ADX
ADX, piyasanın eğilim döneminde
olmadığı bölümleri ayıklayan ve trendin
gücünü belirten bir göstergedir. Trend izleyen
göstergeler, piyasalar eğilim durumunda değilken bazı
problemlerle karşı karşıya kalırlar. ADX bize
piyasanın eğilim durumu belirttiği için, eğilim
oluşmamış durumlarda hatalı yatırım
yapmamızı engeller.
ADX, sadece piyasanın yön tutup tutmadığını
belirtir, hangi yönde hareket edeceği hakkında bilgi vermez. ADX
değeri ne kadar büyük ise eğilim de o kadar
güçlü demektir. ADX'in düşük seviyelerden
yükselmeye başlaması yeni bir trendin doğacağı
anlamına gelir. Yüksek seviyelerden düşmeye
başlaması ise piyasanın bir süre için konsolidasyon
(pekiştirme) dönemine gireceği şeklinde yorumlanabilir.
ATR
ATR piyasanın hareketliliğinin derecesini
belirten bir göstergedir. Yüksek ATR değeri, genellikle, panik
satışlar sonrasında oluşan dip noktalarda
görülür. Düşük ATR değeri ise piyasanın
yüksek değerlere ulaştıktan sonra girildiği uzun
süreli konsolidasyon dönemlerinde gözlenir. ATR, diğer hareketlilik
göstergeleriyle (Standart sapma) aynı şekilde yorumlanabilir.
ENVELOPE
Envelope iki tane hareketli ortalamadan oluşur. Bir
hareketli ortalama yukarı, diğeri ise aşağı
kaydırılır. Envelope, bir piyasanın normal işlem
görme bandının alt ve üst sınırlarını
belirler. Üst banda ulaşıldığında
satış, alt banda ulaşıldığında ise
alış sinyali üretilir.
Bantların aşağı ve yukarı kaydırma oranları
hareketliliğine göre değişir. Piyasa ne kadar hareketli ise
kaydırma oranlarının o kadar yüksek olması gerekir.
Fiyatlar bantlara değdikten sonra daha gerçekçi seviyelere
gelme eğilimindedir. Bollinger Bands ile aşağı yukarı
aynı şekilde yorumlanabilir.
KAİRİ
Kairi, son işlem değeri ile hareketli ortalama
arasındaki farkın yüzde olarak ifade edilmesidir. Piyasalar
dalgalı durumda iken Kairi'nin yüksek seviyelere ulaşması,
fiyatların belli bir aralıktan kurtularak trend dönemine
girileceğini ifade eder. Piyasaların sakinleştiği
dönemlerde ise Kairi'nin yüksek seviyelere ulaşması
aşırı alım durumunda olunduğunu gösterir.
LARRY WİLLİAMS %R
Larry Williams'ın %R'si, verili sayıdaki
günlerdeki fiyat aralığının en son kapanış
fiyatıyla ilişkisinin ölçülmesi kavramıyla
benzer bir temele dayanır. En son günün kapanışı,
verili sayıdaki günlerin fiyat aralığının en
yüksek değerinden çıkartılır ve elde edilen
fark aynı dönemin toplam fiyat aralığına
bölünür. Williams’ın osilatörünün
ölçeğindeki aşırı-alım ve
aşırı-satım bölgeleri -20 ve -80 değerlerinden
çizilmiştir.
Zaman Çevrimlerine Bağlı Olarak Zaman Döneminin Seçimi
Larry Williams’ın %R'sinin bir diğer özelliği ana
piyasa çevrimleriyle yakından ilgili olmasıdır.
Çevrim uzunluğunun 1/2'si gibi bir zaman dönemi %R'de
kullanılır. 14, 28 ve 56 gibi takvim günlerine bağlı
olarak 5,10 ve 20 günlük dönemler kullanım için
önerilebilir. Wilder'ın RSI'si gibi Williams’ın %R'si de
28 günün yarısı olan 14 günü kullanır.
28 takvim gününün (20 işlem günü), önemli
bir aylık çevrim gününü temsil ettiğini ve bu
çevrimle diğer sayıların iç ilişkide
olduğunu söylememiz yerinde olacaktır. 5 günlük
stokastik değerinin popülaritesi, 10 günlük momentum ve 14
günlük RSI, geniş şekilde 28 günlük
çevrime dayanır ve bu çevrimin değerinin 1/4 ve 1/2'sini
ölçerler.
MACD
MACD, iki hareketli ortalama arasındaki ilişkiyi
gösteren, trend izleyen bir göstergedir. MACD, 26 ve 12
günlük ksponensiyal hareketli ortalamaların farkıdır.
Ayrıca "signal" veya "trigger" çizgisi denilen
9 günlük eksponensiyal hareketli ortalama da beraberinde
çizilir. MACD, işlem aralığı geniş olan
piyasalarda daha başarılı sonuçlar verir. Üç
farklı şekilde yorumlanabilir.
CROSSOVERS (Kesişme Noktaları)
MACD'nin temel yorumlanış şeklidir. MACD, sinyal
çizgisinin altına inince satım, üstüne
çıktığında ise alım yapılır.
Ayrıca, sıfır seviyesinin altına inince satım,
üstüne çıktığında ise alım yapmak
yaygın bir yöntemdir.
OVERBOUGHT/OVERSOLD CONDITIONS (Aşırı
alım/Aşırı satım durumları)
MACD aşırı alım/aşırı satım
göstergesi şeklinde de kullanılabilir. Kısa vadeli
hareketli ortalama uzun vadeli hareketli ortalamadan hızlı bir
şekilde uzaklaşıyorsa (yani, MACD yükseliyorsa)
fiyatların gereğinden fazla hareket ettiğini ve kısa
süre içinde daha gerçekçi seviyelere geri
gelineceği kabul edebiliriz. MACD'nin aşırı alım/aşırı
satım durumları hisse senedinden hisse senedine farklılık
gösterir.
DIVERGENCES (Fiyat hareketiyle uyumsuzluk)
Fiyat hareketiyle uyum göstermediği zaman mevcut trendin sona
ereceği yorumu yapılabilir. MACD yeni düşük seviyelere
ulaşırken fiyatların yeni düşük seviyeleri test
edememesi düşüş trendinin sona ereceğini, MACD yeni
yüksek sevilere ulaşırken fiyatların yeni yüksek
seviyelere ulaşamaması ise yükseliş trendinin son
bulacağını gösterir. İki durum aşırı
alım /aşırı satım durumları ile aynı anda
gerçekleşirse daha da büyük önem
taşımaktadır.
MASS INDEX
MASS Index, fiyatların yüksek ve
düşük seviyelerinin arasındaki farkın
açılması veya daralmasını inceleyerek trend
dönüşlerini teşhis etmeye yarayan bir göstergedir. 25-günlük
MASS Index'in 27,0 seviyesinin üstüne çıkması ve
sonrasında 26,5 seviyesinin altına inmesi trendin yön
değiştireceğini gösterir.
Bu durum gerçekleştiği taktirde, trendin yönü
9-günlük eksponensiyal hareketli ortalama yardımıyla
saptanır. Hareketli ortalama düşüş trendinde ise,
trendin yön değiştireceğini düşünerek
alım yapılır, hareketli ortalama yükseliş trendinde
ise satım yapılır.
MFI
MFI, bir hisse senedine akan paranın
gücünü belirten bir göstergedir. RSI'a benzemekle birlikte,
aradaki farklılık RSI'ın sadece fiyat hareketini hesaba
katması, MFI'nın ise işlem hacmini de kullanmasından
kaynaklanmaktadır.
Fiyat hareketi ile gösterge arasındaki trend
farklılığı önemli bir durumdur. Fiyatlar
yükseliş trendinde iken MFI'nın düşmesi (veya fiyatlar
düşüş trendinde iken MFI'nın yükseliş
trendinde olması) trendin bir süre sonra yön
değiştireceği anlamına gelmektedir.
MFI 80 seviyesinin üzerine çıktığında
piyasanın tepe noktası oluşturduğu, 20 seviyesinin
altına indiğinde ise dip noktası oluşturduğu yorumu
yapılabilir.
MOMENTUM
Momentum kavramı, osilatör analizleri
içinde temel bir önem taşır. Momentum, fiyatların
değişim oranını ölçer. Sabit bir fiyat
aralığı alınarak fiyatın değişimi
ölçülür. 10 günlük bir momentum çizgisi
çizebilmek için, son günün kapanış
fiyatından on gün önceki kapanış fiyatı
çıkartılır. Elde edilen artı ya da eksi değer,
bir yüz çizgisi etrafına işaretlenir. Momentumun
formülü;
M = 100(V - VX) dır.
Bu formülde, "V" en son günün kapanış
fiyatı, "VX" de, X gün öncesinin kapanış
fiyatıdır.
Eğer son günün kapanış fiyatı, on gün
öncesinin kapanış fiyatından daha büyük olursa,
yüz çizgisinin üzerine bir artı değer eklenecektir.
Eğer en son günün kapanış fiyatı, on gün
öncesinin altında olur ise, yüz çizgisinin altına
bir eksi değer eklenecektir.
10 günlük momentum çok kullanılan bir zaman periyodu olsa
da, herhangi bir zaman periyodunu da pek doğaldır ki kullanabiliriz.
Daha kısa dönemli (5 günlük gibi) bir momentum daha hassas
bir çizgi oluşturur. Daha uzun dönemli (20 günlük
gibi) bir momentum, osilatörün salınımlarının
daha yumuşak olduğu, daha düz bir çizgi oluşturur.
Momentum, Yükseliş ya da Düşüşün
Oranını Ölçer
Momentum göstergesinin neyi ölçtüğü konusunun
üzerinde biraz daha duralım. Bir zaman aralığı
için fiyat farklılıklarını çizmekle,
yükseliş ya da düşüşün oranı
ölçülmüş olur. Fiyatlar yükseliyor ise ve
momentum çizgisi yüz çizgisinin üzerine
çıkmış ve yükseliyor ise bu, yukarı-trendin
ivme kazanıyor olduğu anlamına gelir.
