ADX

 

ADX, piyasanın eğilim döneminde olmadığı bölümleri ayıklayan ve trendin gücünü belirten bir göstergedir. Trend izleyen göstergeler, piyasalar eğilim durumunda değilken bazı problemlerle karşı karşıya kalırlar. ADX bize piyasanın eğilim durumu belirttiği için, eğilim oluşmamış durumlarda hatalı yatırım yapmamızı engeller.

ADX, sadece piyasanın yön tutup tutmadığını belirtir, hangi yönde hareket edeceği hakkında bilgi vermez. ADX değeri ne kadar büyük ise eğilim de o kadar güçlü demektir. ADX'in düşük seviyelerden yükselmeye başlaması yeni bir trendin doğacağı anlamına gelir. Yüksek seviyelerden düşmeye başlaması ise piyasanın bir süre için konsolidasyon (pekiştirme) dönemine gireceği şeklinde yorumlanabilir.

 

 

 

ATR

 

ATR piyasanın hareketliliğinin derecesini belirten bir göstergedir. Yüksek ATR değeri, genellikle, panik satışlar sonrasında oluşan dip noktalarda görülür. Düşük ATR değeri ise piyasanın yüksek değerlere ulaştıktan sonra girildiği uzun süreli konsolidasyon dönemlerinde gözlenir. ATR, diğer hareketlilik göstergeleriyle (Standart sapma) aynı şekilde yorumlanabilir.

 

 

 

ENVELOPE

 

Envelope iki tane hareketli ortalamadan oluşur. Bir hareketli ortalama yukarı, diğeri ise aşağı kaydırılır. Envelope, bir piyasanın normal işlem görme bandının alt ve üst sınırlarını belirler. Üst banda ulaşıldığında satış, alt banda ulaşıldığında ise alış sinyali üretilir.

Bantların aşağı ve yukarı kaydırma oranları hareketliliğine göre değişir. Piyasa ne kadar hareketli ise kaydırma oranlarının o kadar yüksek olması gerekir. Fiyatlar bantlara değdikten sonra daha gerçekçi seviyelere gelme eğilimindedir. Bollinger Bands ile aşağı yukarı aynı şekilde yorumlanabilir.

 

 

 

KAİRİ

 

Kairi, son işlem değeri ile hareketli ortalama arasındaki farkın yüzde olarak ifade edilmesidir. Piyasalar dalgalı durumda iken Kairi'nin yüksek seviyelere ulaşması, fiyatların belli bir aralıktan kurtularak trend dönemine girileceğini ifade eder. Piyasaların sakinleştiği dönemlerde ise Kairi'nin yüksek seviyelere ulaşması aşırı alım durumunda olunduğunu gösterir.

 

 

 

LARRY WİLLİAMS %R

 

Larry Williams'ın %R'si, verili sayıdaki günlerdeki fiyat aralığının en son kapanış fiyatıyla ilişkisinin ölçülmesi kavramıyla benzer bir temele dayanır. En son günün kapanışı, verili sayıdaki günlerin fiyat aralığının en yüksek değerinden çıkartılır ve elde edilen fark aynı dönemin toplam fiyat aralığına bölünür. Williams’ın osilatörünün ölçeğindeki aşırı-alım ve aşırı-satım bölgeleri -20 ve -80 değerlerinden çizilmiştir.

Zaman Çevrimlerine Bağlı Olarak Zaman Döneminin Seçimi

Larry Williams’ın %R'sinin bir diğer özelliği ana piyasa çevrimleriyle yakından ilgili olmasıdır. Çevrim uzunluğunun 1/2'si gibi bir zaman dönemi %R'de kullanılır. 14, 28 ve 56 gibi takvim günlerine bağlı olarak 5,10 ve 20 günlük dönemler kullanım için önerilebilir. Wilder'ın RSI'si gibi Williams’ın %R'si de 28 günün yarısı olan 14 günü kullanır.

28 takvim gününün (20 işlem günü), önemli bir aylık çevrim gününü temsil ettiğini ve bu çevrimle diğer sayıların iç ilişkide olduğunu söylememiz yerinde olacaktır. 5 günlük stokastik değerinin popülaritesi, 10 günlük momentum ve 14 günlük RSI, geniş şekilde 28 günlük çevrime dayanır ve bu çevrimin değerinin 1/4 ve 1/2'sini ölçerler.

 

 

 

MACD

 

MACD, iki hareketli ortalama arasındaki ilişkiyi gösteren, trend izleyen bir göstergedir. MACD, 26 ve 12 günlük ksponensiyal hareketli ortalamaların farkıdır. Ayrıca "signal" veya "trigger" çizgisi denilen 9 günlük eksponensiyal hareketli ortalama da beraberinde çizilir. MACD, işlem aralığı geniş olan piyasalarda daha başarılı sonuçlar verir. Üç farklı şekilde yorumlanabilir.

CROSSOVERS (Kesişme Noktaları)

MACD'nin temel yorumlanış şeklidir. MACD, sinyal çizgisinin altına inince satım, üstüne çıktığında ise alım yapılır. Ayrıca, sıfır seviyesinin altına inince satım, üstüne çıktığında ise alım yapmak yaygın bir yöntemdir.

OVERBOUGHT/OVERSOLD CONDITIONS (Aşırı alım/Aşırı satım durumları)

MACD aşırı alım/aşırı satım göstergesi şeklinde de kullanılabilir. Kısa vadeli hareketli ortalama uzun vadeli hareketli ortalamadan hızlı bir şekilde uzaklaşıyorsa (yani, MACD yükseliyorsa) fiyatların gereğinden fazla hareket ettiğini ve kısa süre içinde daha gerçekçi seviyelere geri gelineceği kabul edebiliriz. MACD'nin aşırı alım/aşırı satım durumları hisse senedinden hisse senedine farklılık gösterir.

DIVERGENCES (Fiyat hareketiyle uyumsuzluk)

Fiyat hareketiyle uyum göstermediği zaman mevcut trendin sona ereceği yorumu yapılabilir. MACD yeni düşük seviyelere ulaşırken fiyatların yeni düşük seviyeleri test edememesi düşüş trendinin sona ereceğini, MACD yeni yüksek sevilere ulaşırken fiyatların yeni yüksek seviyelere ulaşamaması ise yükseliş trendinin son bulacağını gösterir. İki durum aşırı alım /aşırı satım durumları ile aynı anda gerçekleşirse daha da büyük önem taşımaktadır.

 

 

 

MASS INDEX

 

MASS Index, fiyatların yüksek ve düşük seviyelerinin arasındaki farkın açılması veya daralmasını inceleyerek trend dönüşlerini teşhis etmeye yarayan bir göstergedir. 25-günlük MASS Index'in 27,0 seviyesinin üstüne çıkması ve sonrasında 26,5 seviyesinin altına inmesi trendin yön değiştireceğini gösterir.

Bu durum gerçekleştiği taktirde, trendin yönü 9-günlük eksponensiyal hareketli ortalama yardımıyla saptanır. Hareketli ortalama düşüş trendinde ise, trendin yön değiştireceğini düşünerek alım yapılır, hareketli ortalama yükseliş trendinde ise satım yapılır.

 

 

 

MFI

 

MFI, bir hisse senedine akan paranın gücünü belirten bir göstergedir. RSI'a benzemekle birlikte, aradaki farklılık RSI'ın sadece fiyat hareketini hesaba katması, MFI'nın ise işlem hacmini de kullanmasından kaynaklanmaktadır.

Fiyat hareketi ile gösterge arasındaki trend farklılığı önemli bir durumdur. Fiyatlar yükseliş trendinde iken MFI'nın düşmesi (veya fiyatlar düşüş trendinde iken MFI'nın yükseliş trendinde olması) trendin bir süre sonra yön değiştireceği anlamına gelmektedir.

MFI 80 seviyesinin üzerine çıktığında piyasanın tepe noktası oluşturduğu, 20 seviyesinin altına indiğinde ise dip noktası oluşturduğu yorumu yapılabilir.

