırasıyla;
akıntı, dalga ve çırpıntıya benzetirdi.
Birincil trend akıntıya benziyordu. İkincil trend ya da ara
trend, akıntıyı oluşturan dalgalara benziyordu.
Küçük trendler de, dalgaların üzerindeki
çırpıntılara benziyordu. Deniz kıyısında,
birbiri arkasına gelen her bir dalganın en yüksek
noktalarının bir sopayla ölçümüyle, ana
akıntının yönü ölçülebilirdi.
Eğer, en son gelen dalga, bir önceki dalgaya göre karanın
daha içlerine gidiyor idiyse, akıntı yönünü
sürdürüyor demekti. Gözlemci, ancak dalgalar geri
çekilmeye başladığı zaman okyanusun
akıntısının geriye döndüğünü
bilebilirdi.
İkincil (ya da ara) trend, birincil trendin düzeltmelerini temsil
ediyordu ve genellikle üç hafta ile üç ay arasında
sona eriyordu. Bu orta vadeli düzeltmeler bir önceki trendin
genellikle 1/3’ü ile 2/3’ünü geri alıyordu.
Küçük trend (ya da kısa dönemli trend),
çoğunlukla 3 haftadan daha kısa süreliydi ve orta vadeli
trendin kısa dönemdeki salınımlarını temsil
ediyordu.
Ana trendlerin 3 aşaması vardır.
Ana trend, genellikle 3 farklı aşamadan geçer. Birikim
aşaması da denilen ilk aşama, kötü ekonomik
koşulların piyasada çok önceden
satıldığı bir dönemde, piyasa hakkında geniş
bilgiye sahip en akıllı yatırımcıların alıma
geçtiği aşamadır. İkinci aşama, fiyatlar
hızla değişirken ve ekonomik haberler gelişirken, trendi
takip edenlerin piyasadaki yerlerini almaya başladığı bir
dönemdir. Üçüncü ve sonuncu aşama, ekonomik
haberlerin her zaman olduğundan çok daha iyi olduğu,
"boğa" hikâyelerinin anlatıldığı,
yayın organları piyasa hakkındaki yayınlarını
giderek artırırken, halkın büyük
yığınlarla piyasaya koştuğu ve spekülatif
işlem hacminin arttığı bir aşamadır.
Hiç kimse alım yapmak istemezken, ayı piyasasının
tabanında "toplanmaya" başlayan bilgili
yatırımcılar, hiç kimsenin satmak istemediği
işte bu son aşamada "dağıtıma"
başlamışlardır.
Elliott Dalga Kuramı’nı bilenler, ana boğa
piyasasının üç farklı aşamaya
bölündüğünü hatırlayacaklardır. R. N.
Elliott, kuramını oluştururken, Rhea’nın
1930’lardaki Dow Kuramı çalışmasının
temelleri üzerinde yükseldi. Elliott aynı zamanda, bir boğa
piyasasında üç ana yukarı hareketin
varlığını da kabul ediyordu.
Piyasaların ortalamaları birbirini onaylamalıdır.
Dow’a göre, farklı piyasalar aynı sinyali vermediği
sürece, önemli bir boğa ya da ayı piyasası ortaya
çıkamazdı.
İşlem hacmi trendi onaylamalıdır.
Dow, işlem hacmine, fiyat grafiklerinde ortaya çıkan
sinyalleri onaylamakta ikincil fakat önemli bir değer
yüklüyordu. Bir yukarı trendde, fiyatlar yükseldikçe
işlem hacmi de artmalı, düzeltme hareketleri sırasında
ise azalmalıydı. Bir aşağı trendde ise bunun tersi
olmalı, fiyatlar düştükçe işlem hacmi
artmalı, düzeltme hareketleri sırasında ise
azalmalıydı.
Tersine dönüşün kesin sinyalleri alınıncaya
kadar, bir trendin yürürlükte olduğu kabul edilir.
Bu düşünce, bugün de kullanılmakta olduğu
üzere, trend takipçisi yaklaşımın temellerinin
büyük bir bölümünü oluşturur. Bir başka
söyleyişle, hareket halindeki bir trend hareketini sürdürme
eğilimindedir. Tersine dönüş sinyallerini belirleyebilmek
hiç de görüldüğü kadar kolay bir iş
değildir.
Destek ve direnç noktalarının incelenmesi, fiyat grafikleri,
trend çizgileri ve hareketli ortalamalar, var olan trendin
değişebileceğine işaret eden pek çok teknik analiz
aracından bazılarıdır. Momentum kaybının erken
uyarı sinyallerini elde etmede osilatörlerin kullanımı
yarar sağlar.
Bir Dow kuramcısı için ve bir trend takipçisi
için en güç olan şey, aksi yönde yeni bir trendin
ilk ayağı ile yürürlükteki bir trendin normal ikinci
düzeltmesi arasındaki ayrımı yapabilmektir. Dow
Kuramı'nın kullanıcıları arasında, tersine
dönüş sinyallerinin alınması konusunda bazı
anlaşmazlıklar vardır.
Şekil 2.3a ve 2.3b iki farklı piyasa senaryosunu gösterir.
Şekil 2.3a’da, C tepesinin B noktasının altına
düşmeden önce, önceki A tepesini geçemediği
görülüyor. Bu durumda, iki düşük tepe ve iki
düşük tabanla, B tabanının
kırıldığı noktada (S noktası), açık
bir "sat" sinyali verilmiş oluyor. Bu trend
dönüşümü örneği bazen "eksik
salınım" diye de anılır.

Şekil 2.3a Bir eksik salınım örneği. C tepesinin A
tepesini geçemeyişi ve bunun arkasından B noktasındaki
düşük seviyenin kırılışı S
noktasında bir "sat" sinyali oluşturur.

Şekil 2.3b Bir tam salınım örneği. C tepesinin
B’nin altına düşmeden önce, A tepesini
geçmiş olduğuna dikkat edelim. Bazı Dow
kuramcıları, S1 noktasında "sat" sinyali
görürken diğer bazıları, S2 noktasının
altına düşülmeden önce E noktasında daha
düşük bir tepe görmeye de ihtiyaç duyarlar.
Bu tür Dow kuramcıları, C tepesini geçemeyen bir E tepesi
ve D noktasının altında yeni bir düşük değer
görmek isterler. Onlara göre "sat" sinyali, iki
düşük tepe ve iki düşük tabanın ortaya
çıktığı S noktasında verilmiş
olacaktır. Şekil 2.3b’deki örneğe "tam
salınım" adı verilir. Bir eksik salınım
(Şekil 2.3a), bir tam salınımdan (Şekil 2.3b) daha
zayıf bir modeldir. Şekil 2.4a ve 2.4b, bir piyasa tabanında
aynı senaryoyu gösteriyor.

Şekil 2.4a Tabandaki bir eksik-salınım örneği.
"Al" sinyali B noktasının B1 noktasında
geçilmesiyle ortaya çıkar.

Şekil 2.4b Tabandaki bir tam salınım örneği.
"Al" sinyali B1 ya da B2 noktalarında ortaya çıkar.
DOW KURAMINA YÖNELTİLEN BAZI ELEŞTİRİLER
Dow Kuramı, uzun yıllardan bu yana, büyük
"ayı" ve "boğa" piyasalarını
tanımlamada oldukça başarılı olmasına
karşın yine de bazı eleştirilerden
kaçamamıştır. Sanırız, bu eleştirilerden
en sık duyulanı, sinyallerin çok geç
alındığıdır.
Genellikle, bir Dow Kuramı alım sinyali, bir önceki tepenin
geçilmiş olduğu bir yukarı trendin ikinci
aşamasında ortaya çıkar. Sinyal alınmadan önce,
trendin ortalama olarak %20 ve %25 kadarı
kaçırılmış olur. Bu aynı zamanda, hemen hemen
tüm trend takipçisi teknik sistemlerin, ortaya
çıkmış olan trendleri tanımladıkları ve
trende katıldıkları yerdir.
Bu eleştiri, trend-takipçisi teknikleri kullananlara yabancı
değildir. Şu hatırlanmalıdır ki Dow Kuramı
hiçbir zaman trendleri başlatma niyetinde
olmamıştır. Onun amacı, büyük
"ayı" ve "boğa" piyasalarının ortaya
çıkışının sinyalini vermektir. Dow
Kuramı'nın başarılarının verileri, onun
üstlendiği işlevi oldukça iyi bir şekilde yerine
getirdiğinin göstergeleridir.
Hemen hemen tüm trend-takipçisi sistemlerde olduğu gibi
amaç, önemli piyasa hareketlerinin büyük orta aşamalarını
yakalayabilmektir. Bu nedenle eleştiriler, aynı zamanda
trend-takipçisi felsefenin anlaşılamamış
olduğunu da gösteriyor. Gerçekte, en tepe ve en dip
noktaları yakalamaya çalışan trend-takipçisi
sistem yoktur. Bu tür çabalar nadiren başarılı olurlar.
Dow Kuramı, elbette ki yanılmaz değildir. Kuram, yıllar
boyunca yanlış sinyallerden nasibini almıştır. Fakat
bu durum, genel olarak herhangi iyi bir sistem için de doğrudur.
Dow, kuramını belirgin olarak hiçbir zaman hisse senedi
piyasasının yönünü tahmin edebilmekte kullanma
düşüncesinde olmamıştır. O, kuramının
gerçek değerinin, hisse senedi piyasasının
yönünün, iş dünyasının genel
koşullarının bir barometresi olarak kullanılmasında
olduğunu düşünüyordu. Dow’un fiyatları
tahmin edebilmekte bugün de kullanılan birçok
formülasyonuna ek olarak, onun hisse senedi piyasalarının
ortalamasının bir öncü ekonomik gösterge olarak
kullanabilmekteki yararını çok önceden görebilmiş
olmasına ancak şaşırarak bakabiliriz.
ELLIOT DALGA KURAMI
Tarihçe
1938 yılında, "The Wave Principle" başlıklı
bir inceleme yayınlandı. Bu yazı daha sonra Elliott Dalga
Kuramı diye bilinen ilkenin ilk başvuru yayını oldu. Bu
inceleme yazısı Charles J. Collins tarafından
yayınlanmıştı ve Dalga İlkesi'ni bulan Ralph Nelson
Elliott’un kendisine verdiği orijinal çalışmaya
dayanıyordu.
Elliott (1871-1948) restoranların ve demiryollarının
muhasebelerini tutan bir muhasebeciydi. Meksika ve Orta Amerika'daki
çeşitli demiryolu kumpanyalarında muhasebeci olarak
çalıştı. Guatemala'da yakalandığı ciddi
bir hastalık sonucu 1927 yılında emekliye ayrıldı ve
bundan sonraki yıllarını sağlığını
yeniden kazanabilmek için Kaliforniya'daki evinde hastalığıyla
mücadele ederek geçirdi.
Hisse senedi piyasasının davranışlarıyla ilgili olan
kuramını, uzun nekahet dönemi içerisinde geliştirdi.
Elliott, görünür şekilde, her ikisinin de Dalga
İlkesi'yle pek çok ortak noktaları olan Dow Kuramı'ndan
fazlaca etkilenmiştir. 1934'de Collins'e yazdığı bir
mektupta, Robert Rhea'nın Stock Market Service'ına abone olduğunu
ve Rhea'nın Dow Kuramı üzerine olan kitabını
yakından tanıdığını anlatıyor. Elliott,
Dalga İlkesi’nin Dow Kuramı için "fazlasıyla
tamamlayıcı bir gereklilik" olduğunu da eklemişti.
Elliott, Collins'in şirketine katılabilmek umuduyla ona yeni
buluşları hakkında bilgi verdi. Aralarındaki birçok
yazışmadan sonra Collins, Elliott'a yardım etmesi gerektiği
düşüncesine vardı ve Dalga İlkesi’ni 1938
yılında yayınlamayı kabul etti. Collins, Elliott'u
Financial World Dergisi'nin editörleriyle de
tanıştırdı. Bunların sonucu olarak Elliott, 1939
yılında yayınlanan 12 makaleden oluşan bir dizi yazıda
kendi kuramını açıkladı. 1946 yılında,
ölümünden yalnızca iki yıl önce Elliott, Dalga
Kuramı üzerine olan en son çalışmasını
(Nature's Law, The Secret of the Universe) yazdı.
Bu başlığın bir parça gösterişli
olması, Elliott'un kendi hisse senedi piyasası kuramının,
bütün insanların faaliyetlerini yönlendiren genel doğa
kanunlarının bir parçası olduğuna
inanmasıydı.
Eğer A. Hamilton Bolton 1953 yılında ilk Elliott Wave Suplement
to the Bank Credit Analyst'i yayınlamamış olsaydı ve bunu
1967 yılındaki ölümüne kadar 14 yıl olarak
sürdürmeseydi, belki de Elliott'un düşünceleri
hafızalardan silinecekti. Bolton'un 1967 yılındaki
çalışması Elliott Wave Principle, Elliott'un
ölümünden sonraki ilk önemli eserdi. 1967 yılında
A. J. Frost, Elliott'un eklemelerini yeniden derledi ve 1970 yılında
Bank Credit Analyst'i yazdı.
Frost, bugün bu konu üzerine esas çalışma olarak
kabul edilen Elliott Wave Principle'i (Gainesville, GA: New Classics Library)
Robert Prechter ile birlikte 1978 yılında yayınladı.
Prechter bir adım daha ileri giderek 1980 yılında The Majör
Works of R.N. Elliott'u yayınladı.
Dalga Kuramı
Teknik analizcilerin çoğunluğu Elliott Dalga
Kuramı’nı anlaşılması güç ve bir
parça korkutucu bulurlar. Kuramın arkasındaki ilkeler
aslında oldukça basittir. Okuyucu çok geçmeden
değinilecek olan pek çok noktanın yabancısı
olmadığını fark edecektir. Bunun nedeni, Elliott'un
kullandığı malzemelerin çoğunun Dow
Kuramı'nın ilkeleriyle ve geleneksel grafik teknikleriyle
oldukça iyi uyum sağlamasıdır. Ancak, Elliott Dalga
Kuramı, belli grafik modellerinin neden ortaya
çıktıkları, ne anlama geldikleri ve ne
yaptıklarını açıklamada yardımcı olan
bütünsel bir piyasa bakış açısı
olduğu için, geleneksel grafik tekniğinin ötesine gider.
Elliott Dalga Kuramı aynı zamanda, bütünsel çevrim
içinde piyasanın nerede olduğunu belirlemekte piyasa
analizlerinde yardımcı olur.
Teknik analizlerin çoğu trend-takipçisi bir
yapıdadır. Bütün üstünlüklerine rağmen
Dow Kuramı, sinyallerini trend ortaya çıktıktan sonra
verme eğilimindedir. Elliott Dalga Kuramı, daha sonra geleneksel
yaklaşımlarla da onaylanabilecek şekilde analizciye, tepe ve
tabanlar hakkında daha gelişmiş uyarılar verir.

Şekil 1,1 Ana model.
Dalga Kuramı'nın İlkeleri
Kurama göre önemli olan model, oran ve zamandır.
"Model" sözcüğü ile kuramın en önemli
unsurunu kapsayan formasyonlar ya da dalga modelleri ifade edilir.
Geri-çekilme noktalarını belirlemede ve değişik
dalgalar arasındaki ilişkiyi ölçerek fiyat hedeflerini
bulmada oran analizleri yararlıdır. Son olarak, zaman ile olan
ilişki de kullanılabilir ve bundan dalga modellerini ve
oranlarını onaylamada yararlanılabilir. Fakat zaman
analizlerinin piyasanın geleceğinin tahmininde kullanımı
bazı Elliottçular tarafından fazla güvenli bulunmaz.
Elliott Dalga Kuramı, hisse senedi piyasasının beş dalgadan
ve bunu takip eden üç geri-çekilmeden oluşan sürekli
bir ritmi takip ettiğini söyler. Şekil 1,1’de bir tam
çevrim görülüyor. Dalgaları sayarsanız
tamamlanmış bir çevrimin sekiz dalgaya sahip olduğunu
bulacaksınız (beş yukarı ve üç
aşağı dalga).
Çevrimin yukarı doğru olan bölümünde beş
dalganın her biri numaralandırılmıştır 1, 3 ve 5
dalgaları yükselen dalgalardır ve "itici dalgalar"
olarak adlandırılırlar. 2 ve 4 dalgaları yukarı-trende
karşı hareket ederler ve 1 ve 3 dalgalarını
düzelttikleri için "düzeltme dalgaları" olarak
adlandırılırlar. Beş-dalga hareketi tamamlandıktan
sonra üç-dalga düzeltmesi başlar. Üç
düzeltme dalgası a, b, c harfleriyle gösterilir.
Elliott, trendi, iki yüzyıla uzanan "büyük süper
çevrim"den, yalnızca birkaç saatlik dakikalardan
oluşan dereceye kadar dokuz değişik derece içinde
kategorize eder. Hatırda tutulması gereken nokta, temel sekiz-dalga
çevriminin, incelenen trendin derecesine bakılmaksızın
sabit kalmasıdır.
Her bir dalga, kendileri de daha küçük derecelerdeki dalgalara
bölünebilen, kendilerinden bir derece daha küçük
dalgalara bölünür. Bu aynı zamanda her bir dalganın,
kendisinden bir üst derecedeki dalganın bir parçası
olması demektir. Şekil 1,2’de bu ilişkiler
görülüyor. En büyük iki dalga -[1] ve [2]-, sekiz alt
dalgaya bölünebilir ve bu alt dalgalar da daha küçük
34 dalgaya bölünebilir. İki en büyük dalga -[1] ve
[2]-, daha büyük beş-dalgalık bir hareketin yalnızca
ilk iki dalgalarıdırlar. Şekil 1,2’deki 34 dalga daha
küçük derecedeki 144 dalgaya (Şekil 1,3)
bölünebilir.
Şu ana kadar kullandığımız sayılar (1, 2, 3, 5,
8, 13, 21, 34, 55, 89, 144) yalnızca rastlantısal sayılar
değildir. Bu sayılar Elliott Dalga Kuramı’nın
matematiksel temellerini biçimleyen Fibonacci sayı dizisinin bir
parçasıdırlar.
Bir dalga ister beş dalgaya ister üç dalgaya
bölünmüş olsun, her dalga bir sonraki büyük
dalganın yönü ile belirlenmiştir. Örneğin
Şekil 1,2’de (1), (3), ve (5) dalgaları, bir derece daha
büyük olan [1] dalgası yükselen dalga olduğu
için, beş dalgaya bölünürler. (2) ve (4)
dalgaları trendin aksi yönünde hareket ettikleri için
yalnızca üç dalgaya bölünürler.
Daha büyük olan [2] dalgasının kapsadığı
(a), (b) ve (c) düzeltme dalgalarına daha yakından bakalım.
İki alçalan dalganın -(a) ve (c)- her birinin beş dalgaya
bölünmüş olduğuna dikkat edelim. (a) ve (c)'nin
beş dalgaya bölünmüş olmaları, kendilerinden daha
büyük olan [2] dalgasıyla aynı yönde hareket ediyor
olmalarından ileri gelmektedir. Kendisinden daha büyük olan [2]
dalgasının aksi yönünde hareket ettiği için (b)
dalgası yalnızca üç dalgaya sahiptir.
Üçlü dalgalarla beşli dalgaları belirleyebilmek, bu
yaklaşımın uygulanmasında büyük öneme
sahiptir. Bu bilgi, analizciye, bir sonraki hareketin ne olması
gerektiğini söyler. Örneğin tamamlanmış bir
beş-dalga hareketi, genellikle, daha büyük bir dalganın
yalnızca bir bölümünün tamamlanmış
olduğu, daha gelecek olan pek çok dalganın bulunduğu (bu
dalga beş-dalganın beşincisi oluncaya kadar) anlamına
gelir.
Akıldan çıkarılmaması gereken en önemli
kurallardan biri, beş-dalga hareketi içinde hiçbir zaman bir
düzeltmenin yer alamayacağıdır. Örneğin bir
boğa piyasasında, eğer bir beş-dalga
düşüşü görülüyorsa bu,
üç-dalga (a-b-c) düşüşünün muhtemelen
tek dalgası olduğu ve aşağı doğru dalgaların
daha gelecek olduğu anlamına gelir.