Yukarıya doğru tırmanmakta olan momentum eğer
düzgünleşmeye başlarsa bu, fiyattaki yeni
artışların, 10 gün önceki artışlarla
aynı olduğu anlamına gelir. Böyle bir durum, fiyatlar hala
ilerliyor olsa da, yükseliş oranının (ya da ivmenin)
aşağı düşmesi anlamına gelir. Momentum
çizgisinin yüz çizgisine doğru düşmeye
başlaması, fiyatların yukarı-trendi hala
yürürlükte olsa da giderek ivme kaybettiğini anlatır. Yukarı
trend artık momentum kaybediyordur.
Momentum çizgisi, yüz çizgisinin altına
düştüğü zaman, en son günün
kapanışı 10 gün önceki kapanışın
altına düşmüş demektir ve kısa dönemli bir
aşağı-trendin etkili olduğundan söz edebiliriz. Momentum,
yüz çizgisinin altındaki hareketini daha
aşağılara doğru sürdürürse,
aşağı-trend momentum kazanır. Ancak momentum çizgisi
yeniden yükselmeye başladığı zaman analizci
aşağı-trend’in ivme kaybettiğini bilebilir.
Momentumun iki zaman aralığı arasındaki fiyat
farklılığını ölçtüğünü
akılda tutmak önemlidir. Momentum çizgisinin
yükselebilmesi için son günün kapanış
fiyatı 10 gün önceki kapanış fiyatının
üzerinde olmalıdır. Eğer fiyatlar 10 gün önceki
fiyatlarla aynı olarak kalırsa, bu durumda momentum çizgisi
düz bir çizgi olacaktır. Eğer en son günün
kapanış fiyatı, 10 gün öncesinin kapanış
fiyatının altında olur ise, fiyatlar hala yükseliyor olsa
da, momentum çizgisi düşmeye başlayacaktır. Bu,
momentum çizgisinin, fiyat trendinin o andaki yükselişinin ya
da düşüşünün ivme kazanması ya da
kaybetmesini ölçmesidir.
Momentum Çizgisi Fiyat Hareketine Öncülük Eder
Momentum çizgisi fiyat hareketinin her zaman bir adım
önündedir. Momentum çizgisi fiyatlardaki yükselişin
ya da düşüşün birkaç gün önünde
gider, daha sonra, var olan trend halen hareketini sürdürürken o
ivme kaybetmeye başlar ve daha da sonra, fiyatlar ivme kaybetmeye
başladığı zaman fiyatların aksi yönünde
hareket etmeye başlar.
Alım ya da Satım Sinyali Olarak Yüz Çizgisinin
Geçilmesi
Momentum grafiğinin bir yüz çizgisi vardır. Teknik
analizcilerin pek çoğu, yüz çizgisinin
geçilmesini bir alım ya da satım sinyali olarak
kullanırlar. Yüz çizgisinin yukarıya doğru
geçilmesi bir alım sinyali, aşağıya doğru
geçilmesi ise bir satım sinyalidir. Ancak burada, ana trend
analizlerinin esas analiz olduğu bir kere daha vurgulanmalıdır.
Osilatör analizleri, var olan piyasa trendinin aksi yönünde
işlem yapmanın bir özrü olarak
kullanılmamalıdır. Alım pozisyonu ancak, piyasanın
trendi eğer yukarıya doğru olursa ve momentum çizgisi
yüz çizgisini yukarıya doğru keserse
açılmalıdır.
Bir Yukarı ya da Aşağı Sınırın Var
Olmasının Gerekliliği
Momentum çizgisi ile ilgili bir sorun, daha önceden
düzenlenmiş olan bir yukarı ve aşağı
sınırın olmayışıdır. Daha önce,
osilatör analizlerinin asıl değerinin, piyasaların ne zaman
ekstrem bölgelerde olduğunu belirleyebilmek olduğunu ifade
etmiştik. Fakat momentum çizgisinde hangi yükseklik
"çok yüksek" ve hangi düşük değer
"çok düşük"tür? Bu sorunu
çözebilmenin en basit yolu, gözle yapılan incelemedir.
Momentum çizgisinin geçmişteki grafiği incelenerek,
onun üst ve alt değerlerinden yatay çizgiler
çizilebilir.
Diğer bir teknik, momentum çizgisini normalize etmektir. Bu teknik,
+1 ve -1 gibi bir aralığa girebilmesi için momentum
çizgisinin değerinin bir sabit bölen ile
bölünmesidir. Bunu yapabilmenin en kolay yolu, en son momentum
değerini, incelenen zaman değeri içinde mümkün olan
maksimum değer ile bölmektir. Örneğin on günlük
bir momentum çizgisinde, son günün momentum değeri
alınır ve bu değer 10 ile çarpılmış
(momentum çizgisinin uzunluğu) bir limit harekete
bölünür.
Sonuç, ele alınan zaman dönemi içinde bir
piyasanın hareket edebileceği maksimum miktarın bir yüzdesi
olacaktır ve +1 ile -1 aralığına girilecektir. Bu
işlemler yapıldıktan sonra, "tehlikeli
bölgeler"in nereler olduğunu önceden görebilmek
mümkün hale gelir.
Böyle bir bant tanımlandıktan sonra, "tehlikeli
bölgeler" değişik şekillerde belirlenebilir. Bunun bir
yolu, yüz çizgisinin altında ve üzerindeki hareketlerin
yüzdelerini ölçmektir diğer bir yol, bütün
değerlerin %95'inin aşağı ve yukarı sınırlar
içinde kalacağı şekilde, yüz çizgisinin altında
ve üzerinde iki standart sapma ölçmektir. Bu düzeylerin
ötesine taşan bir hareket, aşırı-alım ya da
aşırı-satım koşullarının ortaya
çıkmış olduğunun bir uyarısı
olacaktır. Bütün bunları yapmaktaki amaç, fiyat
salınımlarını kapsayan üst ve alt
sınırları, bu sınırlar geçildiğinde
piyasanın uç bir değere erişmiş olduğunu
belirleyebilecek ve piyasanın değişebileceği konusunda bir
uyarı alabilecek şekilde belirleyebilmektir.
Bir momentum çizgisini normalize edebilmek için limit hareketin
bir bölen olarak kullanımının bazı kusurları
vardır. Bunun bir sonucu olarak teknik analizciler, bölen olarak
kullanabilecekleri daha sofistike istatistikî araçlarla denemeler
yapmışlardır.
Donald R.Lambert, kendi Commodity Channel Index (CCI)'sını
çizerken, bölen olarak ortalama sapmayı
kullanmıştı. Lamberd'in CCI'sı esasen bir osilatör
olarak geliştirilmemiş olsa da, bölen olarak limit hareketin
yerine ortalama sapmanın kullanılması düşüncesi
osilatör analizlerine de uyarlanabilir. Açıkça
amacının dışında olmasına karşın, bazı
teknik analizciler CCI'yı bir osilatör olarak kullanırlar.
Welles Wilder'in Göreceli Güç Endeks’i (RSI) ve George
Lane 'in stokastiğinde üst ve alt sınırların
belirlenebilmesi sorunu daha geçerli şekilde ele
alınmıştır.
NVI
NVI işlem hacminin bir önceki güne
göre düştüğü günleri göz
önüne alır. NVI, işlem hacminin yükseldiği
dönemlerde, bilgisiz, kalabalığı takip eden
yatırımcıların piyasaya girdiğini kabul eder. Bunun
aksine, işlem hacminin azaldığı dönemlerde, uzman
yatırımcılar sessiz bir şekilde pozisyon açarlar.
Dolayısıyla, NVI, uzman yatırımcıların
hareketlerini izlemek amacıyla kullanılır.
NVI'nın, bir yıllık hareketli ortalamasının
üstüne çıktığı anda yükseliş
trendi olasılığı %95 dır. NVI'nın bir
yıllık hareketli ortalamasının altına indiği
dönemde ise yükseliş trendi olasılığı %50 ye
düşer. Sonuç olarak, NVI genellikle yükseliş trendi
göstergesi olarak kullanılır.
OSİLATÖRLER
Osilatörler, fiyatların yatay bir bant
içinde dolaştığı trendsiz piyasalarda
(trend-takipçisi sistemlerin iyi sonuç vermediği bu tür
piyasalarda) son derece yararlıdırlar. Osilatörler teknik
analizciye, bu tür yatay hareket eden trendsiz piyasalarda hareket
edebilmenin imkânlarını verirler. Ancak, osilatörlerin
değeri, yalnızca yatay piyasalardaki kullanımlarıyla
sınırlı değildir. Osilatörler, trend
kazanmış dönemlerde fiyat grafikleriyle bağlantı içinde
kullanılınca, kısa-dönemdeki piyasanın uç
noktalarının (aşırı-satım,
aşırı-alım koşulları) sinyallerini vermede de son
derece yararlıdırlar.
Osilatörler aynı zamanda, fiyat hareketinde momentum kaybı
açık biçimde ortaya çıkmadan önce, trendin
momentum kaybettiği konusunda uyarırlar. Osilatörler, bir
trendin tamamlanmak üzere olduğunu bazı uyumsuzluklar
göstererek haber verebilirler.
Osilatörlerin Yorumu
Momentum osilatörlerini çizebilmenin pek çok
değişik yolu olsa da, yorumu bir teknikten diğerine çok
az değişiklik gösterir. Osilatörlerin hemen tamamı
birbirine çok benzer. Bazı osilatörlerde yatay bir orta
değer vardır. Kullanılan formüle bağlı olarak bu
orta çizgi genellikle bir sıfır çizgisidir. Yine
bazı osilatörlerin 0'dan 100'e ya da - 1 den +1'e uzanan
sınırları vardır.
1) Sıfır Çizgisinin Kesilmesi
Osilatörlerden yaralanmanın en basit yolu, orta değeri (ya da
sıfır çizgisini) sinyal üreten bir çizgi olarak
kullanmaktır. Osilatör, sıfır çizgisinin
üzerine çıkarsa alım, sıfır çizgisinin
aşağısına düşerse satım yapılır.
Momentum grafiklerinde en çok kullanılan teknik budur. Bu teknik,
piyasanın trendi yönünde hareket ederek
kullanıldığı zaman daha iyi sonuç verir.
Sıfır çizgisi, aşağı-trendlerde direnç,
yukarı-trendlerde ise destek olarak rol oynar.