 

 

 

MOMENTUM

 

Momentum kavramı, osilatör analizleri içinde temel bir önem taşır. Momentum, fiyatların değişim oranını ölçer. Sabit bir fiyat aralığı alınarak fiyatın değişimi ölçülür. 10 günlük bir momentum çizgisi çizebilmek için, son günün kapanış fiyatından on gün önceki kapanış fiyatı çıkartılır. Elde edilen artı ya da eksi değer, bir yüz çizgisi etrafına işaretlenir. Momentumun formülü;

M = 100(V - VX) dır.

Bu formülde, "V" en son günün kapanış fiyatı, "VX" de, X gün öncesinin kapanış fiyatıdır.

Eğer son günün kapanış fiyatı, on gün öncesinin kapanış fiyatından daha büyük olursa, yüz çizgisinin üzerine bir artı değer eklenecektir. Eğer en son günün kapanış fiyatı, on gün öncesinin altında olur ise, yüz çizgisinin altına bir eksi değer eklenecektir.

10 günlük momentum çok kullanılan bir zaman periyodu olsa da, herhangi bir zaman periyodunu da pek doğaldır ki kullanabiliriz. Daha kısa dönemli (5 günlük gibi) bir momentum daha hassas bir çizgi oluşturur. Daha uzun dönemli (20 günlük gibi) bir momentum, osilatörün salınımlarının daha yumuşak olduğu, daha düz bir çizgi oluşturur.

Momentum, Yükseliş ya da Düşüşün Oranını Ölçer

Momentum göstergesinin neyi ölçtüğü konusunun üzerinde biraz daha duralım. Bir zaman aralığı için fiyat farklılıklarını çizmekle, yükseliş ya da düşüşün oranı ölçülmüş olur. Fiyatlar yükseliyor ise ve momentum çizgisi yüz çizgisinin üzerine çıkmış ve yükseliyor ise bu, yukarı-trendin ivme kazanıyor olduğu anlamına gelir.

Yukarıya doğru tırmanmakta olan momentum eğer düzgünleşmeye başlarsa bu, fiyattaki yeni artışların, 10 gün önceki artışlarla aynı olduğu anlamına gelir. Böyle bir durum, fiyatlar hala ilerliyor olsa da, yükseliş oranının (ya da ivmenin) aşağı düşmesi anlamına gelir. Momentum çizgisinin yüz çizgisine doğru düşmeye başlaması, fiyatların yukarı-trendi hala yürürlükte olsa da giderek ivme kaybettiğini anlatır. Yukarı trend artık momentum kaybediyordur.

Momentum çizgisi, yüz çizgisinin altına düştüğü zaman, en son günün kapanışı 10 gün önceki kapanışın altına düşmüş demektir ve kısa dönemli bir aşağı-trendin etkili olduğundan söz edebiliriz. Momentum, yüz çizgisinin altındaki hareketini daha aşağılara doğru sürdürürse, aşağı-trend momentum kazanır. Ancak momentum çizgisi yeniden yükselmeye başladığı zaman analizci aşağı-trend’in ivme kaybettiğini bilebilir.

Momentumun iki zaman aralığı arasındaki fiyat farklılığını ölçtüğünü akılda tutmak önemlidir. Momentum çizgisinin yükselebilmesi için son günün kapanış fiyatı 10 gün önceki kapanış fiyatının üzerinde olmalıdır. Eğer fiyatlar 10 gün önceki fiyatlarla aynı olarak kalırsa, bu durumda momentum çizgisi düz bir çizgi olacaktır. Eğer en son günün kapanış fiyatı, 10 gün öncesinin kapanış fiyatının altında olur ise, fiyatlar hala yükseliyor olsa da, momentum çizgisi düşmeye başlayacaktır. Bu, momentum çizgisinin, fiyat trendinin o andaki yükselişinin ya da düşüşünün ivme kazanması ya da kaybetmesini ölçmesidir.

Momentum Çizgisi Fiyat Hareketine Öncülük Eder

Momentum çizgisi fiyat hareketinin her zaman bir adım önündedir. Momentum çizgisi fiyatlardaki yükselişin ya da düşüşün birkaç gün önünde gider, daha sonra, var olan trend halen hareketini sürdürürken o ivme kaybetmeye başlar ve daha da sonra, fiyatlar ivme kaybetmeye başladığı zaman fiyatların aksi yönünde hareket etmeye başlar.

Alım ya da Satım Sinyali Olarak Yüz Çizgisinin Geçilmesi

Momentum grafiğinin bir yüz çizgisi vardır. Teknik analizcilerin pek çoğu, yüz çizgisinin geçilmesini bir alım ya da satım sinyali olarak kullanırlar. Yüz çizgisinin yukarıya doğru geçilmesi bir alım sinyali, aşağıya doğru geçilmesi ise bir satım sinyalidir. Ancak burada, ana trend analizlerinin esas analiz olduğu bir kere daha vurgulanmalıdır.

Osilatör analizleri, var olan piyasa trendinin aksi yönünde işlem yapmanın bir özrü olarak kullanılmamalıdır. Alım pozisyonu ancak, piyasanın trendi eğer yukarıya doğru olursa ve momentum çizgisi yüz çizgisini yukarıya doğru keserse açılmalıdır.

Bir Yukarı ya da Aşağı Sınırın Var Olmasının Gerekliliği

Momentum çizgisi ile ilgili bir sorun, daha önceden düzenlenmiş olan bir yukarı ve aşağı sınırın olmayışıdır. Daha önce, osilatör analizlerinin asıl değerinin, piyasaların ne zaman ekstrem bölgelerde olduğunu belirleyebilmek olduğunu ifade etmiştik. Fakat momentum çizgisinde hangi yükseklik "çok yüksek" ve hangi düşük değer "çok düşük"tür? Bu sorunu çözebilmenin en basit yolu, gözle yapılan incelemedir. Momentum çizgisinin geçmişteki grafiği incelenerek, onun üst ve alt değerlerinden yatay çizgiler çizilebilir.

Diğer bir teknik, momentum çizgisini normalize etmektir. Bu teknik, +1 ve -1 gibi bir aralığa girebilmesi için momentum çizgisinin değerinin bir sabit bölen ile bölünmesidir. Bunu yapabilmenin en kolay yolu, en son momentum değerini, incelenen zaman değeri içinde mümkün olan maksimum değer ile bölmektir. Örneğin on günlük bir momentum çizgisinde, son günün momentum değeri alınır ve bu değer 10 ile çarpılmış (momentum çizgisinin uzunluğu) bir limit harekete bölünür.

Sonuç, ele alınan zaman dönemi içinde bir piyasanın hareket edebileceği maksimum miktarın bir yüzdesi olacaktır ve +1 ile -1 aralığına girilecektir. Bu işlemler yapıldıktan sonra, "tehlikeli bölgeler"in nereler olduğunu önceden görebilmek mümkün hale gelir.

Böyle bir bant tanımlandıktan sonra, "tehlikeli bölgeler" değişik şekillerde belirlenebilir. Bunun bir yolu, yüz çizgisinin altında ve üzerindeki hareketlerin yüzdelerini ölçmektir diğer bir yol, bütün değerlerin %95'inin aşağı ve yukarı sınırlar içinde kalacağı şekilde, yüz çizgisinin altında ve üzerinde iki standart sapma ölçmektir. Bu düzeylerin ötesine taşan bir hareket, aşırı-alım ya da aşırı-satım koşullarının ortaya çıkmış olduğunun bir uyarısı olacaktır. Bütün bunları yapmaktaki amaç, fiyat salınımlarını kapsayan üst ve alt sınırları, bu sınırlar geçildiğinde piyasanın uç bir değere erişmiş olduğunu belirleyebilecek ve piyasanın değişebileceği konusunda bir uyarı alabilecek şekilde belirleyebilmektir.

Bir momentum çizgisini normalize edebilmek için limit hareketin bir bölen olarak kullanımının bazı kusurları vardır. Bunun bir sonucu olarak teknik analizciler, bölen olarak kullanabilecekleri daha sofistike istatistikî araçlarla denemeler yapmışlardır.