Şekil 1,2 Bir ayı piyasasında, üç dalgalık bir
yukarı hareket, aşağı-trend’in süreceği
anlamına gelir. Beş-dalgalık bir yukarı hareket ise
yukarı doğru daha temel bir hareketin uyarısıdır ve bu
yeni bir boğa piyasasının ilk dalgası olur.

Şekil 1,3 144 dalgalı hareket görülüyor.
Dow Kuramı ve Elliott Dalgası Arasındaki İlişki
Elliott'un, aradaki üç düzeltme ile birlikte üç yukarı
dalga hareketinin Dow'un kuramıyla çok iyi uyum
sağladığı açıkça
görülüyor. Elliott'un, Dow'un analizlerinden etkilenmiş
olduğundan kuşku olmasa da, Elliott, Dow'un kuramının
ilerisine gitmiş olduğuna inanır ve gerçekte de bunu
kanıtlamıştır.
Kuramlarını formülleştirmede her ikisinin de
"deniz"den etkilenmiş olmalarının ilginç
oluşunu da burada not edelim. Dow, piyasanın ana, orta ve
küçük trendlerini, okyanusun akıntı, dalga ve
çırpıntısına benzetmiştir. Elliott
yazılarında "med ve cezir"den söz eder ve
kuramını "dalga" ilkesi olarak adlandırır.
Dalgaların Kişilikleri
İki kuramın bir ölçüde çeliştiği
bir alan, bir boğa piyasasının üç
aşamasının tanımında ortaya çıkar.
Elliott, dalga kişiliklerinden çok az söz etmiştir.
Değişik dalgaların kişilikleri sorunu ilk defa Prenchter'in
kitabında tartışılmıştır ve bu, Elliott'un
düşüncelerinin kendi orijinal yorumuna dayanır.
Boğa piyasasının üç psikolojik aşaması,
Elliott'un üç "itici dalga"sının "kişilikleri"yle
benzerdir. Bu dalga kişiliklerinin bilinmesi, özellikle
dalgaların sayımının belirgin olduğu zamanlarda
oldukça yardımcı olabilir. Trendin bütün
değişik derecelerinde bu dalga kişiliklerinin
değişmeden kaldığının hatırlanması da
aynı zamanda önemlidir.
1. Dalga: İlk dalgaların yaklaşık yarısı, ana
sürecin bir parçasıdır ve çoğunlukla
çok baskılanmış seviyelerden bir sıçramadan
başka bir şey değildirler. İlk dalgalar beş
dalganın genellikle en kısa olanıdırlar. Bu ilk dalgalar
bazen, özellikle ana taban formasyonlarından sonra ortaya
çıkarlarsa, çok dinamik olabilirler.
2. Dalga: İkinci dalgalar 1. dalganın bütününün
kazandırdığının genellikle büyük
çoğunluğunu ya da tümünü geri alır.
3. Dalga: Üçüncü dalga, genellikle en uzun ve en dinamik
olan dalgadır. 1. dalganın tepesinin geçilmesi, Dow
Kuramı’ndaki alım sinyalinin ve her cins kopuşun
ifadesidir. Gerçekte, bütün trend-takipçisi teknik
sistemler, boğa piyasasının vagonuna bu noktadan atlarlar. Bu
dalga sırasında genellikle işlem hacmi çok
artmış olur ve fiyat boşlukları daha görülür
bir haldedir. 3. dalga daha da uzama eğilimindedir. 3. dalga hiç
bir zaman beş-dalgalık hareketin en kısası olamaz. Bu
dönemde, temel veriler de iyileşmeye başlamıştır.
4. Dalga: Dördüncü dalga genellikle kompleks bir modeldir. 4.
dalga, 2. dalgada olduğu gibi bir düzeltme ya da erteleme
aşamasıdır fakat yapısı yönüyle 2. dalgadan
çoğunlukla ayrılır. Üçgenler, genellikle 4.
dalga sırasında ortaya çıkar. Elliott analizlerinin
önde gelen kurallarından biri 4. dalganın tabanının
hiç bir zaman 1. dalganın tavanını örtememesidir.
5. Dalga: Hisse senedi piyasalarında 5. dalga çoğunlukla daha
az dinamiktir. 5. dalga sırasında birçok teknik gösterge
fiyat hareketinin gerisinde kalmaya başlar. Muhtemel bir piyasa tepesinin
uyarıcısı olarak, değişik osilatörlerin negatif
uyumsuzluk göstermeleri de bu dönem içindedir.
A Dalgası: Düzeltme dalgası olan A dalgası,
yukarı-trendde yalnızca normal bir geri-çekilme olduğu
şeklinde, çoğunlukla yanlış yorumlanır. Bu
noktada, bir önceki yukarı harekette osilatörlerde ortaya
çıkmış olan uyumsuzluklar ve işlem hacmi modelindeki
değişim konusunda teknik analizci dikkatli olmalıdır. Tam
bir gereklilik olmasa da, yüksek işlem hacmi şimdi
aşağıya doğru olan hareketlerde gerçekleşmektedir.
B Dalgası: Yeni aşağı-trendden yukarıya doğru
olan hareketler, genellikle düşük işlem hacmiyle
gerçekleşirler ve çoğunlukla satış yapmak
için son fırsat olurlar. Düzeltmenin tipine bağlı
olarak, yukarı hareket, önceki yüksek değerleri deneyebilir
(ikili bir tepe oluşturarak) ya da yeniden geriye dönmeden önce
eski yüksek değerlerini bile bazen geçebilir.
C Dalgası: C dalgası, yukarı-trendin bitmiş olduğu
konusunda geriye çok az kuşku bırakır. Yine,
düzeltme hareketinin tipine bağlı olarak bilinen her cins
satım sinyallerini ortaya çıkaracak şekilde, A
dalgasının tabanının aşağılarına
doğru ilerler. Bazen 4. dalganın ve A dalgasının
tabanından bir trend çizgisi çizerek, bize tanıdık
olan tepedeki bir baş ve omuzlar modelini ortaya
çıkarabiliriz.
Dalgaların Uzaması
İdeal bir yukarı-trend, beş dalgaya sahip olsa da, dalgalardan
birinin uzaması olağandışı bir şey değildir.
Diğer bir deyişle 1. - 3. ve 5. dalga beş ek dalgaya
bölünerek uzamış bir biçim alır. Şekil 1,4’te
her bir durum için modelin neye benzeyeceği
görülüyor.
En az rastlanan 1. örnekte 1. dalganın uzaması; ikinci
örnekte çok sık rastlanan 3. dalganın uzaması ve
üçüncü örnekte de 5. dalganın uzaması
görülüyor. Sonuncu örnekte hangi dalganın
uzamış olduğunu belirleyebilmek çok
güçtür çünkü beş itici dalga eşit
uzunluktadır. Böyle bir durumda her bir itici dalganın eşit
oranda olduğu, tamamlanmış beş-dalga hareketi ile aynı
önemde olan dokuz-dalga modelini akılda tutmak yeterli
olacaktır.
Dalgaların uzaması sorunu bizi bazı öngörülere iter.
Birincisi, yalnız tek bir dalga uzamalıdır. Ek olarak, uzamayan
diğer iki itici dalga, zaman ve büyüklük olarak eşit
olmaya eğilimli olmalıdırlar. Dolayısıyla eğer 3.
dalga uzarsa, 5.dalga uzamaz ve 1. dalgaya benzeme eğiliminde olur.
Eğer 1. ve 3. dalgalar normal dalgalar olursa 5. dalga muhtemelen uzayan
dalga olacaktır.
Burada değineceğimiz son nokta, uzamış 5. dalganın
ikili geri-çekilmesidir. Bu beş-dalga uzamasının
tamamlanmasından sonra, uzamanın başladığı yere
kadar aşağı doğru bir üç-dalga düşüşünün
yer almasıdır. Bundan sonra, uzamanın üst ucuna doğru
bir çıkış hareketi ortaya çıkar. Bu noktada,
yukarı-trend ya devam eder ya da uzun-dönemli çevrim
içinde nerede olduğuna bağlı olarak bir tepe
oluşturur. Şekil 1,5 bir boğa piyasasındaki ikili geri-çekilmeyi
gösteriyor.

Şekil 1,4 Dalgaların uzaması durumları.

Şekil 1,5 Bir boğa piyasasında ikili geri-çekilme
görülüyor.
İtici dalgalarda yer alan diğer iki biçim, diyagonal
üçgenler ve başarısız salınımlardır.
Şekil 1,6 ve 1,7’de diyagonal üçgen örnekleri yer
alıyor. Diyagonal üçgen, genellikle beşinci ve son
dalgada ortaya çıkar. Diyagonal üçgen, gerçekte
bir takoz modelidir.
Yükselen bir takoz, her zaman, düşecek bir piyasanın,
düşen bir takoz ise yükselecek bir piyasanın
göstergesidir. Diyagonal üçgen; her bir dalganın
üç dalgaya bölündüğü beş dalgaya
sahiptir. Bu tip bir model çoğunlukla, dik yükselen bir
trend-çizgisi kırılınca piyasanın
dönüşüne işaret eder.

Şekil 1,6 Diyagonal üçgen (yükselen takoz).

Şekil 1,7 Diyagonal üçgen (alçalan takoz).
Şekil 1,8 ve 1,9’da eksik salınımın neye
benzediği görülüyor. Eksik salınımın
aynı zamanda son ve beşinci dalga içinde ortaya
çıktığı görülüyor. Eksik
salınım, örneğin bir boğa piyasasında, 5.
dalganın beklendiği gibi beş dalgaya
bölündüğünü fakat 3. dalganın tepesini
geçemediği bir durumu da gösteriyor.

Şekil 1,8 Boğa piyasasının eksik salınımı.

Şekil 1,9 Ayı piyasasının eksik salınımı.
Bir ayı piyasasında, 5.dalga, 3.dalganın tabanını
geçemez. Elliott başarısız salınım modelinin
daha çok bilindiği şekliyle ikili tepe ya da ikili taban
oluşturduğuna dikkat edelim.
Düzeltme Dalgaları
Düzeltme dalgaları, genellikle çok belirgin olarak
belirlenemez ve bunun bir sonucu olarak tahmin edilmeleri ve
tanımlanmaları daha zordur. Açıkça belirlenebilen
bir nokta, düzeltme dalgalarının hiç bir zaman beş
dalga içinde yer alamayacağıdır. Düzeltme
dalgaları 3 dalgadırlar ve hiç bir zaman beş dalga
olamazlar (üçgenin dışında). Düzeltme
dalgaları 4’e sınıflandırılırlar:
Zig-zaglar, düz yüzeyler, üçgenler ve ikili ve
üçlü üçlüler.
Zig-Zaglar
Bir zig-zag, ana trendin aksi yönündeki bir üç-dalga
düzeltme modelidir ve 5-3-5 sıralamasında olan dalgalara
bölünür. Şekiller 1.10 ve 1.11, bir boğa
piyasasındaki zig-zag düzeltmesini gösteriyor.
Şekiller 1.12 ve 1.13, bir ayı piyasasındaki yukarı
hareketi gösteriyor. B orta dalgasının A dalgasının
başlangıcına ulaşamadığına ve C
dalgasının A dalgasının çok ötelerine kadar
gittiğine dikkat edelim.

Şekil 1.10 Boğa piyasası zig zagı (5.3.5). Şekil 1.11
Boğa piyasası zig zagı (5.3.5)

Şekil 1.12 Ayı piyasası zig zagı (5.3.5). Şekil 1.13
Ayı piyasası zig zagı (5.3.5)
Zig-zagın daha az rastlanan bir biçimi, Şekil 1.14'de
görülen ikili zig-zagdır. Bu biçim, bazen daha
büyük düzeltme dalgalarında ortaya çıkar. Bu
gerçekte, araya giren a-b-c modeliyle birleşmiş olan iki
değişik 5-3-5 zig-zag modelidir.

Şekil 1.14 İkili zig zag
Düz Yüzeyler
Düz yüzey düzeltmesini, zig-zag düzeltmesinden ayıran,
düz yüzeyin bir 3-3-5 modelini takip etmesidir. Şekiller 1.16 ve
1.18'de A dalgasının 5 yerine 3 dalgadan oluştuğuna dikkat
edelim. Genelde düz yüzey bir düzeltmeden çok bir
ertelemedir ve bir boğa piyasasının gücünün bir
işareti olarak kabul edilir.
1.15'den 1.18'e kadar olan şekiller, normal düz yüzeylerin
örneklerini gösteriyor. Örneğin bir boğa
piyasasında B dalgası, A dalgasının tepesine kadar yol
alır ve bu, piyasanın daha güçlü olduğunun
göstergesidir. Sonuncu dalga olan B dalgası, daha
aşağılara doğru yol alan zig-zagın aksine A
dalgasının tabanında ya da tabanına yakın bir yerlerde
durur.
Normal düz yüzey düzeltmesinin iki "kural
dışı" biçimi vardır.1.19'dan 1.22'ye kadar olan
şekiller, birinci tip biçimi gösteriyor. Bir boğa
piyasası örneğinde (Şekiller 1.19 ve 1.20), B
dalgasının tepesi A dalgasının tepesini geçiyor ve C
dalgası A dalgasının altına düşüyor.
Bir diğer biçim, B dalgası, A dalgasının tepesine
ulaştığı fakat C dalgasının A
dalgasının tabanına ulaşamamasıyla ortaya
çıkar. Doğal olarak bu sonuncu model, bir boğa
piyasasında piyasanın daha güçlü olduğu
anlamına gelir. Bu biçim, boğa ve ayı piyasaları
için 1.23'den 1.26'ya kadar olan şekillerde
görülüyor.
Düz yüzey düzeltmesinin en son biçimi, piyasanın
gücünün daha da büyük olduğunun belirtisidir ve
koşan düzeltme olarak adlandırılır. Şekil 1.27'de
bir boğa piyasasında bir koşan düzeltme
görülüyor. B dalgasının a dalgasının
yukarısında olduğuna ve c dalgasının 1. 2.
dalganın tepesinin üzerinde olduğuna dikkat edelim. Bu durum,
bir düzeltmenin yeterince yapılamayacağı kadar
piyasanın güçlü olduğu, sık rastlanmayan bir
düzeltme modeli biçimini gösterir.



Üçgenler
Üçgenler, çoğunlukla 4. dalgada oluşur ve ana
trend yönündeki en son hareketten önce gelirler.
Üçgenler aynı zamanda, a-b-c düzeltmesinin b
dalgasında ortaya çıkabilirler. Dolayısıyla bir
yukarı-trendde, üçgenlerin hem boğa piyasasına hem
de ayı piyasasına ait oldukları söylenebilir.
Yukarı-trend’in sürecek olduğuna işaret etmeleri
anlamında üçgenlerin boğa piyasasına ait
oldukları söylenebilir. Ayı piyasasına ait oldukları
da söylenebilir çünkü üçgenler, yukarı
doğru son bir hareketten sonra fiyatların muhtemelen bir tepe
yapacağına işaret edebilirler. (Şekil 1.28).

Şekil 1.28 Düzeltme Dalgası (Yatay) Üçgenleri.
Elliott'un tam olarak söylediği gibi üçgenler genellikle
bir süreklilik modelidir. Elliott'un üçgeni, her bir
dalganın kendi içinde 3 dalgaya bölündüğü
5 dalgadan oluşan bir yatay erteleme modelidir. Elliott aynı zamanda,
4 değişik cins üçgen (yükselen, alçalan,
simetrik ve genişleyen) sınıflaması yapar. Şekil
1.28'de, hem yukarı-trendlerde hem de aşağı-trendlerde 4
değişik biçim görülüyor.
Elliott'un bir üçgenin tamamlanmasından sonraki 5. ve son
dalganın ölçümü, piyasanın üçgenin
en geniş bölümü kadar (yüksekliği kadar) hareket
etmesinin beklenmesi şeklindeki klasik grafik
ölçümüyle aynıdır. Taban ya da tepenin
zamanıyla ilgili olan noktayı burada not etmek gerekir.
Üçgenin tepe noktası (iki trend çizgisinin
birleştiği nokta) çoğunlukla en son 5. dalganın
tamamlanışıyla aynı zamana işaret eder.
İkili ve Üçlü Üçlüler
Düzeltme dalgalarının son biçimi, iki ya da
üç daha basit modeli birleştirerek ortaya çıkan,
daha az rastlanan ve daha az kompleks olan bir biçimdir. Şekiller
1.29 ve 1.30 bu modelleri gösteriyor.
Şekil 1.29'da, 7 dalga oluşturmak üzere iki a-b-c modeli
birleşmiştir. Şekil 1.30'da, 11 dalga oluşturmak üzere
3 a-b-c modeli birleşmiştir. Bu modellerin klasik bir dikdörtgen
erteleme modeline benzediklerine dikkat edelim.

Şekil 1.29 İkili üçlü

Şekil 1.30 Üçlü üçlü
Değiştirme Kuralı
Daha genel uygulaması içinde bu kural ya da ilke, piyasanın
bir dizi içinde genellikle aynı biçimde
davranmadığını savunur. Son zamanlarda eğer bir cins
tepe ya da taban ortaya çıkmış ise bu kez muhtemelen
öyle olmayacaktır.
Değiştirme kuralı bize ne olacağını tam olarak
söyleyemez fakat muhtemelen neyin olmayacağını bize
anlatır. Bu kuralın özgün uygulaması içinde,
hangi cins bir düzeltme modelinin beklenmesi gerektiği genellikle
daha çok kullanılır. Düzeltme modelleri değişme
eğilimindedir. Başka bir deyişle, 2. düzeltme dalgası,
eğer basit bir a-b-c modeli ise 4. dalga muhtemelen (örneğin bir
üçgen gibi) kompleks bir model olacaktır. Bunun tersi olarak,
2. dalga eğer kompleks bir model olursa 4. dalga muhtemelen basit bir
model olacaktır. Şekil 1.31'de bazı örnekler
görülüyor.