2) Ekstrem Bant Analizleri ya da Osilatörlerin Ekstrem
Noktalarının Analizleri
Osilatörlerin kullanımının ikinci bir yolu ekstrem bant
analizleri ya da ekstrem noktaların tanımlanmasıdır.
Diğer bir deyişle, osilatör bantlarının uç
sınırları, piyasanın ekstrem noktaları konusunda
uyarıcı olarak kullanılır. Daha sofistike
osilatörlerin hemen tamamı, aşırı-alım ya da
aşırı-satım bölgeleri olarak
düşünülen üst ve alt bölgelere sahiptirler.
Örneğin Göreceli Güç Endeksi (RSI)'nın, 0'dan
100'e düşey bir ölçeği vardır. Osilatör
üzerinde 30 ve 70 değerlerinde iki de yatay çizgi
görünür. 70 çizgisinin üzerine
çıkılması bir aşırı-alım durumunu, 30
çizgisinin altına düşülmesi ise bir
aşırı-satım durumunu anlatır.
3) Uyumsuzluğun Önemi
Osilatör analizlerinden yararlanmanın üçüncü ve
muhtemelen en değerli yolu uyumsuzlukları gözlemektir. Bir
uyumsuzluk, osilatör çizgisi ve fiyat çizgisinin
birbirlerinden ayrıldığı ve zıt yönlere
doğru hareket etmeye başladığı bir durumu
anlatır.
Bir yukarı-trend’de, en çok rastlanılan osilatör
uyumsuzluğu tipi ve bizim bu tartışmada üzerinde
duracağımız tip, fiyatlar çıkışı
sürdürüyorken osilatörün fiyat hareketinin yeni
tepelerini onaylamamasıdır. Bu çoğunlukla, ralli
hareketinin muhtemelen başarısız kalacağının
kusursuz bir uyarısı olur ve negatif uyumsuzluk olarak
adlandırılır.
Bir aşağı-trend’de, osilatör, fiyat hareketinin
oluşturduğu yeni tabanı onaylamaz ise, bir pozitif uyumsuzluk
ortaya çıkmış olur ve en azından kısa
dönemde yukarıya doğru bir tepki hareketinin ortaya
çıkabileceğinin uyarısı olur. Her iki durumda da
osilatör modeli, çoğu zaman bir ikili-tepe ya da ikili-tabana
benzer.
Uyumsuzluk analizi için önemli bir gereklilik, uyumsuzluğun
osilatör ekstremlerinde ortaya çıkmasıdır.
Örneğin RSI'daki bir uyumsuzluğun, 70 çizgisinin
üzerindeki ya da 30 çizgisinin altındaki "tehlikeli
bölgelerde" ortaya çıkması daha önemlidir.
70'in üzerindeki ya da 30'un altındaki bir uyumsuzluk önemli bir
sinyal olabilir ve dikkat edilmelidir.
Uyumsuzluğun bir ikinci biçimi, osilatör çizgisinin fiyattan
önce önemli bir tepeyi ya da tabanı geçmesidir. Trendin
yönüne bağlı olarak osilatörde aşağı ya
da yukarı doğru yönelmek şeklinde bir eğilim
vardır. Yukarı-trend’lerde, osilatör yukarıya
doğru hareketlenme ve aşağı trend’lerde
aşağıya doğru hareketlenme eğilimindedir.
Osilatör çizgisinin tepe ve tabanları, fiyat grafiğindeki
tepe ve tabanlarla çoğunlukla uyum sağlar. Bir
yukarı-trend’de fiyatlar eğer osilatörle birlikte
yükselen tepe ve tabanlar şeklindeki bir model ortaya
çıkartmışken, osilatör aniden önemli bir
tabanın daha altına düşerse, bu çoğu zaman
trendin muhtemelen yukarıdan aşağıya doğru
dönecek olduğunun bir uyarıcısı olur. Bir önceki
tepenin geçilmesi ise doğaldır ki, bir
aşağı-trend’deki muhtemel bir tabana işaret eder.
Osilatörleri Yorumlamanın Genel Kuralları
Genel bir kural olarak; bir osilatörün, osilatörün
aşağı ya da yukarı sınırına
ulaşması, fiyat hareketinin çok fazla ilerlemiş
olduğunu ve bu nedenle bir tür düzeltme ya da ertelemenin
beklenmesi gerektiğini anlatır. Yine bir diğer kural olarak;
alım noktası, osilatör çizgisinin alt sınıra
yakın olduğu bölge ve satım noktası da, osilatör
çizgisinin yukarı sınıra yaklaştığı bölgedir.
Yüz çizgisinin kesilmesi alım ya da satım sinyali olarak
kullanılır.
Osilatörlerin En Önemli Üç Kullanımı
Osilatörlerin en yararlı olduğu üç durum
vardır. Bu durumların, osilatörlerin hemen bütün
biçimleri için geçerli olduğunu göreceğiz.
1. Bir osilatör, aşağı ya da yukarı
sınırlarına ulaştığı zaman çok
yararlıdır. Osilatör, yukarı sınırına
yaklaştığı zaman "piyasa
aşırı-alındı", aşağı
sınırına ulaştığı zaman da "piyasa
aşırı satıldı", denir. Bu her iki durum da, fiyat
trendinin aşırı uzamış ve bozulabilir olduğu
konusunda bizi uyarır.
2. Osilatör bir uç sınıra ulaştığı
zaman, fiyat ile osilatör arasındaki uyumsuzluk
çoğunlukla önemli bir uyarıdır.
3. Yüz çizgisinin kesilmesi, fiyat trendinin yönü
konusunda önemli bir sinyal verebilir.
PARABOLIC
Parabolik, mükemmel çıkış
noktaları sağlar. Hisse senedi fiyatı Parabolik’in
altına indiği an alım pozisyonlarınızı,
üstüne çıktığı an ise
açığa satım pozisyonlarınızı
kapatmanızı önerir. Parabolik alım konumunda ise, fiyatlar
ne yönde hareket ederse etsin stop noktası her gün bir miktar
daha yükselecektir. Yükselme miktarı fiyat hareketinin
büyüklüğüne bağlıdır. Benzer
şekilde, Parabolik satım konumunda ise stop noktası her gün
biraz daha düşecektir.
PRİCE OSCİLLATOR
Price Oscillator, iki hareketli ortalama arasındaki
farkı gösterir. Aradaki fark gerçek değer veya yüzde
olarak ifade edilebilir. Price Oscillator, MACD'ye benzer. İki
gösterge arasındaki farklılık, MACD 'nin daima 12 ve 26
günlük hareketli ortalamaları, Price Oscillator'un ise herhangi
iki periyotu kullanmasından kaynaklanır. Kısa vadeli hareketli
ortalama uzun vadeli hareketli ortalamanın üzerine
çıktığı anda alım, altına indiğinde
ise satım yapılır.
DEĞİŞİM ORANI (ROC)
ROC, hisse senedinin şu anki
fiyatından, bir süre önceki fiyatının
çıkarılması ile elde edilir. Gerçek değer
veya yüzde olarak ifade edilebilir. Momentum göstergesi, aynı
bilgiyi oransal olarak ifade eder. Hisse senetlerinin belli bir devire
"cycle" göre hareket ettiği ve dalga tipi seyir
izlediği oldukça yaygın bir görüştür. Bu
dalga şeklindeki hareket, alıcı ve satıcıların
beklentilerinin, fiyatları kontrol altında tutmak için
mücadeleleri sırasında değişmesinden kaynaklanır.
ROC, belli bir zaman içerisinde fiyatların değişimini
gösteren ve dalga tipi hareket eden bir göstergedir. Fiyatlar
yükselirken ROC da yükselir; fiyatlar düşerken ROC da
düşer. Fiyatlardaki değişme miktarı ne kadar
büyük olursa ROC’ un değişme miktarı da o kadar
büyük olur. En çok tercih edilen periyotlar 12 ve
25-günlerdir. 12 günlük ROC, kısa ve orta vadede
kullanılan mükemmel bir aşırı alım-aşırı
satım göstergesidir. ROC ne kadar yüksek ise, hisse senedi o
kadar aşırı alım durumundadır.
GÖRECELİ GÜÇ ENDEKSİ
RSI, J. Welles Wilder Jr. tarafından
geliştirilmiştir ve onun 1978'de yazdığı New
Concepts’in Technical Systems adlı kitabında
tanıtılmıştır. RSI, teknik analizcilerin çok
kullandığı bir göstergedir.
Wilder'in da işaret ettiği gibi, bir momentum çizgisinin
çizilmesindeki iki ana sorundan bir tanesi, değerlerdeki keskin
değişikliklerin yol açtığı kararsız
hareketlerdir. 10 gün öncesine göre (10 günlük
momentum çizgisi durumunda) keskin bir yukarı ya da
aşağı hareket, fiyatlar küçük bir
değişiklik gösterse dahi momentum çizgisinin ani bir
değişimine neden olabilir. Dolayısıyla bu
değişiklikleri en aza indirebilmek için bazı
düzleştirme işlemleri gereklidir.
İkinci sorun, karşılaştırma amacı için
sabit bantlara olan gereksinmedir. RSI formülü, yalnızca gerekli
olan düzleştirmeyi sağlamakla kalmaz aynı zamanda,
0’dan 100'e uzanan sabit bir düşey aralık yaratarak ikinci
sorunu da çözer.
RSI aşağıdaki formülle hesaplanır:
100
RSI = 100-[----------]
1+RS
x günlük yukarıdan kapanışların ortalaması
RS = -----------------------------------------------------------
x günlük aşağıdan kapanışların
ortalaması
Hesaplamada 14 günlük bir zaman döneminin
kullanıldığını varsayalım. Yukarıdan
kapanışların ortalama değerini bulabilmek için, 14
gün içindeki yukarıdan kapanışlarda kazanılan
toplam puan hesaplanır ve bu sayı 14'e bölünür.
Aşağıdan kapanışların ortalama değerini
bulabilmek için, aşağıdan kapanan günlerde
kaybedilen toplam puan bulunur ve sayı yine 14'e bölünür.