Donald R.Lambert, kendi Commodity Channel Index (CCI)'sını çizerken, bölen olarak ortalama sapmayı kullanmıştı. Lamberd'in CCI'sı esasen bir osilatör olarak geliştirilmemiş olsa da, bölen olarak limit hareketin yerine ortalama sapmanın kullanılması düşüncesi osilatör analizlerine de uyarlanabilir. Açıkça amacının dışında olmasına karşın, bazı teknik analizciler CCI'yı bir osilatör olarak kullanırlar. Welles Wilder'in Göreceli Güç Endeks’i (RSI) ve George Lane 'in stokastiğinde üst ve alt sınırların belirlenebilmesi sorunu daha geçerli şekilde ele alınmıştır.

 

 

 

NVI

 

NVI işlem hacminin bir önceki güne göre düştüğü günleri göz önüne alır. NVI, işlem hacminin yükseldiği dönemlerde, bilgisiz, kalabalığı takip eden yatırımcıların piyasaya girdiğini kabul eder. Bunun aksine, işlem hacminin azaldığı dönemlerde, uzman yatırımcılar sessiz bir şekilde pozisyon açarlar. Dolayısıyla, NVI, uzman yatırımcıların hareketlerini izlemek amacıyla kullanılır.

NVI'nın, bir yıllık hareketli ortalamasının üstüne çıktığı anda yükseliş trendi olasılığı %95 dır. NVI'nın bir yıllık hareketli ortalamasının altına indiği dönemde ise yükseliş trendi olasılığı %50 ye düşer. Sonuç olarak, NVI genellikle yükseliş trendi göstergesi olarak kullanılır.

 

 

 

OSİLATÖRLER

 

Osilatörler, fiyatların yatay bir bant içinde dolaştığı trendsiz piyasalarda (trend-takipçisi sistemlerin iyi sonuç vermediği bu tür piyasalarda) son derece yararlıdırlar. Osilatörler teknik analizciye, bu tür yatay hareket eden trendsiz piyasalarda hareket edebilmenin imkânlarını verirler. Ancak, osilatörlerin değeri, yalnızca yatay piyasalardaki kullanımlarıyla sınırlı değildir. Osilatörler, trend kazanmış dönemlerde fiyat grafikleriyle bağlantı içinde kullanılınca, kısa-dönemdeki piyasanın uç noktalarının (aşırı-satım, aşırı-alım koşulları) sinyallerini vermede de son derece yararlıdırlar.

Osilatörler aynı zamanda, fiyat hareketinde momentum kaybı açık biçimde ortaya çıkmadan önce, trendin momentum kaybettiği konusunda uyarırlar. Osilatörler, bir trendin tamamlanmak üzere olduğunu bazı uyumsuzluklar göstererek haber verebilirler.

Osilatörlerin Yorumu

Momentum osilatörlerini çizebilmenin pek çok değişik yolu olsa da, yorumu bir teknikten diğerine çok az değişiklik gösterir. Osilatörlerin hemen tamamı birbirine çok benzer. Bazı osilatörlerde yatay bir orta değer vardır. Kullanılan formüle bağlı olarak bu orta çizgi genellikle bir sıfır çizgisidir. Yine bazı osilatörlerin 0'dan 100'e ya da - 1 den +1'e uzanan sınırları vardır.

1) Sıfır Çizgisinin Kesilmesi

Osilatörlerden yaralanmanın en basit yolu, orta değeri (ya da sıfır çizgisini) sinyal üreten bir çizgi olarak kullanmaktır. Osilatör, sıfır çizgisinin üzerine çıkarsa alım, sıfır çizgisinin aşağısına düşerse satım yapılır. Momentum grafiklerinde en çok kullanılan teknik budur. Bu teknik, piyasanın trendi yönünde hareket ederek kullanıldığı zaman daha iyi sonuç verir. Sıfır çizgisi, aşağı-trendlerde direnç, yukarı-trendlerde ise destek olarak rol oynar.

2) Ekstrem Bant Analizleri ya da Osilatörlerin Ekstrem Noktalarının Analizleri

Osilatörlerin kullanımının ikinci bir yolu ekstrem bant analizleri ya da ekstrem noktaların tanımlanmasıdır. Diğer bir deyişle, osilatör bantlarının uç sınırları, piyasanın ekstrem noktaları konusunda uyarıcı olarak kullanılır. Daha sofistike osilatörlerin hemen tamamı, aşırı-alım ya da aşırı-satım bölgeleri olarak düşünülen üst ve alt bölgelere sahiptirler. Örneğin Göreceli Güç Endeksi (RSI)'nın, 0'dan 100'e düşey bir ölçeği vardır. Osilatör üzerinde 30 ve 70 değerlerinde iki de yatay çizgi görünür. 70 çizgisinin üzerine çıkılması bir aşırı-alım durumunu, 30 çizgisinin altına düşülmesi ise bir aşırı-satım durumunu anlatır.

3) Uyumsuzluğun Önemi

Osilatör analizlerinden yararlanmanın üçüncü ve muhtemelen en değerli yolu uyumsuzlukları gözlemektir. Bir uyumsuzluk, osilatör çizgisi ve fiyat çizgisinin birbirlerinden ayrıldığı ve zıt yönlere doğru hareket etmeye başladığı bir durumu anlatır.

Bir yukarı-trend’de, en çok rastlanılan osilatör uyumsuzluğu tipi ve bizim bu tartışmada üzerinde duracağımız tip, fiyatlar çıkışı sürdürüyorken osilatörün fiyat hareketinin yeni tepelerini onaylamamasıdır. Bu çoğunlukla, ralli hareketinin muhtemelen başarısız kalacağının kusursuz bir uyarısı olur ve negatif uyumsuzluk olarak adlandırılır.

Bir aşağı-trend’de, osilatör, fiyat hareketinin oluşturduğu yeni tabanı onaylamaz ise, bir pozitif uyumsuzluk ortaya çıkmış olur ve en azından kısa dönemde yukarıya doğru bir tepki hareketinin ortaya çıkabileceğinin uyarısı olur. Her iki durumda da osilatör modeli, çoğu zaman bir ikili-tepe ya da ikili-tabana benzer.

Uyumsuzluk analizi için önemli bir gereklilik, uyumsuzluğun osilatör ekstremlerinde ortaya çıkmasıdır. Örneğin RSI'daki bir uyumsuzluğun, 70 çizgisinin üzerindeki ya da 30 çizgisinin altındaki "tehlikeli bölgelerde" ortaya çıkması daha önemlidir. 70'in üzerindeki ya da 30'un altındaki bir uyumsuzluk önemli bir sinyal olabilir ve dikkat edilmelidir.

Uyumsuzluğun bir ikinci biçimi, osilatör çizgisinin fiyattan önce önemli bir tepeyi ya da tabanı geçmesidir. Trendin yönüne bağlı olarak osilatörde aşağı ya da yukarı doğru yönelmek şeklinde bir eğilim vardır. Yukarı-trend’lerde, osilatör yukarıya doğru hareketlenme ve aşağı trend’lerde aşağıya doğru hareketlenme eğilimindedir.

Osilatör çizgisinin tepe ve tabanları, fiyat grafiğindeki tepe ve tabanlarla çoğunlukla uyum sağlar. Bir yukarı-trend’de fiyatlar eğer osilatörle birlikte yükselen tepe ve tabanlar şeklindeki bir model ortaya çıkartmışken, osilatör aniden önemli bir tabanın daha altına düşerse, bu çoğu zaman trendin muhtemelen yukarıdan aşağıya doğru dönecek olduğunun bir uyarıcısı olur. Bir önceki tepenin geçilmesi ise doğaldır ki, bir aşağı-trend’deki muhtemel bir tabana işaret eder.