Şekil 1.31 Değiştirme kuralı
Kanal Kuralı
Dalga Kuramı'nın bir diğer önemi fiyat
kanallarının kullanımıdır. Elliott, fiyat
kanallarını, fiyat hedeflerini yakalayabilmekte ve dalga
sayımlarının tamamlanmasını onaylamakta
yardımcı olarak kullandı. Yukarı-trend bir kere ortaya
çıktığında, bir başlangıç trend kanalı,
1. ve 2. dalgaların tabanlarını birleştirerek elde edilir.
Bundan sonra 1. dalganın tepesinden bir paralel kanal çizgisi
çizilir (Şekil 1.32). Yukarı-trend’in tümü
çoğunlukla bu iki sınır arasında kalır.

Şekil 1.32 Eski ve yeni kanallar.
Eğer 3. dalga, yukarı kanal çizgisini geçecek
şekilde ivme kazanmaya başlarsa, 1. dalganın tepesinden ve 2.
dalganın tabanından yeni çizgiler çizilmelidir
(Şekil 1.32) En son kanal, iki düzeltme dalgasının (2 ve 4)
altından ve çoğunlukla şekil 1.33'de
görüldüğü gibi 3. dalganın tepesinden
çizilir. Eğer 3. dalga güçlü bir dalga ya da bir
uzamış dalga olur ise, yukarı çizginin 1. dalganın
tepesinden çizilmesi gerekebilir. Uzun-dönemli trendlerde kanal
çizgilerinin çizimi için aritmetik ölçekli
grafiklerin yanında yarı-logaritmik grafiklerin kullanımı
da önerilir.
Destek Alanı Olarak 4. Dalga
Beş yukarı dalga tamamlanıp bir ayı trendi
başlayınca, ayı piyasası çoğunlukla daha
önceki boğa piyasası sırasında oluşmuş olan
en son 4. dalganın altına düşmez. Bu kuralın bazı
istisnaları vardır fakat 4. dalganın tabanı genellikle
ayı piyasasına destek sağlar. Bu bilgi, aşağı
doğru maksimum fiyat hedefini belirleyebilmekte çok yararlı
olur.

Şekil 1.33 Ana kanal.
FİYAT BOŞLUKLARI
Fiyat boşlukları, fiyat grafiklerinde
görülen, hiçbir işlemin olmadığı
bölgelerdir. Örneğin bir yukarı-trend’de, o
günkü fiyat, o gün içinde bir önceki günün
en yüksek fiyat değerinin üzerinde bir değerin altına
düşmez ve bir önceki günün fiyat
aralığıyla o günün fiyat aralığı
arasında bir boşluk oluşur.
Bir aşağı-trend’de, o günkü fiyat, o gün
içinde bir önceki günün en düşük fiyat
değerinin altında bir değerin üzerine çıkamaz
ve bir önceki günün fiyat aralığıyla o
günün fiyat aralığı arasında bir boşluk
oluşur. Yukarıya doğru olan boşluklar piyasanın
güçlü oluşunun sinyali, aşağıya doğru
olan boşluklar ise piyasanın güçsüz oluşunun
sinyalidir.
Boşluklar, uzun dönemli, haftalık ve aylık grafiklerde de
görülür ve bu durum genellikle fazlasıyla önemlidir.
Ancak boşluklar, günlük çubuk grafiklerde daha çok
görülür.
Fiyat boşluklarının yorumuyla ilgili olarak bazı
inanışlar vardır. Bunlardan sıkça duyulanlardan biri
"fiyat boşluklarının her zaman doldurulduğu"dur.
Bu açıkça doğru değildir. Bazı boşluklar
önemli bazıları ise değildir. Bazı boşluklar
doldurulur, bazıları da doldurulmaz.
Boşlukların Dört Biçimi
Boşlukların dört genel biçimi vardır: Genel
boşluk, kopuş boşluğu, kaçış
boşluğu (ya da ölçüm boşluğu) ve tükeniş
boşluğu.
Genel Boşluk
Genel boşluk, boşluklar arasında en az öneme sahip
olandır. Bu boşluk, genellikle işlem hacmi çok dar olan
piyasalarda ya da yatay piyasaların ortalarında ortaya
çıkar. İşlem hacminin oldukça sığ
olduğu, piyasaya ilginin olmadığı dönemlerde bu
tür genel boşluklar fiyat grafiklerinde ortaya çıkabilir.
Teknik analizcilerin hemen tamamı genel boşlukları
değerlendirmeye almaz.
Kopuş Boşluğu
Kopuş boşluğu, genellikle önemli bir fiyat modelinin
tamamlanışında ortaya çıkar ve genellikle
önemli bir piyasa hareketinin başlangıcı olur. Piyasa
tabanda, örneğin ters omuz ve baş formasyonu gibi bir ana fiyat
modelini tamamladıktan sonra, omuz çizgisinin
kırılması çok zaman bir kopuş boşluğuyla
gerçekleşir. Piyasanın tabanlarında ya da tepelerindeki
bölgelerden önemli kopuşlar bu tip boşluklarla
gerçekleşir. Bir trendin tersine dönüşüne
işaret olan ana trend çizgisinin kırılması da bir
kopuş boşluğuyla gerçekleşebilir.
Kopuş boşlukları, genellikle yüksek işlem hacmi ile
gerçekleşirler. Kopuş boşlukları hiçbir zaman
doldurulmazlar. Fiyatlar, boşluğun üst ucuna kadar geri
dönebilir (boğa piyasalarındaki kopuşlar) ve belki
boşluğun bir kısmını kapatabilir fakat yine de bir
kısım boşluk doldurulmadan kalır.
Bir kural olarak, kapanış boşluğuna eşlik eden
işlem hacmi ne kadar fazla olursa o boşluğun doldurulması o
kadar güçtür. Gerçekte boşluk tamamıyla
dolarsa, bu durum esas olarak yanlış bir kopuş sinyaline
işaret eder. Yukarıya doğru olan boşluklar, daha sonraki
düzeltme hareketlerinde destek alanları olarak rol oynarlar.
Aşağı doğru boşluklarda ise bu boşluklar daha
sonraki düzeltme hareketlerinde direnç bölgeleri olarak rol
oynarlar.
Kaçış ya da Ölçüm Boşlukları
Fiyatlar, bir miktar yol aldıktan sonra, hareketin ortalarında bir
yerde bir sıçrama daha yaparlar (ya da bir seri boşluk) ve bu
sıçramalar, kaçış boşluğu olarak
adlandırılan ikinci tip bir boşluk biçimini
oluştururlar. Bu tip boşluklar, piyasanın fazlaca yüksek
olmayan işlem hacmi ile çok fazla yorulmadan hareket ettiği
bir durumu anlatırlar.
Kaçış boşlukları, yukarı bir trendde
piyasanın güçlülüğünün,
aşağı bir trendde ise piyasanın
güçsüzlüğünün belirtisidir. Kaçış
boşlukları da piyasanın daha sonraki düzeltme
hareketlerinde destek alanları olarak rol oynarlar ve genellikle doldurulmazlar.
Kopuş boşluğunda olduğu gibi, kaçış
boşluğunun altına doğru bir hareket
yukarı-trend’de olumsuz bir sinyaldir.
Kaçış boşluğu, aynı zamanda
ölçüm boşluğu olarak da adlandırılır.
Çünkü bir trendin genellikle yaklaşık olarak
ortalarında bir yerde ortaya çıkar. Trendin
başladığı ya da kopuşun olduğu yerden, trendin o
ana kadar aldığı yol ölçülerek, geriye kalan
hareketin muhtemel uzunluğunun tahmini, o ana kadar alınan yol 2 ile
çarpılarak belirlenebilir.
Tükeniş Boşluğu
Bu sonuncu tip boşluk, piyasa hareketinin sonlarına doğru ortaya
çıkar. Bütün fiyat hedeflerine
ulaşıldıktan sonra ve diğer boşluk cinsleri
(kopuş ve kaçış boşlukları)
tanımlandıktan sonra analizci, tükeniş boşluğunun
oluşmasını beklemeye başlar. Bir yukarı-trend’in
sonlarına yaklaşırken deyim yerindeyse fiyatlar, ölmek
üzere iken ileriye doğru son bir sıçrama daha yaparlar.
Ancak bu yukarı doğru sıçramalar hızla tükenir
ve fiyatlar birkaç gün ya da bir hafta içinde geriye
doğru düşerler. Fiyatlar bu son boşluğun altında
kapanınca, tükeniş boşluğu ortaya
çıkmış demektir. 4.24b’dan 4.24e’ye kadar
olan şekiller, gerçek yaşamda boşlukların neye
benzediğini görüntülüyor.

Şekil 4.24a Boşlukların üç biçimi
görülüyor. Kopuş boşluğu tabandaki modelin
tamamlanmış olduğunun sinyali olmuştur.
Kaçış boşluğu yolun yaklaşık
yarısında ortaya çıkmıştır (bu,
kaçış boşluğuna neden ölçüm
boşluğu da denildiğinin de açıklamasıdır).
Yukarı doğru tükeniş boşluğunun arkasından,
geride bir ada dönüş formasyonu bırakarak
aşağı doğru bir kopuş boşluğu
oluşmuştur.

Şekil 4.24b Tofaş Oto Fabrika’nın grafiğinde
boşlukların hemen tümünün oldukça güzel
örnekleri görülüyor.

Şekil 4.24c Tofaş Oto Ticaret’in grafiğinde boşluk
biçimleri görülüyor.
Ada Dönüş Formasyonu
Bazı durumlarda bir yukarı-trend’de tükeniş
boşluğu oluştuktan sonra, aşağı doğru da bir
boşluk oluşmadan önce fiyatlar, bir hafta ya da birkaç
gün dar bir aralıkta hareket ederler. Böyle bir durum geriye,
etrafı suyla çevrilmiş bir adaya benzeyen, birkaç
gün sürmüş olan bir fiyat hareketi bırakır.
Yukarı doğru giderken oluşmuş olan tükeniş
boşluğunu aşağı doğru bir kopuş
boşluğu izler ve böylece oldukça önemli bir trend
dönüşümünün sinyali olan "ada
dönüş formasyonu" oluşmuş olur. Ancak
tersine-dönüşün asıl önemli anlamı, trendin
genel yapısı içinde, fiyatların nerede seyrediyor
olduğuna dayanır.

Şekil 4.24d Yine çeşitli boşluk biçimleri
görülüyor.

Şekil 4.24e Yasaş’ın grafiğinde boşlukların
üç cinsi görülüyor.
FİNCAN FORMASYONU
Tersine-dönüş modellerine göre bu
model daha az rastlanan bir modeldir. Bu model, fincan, yuvarlak tepe ya da
taban veya kâse gibi isimlerle de adlandırılır. Bu model,
trendde çok yavaş ve aşamalı bir değişimi ifade
eder. Şekil 5.8a ve b bu grafik modellerini gösteriyor.
Yukarıdan aşağı ya da aşağıdan yukarı
olan aşamalı değişime dikkat edelim. Her bir grafiğin
aşağısında gösterilen işlem hacminin de kendi
fincanını oluşturma eğiliminde olduğuna da dikkat
edelim. Tepelerde ya da tabanlarda piyasa, aşamalı
dönüşümü yaparken işlem hacmi de azalmaya
başlar ve daha sonra, yeni yön ortaya çıkmaya
başlayınca işlem hacmi aşamalı olarak artar.

Şekil 5.8a Tepede ortaya çıkmış olan bir
"fincan" örneği görülüyor. Yukarı-trend
yukarıya doğru olan momentumunu yavaş yavaş kaybetmeye
başlar ve aşağı doğru bir hareket ortaya
çıkartır. İşlem hacminin de kendi
fincanını oluşturduğuna dikkat edelim.
Bazen, tabanın orta noktasından hemen sonra (bkz. Şekil 5.8b)
çok yüksek bir işlem hacmi ile fiyatlardaki ani bir
artış ortaya çıkar. Fiyatlar daha sonra formasyon
yönündeki hareketlerine devam ederler. Bazen tabanın
sonlarına doğru bir platform ortaya çıkar, bunun
arkasından yeni bir yukarı-trend var olur.
Tabanda oluşan bir fincanda, orta noktanın hemen ötesinde
işlem hacmindeki ani artışa, fiyatlar yukarı doğru
hareket ettikçe işlem hacmindeki aşamalı
artışa, platformun oluşması sırasında işlem
hacmindeki artışa ve onu takip eden yukarı doğru
kopuştaki yüksek işlem hacmine dikkat edelim.

Şekil 5.8b Bir taban fincanı örneği
görülüyor. Burada yine işlem hacminde de ortaya
çıkan fincana dikkat edelim. Tabanın orta noktasının
hemen ilerisinde bazen işlem hacminde bir patlama görülür.
Taban fincanlarına tepe fincanlarından daha çok
rastlanır. Formasyonun sağına doğru çoğunlukla
bir platform ortaya çıkar. Taban, ya A noktasındaki tepenin
kırılmasıyla ya da B noktasındaki platformdan yukarıya
doğru bir kopuşla tamamlanmış olur.
Bir fincanın ne zaman tamamlandığını
söyleyebilmek çok zordur. Eğer A noktasında bir
yukarı hareket oluşursa o zaman bir yukarı hareketin
sürmesi bir boğa sinyali olarak değerlendirilebilir. İkinci
bir ihtimal olarak platformdan yukarı doğru kopuş, tabanın
tamamlanışının sinyali olarak kullanılabilir.