Bu şekilde Göreceli Güç (RS), yukarıdan kapanan
günlerin ortalamasının, aşağıdan kapanan
günlerin ortalamasına bölünmesiyle elde edilir. Elde edilen
RS değeri, RSI'nın formülü içine dâhil edilir.
Gün sayısı, X'in değerinin değiştirilmesiyle
değiştirilebilir.
Wilder, ilk olarak 14 günlük bir zaman periyodu
kullanmıştı. Bazı teknik analizciler, 9 günlük
zaman periyodu kullanırlar. Zaman periyodu
kısaltıldıkça, osilatör daha hassas hale gelir. RSI
en iyi sonuçları, salınımları aşağı
ya da yukarı uçlara ulaşınca verir. Dolayısıyla
kısa dönemli hareket edilmek isteniyorsa ve osilatörün
salınımlarının daha belirgin olması isteniyorsa, zaman
dönemi kısaltılabilir.
Osilatörü daha düzgün ve salınımları daha
dar yapılmak istenirse, zaman dönemi uzatılır.
Dolayısıyla, 9 günlük bir osilatörün
salınımları 14 günlük osilatörden daha geniş
olur. 9 ve 14 günlük süreler en çok kullanılan
değerler olmakla birlikte, sonuçları geliştirebilmek
için 5 ve 7 günlük süreler de denenebilir.
RSI'nin Yorumu
RSI, 0'dan 100'e uzanan düşey bir ölçek üzerine
çizilir. 70 çizgisinin üzerindeki değerler
aşırı-alım, 30 çizgisinin altındaki
değerler aşırı-satım durumu olarak
değerlendirilir. Wilder'in "eksik salınım" olarak
adlandırdığı salınımlar, RSI 70'in üzerinde
ya da 30'un altında iken ortaya çıkar.
Bir yukarı-trend’de tepedeki bir eksik salınım, RSI'nin
son tepesinin (70'in üzerinde), bir önceki tepesini
geçememesiyle ve bunun arkasından bir önceki tabanın
aşağıya doğru kırılmasıyla ortaya
çıkmış olur. Bir aşağı trend’de
tabandaki bir başarısız salınım, RSI'nin son
tabanının (30'un altında), yeni bir düşük
değere ulaşamaması ve arkasından bir önceki tepeyi
geçmesiyle ortaya çıkmış olur. Wilder’in
"eksik salınım" ve "başarısız
salınım" olarak adlandırdığı hareketler,
"uyumsuzluk" ilkesinden başka bir şey değildir.
RSI ve fiyat çizgisi arasındaki uyumsuzluk (RSI 70'in üzerinde
ya da 30'un altında olduğu zaman), dikkat edilmesi gereken çok
ciddi bir uyarıdır.
Destek ve direnç düzeylerinin yanında, RSI çizgisinde
değişik fiyat modelleri de ortaya çıkar. RSI'ın
trendindeki değişikleri belirleyebilmek için
trend-çizgisi analizleri kullanılabilir. Aynı amaca
yönelik hareketli ortalamalar da kullanılabilir.
70 VE 30 ÇİZGİLERİNİN SİNYAL ÜRETMEDE
KULLANIMI
RSI osilatörünün 70 ve 30 değerlerinin üzerinde iki
yatay çizginin çizili olduğunu söylemiştik. Teknik
analizciler, bu çizgileri çoğunlukla alım ve satım
sinyalleri üretmede kullanırlar. 30 çizgisinin altına
inilmesinin, bir aşırı-satım durumunun uyarısı
olduğunu biliyoruz. Piyasanın hemen hemen tabana
yaklaşmış olduğunu ve bir alım
fırsatının gözlendiğini düşünelim. Bu
durumda, 30 çizgisinin osilatörün altına
düşmesi izlenir.
Daha sonraki beklenti, o aşırı-satım bölgesinde
osilatörde bir cins uyumsuzluğun ya da ikili-tabanın
gelişmesidir. Bu noktada, RSI'nin 30 çizgisini
aşağıdan yukarıya doğru kesmesi pek çok teknik
analizci için osilatörün trendinin yukarıya doğru
döndüğünün bir onaylanması olur. Buna göre,
aşırı-alınmış bir piyasada, 70 çizgisinin
yukarıdan aşağıya doğru kırılması
çoğu zaman bir satım sinyali olarak kullanılır.
STOKASTİK
Stokastik osilatörü, George Lane tarafından
geliştirilmiştir. Stokastik, fiyatlar artarken kapanış
fiyatının işlem aralığının
yukarısına doğru kapatma eğiliminde olduğu
gözlemine dayanır. Bunun tersi olarak
aşağı-trend’lerde kapanış fiyatları,
işlem aralığının aşağılarına
yakın bir yerde olma eğilimi taşır. Stokastikte iki çizgi
kullanılır; %K çizgisi ve %D çizgisi. %D çizgisi
daha önemlidir ve ana sinyalleri sağlar.
Stokastiğin amacı, seçilmiş bir zaman döneminin
fiyat aralığının en son kapanış fiyatı ile
ilişkisini belirleyebilmektir. Bu osilatörde 5 gün en çok
kullanılan zaman dönemidir. %K ve %D çizgilerinden daha hassas
olan K çizgisinin formülü:
%K = 100 [ (C - L5) / (H5 - L5 ) ] dır dır.
Burada C en son kapanış fiyatı, L5 son 5 günün en
düşük fiyatı ve H5'de son 5 günün en yüksek
fiyatıdır.
Formül basitçe, seçilmiş olan gün sayısı
için toplam fiyat aralığıyla ilişki içinde
son günün kapanışının nerede
gerçekleşmiş olduğunu ölçer. Okunan
yüksek bir değer (80'in üzerinde) kapanış
fiyatının işlem aralığının yüksek bir
yerinde, okunan düşük bir değer (20'in altında) ise
kapanış fiyatının işlem aralığının
düşük bir yerinde gerçekleştiğini anlatır.
Stokastikte aşırı-alım ve aşırı-satım
bölgelerini belirleyebilmek için 80 ve 20 bantları
kullanılır. "Uyumsuzluklar" RSI’de olduğu gibi
kullanılır. Hızlı stokastik (düz çizgi ile
gösterilmiş olan %K) %D çizgisi yönünü
çevirdikten sonra %D’yi keserse güçlü bir sinyal
alınmış olur. İkinci çizgi olan %D çizgisi,
%K çizgisinin 3 gün düzeltilmiş biçimidir. %D'nin
formülü aşağıdaki gibidir:
%D = 100 (H3 / L3)
Formülde H3, (C - L5)'in 3 günlük toplamı ve L3'de (H5 -
L5)'in 3 günlük toplamıdır.
Bu formüller 0'dan 100'e uzanan düşey bir ölçek arasında
dolaşan iki çizgi ortaya çıkartırlar. %K
çizgisi düz bir çizgi ile yavaşlatılmış
D çizgisi ise noktalı bir çizgi ile çizilir.
Yukarıdaki ve aşağıdaki ekstrem bölgeler 80 ve 20
değerlerinden çizilir. %D çizgisinin 10–15
aralığına düşmesi alım sinyali, 85–90
aralığına çıkması ise satım sinyali olarak
değerlendirilebilir.
D çizgisi 80'nin üzerindeyken ve fiyatlar yükselmeyi
sürdürürken, eğer D çizgisi iki düşen tepe
oluşturur ise, fiyatların düşeceği anlamına gelen
bir uyumsuzluk ortaya çıkmış olur. D çizgisi
20'nin altındayken ve fiyatlar düşüşlerini
sürdürürken D çizgisi iki yükselen taban ortaya
çıkarır ise bu, fiyatların yükselişe
geçeceği anlamına gelen bir uyumsuzluk demektir.
Bütün bu koşulların ortaya
çıktığı bir durumda, alım ya da satım
sinyali K çizgisinin yavaşlatılmış D
çizgisini kesmesi ile alınmış olur. Örneğin bir
tabanda, D çizgisi bir taban yapmış ve yukarıya
dönmüş iken K çizgisinin D çizgisinin üzerine
çıkmış olması alım sinyalini
güçlendirir. Bir tepede ise K çizgisi D çizgisini kesmeden
önce D çizgisinin aşağı dönmüş
olması satım sinyalini güçlendirir. Dolayısıyla
K ve D çizgilerinin kesişmelerinin anlamı, eğer her iki
çizgi de aynı yönde hareket ediyorsa daha
güçlü olur.
Stokastik üzerine yazılmış olan yazılarda, %K ve %D
çizgilerinin kesişmelerinin önemi
vurgulanmıştır. Ancak, orijinal trendin yönü
doğrultusunda hareket edilmiyorsa kesişme çok önemli bir
etken değildir.
Yavaşlatılmış Stokastik
Stokastiğin iki çizgisinin hemen herkesçe
kullanımı tercih edilen yavaşlatılmış bir biçimi
vardır. Bu formülde, daha hassas olan %K çizgisi
atılır. Stokastiğin orijinal formülündeki %D
çizgisi yavaşlatılmış yeni %K çizgisi haline
gelir. Yavaşlatılmış yeni %D çizgisi ise,
yavaşlatılmış %K çizgisinin 3 günlük
hareketli ortalamasıdır. Yavaşlatmada yapılan işlem,
eski %D çizgisinin (şimdi %K çizgisi) ve onun 3
günlük hareketli ortalamasının (yeni %D çizgisi)
haline getirilişidir. %D çizgisinin yavaşlatılmış
biçiminin daha iyi sinyaller verdiğine inanılır.
TRIX
TRIX, hisse senedinin üçüncü dereceden
(kapanış fiyatlarının hareketli ortalamasının
hareketli ortalamasının hareketli ortalaması) hareketli
ortalamasının belli bir süre içindeki değişme
oranıdır. Yatırımcıyı trend doğrultusunda
piyasada tutmak için kullanılır.
TRIX, 0 seviyesi civarında değer alır. Üç kere üst
üste hareketli ortalama almanın amacı belirtilen periyottan daha
küçük süreli dalgalanmaları ayıklamaktır.
Göstergenin yönü değiştiğinde pozisyon
alınır. (yukarı döndüğünde alım,
aşağı döndüğünde satım
yapılır).