Osilatörleri Yorumlamanın Genel Kuralları

Genel bir kural olarak; bir osilatörün, osilatörün aşağı ya da yukarı sınırına ulaşması, fiyat hareketinin çok fazla ilerlemiş olduğunu ve bu nedenle bir tür düzeltme ya da ertelemenin beklenmesi gerektiğini anlatır. Yine bir diğer kural olarak; alım noktası, osilatör çizgisinin alt sınıra yakın olduğu bölge ve satım noktası da, osilatör çizgisinin yukarı sınıra yaklaştığı bölgedir. Yüz çizgisinin kesilmesi alım ya da satım sinyali olarak kullanılır.

Osilatörlerin En Önemli Üç Kullanımı

Osilatörlerin en yararlı olduğu üç durum vardır. Bu durumların, osilatörlerin hemen bütün biçimleri için geçerli olduğunu göreceğiz.

1. Bir osilatör, aşağı ya da yukarı sınırlarına ulaştığı zaman çok yararlıdır. Osilatör, yukarı sınırına yaklaştığı zaman "piyasa aşırı-alındı", aşağı sınırına ulaştığı zaman da "piyasa aşırı satıldı", denir. Bu her iki durum da, fiyat trendinin aşırı uzamış ve bozulabilir olduğu konusunda bizi uyarır.

2. Osilatör bir uç sınıra ulaştığı zaman, fiyat ile osilatör arasındaki uyumsuzluk çoğunlukla önemli bir uyarıdır.

3. Yüz çizgisinin kesilmesi, fiyat trendinin yönü konusunda önemli bir sinyal verebilir.

PARABOLIC

 

Parabolik, mükemmel çıkış noktaları sağlar. Hisse senedi fiyatı Parabolik’in altına indiği an alım pozisyonlarınızı, üstüne çıktığı an ise açığa satım pozisyonlarınızı kapatmanızı önerir. Parabolik alım konumunda ise, fiyatlar ne yönde hareket ederse etsin stop noktası her gün bir miktar daha yükselecektir. Yükselme miktarı fiyat hareketinin büyüklüğüne bağlıdır. Benzer şekilde, Parabolik satım konumunda ise stop noktası her gün biraz daha düşecektir.

 

 

 

PRİCE OSCİLLATOR

 

Price Oscillator, iki hareketli ortalama arasındaki farkı gösterir. Aradaki fark gerçek değer veya yüzde olarak ifade edilebilir. Price Oscillator, MACD'ye benzer. İki gösterge arasındaki farklılık, MACD 'nin daima 12 ve 26 günlük hareketli ortalamaları, Price Oscillator'un ise herhangi iki periyotu kullanmasından kaynaklanır. Kısa vadeli hareketli ortalama uzun vadeli hareketli ortalamanın üzerine çıktığı anda alım, altına indiğinde ise satım yapılır.

 

 

 

DEĞİŞİM ORANI (ROC)

 

ROC, hisse senedinin şu anki fiyatından, bir süre önceki fiyatının çıkarılması ile elde edilir. Gerçek değer veya yüzde olarak ifade edilebilir. Momentum göstergesi, aynı bilgiyi oransal olarak ifade eder. Hisse senetlerinin belli bir devire "cycle" göre hareket ettiği ve dalga tipi seyir izlediği oldukça yaygın bir görüştür. Bu dalga şeklindeki hareket, alıcı ve satıcıların beklentilerinin, fiyatları kontrol altında tutmak için mücadeleleri sırasında değişmesinden kaynaklanır.

ROC, belli bir zaman içerisinde fiyatların değişimini gösteren ve dalga tipi hareket eden bir göstergedir. Fiyatlar yükselirken ROC da yükselir; fiyatlar düşerken ROC da düşer. Fiyatlardaki değişme miktarı ne kadar büyük olursa ROC’ un değişme miktarı da o kadar büyük olur. En çok tercih edilen periyotlar 12 ve 25-günlerdir. 12 günlük ROC, kısa ve orta vadede kullanılan mükemmel bir aşırı alım-aşırı satım göstergesidir. ROC ne kadar yüksek ise, hisse senedi o kadar aşırı alım durumundadır.

 

 

GÖRECELİ GÜÇ ENDEKSİ

 

RSI, J. Welles Wilder Jr. tarafından geliştirilmiştir ve onun 1978'de yazdığı New Concepts’in Technical Systems adlı kitabında tanıtılmıştır. RSI, teknik analizcilerin çok kullandığı bir göstergedir.

Wilder'in da işaret ettiği gibi, bir momentum çizgisinin çizilmesindeki iki ana sorundan bir tanesi, değerlerdeki keskin değişikliklerin yol açtığı kararsız hareketlerdir. 10 gün öncesine göre (10 günlük momentum çizgisi durumunda) keskin bir yukarı ya da aşağı hareket, fiyatlar küçük bir değişiklik gösterse dahi momentum çizgisinin ani bir değişimine neden olabilir. Dolayısıyla bu değişiklikleri en aza indirebilmek için bazı düzleştirme işlemleri gereklidir.

İkinci sorun, karşılaştırma amacı için sabit bantlara olan gereksinmedir. RSI formülü, yalnızca gerekli olan düzleştirmeyi sağlamakla kalmaz aynı zamanda, 0’dan 100'e uzanan sabit bir düşey aralık yaratarak ikinci sorunu da çözer.

RSI aşağıdaki formülle hesaplanır:

100

RSI = 100-[----------]

1+RS

x günlük yukarıdan kapanışların ortalaması

RS = -----------------------------------------------------------

x günlük aşağıdan kapanışların ortalaması

Hesaplamada 14 günlük bir zaman döneminin kullanıldığını varsayalım. Yukarıdan kapanışların ortalama değerini bulabilmek için, 14 gün içindeki yukarıdan kapanışlarda kazanılan toplam puan hesaplanır ve bu sayı 14'e bölünür. Aşağıdan kapanışların ortalama değerini bulabilmek için, aşağıdan kapanan günlerde kaybedilen toplam puan bulunur ve sayı yine 14'e bölünür. Bu şekilde Göreceli Güç (RS), yukarıdan kapanan günlerin ortalamasının, aşağıdan kapanan günlerin ortalamasına bölünmesiyle elde edilir. Elde edilen RS değeri, RSI'nın formülü içine dâhil edilir. Gün sayısı, X'in değerinin değiştirilmesiyle değiştirilebilir.

Wilder, ilk olarak 14 günlük bir zaman periyodu kullanmıştı. Bazı teknik analizciler, 9 günlük zaman periyodu kullanırlar. Zaman periyodu kısaltıldıkça, osilatör daha hassas hale gelir. RSI en iyi sonuçları, salınımları aşağı ya da yukarı uçlara ulaşınca verir. Dolayısıyla kısa dönemli hareket edilmek isteniyorsa ve osilatörün salınımlarının daha belirgin olması isteniyorsa, zaman dönemi kısaltılabilir.

Osilatörü daha düzgün ve salınımları daha dar yapılmak istenirse, zaman dönemi uzatılır. Dolayısıyla, 9 günlük bir osilatörün salınımları 14 günlük osilatörden daha geniş olur. 9 ve 14 günlük süreler en çok kullanılan değerler olmakla birlikte, sonuçları geliştirebilmek için 5 ve 7 günlük süreler de denenebilir.

RSI'nin Yorumu

RSI, 0'dan 100'e uzanan düşey bir ölçek üzerine çizilir. 70 çizgisinin üzerindeki değerler aşırı-alım, 30 çizgisinin altındaki değerler aşırı-satım durumu olarak değerlendirilir. Wilder'in "eksik salınım" olarak adlandırdığı salınımlar, RSI 70'in üzerinde ya da 30'un altında iken ortaya çıkar.

Bir yukarı-trend’de tepedeki bir eksik salınım, RSI'nin son tepesinin (70'in üzerinde), bir önceki tepesini geçememesiyle ve bunun arkasından bir önceki tabanın aşağıya doğru kırılmasıyla ortaya çıkmış olur. Bir aşağı trend’de tabandaki bir başarısız salınım, RSI'nin son tabanının (30'un altında), yeni bir düşük değere ulaşamaması ve arkasından bir önceki tepeyi geçmesiyle ortaya çıkmış olur. Wilder’in "eksik salınım" ve "başarısız salınım" olarak adlandırdığı hareketler, "uyumsuzluk" ilkesinden başka bir şey değildir.