Şekil 5.8c Köytaş’ın grafiğinde bir taban
fincanı örneği görülüyor.
Bir taban fincan modeli için kesin bir ölçüm
kuralı yoktur. Ancak teknik analizci, yeni trendin gücünü
ölçmede kendisine yardımcı olacak teknik araçlara
sahiptir. Örneğin, önceki trendin boyutu önemlidir ve bu
boyut analizciye, geriye alınacak olan fiyat hareketinin ne
ölçüde olacağı konusunda bazı fikirler verir.
Fincan modelinin oluşması sırasında geçen süre
de önemlidir. Modelin oluşma süresi ne kadar uzun olursa, daha
sonraki bir hareket potansiyeli de o kadar büyük olur.
Birkaçını söylemek gerekirse teknik analizci, daha
önceki destek ve direnç seviyeleri, yüzde geri almalar, fiyat
boşlukları, uzun dönemli trend çizgileri gibi hesaba
katması gereken diğer araçlara da sahiptir.
Daha önce değindiğimiz gibi, fincan modeline çok
sıkça rastlanmaz. Burada tabanda oluşan fincan modeli
üzerinde daha çok durulmasının nedeni, fincan modelinin
genellikle piyasanın tabanlarında oluşmasıdır.
GANN GEOMETRİK ARAÇLARI
William D. (W.D.) Gann (1878-1955),
yüzyılımızın ilk yarısında efsanevi bir
hisse senedi işlemcisiydi. Elli yıllık iş
yaşamında, işlemlerinde başarıyla kullandığı
matematiksel ve geometrik ilkelerin kusursuz ve benzersiz bir bileşimini
geliştirdi. İş yaşamının ikinci
yarısında, kendi yöntemini yazmaya ve öğretmeye
başladı.
Gann’in yaklaşımı fazlasıyla
karmaşıktır ve kavranabilmesi de çok kolay değildir.
Gann’in çalışmalarının büyük
bölümü geleneksel grafik kavramlarına dayanır. O,
gelecekteki direnç ve destek bölgeleri olarak tarihsel zirvelere ve
tabanlara büyük önem veriyordu. Kırılan bir direncin
destek ve kırılan bir desteğin de direnç haline dönüştüğünü
özellikle vurguluyordu. %50 geri-çekilmeye çok fazla
inananlardandı. Orijinal düşüncelerinden
bazıları; kardinal kareler, fiyat ve zamanın karelerinin
alınması ve geometrik açılar, idi.
Kardinal kare, bütün zamanlar içinde işlem
görülen en düşük fiyattan ileriye doğru
sayım yapılarak gelecekteki destek ya da direnç seviyelerine
ulaşabilme yöntemiydi. Başlangıç fiyatı karenin
merkezine yerleştirilir ve her bir yükselen fiyat saat
yönünde olacak şekilde kareye yerleştirilir. Karenin
"kardinal-haçı" bölümüne düşen
sayılar (merkezde birleşen düşey ve yatay çizgiler),
gelecekte muhtemelen destek ya da direnç seviyeleri olacaklardır.
Çember, üçgen ve kare Gann’i çok etkileyen
geometrik biçimlerdi. Bir çember yüzeyini oluşturan 360
derece onun çalışmalarında belirgin olarak yer aldı.
Gann, piyasanın gelecekteki dönüş noktalarının
zaman hedeflerine ulaşabilmek için 360 dereceye uyumu
kullandı.
Piyasanın gelecekteki dönüşü için Gann’in
takvim günü sayımına ulaşabilmenin bir yolu,
önemli zirvelerden ve tabanlardan ileriye doğru 30, 90, 120, 180 ve
360 sayılarıyla sayım yapmaktır. Bu ileriye doğru olan
takvim günleri, piyasanın gelecekteki dönüşlerini
önceden belirleyebilir. Belirgin bir tabandan ya da zirveden bir yıl
sonraki gün, fiyat hedefi olarak önemli potansiyel taşıyan
bir gündür. Gann, 7 sayısıyla uyuşan zaman hedeflerine
özel bir önem veriyordu.
Gann, kuramının temellerinin önemli bir
bölümünü oluşturan zaman ve fiyat biçimlerinin
birleştirilmesinde, bu her ikisi arasında belirli bir oransal
ilişki görüyordu. Zirveleri ya da tabanları bulabilmek
için kullandığı yöntemlerden biri, fiyat ve
zamanın karelerinin alınmasına dayanıyordu -bu da, bir
birim fiyatın bir birim zamana ne zaman eşitleneceğidir-.
Örneğin Gann, bir piyasada belirgin bir zirveyi alır, bu
zirvedeki fiyatı bir takvim birimine (gün, hafta, ay ya da yıl)
dönüştürür ve bu zaman dönemini ileriye
doğru ölçerdi. Bu zaman dönemine
ulaşıldığı zaman, fiyat ve zaman karesel olarak
eşitlenmiş olur ve piyasanın dönmesi gerekirdi. Bir
örnek olarak, piyasa eğer 100 birim seviyesinde belirgin bir zirveye
ulaşmışsa Gann, ileriye doğru 100 gün, hafta, ay ya da
yıl sayardı. Gelecekteki bu günler, muhtemel
dönüş noktaları olarak belirlenirdi. Gann’in, fiyat
ve zaman arasındaki oransal ilişkisi, bu tartışmada bizim
de asıl ilgi alanımız olan, onun geometrik açılar
kuramının temelidir.
GEOMETRİK AÇILAR ve YÜZDELER
Amacımız, Gann’in daha basit ve önde gelen ve bazı
Gann kullanıcılarına göre de onun en değerli
tekniklerinden birini, geometrik açıları
tartışmaktır. Açı çizgileriyle
bağlantı içinde, göreceli olarak basit olan bir
başka kavramı, yüzde geri-çekilmeleri de
tartışmamız içine sokacağız.
Tartışmamıza Gann yüzdeleriyle başlayalım. Gann
fiyat hareketini sekize böler: 1/8, 2/8, 3/8, 4/8, 5/8, 6/8, 7/8, 8/8.
Gann aynı zamanda fiyat hareketini de üçe böler: 1/3 ve
2/3. Aşağıdaki tablo, yukarıdaki kesitlerin yüzde
eşdeğerlerini veriyor. 1/3 ve 2/3 yüzde parametrelerinin, sekize
bölünmeler listesi içinde kendilerine ait yerlere
sokulmuş olduklarına dikkat edelim.
1/8 = %12,5
2/8 = %25
1/3 = %33
3/8 = %37,5
4/8 = %50
5/8 = %62,5
2/3 = %67
6/8 = %75
7/8 = %87,5
8/8 = %100
Hemen fark edeceksiniz ki, ortadaki beş sayı -%33, %37,5, %50 ve %67-
bize yabancı olmayan sayılardır. Gann’e göre %50
geri-çekilme en önemli olan yüzdeydi. Bu beş yüzde
geri-çekilme aynı zamanda yüzde geri-çekilmeler
içinde en ünlü olanlarıdır. %50’lik
geri-çekilmeyi biraz genişletirsek, Fibonacci
geri-çekilmelerinin de eşdeğeri olan, önem
sırasına göre %37,5 ve %62,5’lik geri-çekilmeler
sıradaki iki yeni yüzdedir. Dolayısıyla biz şimdi,
Gann ve Elliott Dalga Kuramı’nı birleştirerek yolumuza
devam ediyor oluyoruz. Bunlardan sonraki iki yüzde, Dow
Kuramı’nın minimum ve maksimum geri-çekilme
değerleri olan %33 ve %67 yüzdeleridir.
Gann, diğer yüzdelerin de piyasanın içinde
olduklarına ancak daha az önemli olduklarına inanıyordu.
Gann yelpazesi, piyasanın muhtemel dönüş noktaları
olarak %75 ve %87,5’luk geri-çekilmeleri de belirler. %12.5 ve %25
gibi daha küçük geri-çekilmeler de piyasada bir rol
oynayabilir. Ancak bu son dört sayı, bütün piyasa
teknikçilerinin genel olarak kullandıkları %33 ve
%67’lik geri-çekilmelerin sınırları
dışındadır.
Gann’in geometrik açıları, bazı belirli
açılarda, belirgin zirve ya da tabanlardan çizilen trend
çizgileridir. Bu açılar, fiyat ve zaman arasındaki
ilişki ile belirlenir. Gann’in en önemli açısı
45 derecelik açıdır. Bir yukarı-trend’de geometrik
açı çizgileri, bir piyasa tabanından sağa ve
yukarıya doğru çizilir. Bir aşağı-trendde bu
çizgi, piyasanın bir zirvesinden sağ aşağıya
doğru çizilir. Geometrik açı çizgisi, fiyat ve
zaman birimleri arasındaki birebir ilişkiye dayanır. Diğer
bir deyişle fiyatlar, her bir zaman birimi için (günlük
çubuk grafik üzerinde genellikle bir hafta) bir fiyat birimi
oranında yükselirler ya da düşerler.
45 DERECE ÇİZGİSİNİN ÖNEMİ
45 derece çizgisi, Gann’in ana yukarı ve aşağı
trend-çizgilerini temsil eder. Fiyatlar yükselen çizginin
üzerinde kaldığı sürece, bir boğa piyasası
yürürlülüğünü sürdürüyor
demektir. Fiyatlar alçalan çizginin altında
kaldığı sürece de, bir ayı piyasası
yürürlülüğünü sürdürüyor
demektir. 45 derece çizgisinin kırılması genellikle, ana
bir trendin tersine dönüşünün sinyali olur.
45 derece çizgisinin, fiyat ve zamanın kusursuz bir dengesini
temsil ettiği görülebilir. Bir yukarı-trend’de
eğer fiyatlar 45 derece çizgisine kadar düşerlerse bu
durum, fiyatın ve zamanın kusursuz bir dengeye gelmiş
olmaları anlamına gelir. Bu nedenle trend çizgisinin
kırılması, bu ilişkideki ve trenddeki muhtemel bir
değişikliğe işaret eder. 45 derece açıları
kullanılarak, esas trend çizgisine paralel olacak şekilde,
belirgin zirve ve tabanlardan kanal çizgileri de çizilebilir.
2’nin çarpanları olacak şekilde fiyat ve zaman birimleri
birleştirilerek daha dik ya da daha düz olan geometrik trend
çizgileri çizilebilir. 1x1 çizgisi 45 derece
çizgisidir. 1x2 çizgisi, her bir zaman birimi için iki
fiyat birimi artışı gösteren, 45 derece çizgisi
üzerindeki bir sonraki daha dik olan çizgi olacaktır. Bu
durum, zamana göre fiyatların iki kat arttığını
gösterir. Bir sonraki daha dik çizgi, bir birim zamanda fiyatların
dört kat arttığını gösteren 1x4 çizgisi
olacaktır. Daha dik sayılar genel olarak kullanılmasa da,
giderek dikleşen bu çizgiler 1x8’e kadar
sürdürülebilir. (Bkz. Şekil 13.1)
45 derecelik yukarı-trend çizgisinin altındaki ilk düz
çizgi, iki birim zamanda fiyatın bir birim ilerlediğini
gösteren 2x1 çizgisidir. Daha da düz bir çizgi,
fiyatın bir birim değişmesi için dört birim
zamanı gösteren 4x1 çizgisi olacaktır. Aşağıdaki
tablo, derece eşdeğerleriyle birlikte, azalan bir sıralamada
çeşitli açı çizgilerini gösteriyor.
İlk rakam zamanı ve ikinci rakam da fiyatı temsil ediyor. Bu,
zaman x fiyat şeklinde de okunabilir.
1 x 8 = 82 1/2 derece
1 x 4 = 75 derece
1 x 3 = 71 1/4 derece
1 x 2 = 63 3/4 derece
1 x 1 = 45 derece
2 x 1 = 26 1/4 derece
3 x 1 = 18 3/4 derece
4 x 1 = 15 derece
8 x 1 = 7 1/2 derece
1x3 ve 3x1 çizgilerinin tabloda yer aldığına dikkat
edelim. Gann, fiyat hareketini üçe bölen bu çizgilerin
haftalık ve aylık grafiklerde daha yararlı olduklarını
açıkça hissetmişti. Gann’in geometrik
çizgileri, hız çizgileri ve Fibonacci yelpaze
çizgilerine çok benzer biçimde kullanılır.
Bir yukarı-trend’de bu çizgiler destek, bir
aşağı-trend’de ise direnç çizgileridir. Bir
yukarı-trend sırasında bu çizgilerden birinin
kırılması, bir aşağıdaki çizgiye kadar
fiyatların düşebileceğine işaret eder. Bunun tersi
olarak, fiyatların yukarıdaki bir çizgiyi kırmaları
durumunda bir sonraki yüksek çizgiye kadar yükselmeleri
beklenir. (Bkz. Şekil 13.2).

Şekil 13.1 Gann’in, zaman X fiyat geometrik açıları
görülüyor. 45 derece çizgisi, zamanın ve
fiyatın kusursuz bir uyum içinde olduğu en önemli trend
çizgisidir. Böyle bir durum çoğunlukla bir trend
dönüşünü belirler. Bu trend çizgileri destek ve
direnç seviyelerine işaret eder. Çizgilerden biri
kırıldığı zaman fiyatlar bir sonraki çizgiye
kadar ilerlerler.

Şekil 13.2 İMKB Endeksi’nin grafiğine uygulanmış
olan Gann trend çizgileri görülüyor. Grafiği sol
tarafından çizilmiş olan yukarı-trend
çizgilerinden 45 derecelik çizginin Mayıs ayında
kırılmasından sonra fiyatların bir alt çizgiye kadar
gerilemiş ve o çizgide destek görmüş
olduklarına dikkat edelim. Yine fiyatların Temmuz ayındaki
zirveden çizilen aşağı-trend çizgilerine
doğru yükselmelerinde bu çizgilerde nasıl
duraksadığına ve en yukarıdaki çizginin de kırılmasından
sonra yukarı-trend’in nasıl hızlanmış
olduğuna dikkat edelim.
GEOMETRİK AÇI ÇİZGİLERİNİN ve YÜZDE
GERİ-ÇEKİLMELERİN
BİRLEŞTİRİLMESİ
Bu iki teknik birlikte kullanıldıkları zaman daha etkilidirler.
Önemli bir piyasa hareketi ortaya çıktıktan sonra,
tüm fiyat dizisi sekize bölünebilir. Bu işlem, yerinde
yüzde noktalarına sekiz yatay çizgi çizilerek
yapılabilir. Bir yukarı-trend’de bu çizgiler trendin dip
noktalarında destek sağlarlar. Bir
aşağı-trend’de bu çizgiler muhtemel
dirençleri temsil eder.
Gann kullanıcıları bu çizgileri grafik üzerine
yerleştirmekle, önemli yüzde geri çekilmelerin gelecekte
tam olarak nerede olduklarını bilebilirler. Gann sekiz
değişik sayı kullanmış olsa da en önemlileri
merkezin yanına, 3/8, 4/8 ve 5/8 noktalarına yerleşmiş
olanlardır. Bu sayılar, %50 geri-çekilmeyi ve iki Fibonacci
sayısını da kapsarlar. Geriye kalan parametrelerin önemi
daha azdır ancak işlemci, bunların nerede olduklarını
da en azından bilmelidir.
GERİ ÇEKİLME YÜZDELERİ
Bir miktar piyasa hareketinden sonra, fiyatlar orijinal
yönlerindeki hareketlerini sürdürmeden önce bir önceki
trendlerinin belli bir oranını geri alırlar. Bu düzeltme
hareketleri, daha önceden öngörülebilen yüzdelik
parametreler içinde hareket ederler. %50’lik geri çekilme
en çok bilinen örnektir.
Örneğin diyelim ki; piyasa yukarıya doğru hareket ediyor ve
100 seviyesinden 200 seviyesine geliyor. Yukarı hareket yeniden
başlamadan önce, daha sonraki düzeltme hareketi genellikle
yarı oranında bir geri çekilme olur. Örneğimizde 150
seviyesine kadar bir gerileme yaşanır. Bu yüzde geri
çekilmeler kısa vadeli, orta vadeli, uzun vadeli olarak trendin
bütün dereceleri için geçerlidir.
Kesin bir kural olmaktan çok bir eğilim olan %50’lik geri
çekilmenin yanında, çok geniş kesimlerce kabul edilen
minimum ve maksimum yüzde parametreler vardır (1/3 ve 2/3 geri
çekilmeler). Bir başka deyişle, fiyat trendi üç
bölüme ayrılabilir. Genellikle, minimum geri çekilme %33
ve maksimum geri çekilme %66 civarındadır. Bunun anlamı,
güçlü bir trendin düzeltmesinde piyasa, genellikle bir
önceki hareketinin en az 1/3’ü oranında bir düzeltme
yaşar.
Birçok nedenden dolayı, bu anlatılanlar çok gerekli
bilgilerdir. Piyasada işlem yapan bir kişi, alım fiyatı
araması içinde ise, fiyat grafiği üzerindeki %33-%50 geri
çekilme bölgesini hesaplayabilir ve bu fiyat bölgesini
alım fırsatı için bir genel referans bölgesi olarak
değerlendirebilir. (Bkz. Şekil 4.20a ve b).
En çok geri çekilme parametresi, çok kritik bir bölge
olan %66 geri çekilmedir. Eğer daha önceki trend
sürecekse, düzeltme hareketi %66 noktasında son
bulmalıdır. Bu, bir yukarı-trend’de düşük
risk taşıyan bir alım alanı veya bir
aşağı-trend’de düşük risk taşıyan
bir satım alanıdır. Eğer fiyatlar 2/3‘lük geri
çekilmenin altına düşerse, hareket genellikle bir
önceki trendin %100‘ü oranında bir gerileme yaşar.

Şekil 4.20a Fiyatlar asıl yönlerindeki hareketlerini
sürdürmeden önce çoğu kez bir önceki trendin
yarısı kadar geri-çekilirler. Bu örnek %50
geri-çekilmeyi gösteriyor. Minimum geri-çekilme bir
önceki trendin 1/3’ü, en çok geri-çekilme de
2/3’ü kadardır.
Sözünü ettiğimiz üç yüzde geri
çekilme (%50, %33 ve %66) Dow Kuramı’ndan
alınmıştır. Elliott dalga kuramı ve Fibonacci
oranları yaklaşımlarının takipçileri %38 ve %62
geri çekilmeleri kullanırlar. Her iki yaklaşımın
kullandığı oranlar, geri çekilme yüzdeleri olarak
%33, %38’e ve maksimum geri çekilme yüzdeleri olarak %68 ile
%66 oranındaki bölgeler kullanılabilir.

Şekil 4.20b Haziran ayındaki yukarı dalga, temmuz ayındaki
çıkışının %66’sı kadar bir geri
çekilme yaşamıştır. Yine, ağustos
ayının yukarı dalgası, eylül ayında %50 geri
çekilmiştir. Trend çizgilerinin de görevlerini ne
derece başarıyla yapıp, trend dönüşlerini
nasıl başarıyla yakalamış olduklarına da
ayrıca dikkat edelim.
HIZ – DİRENÇ ÇİZGİLERİ
Bu teknik, trendi üçe bölen
düşüncenin bir uyarlamasıdır. Hız-direnç
çizgilerinin yüzde geri çekilme kavramından temel
farklılığı; hız-direnç çizgilerinin, bir
trendin yükselişinin veya düşüşünün
oranını ölçmesidir (bir başka deyişle, trendin
hızını ölçmesidir).
Bir yukarı-trend’in hız-direnç çizgisini
çizebilmek için, yukarı-trend’in en yüksek
noktası bulunur (Bkz. Şekil 4.21a). Grafikteki o noktadan, trendin
başladığı bölgeye kadar grafiğin en altına
doğru bir düşey çizgi çizilir. Bu düşey
çizgi daha sonra üç eşit parçaya
bölünür. Bundan sonra, trendin başladığı
yerden çizdiğimiz düşey çizgide
işaretlediğimiz 1/3 ve 2/3 seviyelerindeki iki noktaya doğru
trend çizgileri çizilir.
Bir aşağı-trend’de, bu izlediğimiz yolun tam tersi
yapılır. Bir aşağı-trend’de, trendin en
düşük noktasından trendin başladığı
noktaya kadar olan ara ölçülür ve düşey
çizginin 1/3 ve 2/3‘deki noktalarına doğru trendin
başladığı noktadan iki çizgi çizilir (Bkz.
Şekil 4.21b).
Bir yukarı-trend’de her yeni yüksek seviye
oluştuğunda ya da bir aşağı-trend’de yeni bir
düşük seviye oluştuğunda, yeni çizgiler
çizilmelidir (çünkü şimdi yeni bir tepe ya da yeni
bir taban noktası vardır).

Şekil 4.21a Bir yukarı-trend’de hız-direnç
çizgileri örneği görülüyor. Tepe
noktasından trendin başlangıcına kadar olan düşey
uzaklık üçe bölünmüştür. Bundan
sonra, 1 noktasından 2 ve 3 noktalarına doğru iki trend
çizgisi çizilir. Yukarıdaki çizgi 2/3 ve
aşağıdaki çizgi 1/3 hız-çizgileri olur.
Piyasanın düzeltme hareketleri sırasında bu çizgiler
destek çizgileri olarak rol oynarlar. Bu çizgiler
kırıldıkları zaman, geri dönüş hareketlerinde
direnç çizgileri haline dönüşürler. Hız
çizgileri, bazen fiyat hareketini ikiye böler.

Şekil 4.21c Şekilde, bir aşağı-trend’deki
hız-çizgileri görülüyor.
Hız çizgisi yaklaşımının arkasında yatan
kuram, %33 ve %66’lık geri çekilmeler
yaklaşımına benzer bir yaklaşımdır. Eğer bir
yukarı-trend düzeltmeye başlamışsa, düzeltme
hareketi genellikle hız çizgilerinden üstteki çizgide
durur (2/3’lük hız çizgisi). Eğer düzeltme bu
seviyede durmazsa, hareket daha aşağıdaki hız
çizgisine kadar sürer (1/3’lük hız çizgisi).
Eğer aşağıdaki hız çizgisi de
(1/3’lük hız çizgisi) kırılırsa, fiyatlar
bir önceki trendin başladığı noktaya kadar
düşmeye devam edebilir.
Bir aşağı-trend’de ise, alttaki hız çizgisinin
(1/3’lük hız çizgisi) kırılması,
üstteki hız çizgisine (2/3’lük hız
çizgisi) doğru bir yukarı harekete işaret eder.
2/3’lük hız çizgisi de kırılırsa bu,
trendin başlangıç noktasına kadar sürecek olan bir
hareket yaratabilir.
Bütün trend çizgilerinde olduğu gibi, hız
çizgileri de bir kez kırılınca bu çizginin
rolü tersine döner. Yani, bir yukarı-trend’in
düzeltmesi sırasında eğer üst hız çizgisi
(2/3’lük hız çizgisi) kırılırsa ve
fiyatlar 1/3’lük hız çizgisine kadar düşerse
ve daha sonra 1/3’lük hız çizgisinden yukarı
doğru bir hareket başlarsa, yukarıdaki hız çizgisi
(2/3’lük hız çizgisi) direnç çizgisi
haline dönüşür. Ancak, eğer yukarıdaki
çizgide direnç görülmez ve bu çizgi
kırılırsa bu, geçmiş tepelerin geçilebileceğinin
bir sinyali olabilir. Aynı ilke aşağı-trend’ler
için de geçerlidir.