TRIX'in üzerine 9-günlük hareketli ortalaması
çizilerek sinyal çizgisi oluşturulabilir. (MACD
göstergesinde olduğu gibi). TRIX, sinyal çizgisinin
üstüne çıktığında alım, altına
indiğinde ise satım yapılabilir. Fiyat hareketiyle TRIX
arasında yön uyumsuzluğu (divergence), dönüş
noktalarının teşhis edilmesinde fayda sağlayabilir.
VHF
VHF, piyasanın trend durumunda olup
olmadığını belirtir. MACD ve hareketli ortalama gibi
trend-izleyen göstergeler piyasa trend döneminde iken mükemmel
sonuçlar verirler, fakat trend oluşmamış, belli bir
aralığa sıkışmış dönemlerde ise bir
kaç kez üst üste hatalı sinyaller verebilirler.
Diğer taraftan, RSI ve Stochastic gibi aşırı alım-aşırı
satım göstergeleri piyasalar dar aralıkta seyir ederken iyi
çalışırlar, fakat piyasanın trende girdiği
anlarda pozisyonları başarısız bir şekilde
kapatırlar. VHF göstergesi, yatırımcılara
gösterge seçimi konusunda yardımcı olur. VHF,
birkaç farklı şekilde yorumlanabilir.
VHF değerinin yüksek olması piyasanın trend durumunda
olduğunu belirtir. VHF değeri ne kadar yüksek ise trendin
kuvveti de o kadar fazladır ve trend-izleyen göstergeler tercih
edilmelidir.
VHF'nin yönü, piyasanın trend durumunda olup
olmadığı hakkında bilgi verir. VHF'nin yükselmeye
başlaması trendin oluşmaya başladığını,
VHF'nin düşmeye başlaması ise piyasanın konsolidasyon
dönemine gireceğini gösterir.
VHF yüksek değerlere ulaştıktan bir süre sonra
konsolidasyon, düşük seviyelere geldikten bir süre sonra
ise trend oluşması beklenebilir.
VOLUME OSCİLLATOR
Volume Oscillator, hisse senedinin işlem hacminin iki
ayrı hareketli ortalaması arasındaki değer
farkını gösterir. Gösterge gerçek değer veya
yüzde olarak ifade edilebilir. Bu gösterge, işlem hacmi trendinin
yönünü saptamak için kullanılır.
Sıfır seviyesinin üstüne
çıkıldığında, işlem hacminin kısa
vadeli hareketli ortalamasının işlem hacminin uzun vadeli
hareketli ortalamasının üstüne
çıktığı, dolayısıyla kısa vade
işlem miktarının yükseliş yönünde
olduğu anlaşılır. İşlem hacmi trendi,
yatırımcıyı birçok konuda aydınlatabilir.
Yaygın bir kanıya göre, Fiyatlar yükselirken işlem
hacminin yükselmesi ve fiyatlar düşerken işlem hacminin
düşmesi piyasanın yükseliş eğiliminde olduğu
anlamına gelir. Tersi bir şekilde, fiyatlar düşerken
işlem hacminin yükselmesi ve fiyatlar yükselirken işlem
hacminin düşmesi piyasanın düşüş
eğilimi gösterir.
CHAİKİN’S VOLATİLİTY
Chaikin's volatilite, hisse senedinin yüksek ve
düşük fiyatlarını karşılaştıran
bir göstergedir.
Piyasanın tepe noktalarının oluştuğu yerlerde volatilite
yükselir (bu dönemlerde yatırımcılar asabi ve
kararsız olurlar), dip noktalarının oluştuğu yerlerde
ise volatilite düşer (bu dönemlerde yatırımcılar
sıkılırlar).
Kısa vadeli bir dönemde volatilite’nin yükselmesi dip
noktasının kısa bir süre içinde
gerçekleşeceğini (panik satış dönemi), volatilite’nin
uzun vadeli bir periyotta düşmesi ise tepe noktasının
yaklaştığını belirtir (yükseliş trendinin
olgunlaşma durumu). Diğer bütün göstergelerde
olduğu gibi, bu gösterge de hareketli ortalama sistemi veya
başka göstergelerle desteklenerek kullanılmalıdır.
VROC
Volume ROC, Price ROC ile aynı şekilde
hesaplanır. Aradaki fark, Price ROC'un kapanış
fiyatını, Volume ROC'un ise işlem hacmini kullanmasından
kaynaklanır. Hemen hemen bütün önemli formasyonlar (dip ve
tepe noktaları, trend kırılması), işlem hacminde
büyük bir artışla beraber görülür. Volume
ROC, işlem hacminin hangi hızda değiştiğini
gösterir.
BAŞ VE OMUZLAR MODELİ
Diğer tersine-dönüş modellerinin hemen
hepsi baş ve omuzlar modelinin varyasyonudurlar. Bir ana yukarı-trend’de,
bir dizi yükselen tepe ve tabanların momentum kaybetmeye
başladığı bir durumu düşünelim. Bu süre
içinde arz ve talep nispeten denge içindedir. Bu
dağıtma aşaması tamamlanınca, yatay hareketin
tabanındaki destek seviyeleri kırılır ve yeni bir
aşağı-trend ortaya çıkar.
Bu durumun, tepede oluşmuş olan bir baş ve omuzlar formasyonunda
nasıl göründüğüne bakalım (Bkz. Şekil:
5-1a ve b). A noktasında, yukarı-trend henüz bir tepenin
oluştuğuna dair bir sinyal vermeden yol almaktadır. Fiyat daha
yüksek yeni tepeler oluşturdukça işlem hacmi de
artmaktadır ki, bu normaldir. B noktasına doğru oluşan
düzeltme dalgası sırasındaki işlem hacmi
düşmüştür ki bu da beklenen şekildedir. C
noktasında, dikkatli bir analizci A'ya doğru olan dalga
sırasında gerçekleşen işlem hacminin bir önceki
dalgaya göre daha az olduğunu fark etmiş olabilir. Bu durum
kendi içinde çok önemli olmamakla birlikte, analizcinin
kafasında yeşil bir ışık yakar.

Şekil 5.1a Şekilde baş ve omuzlar modeli
görülüyor. Bu modelin tabanda oluşan biçimi, zirvede
oluşan biçiminin aynada yansıması gibidir. Önem
taşıyan tek farklılık, modelin ikinci yarısında
işlem hacmi modelinde ortaya çıkan
farklılıktır. Bu modelde, baş’tan yukarıya
doğru olan hareket sırasındaki işlem hacmi daha yüksek
olmalıdır ve omuz çizgisinin
kırılışında işlem hacminde patlama
görülmelidir. Omuz çizgisi kırıldıktan sonra
omuz çizgisine doğru bir geri dönüş hareketine bu
modelde çok daha sık rastlanır.
Daha sonra fiyatlar D noktasına doğru düşmeye başlar.
Düşüş daha önceki tepe olan A noktasından daha
aşağıda bir yerlere kadar sürer. Bir
yukarı-trend’de geçilmiş olan bir tepenin daha sonraki
düzeltmelerde destek seviyesi olduğunu anımsayalım. A noktasının
altına düşülmesi ve neredeyse, bir önceki
düzeltmenin tabanı olan B noktasına kadar gerilenmesi
yukarı-trend’de bir şeylerin yanlış gidiyor
olduğuna ilişkin bir diğer uyarıdır.
Piyasa yeniden E noktasına doğru bir çıkış
başlatır ve bu kez daha da düşük işlem hacmi ile
C noktasındaki önceki tepeye erişemez. Bir
yukarı-trend’in sürebilmesi için her bir yüksek
noktasını kendisinden bir önceki yüksek noktayı geçebilmesi
gerekir. E noktasına doğru olan çıkışın
bir önceki tepe olan C noktasına erişmemiş oluşu, yeni
bir aşağı-trend için gerekli olan koşulların
yarılanmasının sağlanmış olmasıdır
(düşen tepeler).
Zaten, ana trend çizgisinin (1 çizgisi) çoktan
kırılmış oluşu da bir diğer tehlikeli sinyaldir.
Fakat tüm bu uyarılara karşın, bu noktada tüm bilebileceğimiz
şey, trendin yukarı-trend’den yatay trende
değişmiş olduğudur.
Boyun Çizgisinin Kırılması Modeli Tamamlar
Artık şimdi son iki tabanları birleştiren (B ve D
noktaları) bir trend çizgisi {boyun çizgisi (2
çizgisi)} çizebiliriz. Bu çizgi tepelerde genellikle
hafifçe yukarıya doğru eğimli olur (bazen yatay bir
çizgidir, nadiren de aşağı doğru eğimlidir).
Tepede oluşan baş ve omuzlar formasyonunu tanıyabilmenin en
önemli göstergesi boyun çizgisinin altında
gerçekleşen bir kapanıştır. Böylelikle B ve D
tabanları birleştirilerek çizilmiş olan trend
çizgisi ve D noktasındaki destek kırılmış olur
ve yine böylelikle yeni bir aşağı-trend için gerekli
olan düşen tepe ve tabanlar da ortaya çıkmış
olur. Şimdi, C, D, E ve F noktalarının oluşturduğu
tepe ve tabanlar yardımıyla yeni aşağı-trend’i
tanıyabiliriz. Boyun çizgisinin kırılışı
sırasında işlem hacmi artar.

Şekil 5.1b Pimaş’ın grafiğinde tepede ortaya
çıkmış olan bir baş ve omuzlar modeli
görülüyor.
Geriye Dönüş Hareketi
Boyun çizgisi kırıldıktan sonra çoğunlukla, D
noktasına ya da boyun çizgisine kadar süren bir geriye
dönüş hareketi yaşanır (Şekil 5.1a’daki G
noktası). Geriye dönüş hareketi her zaman oluşmayabilir
ya da boyun çizgisine kadar sürmeyebilir. Boyun çizgisinin
kırılışı sırasında gerçekleşen
işlem hacmi yüksek olur ise, bu durumda bir geriye
dönüş hareketine daha az rastlanır. Eğer boyun
çizgisi düşük işlem hacmi ile
kırılırsa muhtemelen bir geriye dönüş hareketi
gerçekleşir ancak, geriye dönüş hareketi
sırasında işlem hacmi düşük şekilde seyreder
ve daha sonra bunu takip eden aşağı-trend sürecindeki işlem
hacmi dikkati çekecek şekilde yüksek olur.