RSI ve fiyat çizgisi arasındaki uyumsuzluk (RSI 70'in üzerinde ya da 30'un altında olduğu zaman), dikkat edilmesi gereken çok ciddi bir uyarıdır.

Destek ve direnç düzeylerinin yanında, RSI çizgisinde değişik fiyat modelleri de ortaya çıkar. RSI'ın trendindeki değişikleri belirleyebilmek için trend-çizgisi analizleri kullanılabilir. Aynı amaca yönelik hareketli ortalamalar da kullanılabilir.

70 VE 30 ÇİZGİLERİNİN SİNYAL ÜRETMEDE KULLANIMI

RSI osilatörünün 70 ve 30 değerlerinin üzerinde iki yatay çizginin çizili olduğunu söylemiştik. Teknik analizciler, bu çizgileri çoğunlukla alım ve satım sinyalleri üretmede kullanırlar. 30 çizgisinin altına inilmesinin, bir aşırı-satım durumunun uyarısı olduğunu biliyoruz. Piyasanın hemen hemen tabana yaklaşmış olduğunu ve bir alım fırsatının gözlendiğini düşünelim. Bu durumda, 30 çizgisinin osilatörün altına düşmesi izlenir.

Daha sonraki beklenti, o aşırı-satım bölgesinde osilatörde bir cins uyumsuzluğun ya da ikili-tabanın gelişmesidir. Bu noktada, RSI'nin 30 çizgisini aşağıdan yukarıya doğru kesmesi pek çok teknik analizci için osilatörün trendinin yukarıya doğru döndüğünün bir onaylanması olur. Buna göre, aşırı-alınmış bir piyasada, 70 çizgisinin yukarıdan aşağıya doğru kırılması çoğu zaman bir satım sinyali olarak kullanılır.

 

 

 

STOKASTİK

 

Stokastik osilatörü, George Lane tarafından geliştirilmiştir. Stokastik, fiyatlar artarken kapanış fiyatının işlem aralığının yukarısına doğru kapatma eğiliminde olduğu gözlemine dayanır. Bunun tersi olarak aşağı-trend’lerde kapanış fiyatları, işlem aralığının aşağılarına yakın bir yerde olma eğilimi taşır. Stokastikte iki çizgi kullanılır; %K çizgisi ve %D çizgisi. %D çizgisi daha önemlidir ve ana sinyalleri sağlar.

Stokastiğin amacı, seçilmiş bir zaman döneminin fiyat aralığının en son kapanış fiyatı ile ilişkisini belirleyebilmektir. Bu osilatörde 5 gün en çok kullanılan zaman dönemidir. %K ve %D çizgilerinden daha hassas olan K çizgisinin formülü:

%K = 100 [ (C - L5) / (H5 - L5 ) ] dır dır.

Burada C en son kapanış fiyatı, L5 son 5 günün en düşük fiyatı ve H5'de son 5 günün en yüksek fiyatıdır.

Formül basitçe, seçilmiş olan gün sayısı için toplam fiyat aralığıyla ilişki içinde son günün kapanışının nerede gerçekleşmiş olduğunu ölçer. Okunan yüksek bir değer (80'in üzerinde) kapanış fiyatının işlem aralığının yüksek bir yerinde, okunan düşük bir değer (20'in altında) ise kapanış fiyatının işlem aralığının düşük bir yerinde gerçekleştiğini anlatır.

Stokastikte aşırı-alım ve aşırı-satım bölgelerini belirleyebilmek için 80 ve 20 bantları kullanılır. "Uyumsuzluklar" RSI’de olduğu gibi kullanılır. Hızlı stokastik (düz çizgi ile gösterilmiş olan %K) %D çizgisi yönünü çevirdikten sonra %D’yi keserse güçlü bir sinyal alınmış olur. İkinci çizgi olan %D çizgisi, %K çizgisinin 3 gün düzeltilmiş biçimidir. %D'nin formülü aşağıdaki gibidir:

%D = 100 (H3 / L3)

Formülde H3, (C - L5)'in 3 günlük toplamı ve L3'de (H5 - L5)'in 3 günlük toplamıdır.

Bu formüller 0'dan 100'e uzanan düşey bir ölçek arasında dolaşan iki çizgi ortaya çıkartırlar. %K çizgisi düz bir çizgi ile yavaşlatılmış D çizgisi ise noktalı bir çizgi ile çizilir. Yukarıdaki ve aşağıdaki ekstrem bölgeler 80 ve 20 değerlerinden çizilir. %D çizgisinin 10–15 aralığına düşmesi alım sinyali, 85–90 aralığına çıkması ise satım sinyali olarak değerlendirilebilir.

D çizgisi 80'nin üzerindeyken ve fiyatlar yükselmeyi sürdürürken, eğer D çizgisi iki düşen tepe oluşturur ise, fiyatların düşeceği anlamına gelen bir uyumsuzluk ortaya çıkmış olur. D çizgisi 20'nin altındayken ve fiyatlar düşüşlerini sürdürürken D çizgisi iki yükselen taban ortaya çıkarır ise bu, fiyatların yükselişe geçeceği anlamına gelen bir uyumsuzluk demektir.

Bütün bu koşulların ortaya çıktığı bir durumda, alım ya da satım sinyali K çizgisinin yavaşlatılmış D çizgisini kesmesi ile alınmış olur. Örneğin bir tabanda, D çizgisi bir taban yapmış ve yukarıya dönmüş iken K çizgisinin D çizgisinin üzerine çıkmış olması alım sinyalini güçlendirir. Bir tepede ise K çizgisi D çizgisini kesmeden önce D çizgisinin aşağı dönmüş olması satım sinyalini güçlendirir. Dolayısıyla K ve D çizgilerinin kesişmelerinin anlamı, eğer her iki çizgi de aynı yönde hareket ediyorsa daha güçlü olur.

Stokastik üzerine yazılmış olan yazılarda, %K ve %D çizgilerinin kesişmelerinin önemi vurgulanmıştır. Ancak, orijinal trendin yönü doğrultusunda hareket edilmiyorsa kesişme çok önemli bir etken değildir.

Yavaşlatılmış Stokastik

Stokastiğin iki çizgisinin hemen herkesçe kullanımı tercih edilen yavaşlatılmış bir biçimi vardır. Bu formülde, daha hassas olan %K çizgisi atılır. Stokastiğin orijinal formülündeki %D çizgisi yavaşlatılmış yeni %K çizgisi haline gelir. Yavaşlatılmış yeni %D çizgisi ise, yavaşlatılmış %K çizgisinin 3 günlük hareketli ortalamasıdır. Yavaşlatmada yapılan işlem, eski %D çizgisinin (şimdi %K çizgisi) ve onun 3 günlük hareketli ortalamasının (yeni %D çizgisi) haline getirilişidir. %D çizgisinin yavaşlatılmış biçiminin daha iyi sinyaller verdiğine inanılır.

 

 

 

TRIX

 

TRIX, hisse senedinin üçüncü dereceden (kapanış fiyatlarının hareketli ortalamasının hareketli ortalamasının hareketli ortalaması) hareketli ortalamasının belli bir süre içindeki değişme oranıdır. Yatırımcıyı trend doğrultusunda piyasada tutmak için kullanılır.

TRIX, 0 seviyesi civarında değer alır. Üç kere üst üste hareketli ortalama almanın amacı belirtilen periyottan daha küçük süreli dalgalanmaları ayıklamaktır. Göstergenin yönü değiştiğinde pozisyon alınır. (yukarı döndüğünde alım, aşağı döndüğünde satım yapılır).

TRIX'in üzerine 9-günlük hareketli ortalaması çizilerek sinyal çizgisi oluşturulabilir. (MACD göstergesinde olduğu gibi). TRIX, sinyal çizgisinin üstüne çıktığında alım, altına indiğinde ise satım yapılabilir. Fiyat hareketiyle TRIX arasında yön uyumsuzluğu (divergence), dönüş noktalarının teşhis edilmesinde fayda sağlayabilir.