Şekil 4.21c Aselsan’ın grafiğinde, yukarı ve
aşağı-trend’lerde hız-direnç
çizgilerinin neye benzediği görülüyor. Şubat
ayının sonlarında 2/3 hız-çizgisinin
kırılması Aralık-Mart yükselişinin sona
erdiğinin işareti olmuştur. Nisan ayında düşüş
trendinin 2/3 hız-çizgisinin kırılması, Şubat
ayının sonundan Mart ayının sonuna kadar süren orta
vadedeki düşüşün bittiğinin ilk işareti
olmuş ve Ağustos ayında 1/3 hız-çizgisinin
kırılması da yükseliş trendinin süreceğinin
onayı olmuştur.

Şekil 4.21d 1/3 hız-çizgisi Bolu Çimento’ya
güçlü bir destek sağlamıştır.
OBV
OBV, fiyatlardaki değişiklikle işlem
hacmini ilişkilendiren bir göstergedir. OBV, işlem hacminin
süreç içinde toplanmasıyla elde edilir. Hisse senedi
bir önceki güne göre daha yukarı bir seviyede
kapanış gerçekleştirirse, işlem hacmi pozitif olarak
hesaba katılır. Hisse senedi bir önceki güne göre daha
düşük bir seviyede kapanış
gerçekleştirildiği taktirde, işlem hacmi Negatif kabul
edilir.
OBV’ deki değişmenin fiyat hareketindeki değişimden
önce gerçekleştiği yaygın bir kanıdır. OBV’
nin yükselmeye başlaması, uzman
yatırımcıların hisse senedine talep gösterdiğini
belirtir. Halk yığınları da hisse senedine talep
göstermeye başlayınca, hisse senedinin ve OBV’ nin
değerleri birlikte yükselmeye devam ederler.
Hisse senedi fiyatı, OBV'den önce hareket ederse, "teyitsizlik"
durumu oluşur. "Teyitsizlik", yükseliş trendinin tepe
noktalarında (hisse senedinin yalnız başına veya OBV'den
daha önce yükselmesi) veya düşüş trendinin dip
noktalarında (hisse senedinin yalnız başına veya OBV'den
daha önce düşmesi) görülebilir.
OBV, her tepe noktasının bir önceki tepe noktasından ve her
dip noktasının bir önceki dip noktasından yüksek
olduğu dönemlerde yükseliş trendindedir. Benzer
şekilde, OBV, her dip noktasının bir önceki dip
noktasından ve her tepe noktasının bir önceki tepe
noktasından düşük olduğu dönemlerde
düşüş trendindedir. OBV, birbirini izleyen dip veya tepe
noktaları oluşturmuyorsa "şüpheli trend"
durumdadır. Bir trend oluştuğunda, mevcut trend bozulana kadar devam
ettiği kabul edilir.
Mevcut trendin bozulması iki şekilde olabilir. Birinci şekil,
yükseliş trendinden düşüş trendine girilmesi veya
düşüş trendinden yükseliş trendine girilmesiyle
oluşur. OBV trendinin bozulmasının ikinci şekli ise,
"şüpheli trend" konumuna girilmesi ve üç
günden fazla "şüpheli trend" konumunda
kalınmasıyla gerçekleşir.
OBV yükseliş trendinde iken, "şüpheli trend"
konumuna girer ve bu konumda sadece iki gün kalıp tekrar
yükseliş trendine girerse, OBV’ nin sürekli olarak
yükseliş trendinde olduğu kabul edilir. OBV’ nin
yükseliş veya düşüş trendine girmesi
"breakout" olarak adlandırılır.
OBV "breakout"ları genellikle fiyat
"breakout"larından daha önce gerçekleşir.
Dolayısıyla, yatırımcılara OBV’ nin yukarı
"breakout" yaptığı anda alım,
aşağı "breakout" yaptığında ise
satım yapmaları önerilir. Trend değişene kadar
pozisyonun korunması gerekmektedir. OBV bu şekilde
kullanıldığı taktirde, kısa dönemli periyotlarda
iyi performans gösterir. Kısa vadeli yatırımlarda
başarı sağlamak için yatırımcılar,
hızlı ve kararlı bir tutum izlemelidirler.
ELMAS FORMASYONU
Elmas formasyonu, bir diğer nispeten nadir olarak
rastlanan bir modeldir ve genellikle piyasanın tepelerinde
görülür. Bu model, iki değişik üçgen
tipinin (simetrik ve açılan üçgenler) bir bileşimi
olduğu için, özel bir modeldir. Şekil 6.6a'ya bir
bakarsanız, elmasın ilk yarısının bir
açılan üçgeni ve ikinci yarısının bir
simetrik üçgeni andırdığını
göreceksiniz.
İşlem hacmi, modelin ilk yarısında, fiyat
salınımları genişledikçe artar ve formasyonun ikinci
yarısında, fiyat salınımları daraldıkça
düşer. Birbirinden uzaklaşan çizgileri ve birbiriyle
birleşen trend çizgileri, bir elmasın grafik-resim'ine benzer.
Bir süreklilik modeli olmaktan çok bir dönüş
modelidir. Formasyonun ikinci yarısındaki yukarı-trend
çizgisi aşağıya kırılınca da elmas
formasyonu tamamlanmış olur. Aşağı doğru
kopuşa normal olarak işlem hacminin artışı eşlik
eder.

Şekil 6.6a Bir elmas formasyonu örneği görülüyor.
Bu model genellikle bir zirve tersine dönüş modelidir. Modelin
ilk bölümü genişleyen üçgene, ikinci
bölümü ise simetrik üçgene benzer. Altta bulunan
yukarıya doğru eğimli trend çizgisi
kırıldığı zaman model tamamlanmış olur.
Modelin en geniş yerindeki yüksekliğin
ölçülüp, bu uzaklığın kopuş
noktasından aşağıya doğru izdüşümü
alınmakla fiyat hedefi bulunur.
Elmas Formasyonunun Ölçüm Tekniği
Elmas formasyonunun ölçüm tekniği, üçgen
modellerinin ölçüm tekniğinin benzeridir. Modelin en
geniş bölümünde düşey uzaklık
ölçülür ve daha sonra kopuş noktasından
aşağıya doğru bu uzaklığın
izdüşümü alınır. Bazen,
aşağı-trend yoluna devam etmeye başlamadan önce,
alttaki direnç çizgisine kadar yaklaşan bir
geri-dönüş hareketi ortaya çıkar.
KOMPLEKS BAŞ VE OMUZLAR
Baş ve omuzlar modelinin bazen kompleks baş ve
omuzlar modeli denilen bir türü de oluşur. Bu modeller iki
baş'ın ya da ikili bir sol ya da sağ omuzun ortaya
çıktığı modellerdir. Bu modellere çok
sıkça rastlanmasa da, bunların da geleceğin tahmininin
yapılması konusunda değerleri vardır. Bu konuda
yararlı bir ipucu, simetriye doğru güçlü bir
eğilimdir. Bu, bir tek sol omuzun genellikle bir tek sağ omuza işaret
etmesi anlamına gelir. İkili bir sol omuz, ikili bir sağ omuz ihtimalini
arttırır.

Şekil 1 Tabanda ortaya çıkmış olan bir baş ve
omuzlar modeli görülüyor. Teknik analizcilerin pek
çoğu sağ omuz (E) henüz oluşma
aşamasındayken pozisyon açarlar. C’den D noktasına
çıkışın 1/2’den 1/3’e kadar gerilemesi,
kısa vadeli bir destek ya da destek boşluğu, A noktasındaki
sol omuz seviyesine kadar olan bir düşüş ya da kısa
dönemli aşağı-trend çizgisinin (1 çizgisi)
kırılması; piyasaya giriş için erken fırsatlar
yaratır.
TERSİNE DÖNÜŞ GÜNLERİ
Bu grafik formasyonu; tepe tersine-dönüş
günü, taban tersine-dönüş günü, anahtar
tersine-dönüş günü gibi isimlerle de anılır.
Bu formasyon, bazen iki günlük tersine-dönüş
formasyonu oluşturur. Tersine-dönüş formasyonunun kendi
içinde çok büyük önemi yoktur fakat diğer
teknik bilgiler kapsamı içinde değerlendirilince bazen
çok önemli hale gelebilir.
Bir tersine-dönüş günü, tepede ya da tabanda
oluşabilir. Tepede oluşan bir tersine-dönüş
gününün genel olarak kabul edilen tanımlaması, bir
yukarı-trend’de yeni bir tepe oluşması ve aynı
gün içinde düşük değerden bir
kapanışın gerçekleşmesidir. Diğer bir deyişle,
gün içinde fiyatlar yeni bir yüksek seviye görür ve
daha sonra gevşeyerek bir önceki günkü
kapanışın altındaki bir değerden kapanır. Bir
taban tersine-dönüş günü, gün içinde yeni
bir düşük değerin görülmesi ve bunu takip eden,
yüksek değerden bir kapanışın
gerçekleşmesidir.
Gün içinde görülen işlem
aralığının daha geniş olması ve işlem
hacminin artmış olması, yakın zamandaki bir trend
dönüşü sinyali ihtimalini daha da arttırır.
4.22a’dan c’ye kadar olan şekiller bu anlatılanların
çubuk grafiklerde ne şekilde oluştuğunu
gösteriyorlar.
Tersine-dönüş gününde işlem hacminin
artmış olduğuna dikkat edelim. Aynı zamanda,
tersine-dönüş gününde hem düşük
değerin hem de yüksek değerin bir önceki günün
düşük ve yüksek değer aralığını
aşmış olduğuna (bir "dış" gün
formasyonu oluşturarak) dikkat edelim. Tersine-dönüş
günü için bir "dış" gün şart
olmasa da, "dış" gün tersine-dönüş
gününe daha çok önem katar.

Şekil 4.22a Tepedeki bir tersine-dönüş günü
örneği görülüyor. Tersine-dönüş
günündeki işlem hacmi ne kadar çok olursa ve işlem
aralığı ne kadar geniş olursa, tersine-dönüş
gününün önemi o kadar artar.

Şekil 4.22b Tabandaki bir tersine-dönüş günü
örneği görülüyor. Tersine-dönüş
gününde işlem hacminin artmış oluşu
tersine-dönüş sinyalini onaylar.
Taban tersine-dönüş günü, bazen satış
bölgesi olarak da adlandırılır. Bu durum bir ayı
tabanında, yoğun satışların
gerçekleştiği dramatik bir tersine-dönüştür.
Artık satış baskısının kalmamış
oluşu, piyasanın üzerinde bir boşluk yaratır; bu
nedenle fiyatlar hızla yukarıya doğru yol almaya başlar.
Bir ayı piyasasının nihai tabanına işaret etmese de,
satış bölgesi, tersine-dönüş
gününün en dramatik örneklerinden biridir ve genellikle
anlamlı bir düşük seviyenin ortaya
çıktığına işaret eder.
Anahtar Tersine-Dönüş Günü
"Anahtar tersine-dönüş günü" terimi
çoğu zaman yanlış anlaşılır.
Bütün bir günlük tersine-dönüş günleri,
potansiyel anahtar tersine-dönüş günleridir fakat
yalnızca pek azı gerçekten anahtar
tersine-dönüş günüdürler. Bir günlük
tersine-dönüş günlerinin pek çoğu, var olan
trendin yönünü sürdürmeye devam etmeden önce
geçici bir duraklamanın ötesinde bir şey değildir.
Gerçek anahtar tersine-dönüş günü önemli
bir dönüş noktasına işaret eder fakat bir önceki
trendin aksi yönünde önemli derecede bir fiyat hareketi ortaya
çıkmadan önce tam ve doğru olarak tanımlanamaz.

Şekil 4.22c Metaş’ın grafiğinde tersine-dönüş
günlerinin verdiği sinyaller görülüyor.
İki Günlük Tersine-Dönüş Günü
Bazen bir tersine-dönüş gününün
oluşması iki gün alır ve bu nedenle iki günlük
tersine-dönüş günü olarak adlandırılır.
Bu durumda, bir yukarı-trend’de fiyatlar yeni bir yüksek değer
görürler ve bu yüksek değere yakın bir değerden
kapatırlar. Ertesi gün, fiyatlar daha yüksek değerlere
gitmek yerine, aynı fiyat seviyelerinde dolaşırlar ve bir
önceki günün düşük seviyesine yakın bir
değerde kapatırlar.
Bir taban oluşması süresinde yukarıda
anlatılanların tersi olur. Burada yine, iki gün içindeki
işlem aralığı geniş bir işlem
aralığıdır ve yine işlem hacmi çok
artmıştır ki bütün bunlar bir
tersine-dönüş sinyalinin önemini arttırır. (Bkz.
Şekil 4.23a, b).

Şekil 4.23a Tepedeki bir iki günlük tersine-dönüş
örneği görülüyor. Tersine-dönüş
gününde işlem hacminin artmış oluşu
tersine-dönüş sinyalini onaylar.
Yukarıda söylediğimiz gibi, tersine-dönüş gününün
kendisi ana trend dönüş modellerinden biri değildir.
Piyasalar, her türlü teknik göstergenin
ışığında resmedilmelidir. Eğer bir piyasa
hiç düzeltme yapmadan hızla ve dik bir şekilde
yükseliyorsa ve bütün teknik öngörüleri
aşmışsa, o piyasa tehlikeli bir biçimde
aşırı-alınmıştır, önemli bir
direnç bölgesine ulaşılmış olması
çok yakınlardadır ve aşağı doğru bir
tersine-dönüşe çok dikkat edilmelidir.
Ana dönüş noktalarının pek çoğuna
tersine-dönüş günlerinin çeşitli
varyasyonları eşlik eder fakat o tersine-dönüş
günü genellikle daha geniş ve daha önemli bir grafik
modelinin bir parçasıdır. Bir zirvede ortaya
çıkmış olan bir baş ve omuzlar formasyonunun
"baş"ının zirvesi bir tersine-dönüş
günü olabilir ama tersine-dönüş gününün
bütün trendi tersine döndürmekten sorumlu olduğu
anlamına gelmez.

Şekil 4.23b Tabandaki iki günlük bir
tersine-dönüş’ün yüksek işlem hacmiyle
gerçekleşmesi görülüyor.
Açığa çıkarılması gereken sorun, bir
tersine-dönüş gününün ne zaman önemli, ne
zaman önemsiz olduğunu belirleyebilmektir. Bu karar ancak tüm
diğer teknik göstergeler incelendikten sonra verilebilir. Bir
tersine-dönüş gününün kendisi nispeten
küçük bir sinyal olarak kabul edilse de, piyasanın
muhtemel bir tersine-dönüşü konusunda teknik analizci
dikkatli olmalıdır ve tersine-dönüş
gününü iyi tanımlamaya
çalışmalıdır.
TERS BAŞ VE OMUZLAR
Piyasanın tabanında oluşan baş ve
omuzlar modeli ya da bazen anıldığı şekliyle ters
baş ve omuzlar modeli, tepede oluşan baş ve omuzlar modelinin
aynadaki görünümü gibidir. İki omuza göre daha
aşağıda oluşan baş ile birlikte üç
ayrı taban vardır. Modelin tamamlanması için yine omuz
çizgisinin üzerinde bir kapanış gerekir ve
ölçüm teknikleri de aynıdır. Tabandaki baş ve
omuzların küçük bir farklılığı,
yukarı doğru kopuş olmadan önce omuz çizgisine
doğru bir geri dönüş hareketinin daha sıkça
görülmesidir.
Bu modelde, baş’tan yukarıya doğru olan hareket
sırasındaki işlem hacmi daha yüksek olmalıdır ve
omuz çizgisinin kırılması sırasında işlem
hacminde patlama görülmelidir.
Tabandaki baş ve omuzlar formasyonunun tamamlanmasında ve
tanımlanmasında işlem hacmi çok daha kritik bir rol
oynar. Piyasalar tabanlarda, yeni bir boğa piyasası
başlatabilmek için, alım baskısında (yüksek
işlem hacmi) önemli bir artışa gereksinme duyarlar.
Bu farklılığı piyasanın yerçekimi kanununa
karşı çıkışı olarak
düşünebiliriz. Bir cismi bırakırsak cismin başka
hiç bir güç gerektirmeden hızla yere
düştüğünü biliriz. Ancak, bir şeyi
kaldırmak daha farklı bir şeydir ve böyle bir iş
için bir güç harcaması gerekir. Koşulacak yol
üzerinde tepelerin olduğu bir yarışta harcanan
gücü düşünün. Tepeden aşağı
indiğimiz sürece tepelerin üzerinde koşmak kolaydır.
Yarışın sizin dayanma gücünüzü
ölçen bölümü tepelere tırmanma
bölümüdür.
Talebin olmayışı ya da alım yönünde bir
isteğin olmayışı, piyasanın aşağı
gitmesi için yeterlidir fakat durgunluk içindeki bir piyasa
yukarıya gidemez. Fiyatlar yalnızca talep, arzı
geçtiği zaman ve alıcıların satıcılara
göre daha baskın olduğu zaman yükselir.
Fiyat modelinin ilk yarım bölümü için işlem
hacmi modeli tabanda ve tepede birbirine çok benzerdir. Şöyle
ki, baş'ın oluşumundaki işlem hacmi, sol omuzun
oluşumundaki işlem hacminden biraz daha azdır. Baş’tan
yukarı doğru olan hareket, yalnızca işlem hacminin
artışı olarak kalmayıp sol omuzdan yükselişte
gerçekleşen işlem hacmini de genellikle geçer. Sağ
omuzun tabanındaki işlem hacmi oldukça
düşüktür. Kritik nokta, fiyatın omuz çizgisine
doğru yükselişinde ortaya çıkar. Eğer boyun
çizgisinin kırılışı gerçek bir
kırılış ise, bunun sinyaline işlem hacmindeki
şiddetli bir artış eşlik etmelidir.
Bu nokta, tabanların tepelerden en çok
ayrıldığı noktadır. Tabanda, taban modelinin
tamamlanışında yüksek işlem hacmi mutlak olarak
önemli bir yapı taşıdır. Geri dönüş
hareketi tepelere oranla tabanlarda daha çok ortaya çıkar ve
düşük işlem hacmi ile oluşur. Bunun devamı olarak,
yeni yukarı-trend yüksek işlem hacmiyle sürer. Tabandaki
ölçüm tekniği tepedeki ölçüm tekniğiyle
aynıdır.
Boyun Çizgisinin Eğimi
Tepedeki omuz çizgisi genellikle hafifçe yukarı doğru
bir eğim taşır. Ancak bazen omuz çizgisi yatay bir
çizgidir. Her iki durumda da ortaya büyük bir
farklılık çıkmaz. Nadiren de boyun çizgisi
aşağı doğru bir eğim taşır. Bu eğim,
piyasanın güçsüzlüğünün bir
sinyalidir ve çoğu zaman zayıf bir sağ omuzla
birleşir. Tabandaki modellerde, boyun çizgilerinin hemen
tamamı aşağı doğru bir eğim taşır.
Yukarı doğru eğimli bir boyun çizgisi
güçlü bir piyasanın işaretidir.
TAKOZ FORMASYONU
Takoz formasyonu, hem şekil yönünden hem de
oluşum süresi açısından bir simetrik
üçgenin benzeridir. Takoz formasyonu simetrik üçgen
gibi, tepe noktasında birleşen iki trend çizgisi ile
tanımlanır. Bu formasyon bir ile üç ay arasındaki bir
sürede oluşur ve böylece orta vade kategorisine girer. Takoz
formasyonunu sahip olduğu eğim farklılaştırır.
Modelin, aşağı ya da yukarı doğru bir eğimi
vardır. Bir kural olarak takoz formasyonu, bayrak modelinde olduğu
gibi, sürmekte olan trendin aksi yönünde bir eğim
içine girer. Dolayısıyla alçalan bir takoz
yükselen piyasaya, yükselen bir takoz ise düşen piyasaya
aittir. Şekil 6.8a'da, yükselen piyasadaki bir takozun birleşen
iki temel çizgisi arasında nasıl aşağı
doğru eğilmiş olduğuna bakın. Şekil 6.8b'de de,
bir aşağı-trend’de, birleşen trend
çizgilerinin yukarı eğimi görülüyor.