Özet
Bir tepede oluşan bir baş ve omuzlar modelinin temel
bileşenlerini yeniden gözden geçirelim.
1. Bir yukarı-trend,
2. Yüksek işlem hacmiyle oluşan bir sol omuz (A noktası) ve
bunu takip eden B noktasındaki düzeltme tabanı,
3. Yeni bir yüksek tepe fakat düşük işlem hacmi (C
noktası),
4. Daha önceki tepenin (A noktasındaki) daha
aşağılarına, bir önceki tabana (D noktasına)
kadar yaklaşan bir düşüş,
5. Baş’ın tepesine (C noktası) erişemeyen,
oldukça düşük işlem hacmiyle
üçüncü bir çıkış hareketi (E
noktası),
6. Boyun çizgisinin altında gerçekleşen bir
kapanış,
7. Boyun çizgisine doğru bir geriye dönüş hareketi
(G noktası) ve bunu takip eden yeni düşük değerler.
Tanımladığımız üç tepede görülen
nedir?
Orta tepe (baş) her iki omuzdan (A ve E noktaları) bir miktar daha
yukarıdadır. Ancak model, boyun çizgisi kapanış
fiyatı temelinde kırılmadıkça tamamlanmış
olmaz. Burada yine %3'lük geçiş ölçütü
(ya da bu ölçütün başka biçimleri) ya da omuz
çizgisinin altında iki gün üst üste
kapanış gerçekleşmesi (iki gün kuralı), boyun
çizgisinin kırılmış olması konusunda
onaylayıcı ek işaretler olarak kullanılabilir. Fakat yine
de, aşağı-trend ortaya çıkıncaya kadar, modelin
gerçekten bir baş ve omuzlar formasyonu olmaması ve
yukarı-trend’in bir yerlerde hareketini sürdürmesi
ihtimali her zaman vardır.
İŞLEM HACMİNİN ÖNEMİ
Bütün fiyat modellerinde olduğu gibi, yukarı-trend’in
tepesinde oluşan baş ve omuzlar modelinin gelişiminde de
işlem hacminin önemli bir rolü vardır. Genel bir kural
olarak, ikinci tepenin (baş) oluşumundaki işlem hacmi, sol
omuzun oluşumundaki işlem hacmine göre daha
düşüktür. Bu tam bir gereklilik değilse de, erken bir
sinyal olması açısından önemlidir.
En önemli işlem hacmi sinyali, üçüncü tepenin
(sağ omuzun) oluşması sırasında ortaya
çıkar. İşlem hacmi sağ omuzda, önceki iki
tepeden dikkati çekecek şekilde daha az olmalıdır.
İşlem hacmi boyun çizgisinin kırılışı
sırasında artar, geriye dönüş hareketi
sırasında azalır ve geriye dönüş hareketinin
tamamlanması ile yeniden artar.
Daha önce de değindiğimiz gibi işlem hacmi, piyasanın
tepelerinde fazla önemli değildir. Fakat bazı durumlarda,
eğer yeni ortaya çıkmış olan
aşağı-trend sürme eğilimindeyse işlem hacmi de
artmaya başlar. İşlem hacmi, kısaca üzerinde
durulması gereken bir konu olarak, piyasanın tabanlarında daha
belirleyici bir rol oynar.
FİYAT HEDEFİNİN BULUNMASI
Bir fiyat hedefini belirleyebilmenin yöntemi, fiyat modelinin
yüksekliğine dayanır. Önce "baş"tan (C
noktası) omuz çizgisine kadar olan düşey mesafe
ölçülür ve bu mesafe boyun çizgisinin
kırıldığı noktadan aşağı doğru
uzatılarak fiyatın düşüş hedefi bulunur.
Örneğin; "baş"ın üst noktasının
100'de ve omuz çizgisinin 80'de bulunduğunu kabul edelim. Bu
şekilde düşey mesafe 100–80=20 olacaktır. Omuz
çizgisinin kırıldığı yerden
aşağı doğru bu 20 birim ölçülür.
Eğer şekil 5-a'daki boyun çizgisi,
kırıldığı zaman 82'de bulunuyor olsaydı o zaman
aşağı doğru fiyat hedefi 82–20=62 olacaktı.
Aynı ölçüm için daha kolay bir teknik,
düşüşün ilk dalgasının (C ve D
noktaları) ölçülmesi ve bu değerin 2 ile
çarpılması, da kullanılabilir. Bu iki teknikten hangisi
kullanılırsa kullanılsın, bu modelin yüksekliği
ne kadar büyük olursa, fiyat hedefi de o kadar büyük olur.
Şu görülüyor ki, fiyat, boyun çizgisinin
üzerinde hangi yüksekliğe çıkmış ise,
boyun çizgisinin altında da aynı mesafede yol alır.
Çubuk grafiklerinin hemen tüm fiyat hedefleri, çeşitli
modellerin yüksekliğine ya da hareketliliğine dayanır.
Şunu daima hatırlamakta yarar var ki, ölçülen fiyat
hedefi yalnızca minimum hedeftir. Fiyatlar çoğu zaman bu
minimum hedeflerden daha ilerilere giderler. Ancak minimum hedefi bilebilmek,
piyasada pozisyon açmak ya da kapatmak için yeterli potansiyel
olup olmadığını önceden belirleyebilmekte
yararlıdır. Eğer piyasa minimum fiyat hedefini geçerek
yoluna devam ederse, bu da pastanın kreması olur.
Maksimum fiyat hedefi ise, bir önceki hareketin
bütününün boyu kadardır. Eğer önceki
boğa piyasası 30'dan 100'e gitmiş ise, o zaman, bir zirvede
ortaya çıkmış olan fiyat modelinden aşağı
doğru maksimum fiyat hedefi, yukarı hareketin tümünün
30'a kadar geri alınması olacaktır.
Fiyat Hedeflerinin Düzenlenmesi
Fiyat hedefleri bulunmaya çalışılırken bir dizi
başka etken de hesaba katılmalıdır. Yukarıda
incelediğimiz, tepede oluşan baş ve omuzlar formasyonunun ve
diğer fiyat modellerinin ölçüm teknikleri yalnızca ilk
adımdır. Hesaba katılması gereken diğer birçok
teknik etken vardır. Örneğin; önceki yukarı hareket
sırasında, düzeltme hareketlerinin tabanları olarak
belirgin destek seviyeleri nerelerdir? Düzeltme hareketleri genellikle bu
noktalarda dururlar.
Yüzde geri çekilmeler nelerdir? Maksimum geri çekilme hedefi
önceki yukarı hareketin %100 geri çekilmesidir. Fakat acaba,
%50 ve %66 geri çekilme seviyeleri nelerdir? Bu seviyeler piyasaya
genellikle önemli destek sağlayan seviyelerdir. Geri kalmış
anlamlı fiyat boşlukları var mı? Fiyat boşlukları
da düzeltmeler de destek alanlarıdır.
Çizilebilen uzun dönemli trend çizgileri var mı? Teknik
analizci, fiyat modellerinin fiyat hedeflerini belirlemeye
çalışırken başka teknik araçları
değerlendirmelidir. Örneğin, aşağı doğru bir
fiyat ölçümünün 30'a kadar bir fiyat hedefi varsa ve
aynı zamanda 32'de belirgin bir destek seviyesi de varsa, bu durumda
teknik analizci, aşağı doğru fiyat ölçümünü
30 yerine 32 olarak belirleyebilme konusunda dikkatli olmalıdır.
Genel bir kural olarak; fiyat hedefinin ölçümü ve
belirgin bir destek ya da direnç seviyesi arasında
açıkça bir farklılık ortaya çıkarsa,
fiyat hedefini destek ya da direnç seviyesi olarak belirlemek
çoğu zaman daha güvenlidir. Teknik analizcinin elinde
birçok değişik teknik araç vardır. Usta teknik
analizci, bütün bu teknik araçları uyumlu bir
şekilde birleştirerek yerli yerinde kullanabilmelidir.
BAŞARISIZ BAŞ ve OMUZLAR MODELİ
Fiyatlar bir kere omuz çizgisine doğru yol aldıktan ve bir
baş ve omuzlar modeli tamamladıktan sonra, yeniden omuz
çizgisinin altına düşmemelidir. Bir tepede, omuz
çizgisi aşağıya doğru bir kere
kırıldıktan sonra, omuz çizgisinin üzerindeki daha
sonraki bir kapanış, omuz çizgisinin
kırılışının muhtemelen yanlış bir
sinyal olduğunu ve başarısız baş ve omuzlar modeli
denilen bir formasyonun oluştuğunu gösterir. Bu tip bir model,
başlangıçta klasik bir baş ve omuzlar modeline benzer
fakat bu modelin gelişiminin bir noktasında (omuz çizgisinin
kırılmasından önce ya da hemen sonra) fiyatlar kendi asıl
trendleri doğrultusundaki hareketlerine devam ederler.
Buradan iki önemli ders çıkar. Birincisi, grafik modellerinin
hiçbiri yanılmaz değildir. Grafik modelleri çoğu
zaman yararlı olsa da bu, her zaman işe yaradıkları
anlamına gelmez. İkinci ders, teknik analizcinin,
yaptığı analizin yanlış olduğu konusundaki
sinyallere karşı uyanık olması gerektiğidir.
BAYRAK FORMASYONLARI
Bayrak ve flama formasyonları piyasalarda
oldukça sık görülür. Her ikisi
çoğunlukla birlikte ele alınır çünkü her
ikisinin de ortaya çıkışları birbirinin
oldukça benzeridir, her ikisi de trendin yaklaşık aynı
aşamasında görünme eğilimindedirler ve her ikisinin de
ölçüm ve işlem hacmi ölçütleri
aynıdır.
Bayrak ve flama formasyonları, dinamik bir piyasa hareketi içinde
kısa ve özlü duraklamaları gösterirler. Esas olarak,
hem bayrak hem de flama formasyonu için gerekli olanlardan biri,
çok keskin ve neredeyse düz-çizgi şeklindeki bir
hareketin önceden var olmasıdır. Bayrak ve flama
formasyonları, şiddetli bir yukarı ya da aşağı hareket
sırasında, aynı yöndeki hızlı koşusunu
yeniden sürdürmeye başlamadan önce, bir "soluk"
alabilmek için piyasanın kısa duraklamalarıdır.