 

 

 

VHF

 

VHF, piyasanın trend durumunda olup olmadığını belirtir. MACD ve hareketli ortalama gibi trend-izleyen göstergeler piyasa trend döneminde iken mükemmel sonuçlar verirler, fakat trend oluşmamış, belli bir aralığa sıkışmış dönemlerde ise bir kaç kez üst üste hatalı sinyaller verebilirler.

Diğer taraftan, RSI ve Stochastic gibi aşırı alım-aşırı satım göstergeleri piyasalar dar aralıkta seyir ederken iyi çalışırlar, fakat piyasanın trende girdiği anlarda pozisyonları başarısız bir şekilde kapatırlar. VHF göstergesi, yatırımcılara gösterge seçimi konusunda yardımcı olur. VHF, birkaç farklı şekilde yorumlanabilir.

VHF değerinin yüksek olması piyasanın trend durumunda olduğunu belirtir. VHF değeri ne kadar yüksek ise trendin kuvveti de o kadar fazladır ve trend-izleyen göstergeler tercih edilmelidir.

VHF'nin yönü, piyasanın trend durumunda olup olmadığı hakkında bilgi verir. VHF'nin yükselmeye başlaması trendin oluşmaya başladığını, VHF'nin düşmeye başlaması ise piyasanın konsolidasyon dönemine gireceğini gösterir.

VHF yüksek değerlere ulaştıktan bir süre sonra konsolidasyon, düşük seviyelere geldikten bir süre sonra ise trend oluşması beklenebilir.

 

 

 

VOLUME OSCİLLATOR

 

Volume Oscillator, hisse senedinin işlem hacminin iki ayrı hareketli ortalaması arasındaki değer farkını gösterir. Gösterge gerçek değer veya yüzde olarak ifade edilebilir. Bu gösterge, işlem hacmi trendinin yönünü saptamak için kullanılır. Sıfır seviyesinin üstüne çıkıldığında, işlem hacminin kısa vadeli hareketli ortalamasının işlem hacminin uzun vadeli hareketli ortalamasının üstüne çıktığı, dolayısıyla kısa vade işlem miktarının yükseliş yönünde olduğu anlaşılır. İşlem hacmi trendi, yatırımcıyı birçok konuda aydınlatabilir.

Yaygın bir kanıya göre, Fiyatlar yükselirken işlem hacminin yükselmesi ve fiyatlar düşerken işlem hacminin düşmesi piyasanın yükseliş eğiliminde olduğu anlamına gelir. Tersi bir şekilde, fiyatlar düşerken işlem hacminin yükselmesi ve fiyatlar yükselirken işlem hacminin düşmesi piyasanın düşüş eğilimi gösterir.

 

 

 

CHAİKİN’S VOLATİLİTY

 

Chaikin's volatilite, hisse senedinin yüksek ve düşük fiyatlarını karşılaştıran bir göstergedir.

Piyasanın tepe noktalarının oluştuğu yerlerde volatilite yükselir (bu dönemlerde yatırımcılar asabi ve kararsız olurlar), dip noktalarının oluştuğu yerlerde ise volatilite düşer (bu dönemlerde yatırımcılar sıkılırlar).

Kısa vadeli bir dönemde volatilite’nin yükselmesi dip noktasının kısa bir süre içinde gerçekleşeceğini (panik satış dönemi), volatilite’nin uzun vadeli bir periyotta düşmesi ise tepe noktasının yaklaştığını belirtir (yükseliş trendinin olgunlaşma durumu). Diğer bütün göstergelerde olduğu gibi, bu gösterge de hareketli ortalama sistemi veya başka göstergelerle desteklenerek kullanılmalıdır.

 

 

 

VROC

 

Volume ROC, Price ROC ile aynı şekilde hesaplanır. Aradaki fark, Price ROC'un kapanış fiyatını, Volume ROC'un ise işlem hacmini kullanmasından kaynaklanır. Hemen hemen bütün önemli formasyonlar (dip ve tepe noktaları, trend kırılması), işlem hacminde büyük bir artışla beraber görülür. Volume ROC, işlem hacminin hangi hızda değiştiğini gösterir.

 

 

BAŞ VE OMUZLAR MODELİ

 

Diğer tersine-dönüş modellerinin hemen hepsi baş ve omuzlar modelinin varyasyonudurlar. Bir ana yukarı-trend’de, bir dizi yükselen tepe ve tabanların momentum kaybetmeye başladığı bir durumu düşünelim. Bu süre içinde arz ve talep nispeten denge içindedir. Bu dağıtma aşaması tamamlanınca, yatay hareketin tabanındaki destek seviyeleri kırılır ve yeni bir aşağı-trend ortaya çıkar.

Bu durumun, tepede oluşmuş olan bir baş ve omuzlar formasyonunda nasıl göründüğüne bakalım (Bkz. Şekil: 5-1a ve b). A noktasında, yukarı-trend henüz bir tepenin oluştuğuna dair bir sinyal vermeden yol almaktadır. Fiyat daha yüksek yeni tepeler oluşturdukça işlem hacmi de artmaktadır ki, bu normaldir. B noktasına doğru oluşan düzeltme dalgası sırasındaki işlem hacmi düşmüştür ki bu da beklenen şekildedir. C noktasında, dikkatli bir analizci A'ya doğru olan dalga sırasında gerçekleşen işlem hacminin bir önceki dalgaya göre daha az olduğunu fark etmiş olabilir. Bu durum kendi içinde çok önemli olmamakla birlikte, analizcinin kafasında yeşil bir ışık yakar.



Şekil 5.1a Şekilde baş ve omuzlar modeli görülüyor. Bu modelin tabanda oluşan biçimi, zirvede oluşan biçiminin aynada yansıması gibidir. Önem taşıyan tek farklılık, modelin ikinci yarısında işlem hacmi modelinde ortaya çıkan farklılıktır. Bu modelde, baş’tan yukarıya doğru olan hareket sırasındaki işlem hacmi daha yüksek olmalıdır ve omuz çizgisinin kırılışında işlem hacminde patlama görülmelidir. Omuz çizgisi kırıldıktan sonra omuz çizgisine doğru bir geri dönüş hareketine bu modelde çok daha sık rastlanır.

Daha sonra fiyatlar D noktasına doğru düşmeye başlar. Düşüş daha önceki tepe olan A noktasından daha aşağıda bir yerlere kadar sürer. Bir yukarı-trend’de geçilmiş olan bir tepenin daha sonraki düzeltmelerde destek seviyesi olduğunu anımsayalım. A noktasının altına düşülmesi ve neredeyse, bir önceki düzeltmenin tabanı olan B noktasına kadar gerilenmesi yukarı-trend’de bir şeylerin yanlış gidiyor olduğuna ilişkin bir diğer uyarıdır.

Piyasa yeniden E noktasına doğru bir çıkış başlatır ve bu kez daha da düşük işlem hacmi ile C noktasındaki önceki tepeye erişemez. Bir yukarı-trend’in sürebilmesi için her bir yüksek noktasını kendisinden bir önceki yüksek noktayı geçebilmesi gerekir. E noktasına doğru olan çıkışın bir önceki tepe olan C noktasına erişmemiş oluşu, yeni bir aşağı-trend için gerekli olan koşulların yarılanmasının sağlanmış olmasıdır (düşen tepeler).

Zaten, ana trend çizgisinin (1 çizgisi) çoktan kırılmış oluşu da bir diğer tehlikeli sinyaldir. Fakat tüm bu uyarılara karşın, bu noktada tüm bilebileceğimiz şey, trendin yukarı-trend’den yatay trende değişmiş olduğudur.