Şekil 6.8a Boğa piyasasına ait bir alçalan takoz
örneği görülüyor. Takoz modelinin birleşen iki
trend çizgisi vardır ve bu çizgiler var olan trendin aksi
yönünde eğim taşırlar. Alçalan takoz genellikle
boğa piyasasına aittir.

Şekil 6.8b Bir ayı piyasası takozu örneği
görülüyor. Ayı piyasası takozu aşağı
trendin aksi yönünde eğim taşır.
ZİRVE ve TABAN DÖNÜŞ MODELLERİ OLARAK TAKOZLAR
Takoz formasyonları çoğu kez sürmekte olan trend
içinde görülür ve bundan dolayı genellikle
süreklilik modelleri oluştururlar. Takoz, tepelerde ve tabanlarda da
ortaya çıkabilir ve bir trend dönüşünün
sinyali olabilirler. Fakat bu tip bir durum daha az görülür. Bir
yukarı-trend’in sonlarına yakın bir yerde analizci,
belirgin bir yükselen takoz gözlemleyebilir.
Bir yukarı-trend’deki bir süreklilik takozunun, sürmekte
olan trendin aksi yönünde yani aşağı doğru bir
eğim taşıması gerektiği için analizci burada,
bu takozun "boğa" takozu değil "ayı" takozu
olduğunun ipucunu yakalar. Piyasanın tabanlarında ise
düşen bir takoz, düşen piyasanın muhtemelen sonuna
yaklaşıldığının sinyali olur.

Şekil 6.8c Trendin Mart ayının ortasında
başlattığı yeni aşağı yön Nisan
ayında oluşan bir takozla duraksıyor. Takozun
aşağı doğru kırılmasıyla süren
aşağı hareket Mayıs ayının başlarında
bir ayı bayrağı oluşturuyor. Bayrak formasyonunun da
aşağı doğru kırılmasıyla süren
aşağı hareket Haziran ayında bir ikili taban
oluşturuyor. İkili tabandan Temmuz ayındaki yukarıya
doğru kopuşla çıkılmasıyla kısa süren
bir yukarı hareket ortaya çıkıyor.
Temmuz ayının ikinci yarısından sonra
aşağı-trend yoluna devam ediyor. Eylül-Ekim aylarında
oluşan üçgen formasyonuyla duraksayan
aşağı-trend bu formasyonun aşağı doğru kırılmasıyla
yönünü sürdürüyor. Aşağı-trend
çizgisinin 1996 yılının Ocak ayı başında
kırılmasıyla yeni bir yukarı-trend’in ilk sinyali
alınmış oluyor. Ocak ayının sonunda görülen
bayrak formasyonu yeni yukarı-trend’in hızlanarak
süreceğinin işareti oluyor.
ÜÇLÜ TEPE VE TABANLAR
Baş ve omuzlar modelinde kullanılan
bütün uygulamalar, aynı zamanda diğer
tersine-dönüş modellerinde de kullanılır.
Üçlü tepe ve taban, baş ve omuzlar modelinin
yalnızca değişik bir biçimidir ve baş ve omuzlar
modeline göre çok daha nadiren ortaya çıkar.
Üçlü tepe ya da tabanın baş ve omuzlardan temel
farkı, üç tepe ya da tabanın hemen hemen aynı
seviyede olmasıdır (Bkz. Şekil 5.4a). Teknik analizciler
çoğu zaman, bir tersine-dönüş modelinin bir baş
ve omuzlar mı yoksa bir üçlü tepe mi olduğu
konusunda kuşkuya düşerler. Bu tartışma akademik bir
tartışmadır çünkü her iki model de aynı
şeyi ifade eder.
Tepede oluşan üçlü tepe modelinde işlem hacmi her
bir yeni tepe oluşumuna doğru azalma eğilimi taşır ve
kopuş noktasında artar. Tepedeki üçlü tepe,
tabanlardaki destek seviyeleri kırılmadıkça
tamamlanmış olmaz. Bunun tersi olarak, tabandaki bir
üçlü tabanın tamamlanabilmesi için fiyatlar iki
tepenin üzerindeki bir değerden kapatmalıdır. (Alternatif
bir strateji olarak, en yakın tepenin ya da tabanın
kırılması bir tersine-dönüş sinyali olarak
kullanılabilir.) Tabanda oluşan formasyonun
tamamlanışında, fiyatın yukarıya hareketinde
gerçekleşen işlem hacminin yüksek olması da temel
önemdedir.

Şekil 5.4a Bir üçlü taban görülüyor. Bu
model, bütün tabanlarının aynı seviyede
olmasının dışında baş ve omuzlar modelinin
benzeridir. Bu model yine, kopuş sırasında işlem hacminin
öneminin daha fazla olmasının dışında, bir
üçlü zirvenin aynadaki görüntüsü gibidir.

Şekil 5.4b Bir üçlü taban görülüyor.
Ölçüm tekniği, baş ve omuzlar modeli ile
aynılık taşır ve modelin yüksekliği temellerine
dayanır. Fiyatlar genellikle kopuş noktasından minimum mesafe
olarak modelin yüksekliğine eşit bir ölçüde yol
alır. Kopuş gerçekleştikten sonra bir geri dönüş
hareketi de beklenilebilir. Üçlü tepe ya da taban, baş ve
omuzlar modelinin yalnızca küçük bir varyasyonunu temsil
eder.
GRAFİK ÇİZİMİ
Günlük çubuk fiyat grafikleri, bugün
en çok kullanılan fiyat grafiği cinsidir. Teknik analizciler
yine de çubuk grafiklerinin yanında diğer grafikleri de
kullanırlar. Bu grafiklerden burada inceleyeceğimiz iki tanesi,
çizgi grafikleri ve nokta ve şekil (point&figure)
grafikleridir. Şekil 3.1’de standart bir çubuk grafiği
yer alıyor.
Şekil 3.1’de her bir günün fiyat hareketi düşey
bir çubuk ile gösterildiği için bu grafiği
çubuk grafik diye adlandırıyoruz. Dikey çubuğun en
üst noktası, hisse senedinin o gün içinde işlem
gördüğü en yüksek fiyatı, dikey çizginin
en alt noktası, hisse senedinin o gün içinde işlem
gördüğü en düşük fiyatı ve dikey
çizgi ile sağ taraftan kesişen yatay çizgi ise o
günün kapanış fiyatını gösterir.
Açılış fiyatı olan enstrümanlarda
açılış fiyatı, dikey çizgi ile sol taraftan
kesişen bir yatay çizgi ile gösterilir. Çubuk grafikler,
dikey eksende fiyat ve yatay eksende zaman olmak üzere iki boyut
taşırlar.
Şekil 3.2’de aynı hisse senedinin grafiğinin bir
çizgi grafikteki görünüşü yer alıyor.
Gün içinde oluşan fiyatlar içinde, kapanış
fiyatı en önemli fiyat olduğu için bir bölüm
teknik analizci, fiyat hareketinin daha geçerli bir
ölçümünün bir çizgi grafikle (ya da
kapanış fiyatlarıyla) yapılabileceğine inanır.

Şekil 3.1 Adana A’nın çubuk grafiği
görülüyor. Her bir düşey çubuk bir
günlük fiyat hareketini temsil ediyor. En çok kullanılan
fiyatlar yüksek, düşük ve kapanış
fiyatlarıdır. Düşey çubuğun en alt değeri,
o günün en düşük işlem fiyatını, en
yüksek değeri o günün en yüksek işlem
fiyatını ve sağa doğru olan kısa yatay çubuk
ise o günün kapanış fiyatını temsil eder.

Şekil 3.2 Adana A’nın aynı grafiğinin
kapanış fiyatlarının değerleri birleştirilerek
çizilmiş olan bir çizgi grafiği
görülüyor.
Bir üçüncü tip grafik olan nokta ve şekil
grafiği de Şekil 3.3’de görülüyor. Nokta ve
şekil grafiğinin aynı fiyat hareketini daha
sıkıştırılmış biçimde
gösterdiği görülüyor. Şekildeki X
sütunları yükselen fiyatları, O sütunları ise
düşen fiyatları gösteriyor. Alım ve satım
sinyalleri nokta ve şekil grafiklerinde, çubuk grafiklerinde
olduğundan daha nettir.

Şekil 3.3 Adana A’nın Şekil 3.1 ve Şekil
3.2’deki grafiklerinin nokta ve şekil grafiği olarak
çizilmiş biçimi görülüyor. Nokta ve şekil
grafiklerinde X sütunları yükselen fiyatları, O
sütunları ise düşen fiyatları gösterir. Nokta ve
şekil grafiklerinde alım ve satım sinyalleri daha belirgindir.
Fiyat verilerinin nasıl sıkışmış olduğuna da
dikkat edelim.
GRAFİKLERİN ARİTMETİK VE LOGARİTMİK OLARAK
ÇİZİMLERİ
Şekil 3.4 aritmetik ve logaritmik olarak çizilmiş olan 2
grafiği göstermektedir. Aritmetik ölçekli grafikte fiyat
aralıkları eşit aralıklarla yer alırken, logaritmik
ölçekli fiyat grafiğinde, fiyat arttıkça
ölçekteki yüzde artışı küçülür.

Şekil 3.4 Üst bölümde yer alan grafik doğrusal
(lineer) ve alt bölümde yer alan grafik de logaritmik olarak
çizilmiştir. Özellikle uzun dönemli grafik
çalışmalarında logaritmik ölçekle
çizilmiş olan grafiklerle yapılan incelemelerin daha
yararlı olduğu düşünülür.
İŞLEM HACMİ
Çubuk grafiklerinin kapsadığı önemli bir bilgi
kaynağı da işlem hacmidir. İşlem hacmi, bir hisse
senedinin gün içinde ne miktarda alınıp satıldığını
gösterir. İşlem hacmi, bir çubuk grafikte, grafiğin
en altında dikey çubuklarla gösterilir.
HAFTALIK VE AYLIK ÇUBUK GRAFİKLERİ
Bir çubuk grafik herhangi bir zaman dilimi için de
çizilebilir. Uzun dönemli trend analizleri için,
haftalık ve aylık çubuk grafikleri
kullanılmalıdır.
Haftalık grafiklerde bir çubuk, bir hafta süre içindeki
fiyat hareketini temsil eder. Aylık grafikte her bir çubuk, o ay
içindeki fiyat hareketini gösterir. Haftalık ve aylık
grafikler, daha uzun dönemli trend analizleri yapılabilmesi
için fiyat hareketini sıkıştırırlar. (Bkz.
Şekil 3.6, 3.7.)

Şekil 3.6 Haftalık işlem hacmi çubuklarıyla birlikte
haftalık çubuk grafiğinin bir örneği görülüyor.
Grafikteki her bir çubuk bir haftalık fiyat hareketini temsil
ediyor. Grafiğin alt bölümünde de haftalık işlem
hacmi çubukları görülüyor.