Şekil 6.7a Boğa piyasasına ait bir bayrak örneği
görülüyor. Bayrak çoğunlukla hızlı bir
hareketten sonra oluşur ve trenddeki açık bir duraksamayı
temsil eder. Bayrak trendin aksi yönünde eğim
taşımalıdır. Formasyonun oluşumu sırasında
işlem hacmi kuruyacak kadar azalmalıdır ve kopuştan sonra
işlem hacminde artış gözlenmelidir. Bayrak genellikle
hareketin orta noktalarına yakın bir yerde ortaya çıkar.
Bayrak ve flama formasyonları en güvenilir süreklilik
modellerindendir ve çok nadir olarak bir trend
dönüşü ortaya çıkarırlar. Şekil 6.7a
ve b'de bu iki model görülüyor. Öncelikle, formasyon
oluşumundan önce, yüksek işlem hacminin
eşliğinde, fiyatın dik çıkışına
dikkat edelim. Erteleme modelinin oluşumu sırasında işlem
hacmindeki düşüşe ve daha sonra fiyatın yukarı
doğru kopuşunda işlem hacminin yeniden patlamış
olduğuna da dikkat edelim.

Şekil 6.7b Şekilde boğa piyasasına ait bir flama
görülüyor. Flama küçük bir simetrik
üçgeni andırır fakat oluşumu hiç bir zaman
üç haftayı geçemez. Flamanın oluşumu
sırasında işlem hacminde düşüş
olmalıdır. Formasyon tamamlandıktan sonraki hareket formasyondan
önceki hareketin uzunluğu kadardır.
Bayrak ve Flama Formasyonlarının Oluşumu
Bu iki modelin oluşumu birbirinden bir miktar farklıdır. Bayrak,
önceki trendin aksi yönünde bir eğim taşıyan iki
paralel trend çizgisi ile bir paralel-kenar ya da dikdörtgeni
andırır.
Flama, ilerideki bir noktada birleşen iki trend çizgisi ve daha
yatay olması ile tanınır. Bu model, küçük bir
simetrik üçgene de çok benzer. Önemli bir koşul,
her iki modelin de oluşumu sırasında, işlem hacminin
dikkati çekecek biçimde azalması, adeta kurumasıdır.

Şekil 6.7c Tofaş Oto Fabrika, Aralık ayında bir bayrak
formasyonu ile bir yukarı hareket başlatıyor. Bir ay sonra
ikinci bir bayrak görülüyor ve hareket yine bir ay sonra ortaya
çıkan üçüncü bir bayrak ile
hızından bir şey kaybetmeden sürüyor. Şubat ayında
bir flama formasyonu oluşuyor ve bu formasyonun hedefine
ulaşmasının hemen arkasından ikinci bir flama formasyonu
daha ortaya çıkıyor.
Her iki model de kısa dönemli modellerdir ve bir ile üç
hafta arasında tamamlanmalıdırlar.
Aşağı-trend’lerde ortaya çıkan bayrak ve flama
formasyonlarının oluşumu daha da kısa sürer ve bir ya
da iki hafta içinde tamamlanırlar. Her iki model de, bir
yukarı-trend’de, üstteki trend çizgisinin kırılmasıyla
tamamlanmış olurlar. Alttaki trend çizgisinin
kırılması ise aşağı-trend’in hareketini
sürdürmesinin sinyalidir. Bu trendlerin
kırılışına yüksek işlem hacmi eşlik
eder. Her zaman olduğu gibi, bu modellerde de, yukarı hareketlerdeki
işlem hacmi aşağı hareketlerdeki işlem hacminden daha
önemlidir.

Şekil 6.7d 1995 yılının Şubat ayında
düşen kanalın direnç çizgisinin
kırılmasıyla bir yukarı-trend başlıyor. Mart
ayının başında görülen bayrak formasyonu
yukarı hareketin hızlı bir hareket olacağının ilk
sinyali oluyor. Mart ayının sonunda ortaya çıkan flama
formasyonu hızlı trendin süreceğinin ikinci göstergesi
oluyor. Haziran-Temmuz aylarında oluşan baş ve omuzlar
formasyonunun Ağustos ayında aşağı doğru
kırılmasıyla bir kaç ay süren ve bir kanal
içinde hareket eden bir düşüş başlıyor.
Boyun çizgisinin kırıldıktan sonra, daha sonraki geri
dönüş hareketinde nasıl bir direnç rolü
oynadığına dikkat edelim.
Ölçüm Teknikleri
Ölçüm teknikleri her iki modelde de birbirine benzer. Her iki
model de, hareketin ortalarında ortaya çıkarlar. Genel olarak,
bu formasyonların tamamlanışından sonraki hareketin
uzunluğu formasyonun başlamasından önceki hareketin
uzunluğu kadardır.
Özet
Bayrak ve flama modellerinin önemli noktalarının bir
özetini çıkaralım.
1) Her iki model de, yüksek işlem hacminin eşliğinde, hemen
hemen düz bir çizgisel hareketin (bu harekete bayrak direği de
denir) ardından ortaya çıkarlar.
2) Fiyatlar daha sonra, son derece düşük işlem hacminin
eşliğinde, bir ile üç hafta arasındaki bir süre
içinde bir duraklama yaşarlar.
3) Önceki trend, işlem hacmindeki bir patlamayla yoluna devam eder.
4) Her iki model de, piyasanın hareketinin orta noktası
civarında ortaya çıkar.
5) Flama, küçük bir yatay simetrik üçgene benzer.
6) Bayrak, sürmekte olan trendin aksi yönünde bir eğim
taşır ve küçük bir paralel-kenara benzer.
7) Her iki modelin aşağı-trend’deki oluşumları
daha kısa sürer.
8) Her iki model de piyasalarda oldukça sık görülür.
TERSİNE DÖNÜŞ MODELLERİ
FİYAT MODELLERİ
Fiyat modelleri, değişik kategoriler içinde
sınıflandırdığımız ve tahmin değeri
taşıyan, fiyat grafiklerinde görülebilen resimler ya da
formasyonlardır.
FİYAT MODELLERİNİN İKİ TİPİ:
TERSİNE-DÖNÜŞ MODELİ ve SÜREKLİLİK
MODELİ
Fiyat modellerinin iki ana kategorisi vardır: tersine-dönüş
modeli ve süreklilik modeli. Bu isimlerin kendilerinin ima ettiği
gibi, tersine-dönüş modelleri, trendde önemli bir
tersine-dönüş ortaya çıkıyor olduğuna
işaret ederler. Diğer tarafta süreklilik modelleri, var olan
trend, kendi orijinal hareketini devam ettirmeden önce, piyasanın
kısa vade içinde aşırı alınmış ya da
aşırı satılmış durumunu düzeltmek
üzere, yalnızca bir süre için duraksamasını
anlatır. Burada ustalık, fiyat modeli formasyonunun
oluşması sırasında, olabildiğince erken bir dönemde,
iki tip fiyat modeli arasındaki ayrımı yapabilmektedir.
Bütün fiyat modellerinde hacim, önemli bir onaylayıcı
(destekleyici) rol oynar. Kuşkulu durumlarda (çoğu zaman pek
çok kuşku vardır), fiyat grafiğinin yanında hacim
modelinin incelenmesi, fiyat modeline güvenilip güvenilemeyeceği
konusunda karar verici bir etken olabilir.
Bunun yanında hemen tüm fiyat modellerinin, teknik analizcinin
minimum fiyat hedeflerini belirleyebilmesi için, belli
ölçüm teknikleri vardır. Bu fiyat hedefleri, daha sonraki
fiyat hareketinin uzunluğunun yalnızca yaklaşık
değerleri olsalar da, yatırımcıya risk-getiri
oranını belirleyebilmesi açısından
yardımcı olurlar.
Bütün Tersine Dönüş Modellerinde Ortak Olan Temel
Noktalar
Ana tersine-dönüş modellerinin teker teker tartışmasına
başlamadan önce, tüm tersine-dönüş modellerinde
ortak olan birkaç temel noktayı sıralayalım.
1. Herhangi bir tersine-dönüş modelinin ilk koşulu,
öncül bir trendin var olmasıdır.
2. Yaklaşmış olan trend dönüşünün ilk
sinyali genellikle önemli bir trend çizgisinin
kırılmasıdır.
3. Fiyat modeli ne kadar genişse, daha sonraki hareket o derece
büyük olur.
4. Tepede oluşan fiyat modelleri, tabanda oluşan fiyat modellerine
göre daha kısa sürelidirler.
5. Tabanda oluşan fiyat modellerinde fiyat aralıkları
dardır ve bu modeller daha uzun zamanda oluşurlar.
6. İşlem hacminin önemi, tepede oluşan fiyat modellerinde
daha fazladır.
Öncül Bir Trendin Var Olması
Herhangi bir tersine-dönüş modeli için, ana bir trendin
varlığı önemli bir öncüldür. Bir başka
deyişle, piyasanın tersine döndürebileceği bir
şeyleri olmalıdır. Grafik üzerinde bazen,
tersine-dönüş modellerinden birine benzeyen bir formasyon
oluşur. Ancak eğer o model oluşmadan önce bir trend yok idi
ise, tersine döndürülecek bir şey yok demektir ve o model
kuşkulu bir modeldir. Belli fiyat modellerinin trend içinde nerede
buluştuğunun bilinmesi fiyat modelini tanımlayabilmekte
önemli bir rol oynar.
Tersine döndürülecek olan öncül bir trendin
olması, aynı zamanda ölçüm için de
gereklidir. Daha önce de değindiğimiz gibi,
ölçüm tekniklerinin hemen tamamı yalnızca minimum
fiyat hedeflerini verirler. Maksimum fiyat hedefi ise, önceki hareketin
toplam uzunluğu kadardır. Eğer ana bir boğa piyasası
ortaya çıkmışsa ve ana bir tepe formasyonu
oluşmuşsa, potansiyel bir aşağı doğru hareketin
maksimum uzunluğu boğa piyasasının %100 geri
çekilmesi kadar olur ya da bir başka deyişle
başlanılan noktaya geri dönülür.