Boyun Çizgisinin Kırılması Modeli Tamamlar

Artık şimdi son iki tabanları birleştiren (B ve D noktaları) bir trend çizgisi {boyun çizgisi (2 çizgisi)} çizebiliriz. Bu çizgi tepelerde genellikle hafifçe yukarıya doğru eğimli olur (bazen yatay bir çizgidir, nadiren de aşağı doğru eğimlidir). Tepede oluşan baş ve omuzlar formasyonunu tanıyabilmenin en önemli göstergesi boyun çizgisinin altında gerçekleşen bir kapanıştır. Böylelikle B ve D tabanları birleştirilerek çizilmiş olan trend çizgisi ve D noktasındaki destek kırılmış olur ve yine böylelikle yeni bir aşağı-trend için gerekli olan düşen tepe ve tabanlar da ortaya çıkmış olur. Şimdi, C, D, E ve F noktalarının oluşturduğu tepe ve tabanlar yardımıyla yeni aşağı-trend’i tanıyabiliriz. Boyun çizgisinin kırılışı sırasında işlem hacmi artar.



Şekil 5.1b Pimaş’ın grafiğinde tepede ortaya çıkmış olan bir baş ve omuzlar modeli görülüyor.

Geriye Dönüş Hareketi

Boyun çizgisi kırıldıktan sonra çoğunlukla, D noktasına ya da boyun çizgisine kadar süren bir geriye dönüş hareketi yaşanır (Şekil 5.1a’daki G noktası). Geriye dönüş hareketi her zaman oluşmayabilir ya da boyun çizgisine kadar sürmeyebilir. Boyun çizgisinin kırılışı sırasında gerçekleşen işlem hacmi yüksek olur ise, bu durumda bir geriye dönüş hareketine daha az rastlanır. Eğer boyun çizgisi düşük işlem hacmi ile kırılırsa muhtemelen bir geriye dönüş hareketi gerçekleşir ancak, geriye dönüş hareketi sırasında işlem hacmi düşük şekilde seyreder ve daha sonra bunu takip eden aşağı-trend sürecindeki işlem hacmi dikkati çekecek şekilde yüksek olur.

Özet

Bir tepede oluşan bir baş ve omuzlar modelinin temel bileşenlerini yeniden gözden geçirelim.

1. Bir yukarı-trend,

2. Yüksek işlem hacmiyle oluşan bir sol omuz (A noktası) ve bunu takip eden B noktasındaki düzeltme tabanı,

3. Yeni bir yüksek tepe fakat düşük işlem hacmi (C noktası),

4. Daha önceki tepenin (A noktasındaki) daha aşağılarına, bir önceki tabana (D noktasına) kadar yaklaşan bir düşüş,

5. Baş’ın tepesine (C noktası) erişemeyen, oldukça düşük işlem hacmiyle üçüncü bir çıkış hareketi (E noktası),

6. Boyun çizgisinin altında gerçekleşen bir kapanış,

7. Boyun çizgisine doğru bir geriye dönüş hareketi (G noktası) ve bunu takip eden yeni düşük değerler.

Tanımladığımız üç tepede görülen nedir?

Orta tepe (baş) her iki omuzdan (A ve E noktaları) bir miktar daha yukarıdadır. Ancak model, boyun çizgisi kapanış fiyatı temelinde kırılmadıkça tamamlanmış olmaz. Burada yine %3'lük geçiş ölçütü (ya da bu ölçütün başka biçimleri) ya da omuz çizgisinin altında iki gün üst üste kapanış gerçekleşmesi (iki gün kuralı), boyun çizgisinin kırılmış olması konusunda onaylayıcı ek işaretler olarak kullanılabilir. Fakat yine de, aşağı-trend ortaya çıkıncaya kadar, modelin gerçekten bir baş ve omuzlar formasyonu olmaması ve yukarı-trend’in bir yerlerde hareketini sürdürmesi ihtimali her zaman vardır.

İŞLEM HACMİNİN ÖNEMİ

Bütün fiyat modellerinde olduğu gibi, yukarı-trend’in tepesinde oluşan baş ve omuzlar modelinin gelişiminde de işlem hacminin önemli bir rolü vardır. Genel bir kural olarak, ikinci tepenin (baş) oluşumundaki işlem hacmi, sol omuzun oluşumundaki işlem hacmine göre daha düşüktür. Bu tam bir gereklilik değilse de, erken bir sinyal olması açısından önemlidir.

En önemli işlem hacmi sinyali, üçüncü tepenin (sağ omuzun) oluşması sırasında ortaya çıkar. İşlem hacmi sağ omuzda, önceki iki tepeden dikkati çekecek şekilde daha az olmalıdır. İşlem hacmi boyun çizgisinin kırılışı sırasında artar, geriye dönüş hareketi sırasında azalır ve geriye dönüş hareketinin tamamlanması ile yeniden artar.

Daha önce de değindiğimiz gibi işlem hacmi, piyasanın tepelerinde fazla önemli değildir. Fakat bazı durumlarda, eğer yeni ortaya çıkmış olan aşağı-trend sürme eğilimindeyse işlem hacmi de artmaya başlar. İşlem hacmi, kısaca üzerinde durulması gereken bir konu olarak, piyasanın tabanlarında daha belirleyici bir rol oynar.

FİYAT HEDEFİNİN BULUNMASI

Bir fiyat hedefini belirleyebilmenin yöntemi, fiyat modelinin yüksekliğine dayanır. Önce "baş"tan (C noktası) omuz çizgisine kadar olan düşey mesafe ölçülür ve bu mesafe boyun çizgisinin kırıldığı noktadan aşağı doğru uzatılarak fiyatın düşüş hedefi bulunur. Örneğin; "baş"ın üst noktasının 100'de ve omuz çizgisinin 80'de bulunduğunu kabul edelim. Bu şekilde düşey mesafe 100–80=20 olacaktır. Omuz çizgisinin kırıldığı yerden aşağı doğru bu 20 birim ölçülür. Eğer şekil 5-a'daki boyun çizgisi, kırıldığı zaman 82'de bulunuyor olsaydı o zaman aşağı doğru fiyat hedefi 82–20=62 olacaktı.

Aynı ölçüm için daha kolay bir teknik, düşüşün ilk dalgasının (C ve D noktaları) ölçülmesi ve bu değerin 2 ile çarpılması, da kullanılabilir. Bu iki teknikten hangisi kullanılırsa kullanılsın, bu modelin yüksekliği ne kadar büyük olursa, fiyat hedefi de o kadar büyük olur.

Şu görülüyor ki, fiyat, boyun çizgisinin üzerinde hangi yüksekliğe çıkmış ise, boyun çizgisinin altında da aynı mesafede yol alır. Çubuk grafiklerinin hemen tüm fiyat hedefleri, çeşitli modellerin yüksekliğine ya da hareketliliğine dayanır.

Şunu daima hatırlamakta yarar var ki, ölçülen fiyat hedefi yalnızca minimum hedeftir. Fiyatlar çoğu zaman bu minimum hedeflerden daha ilerilere giderler. Ancak minimum hedefi bilebilmek, piyasada pozisyon açmak ya da kapatmak için yeterli potansiyel olup olmadığını önceden belirleyebilmekte yararlıdır. Eğer piyasa minimum fiyat hedefini geçerek yoluna devam ederse, bu da pastanın kreması olur.

Maksimum fiyat hedefi ise, bir önceki hareketin bütününün boyu kadardır. Eğer önceki boğa piyasası 30'dan 100'e gitmiş ise, o zaman, bir zirvede ortaya çıkmış olan fiyat modelinden aşağı doğru maksimum fiyat hedefi, yukarı hareketin tümünün 30'a kadar geri alınması olacaktır.

Fiyat Hedeflerinin Düzenlenmesi

Fiyat hedefleri bulunmaya çalışılırken bir dizi başka etken de hesaba katılmalıdır. Yukarıda incelediğimiz, tepede oluşan baş ve omuzlar formasyonunun ve diğer fiyat modellerinin ölçüm teknikleri yalnızca ilk adımdır. Hesaba katılması gereken diğer birçok teknik etken vardır. Örneğin; önceki yukarı hareket sırasında, düzeltme hareketlerinin tabanları olarak belirgin destek seviyeleri nerelerdir? Düzeltme hareketleri genellikle bu noktalarda dururlar.