Şekil 3.7 Aylık çubuk grafiğin bir örneği
görülüyor. Grafikteki her bir çubuk bir aylık fiyat
hareketini temsil ediyor.
TEKNİK ANALİZ NEDİR?
Teknik analiz, gelecekteki fiyat hareketlerini tahmin
edebilmek için, fiyat grafiklerinin yardımıyla piyasa
hareketlerinin incelenmesidir. Burada kullanılan "piyasa
hareketi" ve "fiyat hareketi" sözcükleri, teknik
analizci için gerekli olan iki önemli bilgi
kaynağını (fiyat ve işlem hacmini) kapsar.
TEKNİK ANALİZİN FELSEFESİ
-Teknik analiz 3 ön kabule dayanır.
-Piyasa her şeyi hesaba katar (değerlendirir).
-Fiyatlar trendlerle hareket eder.
-Geçmiş, kendini tekrarlar.
-Yukarıdaki ön kabulleri şimdi tek tek inceleyelim.
Piyasa her şeyi Hesaba Katar
"Piyasa her şeyi hesaba katar" ifadesi, teknik analizin
köşe taşını oluşturur. Bu varsayım, tamamen
anlaşılmadıkça ve kabul edilmedikçe ileride
yapılacak çıkarımlar fazla anlamlı gelmeyecektir.
Teknik analiz, hisse senedinin fiyatına etki yapabilecek her şeyin
(temel veriler, politik etkiler, psikolojik durum vs.) hisse senedinin
fiyatına yansıdığını kabul eder.
Dolayısıyla, fiyat hareketlerinin incelenmesi gerekli olan tek
şeydir. Bu bir ön kabul gibi görünse de, eğer bu
varsayımın anlamı üzerinde biraz düşünülürse
kabul etmemek güç olur.
Bütün teknik analizciler, arz ve talepteki değişikliklerin
fiyat hareketlerine yansıdığını öne
sürerler. Eğer talep arzdan fazla olursa fiyatlar yükselir;
eğer arz talepten fazla olursa fiyatlar düşer. Teknik analizci
bundan sonra, bu ifadeden yola çıkarak, "Eğer fiyatlar
yükseliyorsa, özel nedenler ne olursa olsun, talep mutlaka arzın
üzerine çıkmıştır ve dolayısıyla da
temel ekonomik veriler olumlu olmalıdır. Eğer fiyatlar düşüyorsa,
özel nedenler ne olursa olsun, arz mutlaka talebin üzerine
çıkmıştır ve dolayısıyla da temel ekonomik
veriler olumsuz olmalıdır." sonucuna ulaşır.
Böylece teknik analizci, dolaylı olarak temel verileri incelemiş
olur. Teknik analizciler şunu kabul ederler: arz ve talep
güçlerinin belirleyici etkisi, hisse senedinin ekonomik temel
verileri "boğa (yükselen)" ve "ayı
(düşen)" piyasalarını ortaya çıkarır.
Piyasanın aşağı ya da yukarı hareket etmesinin nedeni,
grafiklerin kendileri değildir. Grafikler yalnızca, piyasa
psikolojisinin (düşüncesinin) "boğa
piyasası" ya da "ayı piyasası" olduğunu
yansıtırlar.
Bir kural olarak, teknik analizciler, fiyatların düşmesinin ya
da yükselmesinin nedenleriyle ilgilenmezler. Çoğu zaman fiyat
trendlerinin çok erken aşamalarında ya da kritik
dönüş noktalarında, hiç kimse piyasanın neden
belli, kesin bir yönde hareket ettiğini bilemez. Teknik yaklaşım
iddialarında bir dönem, fazlasıyla indirgeyici
görünebilir. Birinci varsayımın arkasındaki
mantık, daha çok piyasa deneyimi kazanıldıkça daha
anlaşılır hale gelir.
Dolayısıyla, eğer piyasa fiyatını etkileyen her
şey nihai olarak piyasa fiyatına yansıyorsa, gerekli olan tek
şey, piyasa fiyatının incelenmesidir. Teknik analizci, fiyat
grafikleri ve teknik göstergelerin yardımıyla, piyasanın
muhtemelen hangi yöne gideceğini görmeye çalışır.
Teknik analizci piyasanın aşağıya ya da yukarıya
doğru hareket etmesinin nedenleri olduğunu bilir ancak geleceği
tahmin edebilmek için o nedenleri bilmesi gerektiğine inanmaz.
Fiyatlar Trendlerle Hareket Eder
Teknik yaklaşımda, trend kavramının çok önemli
bir yeri vardır. Fiyat hareketlerini grafiğe dökmenin ana amacı,
trend yönünde işlem yapabilmek için, trendi erken
safhalarında yakalayabilmektir. Böylece, teknik analizcilerin
yaklaşımı "trend-takipçisi" bir
yapıdadır. Bu da demektir ki; teknik analizcinin amacı var olan
trendi belirlemek ve takip etmektir.
Devam eden bir trend, yönünü tersine çevirmekten
çok, aynı yönünü sürdürme
eğilimindedir. Bu, gerçekte, Newton'un hareket
kanunlarının birincisinin bir adaptasyonudur. Bu anlatım
şöyle de söylenebilir: "devam eden bir trend sona erinceye
kadar var olan yönünü sürdürür". Trend
takipçisi sistem, trendin dönüş sinyalleri alınana
kadar var olan trend yönünde hareket eder.
Geçmiş Kendini Tekrarlar
Teknik analizin ve piyasa hareketinin insan psikolojisiyle yakın
ilişkisi vardır. Örneğin, bir yüzyıldan bu yana
incelenen fiyat grafikleri, grafikler üzerinde belli
görüntülerin ortaya çıktığını
gösterirler. Bu görüntüler, piyasanın
"ayı" ya da "boğa" psikolojisini ortaya koyarlar.
Bu modeller, geçmişte iyi sonuçlar verdikleri için,
gelecekte de iyi sonuçlar verecekleri kabul edilir. Bu modeller,
hiç değişmeme eğiliminde olan insan psikolojisine
dayanır. Başka bir şekilde söylemek gerekirse,
geleceğin anlaşılmasının anahtarı
geçmişi incelemekle elde edilebilir ya da gelecek
geçmişin yalnızca bir tekrarıdır.
TEKNİK ANALİZ ve TEMEL ANALİZ
Teknik analiz, piyasa hareketinin incelenmesi üzerinde
yoğunlaşırken, temel analiz, fiyatların
aşağı ya da yukarı gitmesi ya da aynı kalmasına
yol açan arz ve talebin ekonomik gücünün incelenmesi
üzerinde odaklaşır.
Temel analiz, bir hisse senedinin gerçek değerini belirleyebilmek
için, o hisse senedinin fiyatını etkileyen bütün
etkenleri inceler. "Gerçek değer" ile temel analizciler,
bir hisse senedinin arz ve talep kanununa göre ortaya çıkan o
günkü değerine işaret ederler. Eğer, bir hisse
senedinin gerçek değeri, o andaki piyasa fiyatının
altında ise o zaman hisse senedi gerçek değerinin üzerine
çıkmış demektir ve satış
yapılmalıdır. Eğer, bir hisse senedinin gerçek
değeri o andaki piyasa fiyatının üzerinde ise o zaman hisse
senedi gerçek değerinin altına inmiş demektir ve
alım yapılmalıdır.
Teknik ve temel analiz yaklaşımlarının her ikisi de
aynı sorunu çözmeye; fiyatların gidecekleri muhtemel
yönü belirlemeye çalışırlar. Her iki
yaklaşım da soruna değişik yönlerden
yaklaşırlar. Temel analizci, piyasa hareketinin nedenlerini
incelerken, teknik analizci, piyasa hareketinin sonuçlarını
inceler.
Teknik analizci, bilmesi gerekenlerin yalnızca sonuçlar
olduğuna inanır ve bu sonuçları ortaya
çıkaran nedenleri bilmesinin gereksiz olduğuna inanır.
Temel analizci ise her zaman nedenleri bilmek zorundadır. Hisse senedi
işlemi yapanların tamamına yakını, kendilerini ya
teknik analizci ya da temel analizci sınıfına sokar.
Gerçekte, bu sınıflandırma çok dürüst
olarak yapılmış bir sınıflandırma değildir.
Temel analiz yapanların büyük çoğunluğu, grafik
analizinin temel yararlarını uygulayabilme bilgisine sahiptir. Teknik
analiz yapanların büyük çoğunluğu da, temel
verilerden en azından haberdardır.
Sorun şudur ki, grafikler ve temel veriler genellikle birbirleriyle
çelişir. Çoğu zaman, önemli piyasa hareketlerinin
başlangıç dönemlerinde, temel analizciler piyasanın
ne yapmak istediğini açıklayamazlar. Her iki
yaklaşımın en çok ayrılır
göründüğü aşama da, trendin bu kritik
dönemidir. Her iki yaklaşım, daha sonra genellikle belli bir
noktada uzlaşır fakat işlem yapabilmek için
çoğu zaman çok geç kalınmış olur.
Yukarıdaki farklılığın bir açıklaması
şudur: Piyasa fiyatı, bilinen temel verilerin önünden
yürüme eğilimindedir. Bunu bir başka şekilde
şöyle söyleyebiliriz: Piyasa fiyatı, temel verilerin ya da
o günün sıradan düşüncesinin bir öncü
göstergesi gibi rol oynar. Bilinen temel veriler, çok önceden
"piyasaya girmiş" ve primini çok önceden
yapmış olduğu sırada, piyasa şimdi bilinmeyen temel
verilere doğru yol almaya başlar.
Geçmişte görülmüş olan çok önemli
bazı "ayı" ve "boğa" piyasaları, temel
verilerdeki çok küçük ya da hiç
görülemeyen değişiklerle başlamışlardı.
O değişiklikler bilinir hale geldiği zaman da yeni trend su
altından epeyce yol almıştı.
Teknik analizci bir süre sonra, grafikleri okuyabilme yeteneği
konusunda artan bir güven geliştirir. Teknik analizci, piyasanın
hareketinin "ortak düşünceyle
uyuşmadığı durumlarda "uyumlu" olmayı
öğrenir, yavaş yavaş "azınlıkta"
olmayı sevmeye başlar. Teknik analizci bilir ki, piyasanın
hareketinin nedenleri en sonunda "herkesin bildiği bilgi" haline
gelecektir. İşte öyledir ki, teknik analizci, bu ek bilgiyi
beklemek niyetinde değildir.
Teknik analizin çıkarımları içinde, teknik
analizcilerin kendi yaklaşımlarını temel analizin
yaklaşımına neden üstün gördükleri
anlaşılabilir. İki yaklaşımdan yalnızca birini
kullanmak şeklinde bir seçim olsa, seçim mantıki olarak
teknik analiz olmak zorundadır; çünkü tanımdan
hareket edersek, teknik analizin yaklaşımı temel analizi de
kapsar.
Temel veriler piyasa fiyatına yansıyorsa, temel verilerin ayrıca
incelenmesi gereksiz hale gelir. Grafik okuma, temel analizin kestirme yolu
olur. Bunun tersi ise doğru değildir. Temel analiz fiyat hareketinin
incelenmesini kapsamaz. Yalnızca teknik yaklaşımı
kullanarak işlem yapabilmek mümkündür. Piyasanın
teknik yönü konusunda bir düşünceye sahip olmadan,
yalnızca temel verilere bakılarak işlem yapılabileceği
ise çok kuşkuludur.
ANALİZ ve ZAMANLAMA
Düşünce oluşturma sürecimiz içinde eğer
konuyu analiz ve zamanlama şeklinde iki ayrı bölüme
parçalarsak, yukarıda en son tartışılan konu daha
anlaşılır hale gelir. Başarılı bir işlem
için zamanlamanın önemi büyüktür. Kısa
vadeli işlem yapmak isteyen bir yatırımcı, piyasanın
doğru ana trendi yönünde hareket etse bile, piyasanın o
dönemdeki trendi içinde kendini "yanlış
tarafta" bulabilir. Yatırımcı bu durumda, ilerideki bir
tarihte satın aldığı noktaya tekrar geleceği umuduyla
elindeki hisse senedini bekletmeye karar verir ve bir
"yatırımcı" ya dönüşür.
Dolayısıyla, temel analize dayanılarak alınmış
olan yatırım kararlarında bile, spesifik işlem
noktalarını belirleyebilmenin zamanlama sorunu tamamıyla ve
yalnızca teknik bir sorundur ve teknik ilkelerin doğru
uygulaması, sürecin bazı aşamalarında
vazgeçilmez hale gelir.
TEKNİK ANALİZİN ESNEKLİĞİ ve
UYGULANABİLİRLİĞİ
Teknik analizin büyük güçlerinden biri de, herhangi bir
piyasada, herhangi bir zaman aralığında uygulanabilme
özelliğidir. Çeşitli piyasalarda teknik analiz
ilkelerinin uygulanamadığı alan yoktur. Örneğin
ürün piyasalarında, teknik analizci istediği sayıda
piyasayı kolaylıkla takip edebilir.
Bir temel analizci için ise aynı durum genel olarak doğru
değildir. Temel analizciler, son derece büyük miktarda veri ile
karşı karşıya oldukları için, pek
çoğu bir ürün grubu ya da bir ürün
üzerinde yoğunlaşır.
Piyasalar, aktif ya da hareketsiz (trend kazanmış ya da trendsiz)
dönemler geçirirler. Teknik analizci, kaynaklarını ve
dikkatini, trend kazanma eğiliminde olan piyasalar üzerinde yoğunlaştırır,
diğerlerini ise ihmal eder. Bunun bir sonucu olarak teknik analizci,
piyasaların rotasyonel yapısından avantaj sağlayabilmek
için, sermayesini ve dikkatini piyasalar arasında dolaştırabilir.
Belli zamanlar, bazı piyasalar hareketlenir ve önemli bir trend
kazanırlar.
Genellikle, bu tür güçlü bir trend içindeki
dönemlerin ardından, hareketsiz ve nispeten trendsiz günler
gelirken, bir diğer piyasa ya da piyasa grubu hareketlenmeye başlar.
Teknik analizci, bu piyasalardan hangisini seçeceği ve hangi
piyasaya gireceği konusunda özgürdür. Oysa bir grup piyasa
üzerinde yoğunlaşmaya eğilimli olan temel analizcide ise
teknik analizcinin sahip olduğu böyle bir esneklik yoktur.
Her iki analizci türü, inceledikleri piyasa gruplarını bir
an için değiştirecek olsalar, yeni piyasasını
inceleyebilmek için temel analizci için gerekli olan zaman,
teknik analizcinin kendi yeni piyasasını incelemesi için
gerekli olan zamandan daha çok olacaktır.
Teknik analizcinin bir diğer avantajı da, çok geniş bir
görüş açısına sahip olmasıdır. Teknik
analizci bütün piyasaları takip etmekle, piyasaların
hangisinin genel olarak ne durumda olduğunu bilir ve yalnızca bir
grup piyasayı takip etmenin getireceği dar bir görüş
açısından korunmuş olur.
TEKNİK ANALİZİN ÇEŞİTLİ ZAMAN ARALIKLARINA
UYARLANIŞI
Teknik analizin önemli güçlerinden bir diğeri de,
değişik zaman dönemlerinde kullanılabilme
özelliğidir. Teknik analiz yöntemini kullanan bir kişi,
ister orta vadeli olarak işlem yapıyor olsun, isterse gün
içinde işlem yapıyor olsun, her iki dönem için de
aynı ilkeler geçerlidir. Bazı çevrelerin iddiası
olan, teknik analizin yalnızca kısa dönemlerde yararlı
olduğu şeklindeki düşünce ise tamamen doğru
değildir.
Yine bazıları, uzun dönemlere ilişkin olarak yapılacak
tahminlerde temel analizin kullanılması gerektiğini, teknik
analizin ise kısa dönemli zamanlamalarla sınırlı
olduğunu ileri sürerler. Oysa gerçek şudur ki, aylık
ve haftalık grafikler kullanılarak uzun dönemler için
yapılan tahminler, teknik analizin son derece yararlı bir uygulama
olduğunu ortaya çıkarmıştır.
TEKNİK ANALİZ YAKLAŞIMINA KARŞI BAZI
ELEŞTİRİLER
Teknik yaklaşım konusundaki hemen tüm tartışmalarda,
genellikle birkaç soru ortaya atılır. Bunlardan bir tanesi,
teknik analizin "kendinden menkul bir kehanet" olup olmadığıdır.
Bir diğeri de, geçmişteki fiyatların, gelecekteki
fiyatların yönünü tahmin etmede gerçekten
kullanılıp kullanılamayacağıdır.
Eleştiriyi yöneltenler, şuna benzer bir şey söylerler;
"Grafikler bize piyasanın nerede olduğunu söylerler, fakat
piyasanın nereye gideceğini söyleyemezler". Biz şu an
için, "eğer onlar okumayı bilmiyorlarsa, grafiklerin
onlara hiçbir şey söyleyemeyeceği" şeklindeki
açık yanıtı bir yana bırakacağız.
Rastlantısal Yürüyüş Kuramı (Random Walk Theory),
fiyatların trendinin olup olmadığını sorgular ve
şu ya da bu tahmin tekniğinin basit bir "al ve elde tut"
stratejisine zarar verebileceği kuşkusunu duyar. Bu soruların
yanıtlanması gerekir.
Kendinden Menkul Kehanet
Ortada, kendinden menkul bir kehanet olup olmadığı sorusu,
çok sık ortaya atıldığı için
çoğu kişiyi meşgul eder. Bu elbette ki haklı bir
sorudur fakat çoğu kişinin sandığından daha az
önemlidir. Bu sorunun yanıtlanmasına girişmenin belki de en
iyi yolu, grafik modellerini kullanmanın bazı
dezavantajlarını tartışan bir metinden alıntı
yapmaktır.
"Grafik modelleri kullanmak son yıllarda son derece
yaygınlaştı. Piyasalarda işlem yapan pek çok
kişi bu modelleri az da olsa bilmektedir ve bunları uyumlu bir
şekilde kullanmaktadır. Bütün bunlar, boğa ve ayı
modellerine karşılık olarak alım ve satım
dalgalarının ortaya çıkardığı bir
‘kendinden menkul kehanet’ oluşturur..."
"Grafik modelleri hemen tamamıyla özneldir. Grafik modellerinden
birini matematiksel olarak kanıtlayabilecek hiçbir
çalışma bugüne kadar ortaya çıkarılabilmiş
değildir. Grafik modelleri bütünüyle
kullanıcılarının kafalarının içinde olan
bir şeydir..." (The Commodity Futures Game, McGraw Hill, 1977,
s.176).
Bu iki eleştiri, birbirleriyle çelişiyor ve aslında
ikinci eleştiri birinci eleştiriyi ortadan kaldırıyor.
Eğer grafik modelleri "tamamıyla öznel" ve
"kullanıcılarının kafalarının içinde
olan bir şey" ise o zaman, kendinden menkul kehanetin temeli olan,
herkesin aynı anda aynı şeyi gördüğünü
düşünebilmek güç olur.
Grafiklerin eleştirisi iki yollu olamaz. Eleştiriler, bir yandan
grafiklerin herkesin aynı yönde ve aynı zamanda birlikte
davranacakları kadar açık olduklarını
(dolayısıyla fiyat modellerinin kendinden menkul
olduklarını) söylerken diğer yandan grafiklerin aynı
zamanda çok öznel olduklarını savunamaz.
Konunun gerçeği, grafiklerin çok fazla öznel
olmalarıdır. Grafik okuma, bir sanattır (belki
"beceri" sözcüğü bu noktada daha uygun
düşebilir.) Deneyimli grafikçilerin bile,
yorumlanışlarında her zaman aynı düşüncede
oldukları grafik modellerine ender rastlanır. Her zaman bir
kuşku ve anlaşmazlık noktası vardır. Bu kitabın
da gösterdiği gibi, teknik analize yaklaşım konusunda
sık sık bir diğeriyle anlaşamayan çeşitli
yaklaşımlar vardır.
Bir piyasanın geleceği üzerinde bütün teknik
analizciler anlaşmış olsalar bile, onların hepsi piyasaya
aynı zamanda ve aynı biçimde girmeyeceklerdir. Teknik
analizcilerden bazıları, grafikteki sinyali
başlangıcında değerlendirecek ve piyasaya erkenden girecek,
diğer bazıları, bir modelden ya da göstergeden
"kopuş" noktasında pozisyon açacaklardır. Yine
diğer bazıları, pozisyon açmak için kopuştan
sonraki geri çekilmeyi bekleyeceklerdir.
Bazı işlemciler agresif, bazıları ise konservatiftir.
Bazıları uzun dönemli işlem yaparken, diğer
bazıları günlük işlem yaparlar. Dolayısıyla,
bütün teknik analizcilerin aynı zamanda ve aynı
biçimde davranmaları ihtimali oldukça uzaktır.
Kendinden menkul kehanet ile bir ilişki söz konusu olsa bile, bu
muhtemelen "kendini düzelten" bir yapıda olacaktır.
Diğer bir anlatımla, işlem yapanlar, onların birlik
içindeki hareketleri piyasayı etkilemeye ya da bozmaya
başlayana kadar büyük oranda grafiklere dayanacaklardır.
İşlem yapanlar, piyasayı etkilemeye ya da bozmaya
başladıklarını anlayınca ya grafik
kullanımına son verecekler ya da işlem taktiklerini yeni duruma
uyarlayacaklardır.
Örneğin grafik kullananlar, ya çoğunluktan önce
davranmaya çalışacaklar ya da piyasanın uzun dönemli
yapısının onaylanmasını bekleyeceklerdir.
Dolayısıyla, kendinden menkul kehanet, kısa dönem
için bir sorun haline gelse bile kendini düzeltme eğilimi
taşır.
Boğa ve ayı piyasalarının ancak arz ve talep
yasalarıyla doğrulandıkları zaman ortaya
çıktıkları ve kendilerini sürdürebildikleri
akıldan çıkarılmamalıdır. Teknik analizciler,
yalnızca alım ve satım güçleriyle bir ana piyasa
hareketinin nedeni olamazlar. Durum böyle olsaydı, teknik
analizcilerin tümü çok hızlı bir şekilde zengin
olurdu.
Kendinden menkul kehanet, genellikle grafiklere karşı bir
eleştiri olarak değerlendirilir. Kendinden menkul kehaneti bir
övgü olarak değerlendirmek belki daha uygun olacaktır ve
her şeyin ötesinde, olayları etkileyebilecek kadar
yaygınlaşmış olan herhangi bir tahmin tekniği
oldukça güzel bir şey olmalıdır.
Geçmiş Geleceği Tahmin Edebilmekte Kullanılabilir mi?
Ortaya atılan bir diğer soru da, geçmiş fiyat verilerinin
geleceğin tahmininde kullanılmasının geçerli olup
olmadığıdır. Teknik yaklaşıma olan
eleştirilerin çok sık bir şekilde bu noktaya geliyor
oluşu şaşırtıcıdır çünkü
hava tahmininden temel analize kadar bilinen bütün tahmin
yöntemleri tamamıyla geçmiş verilerin incelenmesine
dayanır. Bu konuda ne tür bir başka veri kullanılabilirdi
ki?
İstatistik, betimleyici istatistik ve tümevarımcı
istatistiği birbirinden ayırır. Betimleyici istatistik, standart
bir çubuk grafik üzerindeki fiyat verilerinde olduğu gibi,
verilerin grafiksel anlatımına başvurur.
Tümevarımcı istatistik, verilerden elde edilmiş olan
sonuçları genelleştirir, onların tahminini yapar ya da
genel bir sonuca ulaşır. Dolayısıyla, fiyat grafiğinin
kendisi betimleyiciyken, o fiyat verileriyle uğraşan teknik analiz,
tümevarım alanına girer.
Grafik analizleri, geçmişin incelenmesine dayanan zaman serisi
analizlerinin bütün biçimlerinde yapılanlarla
tamamıyla aynı olan, yalnızca başka bir cins zaman serisi
analizidir. Elde edilmesi gereken veri cinsi, yalnızca
geçmişin verileridir. Geleceği ancak geçmiş
deneyimleri geleceğe taşıyarak tahmin edebiliriz.
İstatistik üzerine yazılmış olan bir metinde
şunlar yer alıyor; "Nüfus tahminleri, endüstri
tahminleri vb. geniş şekilde geçmişte ne olduğuna
dayanır. Günlük yaşamda olduğu gibi bilimde ve iş
yaşamında da, belirsiz olan gelecekte ne olabileceğini tahmin
edebilmek için geçmişteki deneyimlerimizden
yararlanırız". (Modern Business Statistics, sayfa 383.)
Görülüyor ki, teknik analizde geleceğin tahmininin
yapılabilmesi için geçmiş verilerin
kullanılması, sağlam istatistikî verilere dayanıyor.
Eğer bir kişi teknik tahminin bu yönünü ciddi
şekilde sorgulamaya kalkarsa, o kişi aynı zamanda
bütün temel ve ekonomik analizleri de kapsayan, tarihi veriye dayanan
tahminlerin bütün diğer biçimlerinin de geçerli
olup olmadıklarını sorgulamalıdır.
RASTLANTISAL YÜRÜYÜŞ KURAMI (RANDOM WALK THEORY)
Akademisyenlerce geliştirilmiş olan Rastlantısal
Yürüyüş Kuramı, fiyat değişikliklerinin
"seri olarak bağımsız" olduğunu ve fiyatın
tarihinin gelecekteki fiyatın yönü için güvenilir
bir gösterge olmadığını savunur. Diğer bir
deyişle, fiyat hareketi rastlantısaldır ve önceden tahmini
yapılamaz.
Bu kuramın yayılmasını sağlayan kitabın ismi
"The Random Character of Stock Market Prices" (Paul H.
Cootner,1964)dır dır. Rastlantısal Yürüyüş
Kuramı, fiyatların kendi gerçek değerleri etrafında
rastlantısal olarak salındığını savunan
"etkili piyasa hipotezi"ne dayanır. Kuram aynı zamanda,
"piyasayı bozabilecek" herhangi bir girişime
karşı takip edilebilecek en iyi piyasa stratejisinin "al ve elde
tut" olduğunu savunur.
Bütün piyasalarda belli ölçüde bir
rastlantısallık ya da "saçmalık"
olduğundan kuşku duyulmasa da, fiyat hareketinin tamamının
rastlantısal olduğuna inanmak tamamen hayalciliktir. Bu,
kullanıcının kafasının içindeki herhangi bir
şeyi kanıtlayabilecek ya da kanıtlayamayacak olan, sofistike
tekniklerden daha kullanışlı ampirik gözlemin
alanlarından birisi olabilir.
Rastlantısallığın, yalnızca fiyat hareketleri
içindeki sistematik modelleri kavramaktan yoksunluk olarak olumsuz
anlamda tanımlanabileceğini unutmamak yararlı olacaktır.
Pek çok akademisyenin bu fiyat modellerinin varlığını
henüz keşfedememiş oluşları, bu modellerin var
olmadığını kanıtlamaz. (Bkz. Şekil. 1.2.)