Önemli Trend Çizgilerinin Kırılması
Yakın zamandaki bir trend dönüşümünün ilk
sinyali genellikle önemli bir trend çizgisinin
kırılmasıdır. Ancak, ana bir trend çizgisinin
kırılışı zorunlu olarak bir trend
dönüşünün sinyali değildir. Bu durum
yalnızca trenddeki bir değişikliğin sinyalidir. Bir ana
yukarı-trend çizgisinin kırılması, yatay bir fiyat
modelinin başlangıcına işaret edebilir. Ana bir trend
çizgisinin kırılması bazen fiyat modelinin
tamamlanışı ile aynı zamana rastlar.
Fiyat Modeli Ne Kadar Geniş İse Daha Sonraki Hareket O Derece
Büyük Olur
Burada kullandığımız "geniş"
sözcüğü, fiyat modelinin yüksekliğini ve enini
anlatır. Yükseklik, fiyat modelinin hareketliliğini
ölçer. Genişlik ise, fiyat modelinin oluşması ve
tamamlanması sürecinde geçen süredir. Fiyat modelinin boyutları
ne kadar büyük olursa (fiyat modeli içindeki fiyat
dalgaları ne kadar geniş olursa ve formasyonun oluşması ne
kadar uzun sürerse) fiyat modeli daha önemli bir hale gelir ve
gelecekte bir fiyat hareketinin ortaya çıkması daha
büyük ihtimal taşır.
Zirve ve Tabanlar Arasındaki Farklılıklar
Tepede oluşan fiyat modelleri, tabanda oluşan fiyat modellerine
göre daha hareketlidirler ve daha kısa sürelidirler. Tepede
oluşan fiyat dalgalanmaları da daha geniş ve daha
şiddetlidir. Tepelerin oluşması, genellikle daha kısa sürede
gerçekleşir. Tabanlar ise genellikle daha dar fiyat hareketlerine
sahiptirler fakat oluşmaları daha uzun sürer. Bu nedenle,
piyasanın tepelerini yakalayabilmek tabanları yakalayabilmekten daha
zordur.
İşlem Hacminin Önemi Zirvede Oluşan Fiyat Modellerinde Daha
Fazladır
İşlem hacmi, piyasanın trendi yönünde artar ve
tüm fiyat modellerinin tamamlanmasında önemli bir
onaylayıcı etken olur. Her fiyat modelinin
tamamlanışına, işlem hacmindeki dikkat çekici bir
artış eşlik etmelidir.
CCI
CCI, fiyatların istatistikî ortalamaya
göre değişimini gösterir. Yüksek CCI değerleri
fiyatların ortalama seviyeye göre alışık olmadık
şekilde yüksek olduğunu, düşük CCI değerleri
ise alışık olmadık şekilde düşük olduğunu
gösterir. CCI iki şekilde yorumlanabilir.
Piyasanın yeni yüksek seviyelere ulaşmasına rağmen,
CCI'nın daha önceki yüksek seviyelerini geçememesi
durumunda bir düzelme hareketi beklenebilir.
CCI genellikle +100 ve -100 değerleri arasında hareket eder. +100
değerinin üzerine çıkması aşırı
alım durumunu, -100 seviyesinin altına inmesi ise
aşırı satım durumunu gösterir. Bu durumlarda
piyasanın düzelme yapması beklenebilir.
CHAİKİN OSCİLLATOR
Chaikin Oscillator, 3 günlük
Birikim/Dağılım hareketli ortalamasından 10
günlük Birikim/Dağılım hareketli
ortalamasının çıkarılmasıyla elde edilir.
İki şekilde yorumlanabilir:
Fiyatlar aşırı-alım/aşırı-satım
bölgelerinde yeni yüksek veya yeni düşük
değerlere ulaşırken, indikatörün yeni yüksek veya
yeni düşük değerlere ulaşamayarak yön
değiştirmesi piyasanın yön değiştireceği
şeklinde yorumlanabilir.
İndikatör yön değiştirip trend ile aynı yöne
dönerse alım veya satım sinyali oluşur. Örneğin,
bir hisse senedinin değeri 90 günlük hareketli
ortalamasının üstünde iken yükseliş trendinde olduğunu
kabul edersek, indikatörün negatif bölgede iken yukarı
yöne doğru hareket etmesi alım sinyali şeklinde
yorumlanır. Aynı şekilde, hisse senedi değerinin
90-günlük hareketli ortalamasının altında iken,
indikatörün pozitif bölgede bulunurken aşağı yöne
dönmesi satım sinyali olarak kabul edilebilir.
ÇİVİ FORMASYONLARI
Oluşumu sırasında tanımlanması en
güç olan fakat nadir olarak da olsa
karşılaşılan bir model de V veya çivi formasyonudur.
Gerçekte tabanda veya tepede oluşan V formasyonunu (veya
çivi) tanımlayabilmek çok güçtür.
Çünkü bu formasyon gerçekte bir model değildir.
İncelediğimiz bütün tersine-dönüş modelleri
trend içinde aşamalı bir değişim süreci
izlerler. Var olan trend, arz ve talep güçlerinin nispi bir dengeye
ulaştığı bir noktaya kadar aşamalı olarak
yavaşlar ve alıcılar ve satıcılar arasında, bu
trendin sürecek mi yoksa tersine mi dönecek olduğunu belirleyen
bir savaş kopar.
Fiyatlar, bir süre yatay bir hareket içine girerler ki bu arada
analizci, piyasanın hareketini incelemeye ve piyasanın gelecekteki
yönü konusunda ipuçları yakalayabilmeye vakit bulur. Bu
süreçte fiyatların bir geçiş aşamasında
olduğu söylenir. Tersine-dönüş modellerinin hemen
hepsi için var olan durum budur.
Bununla birlikte V modeli, piyasanın aşamalı şekilde
yön değiştirme eğiliminden kökten bir
farklılığı temsil eder. Bu, küçük bir
sinyalle ya da hiçbir sinyal vermeden trendin aniden tersine
dönüşüdür. Bunu, aksi yönde ani ve
hızlı bir hareket takip eder. V modeli, model olmayan bir modeldir çünkü
ortaya çıktıktan sonra model olduğu
anlaşılabilen bir model olamaz.
Çoğu zaman bu hareketler, anahtar tersine-dönüş
günleri ya da ada tersine-dönüşleri olarak belirlenirler.
Bu durumda analizci bu modelleri, modellerin oluşumu sırasında
önceden tahmin edebilmek, tanımlayabilmek (ya da en azından
kuşkulanmak) ve uygun tutumu alabilmek için ne yapabilir? Bu soruları
yanıtlayabilmek için, tepede oluşan bir V modeline daha
yakından bakalım (bkz. Şekil 5.9a, b ve c).

Şekil 5.9a Tepedeki bir V ya da çivi örneği
görülüyor. Modelin bu biçimi genellikle piyasanın
yukarıya doğru aşırı derecede yol almış
olduğu hızlı bir boğa trendinden sonra ortaya
çıkar. Geriye dönüş çoğunlukla bir
anahtar tersine dönüş günü ya da bir ada
dönüşüyle gerçekleşir. Piyasa bir
boşluğa düşmüşçesine aniden yön
değiştirir

Şekil 5.9b Tabandaki bir V ya da çivi formasyonu örneği
görülüyor. Aşağı-trend hiçbir
geçiş zamanı ve fırsatı tanımadan hızla
bir yukarı-trend’e döner. Çivi formasyonu muhtemelen
belirlenebilmesi en güç olan fiyat modelidir.
İlk olarak, öncül bir trend vardır. Bu öncül
trend çoğu zaman, hareketi boyunca çok az ve genellikle
küçük düzeltmeler yapan bir kaçış
hareketidir ve genellikle, geride fiyat boşlukları kalır. Bu
durum, bir şeylerin kontrol dışına
çıktığı ve tüm normal beklentilerin
ötesine geçildiği bir durumdur. Hemen tüm profesyonel
analizciler, bu durumlarda uyanık olabilme konusunda ders
almışlardır.

Şekil 5.9c Petkim’in grafiğinde çivi formasyonu
görülüyor. Grafikte yukarı harekette fiyat
boşlukları görüldüğüne dikkat edelim.
Sizin de hayal edebileceğiniz gibi doğal olarak bu gibi hızla
kaçan piyasa koşullarında trene atlayabilmek bütün
analizcilerin rüyasıdır. Fakat bir noktada en deneyimli analizci
bile hareket sürerken tedirgin olmaya başlar. Bu, bir kaplan
sürmeye benzetilebilir. Kaplanı yakalayıp üzerine
binebilmek de bir başka iştir. Burada dikkat gerektiren sorun,
hiçbir yara almadan ve saygınlıkla nasıl veya ne zaman
piyasadan çıkılacağıdır.
Bunun nedeni, hızla hareket eden piyasaların, bir yönde
çok aşırı ilerlemeleri gibi kötü bir
yanları vardır ki, böyle piyasalar çoğunlukla
aşırı gerilmiş bir lastik gibi aksi yönde ani bir
hareket başlatırlar. Bu ani tersine dönüşler
genellikle küçük ya da hiçbir uyarı olmadan ortaya
çıkarlar.
V Tersine-Dönüş Modelinin Önkoşulları
Bir çivi ya da V modeli için esas önkoşul, çok
dik (aşağı ya da yukarı) ya da hızla koşan bir
trenddir. Gerçek dönüş, çok yüksek işlem
hacminin eşlik ettiği bir anahtar tersine-dönüş
günü ya da bir ada tersine-dönüş modeliyle karakterize
olur. Bazen böyle bir tersine-dönüşe eşlik eden tek
geçerli trend sinyali, oldukça dik bir trend çizgisinin
kırılmasıdır. Böyle bir durumda hareketli ortalamalar
çok yararlı değildir çünkü hareketli
ortalamalar doğaları gereği hızlı fiyat hareketlerini
takip edemez ya da bir başka deyişle bu hareketin gerisinde
kalır.
Daha sonraki tersine hareket çok kısa bir süre içinde,
önceki trendin önemli bir oran