Şekil 1.2 Bir "rastlantısal
yürüyüşçü" birilerini, trendlerin
gerçekte var olmadığı konusunda inandırabilmek
için bolca vakit bulabilir.
Piyasaların trendinin olup olmadığının akademik
tartışması, piyasaların trendinin açıkça
görülebilir olduğu gerçek dünyanın
içinde olan ortalama piyasa analizcisini çok az ilgilendirir.
Eğer fiyatlar, seri olarak bağımsızsa,
"rastlantısal yürüyüşçüler" bu
trendlerin sürekliliğini nasıl
açıklayabileceklerdir? Dün ya da bir önceki haftada olan
şeylerin bugün ya da yarın olacak şeyler üzerinde
hiçbir etkisi yok mudur?
İstatistiksel kanıtların Rastlantısal
Yürüyüş Kuramı’nı her zaman
bütünüyle kanıtlayabilmesi ya da
çürütebilmesi kuşkulu görünüyor. Ancak,
piyasaların rastlantısal olduğu düşüncesi
teknikçiler tarafından tümüyle reddedilir. Eğer
piyasalar bütünüyle rastlantısal olsaydı,
hiçbir tahmin tekniği işe yaramayacaktı.
Etkili Piyasa Hipotezi, teknik yaklaşımın
geçerliliğini çürütmek bir yana, piyasaların
her şeyi hesaba kattığını öne süren teknik
yaklaşıma çok yakındır. Ancak akademisyenler,
piyasalar çok hızlı şekilde bütün bilgileri
değerlendirdiği için bu avantajın
yakalanamayacağı inancına kapılırlar. Yukarıda
değinmiş olduğumuz tekniksel tahminin temelleri, önemli
piyasa bilgisinin herkesçe bilinir hale gelmesinden çok önce
piyasada değerlendirildiğine dayanır.
Son olarak, sürecin işlemesinin altında yatan kuralları
anlayamayanlar için, herhangi bir sürecin rastlantısal ve
tahmin edilemez olarak göründüğü
açıkça fark edilebilir. Örneğin bir elektrokardiyogram
grafiği sıradan bir insana çok fazla "rastlantısal
saçmalık" olarak görünebilir. Fakat o konuda
eğitimli bir hekim için bütün o parlak noktaların
çok fazla anlamı vardır ve elbette ki
"rastlantısal" değildirler.
Sermaye piyasalarının incelenmesi, piyasanın
davranışlarının kuralları üzerine
çalışma yapmaya hiç zaman ayırmamış
olanlara rastlantısal olarak görünebilir. Grafik okumadaki
beceri geliştikçe rastlantısallığın
aldatıcı görüntüsü yavaş yavaş ortadan
kalkmaya başlar.
TREND KAVRAMI
Piyasa analizine teknik bir yaklaşımda trend
kavramı son derece temel bir yer tutar. Teknik analizci tarafından
kullanılan bütün araçlar (destek ve direnç seviyeleri,
fiyat modelleri, hareketli ortalamalar, trend çizgileri vb.)
piyasanın o trendine katılabilme amacına yönelik olarak,
piyasanın trendini belirlemeye yardımcı olma amacını
taşırlar.
Genel anlamda trend, basitçe, piyasanın gittiği
yöndür. Fakat bizim daha kesin bir tanımlamaya
ihtiyacımız var. Öncelikle, piyasa hangi yöne doğru
ilerliyor olursa olsun genellikle doğrusal bir çizgi izlemez.
Piyasa hareketleri bir seri zig zag ile karakterize olur. Bu zig zaglar,
görünür tabanları ve tepeleri olan bir seri birbiri
arkasına gelen dalgayı temsil ederler. Bu taban ve tepelerin
yönü, piyasanın trendini oluşturur.
Bu tepe ve tabanlar yukarıya doğru, aşağıya doğru
ya da yatay olarak hareket ediyor olabilir. Yön ne olursa olsun, bu bize
piyasanın trendini gösterir. Bir yukarı-trend, birbirini takip
eden bir seri yükselen tabanlar ve tepeler olarak tanımlanır.
Bir aşağı-trend, yukarı-trend’in
tanımının tam tersi yani, düşen tabanlar ve
tepelerdir. Yatay tepeler ve tabanlar, yatay fiyat trendini belirler. (Bkz.
Şekil 4.1a, b, c, d.)

Şekil 4.1a Yükselen tepe ve tabanlarıyla bir yukarı-trend
örneği görülüyor.

Şekil 4.1b Alçalan taban ve tavanlarıyla bir
aşağı-trend örneği görülüyor.

Şekil 4.1c Yatay taban ve tabanlarıyla bir yatay-trend
örneği görülüyor. Bu tür piyasaya "trendsiz
piyasa" da denir.

Şekil 4.1d Grafiğin sol tarafında bir aşağı-trend
görülüyor. Fiyatlar şu anda yatay bir hareket
içindedirler. Ekim ayındaki tepenin geçilmesi yeni bir
yukarı-trend başlatacaktır. Eylül ve Aralık
aylarının tabanlarının aşağısına
düşülmesi, aşağı-trend’in sürmesine
neden olacaktır.
TRENDİN 3 YÖNÜ VARDIR
Büyük bir çoğunluk, piyasaların daima bir
yukarı-trend ya da bir aşağı-trend içinde
olduğu düşüncesi içindedir. Gerçekte ise,
piyasalar üç yönde hareket ederler. Aşağıya,
yukarıya ve yanlamasına. Bu farklılığı akılda
tutmak önemlidir çünkü tutucu bir tahminle bile
zamanın en azından üçte birinde fiyatlar düz, yatay
bir model şeklinde, işlem aralığı da denilen bir
biçimde hareket ederler. Bu tip bir yatay hareket, arz ve talep
güçlerinin nispi bir denge durumunda, fiyatların da
kararsız olduğu bir dönemi gösterir. Yatay bir
piyasanın, yatay trende sahip olduğu şeklinde bir belirlemede
bulunduysak da bu piyasalar çoğunlukla "trendsiz" olarak
anılırlar.
Teknik araçların ve sistemlerin tamamı, öncelikle
aşağı ya da yukarı hareket eden piyasalar için
düzenlenmiş olan "trend-takipçisi" bir
yapıdadırlar. Piyasalar "trendsiz" ya da yatay hareket etme
dönemi içine girince, teknik sistemler ya tamamen
başarısız kalırlar ya da iyi sonuçlar vermezler.
Kendi tanımından kalkarsak, bir trend-takipçisi sistemin,
görevini yapabilmek için bir trende ihtiyacı vardır.
Buradaki başarısızlık, sistemin kendisinde değildir.
Başarısızlık daha çok, trend içinde olan
piyasalar için düzenlenmiş bir sistemi trendsiz piyasalarda
uygulamaya çalışan kişiye aittir.
TREND ÜÇE AYRILIR
Trendin üç kategorisi: ana trend, orta trend ve kısa
dönemli trenddir. Gerçekte, çok kısa vadeli olarak
dakikalardan, saatlerden başlayıp 50 veya 100 yıla kadar uzanan
çok uzun trendler olarak neredeyse sonsuz sayıda trend vardır.
Ama yine de, teknik analizcilerin hemen tamamı trendi üç
bölüme sınıflandırırlar. Ancak,
çeşitli analizcilerin her bir trendi nasıl
tanımladıkları konusunda bir belirsizlik vardır.
Örneğin Dow Kuramı, ana trendi bir yıldan uzun bir
süre için etkili olan bir trend olarak
sınıflandırır. Dow, ikincil (orta) trendi, üç
haftadan başlayıp birkaç aya uzanan bir dönemde,
kısa trendi de iki, üç haftadan daha az sürede etkili
olan trendler olarak tanımlar.
Her bir trend, kendisinden bir sonraki daha büyük trendin bir
parçasıdır. Örneğin, orta trend ana trendin bir
düzeltmesidir. Uzun vadeli bir yukarı-trend’de piyasa,
yukarı hareketine yeniden başlamadan önce, birkaç ay
süren bir düzeltme hareketi yaşar. Bu ikincil düzeltmenin
kendisi de, daha kısa vadeli tepelerin ve tabanların ortaya
çıktığı kısa vadeli dalgalardan oluşur. Bu
durum, her bir trendin kendisinden sonraki daha büyük trendin bir
parçası olması ve o trendin kendisinden küçük
trendlerden oluşması şeklinde yinelenir. (Bkz. Şekil 4.2a
ve 4.2b.)

Şekil 4.2a Trendin 3 derecesinin örneği: ana, ikincil ve
kısa dönemli trendler. 1, 2, 3 ve 4 noktaları, ana
yukarı-trend’i gösteriyor. 2-3 dalgası, ana
yukarı-trend içinde ikincil bir düzeltmeyi gösteriyor. Her
bir ikincil dalga, kısa dönemli trendlere bölünür.
Örneğin 2-3 ikincil dalgası, daha küçük olan
A-B-C dalgalarına bölünür.

Şekil 4.2b Eğer birileri Ak Sigorta’nın trendinin ne
olduğunu sorarsa onlara, ana trendin aşağıya doğru,
orta vadeli trendin (son 5-6 haftalık trend) yatay ve kısa
dönemli trendin de (son bir ya da iki haftalık trend) yukarıya
doğru olduğu söylenmelidir. Hangi trend için
konuşulduğunun belirlenmesi her zaman için önemlidir.
Şekil 4.2a’da, ana yukarı-trend, yükselen tepe ve
tabanlarla gösterilmiştir (1, 2, 3, 4 noktaları). Düzeltme
dönemleri (2- 3) ana yukarı-trend’de orta vadeli bir
düzeltmeyi temsil eder. Fakat 2-3 dalgasının daha
küçük 3 dalgadan oluştuğuna da dikkat edelim (A, B,
C). Teknik analizci C noktasında, ana trendin hala yukarı doğru
olduğunu ancak orta ve kısa trendlerin aşağı
doğru olduğunu söyleyecektir. 4 noktasında, her
üç trend de yukarı doğru olacaktır.
Trendin çeşitli dereceleri arasındaki
farklılığı kavrayabilmek önemlidir. Eğer birisi
size, o günkü piyasanın trendinin ne yönde olduğunu
sorarsa, eğer siz o kişinin hangi trend hakkında soru
sorduğunu bilmiyorsanız, yanıt vermek imkânsız olmasa
da güçtür. Siz, o kişiye ancak, daha önce
incelediğimiz, trendin üçe sınıflanması
tanımlaması çerçevesinde bir yanıt verebilirsiniz.
Değişik tarzda işlem yapan kişiler olduğu için,
bir trendin ne anlama geldiği konusunda bir miktar
anlaşmazlıklar oluşur. Uzun dönemli bir
yatırımcı için, birkaç günden birkaç
haftaya uzanan fiyat hareketlerinin anlamı olmayabilir. Günlük
işlem yapan bir yatırımcı için ise, 2-3
günlük bir fiyat hareketi, bir "ana trend"
oluşturabilir. Bu nedenlerle, bir trendin çeşitli
derecelerinin kavranması ve aynı trendden söz ediliyor
olması özellikle önemlidir.
KANAL ÇİZGİLERİ
Kanal çizgisi, trend çizgisi tekniğinin
bir diğer yararlı biçimidir. Fiyatlar bazen iki paralel
çizgi arasında hareket ederler (asıl trend çizgisi ve
kanal çizgisi). Açıktır ki, bir kanal var ise ve
analizci bu kanalın varlığını fark etmişse, bu
bilgi kârlı avantajlar elde edebilmekte kullanılabilir.
Kanal çizgisinin çizimi oldukça basittir. Bir
yukarı-trend’de (Bkz. Şekil 4.16a) önce, tabanlardan bir
ana yukarı-trend çizgisi çizilir. Daha sonra, esas
yukarı-trend çizgisine paralel olacak şekilde ilk belirgin tepe
noktasından (2 noktası) noktalı bir çizgi çizilir.
Her iki çizgi birlikte, sağa ve yukarıya doğru hareket
eden bir kanal oluşturur.
Bir sonraki yukarı hareket kanal çizgisine (4 noktasındaki)
ulaşır ve bu noktadan geriye dönerse bir kanalın ortaya
çıkıyor olduğu söylenebilir. Bundan sonra fiyatlar
ana trend çizgisine (5 noktasındaki) kadar düşerlerse,
muhtemelen artık bir kanal ortaya çıkmış demektir.
Aynı şey bir aşağı-trend için de, fakat elbette
ki ters yönde, doğrudur (Şekil 4.16.b).

Şekil 4.16a Bir trend kanalı örneği
görülüyor. Önce ana yukarı-trend çizgisi 1 ve 3
noktalarının tabanları birleştirilerek çizilir ve
daha sonra, ilk tepe olan 2 no’lu çizginin üzerinden ana
yukarı-trend çizgisine paralel bir çizgi çizilir
(noktalı çizgi).

Şekil 4.16b Bir aşağı-trend’de bir trend-kanal
görülüyor. Kanal, 1 ve 3 zirvelerinden çizilen
aşağı-trend çizgisine paralel olarak 2 noktasındaki
ilk tabandan aşağı doğru bir çizgi çizilerek
elde edilir. Fiyatlar çoğunlukla böyle bir kanalın
içinde hareketlerini sürdürürler.
Okuyucu böyle bir durumun değerini hemen görecektir. Esas
yukarı-trend çizgisi, yeni uzun pozisyonları başlatmak
için kullanılabilir. Kanal çizgisi kısa dönemde
kâr elde edebilmek için kullanılabilir. Ana trend
çizgisi için de söylediğimiz şekilde, kanal ne
kadar uzun sürerse ve ne kadar fazla sayıda test edilirse o derece önemli
ve güvenilir hale gelir.

Şekil 4.16c Şekilde, fiyat hareketinin yukarıya doğru olan
paralel iki trend çizgisi arasındaki hareketi
görülüyor. Ana trend çizgileri (alttaki çizgiler),
her zaman daha önemlidir.
Ana trend çizgisinin kırılması trenddeki önemli bir
değişikliğe işaret eder. Fakat yükselen bir kanal
çizgisinin kırılması tamamen zıt anlama gelir ve bu
durum var olan trendin ivme kazanıyor olduğuna işaret eder.
Kanal tekniğinden yararlanmanın bir başka yolu,
çoğunlukla zayıflayan bir trendin işareti olan,
fiyatların kanal çizgisine ulaşamamalarının
belirlenmesidir. Şekil 4.17’de, fiyatların kanal
çizgisinin üst tarafına ulaşamamaları (5
noktasında), trendin dönüyor olduğunun bir erken
uyarısı olabilir ve diğer çizginin (ana yukarı-trend
çizgisi) kırılacak olduğu konusundaki ihtimali
arttırır.
Genel bir kural olarak, bir fiyat kanalı içinde herhangi bir
hareketin kanalın kenarlarından birine ulaşamaması,
çoğunlukla trendin dönüyor olduğuna işaret eder
ve kanalın diğer tarafının kırılacak olma
ihtimalini güçlendirir.

Şekil 4.17 Kanalın üst ucuna ulaşılamaması
çoğu zaman aşağıdaki trend çizgisinin
kırılacağının bir erken uyarısıdır.
Şekilde, 5 noktasının yukarıdaki çizgiye
erişememesinin ardından 6 noktasında ana yukarı-trend
çizgisinin kırılmış olduğuna dikkat edelim.
Kanal, esas trend çizgisinin düzeltilmesinde de kullanılabilir.
(Bkz. Şekiller 4.18 ve 4.19.) Fiyatlar eğer anlamlı bir miktarda
yükselen kanal çizgisinin üzerine çıkarlarsa,
böyle bir durum genellikle güçlenen bir trende işaret
eder. Böyle bir durumda bazı grafikçiler, yeni kanal
çizgisine paralel olacak şekilde en son tabandan, daha dik bir ana
yukarı-trend çizgisi çizerler (Şekil 4.18’de
gösterildiği biçimde).
Daha dik olan yeni destek çizgisi, eski yatay çizgiden
çoğu zaman daha iyi işlev görür. Benzer
biçimde, bir yukarı-trend’in kanalın üst ucuna
ulaşamayışı, en son iki tepenin üzerinden
çizilen yeni direnç çizgisine paralel olacak şekilde
en son tabanın altından yeni bir destek çizgisinin
çizilmesini gerekli kılar (Şekil 4.19’da
gösterildiği gibi).
Kanal çizgilerinin ölçüm teknikleri vardır. Bir
fiyat kanalından kopuş gerçekleştiği zaman, fiyatlar
çoğunlukla kanalın genişliğine eşit bir
uzaklık kadar yol alırlar. Dolayısıyla grafikçi,
kanalın genişliğini ölçer ve bu uzunluğun,
hangi trend çizgisi kırılmışsa o noktadan
izdüşümünü alarak fiyat hedefini bulur.

Şekil 4.18 Yukarı kanal çizgisi
kırıldığı zaman (5. dalgada olduğu gibi) pek
çok teknik analizci, yeni yukarı kanal çizgisine paralel
olacak şekilde ana yukarı-trend çizgisini yeniden
çizerler. Diğer bir deyişle, 3 ve 5 çizgilerine paralel
olarak 4 ve 6 çizgileri çizilir. Yukarı-trend’in
hız kazanması, ana yukarı-trend çizgisinin de aynı
şekilde davranacağını düşündürür.
Ancak, kanalın iki çizgisinden ana trend çizgisi, çok
daha fazla önemlidir ve çok daha fazla güvenilir olandır.
Kanal çizgisi, trend çizgisi tekniğinde ikincil olarak
kullanılır.