Yüzde geri çekilmeler nelerdir? Maksimum geri çekilme hedefi önceki yukarı hareketin %100 geri çekilmesidir. Fakat acaba, %50 ve %66 geri çekilme seviyeleri nelerdir? Bu seviyeler piyasaya genellikle önemli destek sağlayan seviyelerdir. Geri kalmış anlamlı fiyat boşlukları var mı? Fiyat boşlukları da düzeltmeler de destek alanlarıdır.

Çizilebilen uzun dönemli trend çizgileri var mı? Teknik analizci, fiyat modellerinin fiyat hedeflerini belirlemeye çalışırken başka teknik araçları değerlendirmelidir. Örneğin, aşağı doğru bir fiyat ölçümünün 30'a kadar bir fiyat hedefi varsa ve aynı zamanda 32'de belirgin bir destek seviyesi de varsa, bu durumda teknik analizci, aşağı doğru fiyat ölçümünü 30 yerine 32 olarak belirleyebilme konusunda dikkatli olmalıdır.

Genel bir kural olarak; fiyat hedefinin ölçümü ve belirgin bir destek ya da direnç seviyesi arasında açıkça bir farklılık ortaya çıkarsa, fiyat hedefini destek ya da direnç seviyesi olarak belirlemek çoğu zaman daha güvenlidir. Teknik analizcinin elinde birçok değişik teknik araç vardır. Usta teknik analizci, bütün bu teknik araçları uyumlu bir şekilde birleştirerek yerli yerinde kullanabilmelidir.

BAŞARISIZ BAŞ ve OMUZLAR MODELİ

Fiyatlar bir kere omuz çizgisine doğru yol aldıktan ve bir baş ve omuzlar modeli tamamladıktan sonra, yeniden omuz çizgisinin altına düşmemelidir. Bir tepede, omuz çizgisi aşağıya doğru bir kere kırıldıktan sonra, omuz çizgisinin üzerindeki daha sonraki bir kapanış, omuz çizgisinin kırılışının muhtemelen yanlış bir sinyal olduğunu ve başarısız baş ve omuzlar modeli denilen bir formasyonun oluştuğunu gösterir. Bu tip bir model, başlangıçta klasik bir baş ve omuzlar modeline benzer fakat bu modelin gelişiminin bir noktasında (omuz çizgisinin kırılmasından önce ya da hemen sonra) fiyatlar kendi asıl trendleri doğrultusundaki hareketlerine devam ederler.

Buradan iki önemli ders çıkar. Birincisi, grafik modellerinin hiçbiri yanılmaz değildir. Grafik modelleri çoğu zaman yararlı olsa da bu, her zaman işe yaradıkları anlamına gelmez. İkinci ders, teknik analizcinin, yaptığı analizin yanlış olduğu konusundaki sinyallere karşı uyanık olması gerektiğidir.

 

 

 

 

 

 

BAYRAK FORMASYONLARI

 

Bayrak ve flama formasyonları piyasalarda oldukça sık görülür. Her ikisi çoğunlukla birlikte ele alınır çünkü her ikisinin de ortaya çıkışları birbirinin oldukça benzeridir, her ikisi de trendin yaklaşık aynı aşamasında görünme eğilimindedirler ve her ikisinin de ölçüm ve işlem hacmi ölçütleri aynıdır.

Bayrak ve flama formasyonları, dinamik bir piyasa hareketi içinde kısa ve özlü duraklamaları gösterirler. Esas olarak, hem bayrak hem de flama formasyonu için gerekli olanlardan biri, çok keskin ve neredeyse düz-çizgi şeklindeki bir hareketin önceden var olmasıdır. Bayrak ve flama formasyonları, şiddetli bir yukarı ya da aşağı hareket sırasında, aynı yöndeki hızlı koşusunu yeniden sürdürmeye başlamadan önce, bir "soluk" alabilmek için piyasanın kısa duraklamalarıdır.



Şekil 6.7a Boğa piyasasına ait bir bayrak örneği görülüyor. Bayrak çoğunlukla hızlı bir hareketten sonra oluşur ve trenddeki açık bir duraksamayı temsil eder. Bayrak trendin aksi yönünde eğim taşımalıdır. Formasyonun oluşumu sırasında işlem hacmi kuruyacak kadar azalmalıdır ve kopuştan sonra işlem hacminde artış gözlenmelidir. Bayrak genellikle hareketin orta noktalarına yakın bir yerde ortaya çıkar.

Bayrak ve flama formasyonları en güvenilir süreklilik modellerindendir ve çok nadir olarak bir trend dönüşü ortaya çıkarırlar. Şekil 6.7a ve b'de bu iki model görülüyor. Öncelikle, formasyon oluşumundan önce, yüksek işlem hacminin eşliğinde, fiyatın dik çıkışına dikkat edelim. Erteleme modelinin oluşumu sırasında işlem hacmindeki düşüşe ve daha sonra fiyatın yukarı doğru kopuşunda işlem hacminin yeniden patlamış olduğuna da dikkat edelim.



Şekil 6.7b Şekilde boğa piyasasına ait bir flama görülüyor. Flama küçük bir simetrik üçgeni andırır fakat oluşumu hiç bir zaman üç haftayı geçemez. Flamanın oluşumu sırasında işlem hacminde düşüş olmalıdır. Formasyon tamamlandıktan sonraki hareket formasyondan önceki hareketin uzunluğu kadardır.

Bayrak ve Flama Formasyonlarının Oluşumu

Bu iki modelin oluşumu birbirinden bir miktar farklıdır. Bayrak, önceki trendin aksi yönünde bir eğim taşıyan iki paralel trend çizgisi ile bir paralel-kenar ya da dikdörtgeni andırır.

Flama, ilerideki bir noktada birleşen iki trend çizgisi ve daha yatay olması ile tanınır. Bu model, küçük bir simetrik üçgene de çok benzer. Önemli bir koşul, her iki modelin de oluşumu sırasında, işlem hacminin dikkati çekecek biçimde azalması, adeta kurumasıdır.



Şekil 6.7c Tofaş Oto Fabrika, Aralık ayında bir bayrak formasyonu ile bir yukarı hareket başlatıyor. Bir ay sonra ikinci bir bayrak görülüyor ve hareket yine bir ay sonra ortaya çıkan üçüncü bir bayrak ile hızından bir şey kaybetmeden sürüyor. Şubat ayında bir flama formasyonu oluşuyor ve bu formasyonun hedefine ulaşmasının hemen arkasından ikinci bir flama formasyonu daha ortaya çıkıyor.

Her iki model de kısa dönemli modellerdir ve bir ile üç hafta arasında tamamlanmalıdırlar. Aşağı-trend’lerde ortaya çıkan bayrak ve flama formasyonlarının oluşumu daha da kısa sürer ve bir ya da iki hafta içinde tamamlanırlar. Her iki model de, bir yukarı-trend’de, üstteki trend çizgisinin kırılmasıyla tamamlanmış olurlar. Alttaki trend çizgisinin kırılması ise aşağı-trend’in hareketini sürdürmesinin sinyalidir. Bu trendlerin kırılışına yüksek işlem hacmi eşlik eder. Her zaman olduğu gibi, bu modellerde de, yukarı hareketlerdeki işlem hacmi aşağı hareketlerdeki işlem hacminden daha önemlidir.



Şekil 6.7d 1995 yılının Şubat ayında düşen kanalın direnç çizgisinin kırılmasıyla bir yukarı-trend başlıyor. Mart ayının başında görülen bayrak formasyonu yukarı hareketin hızlı bir hareket olacağının ilk sinyali oluyor. Mart ayının sonunda ortaya çıkan flama formasyonu hızlı trendin süreceğinin ikinci göstergesi oluyor. Haziran-Temmuz aylarında oluşan baş ve omuzlar formasyonunun Ağustos ayında aşağı doğru kırılmasıyla bir kaç ay süren ve bir kanal içinde hareket eden bir düşüş başlıyor. Boyun çizgisinin kırıldıktan sonra, daha sonraki geri dönüş hareketinde nasıl bir direnç rolü oynadığına dikkat edelim.

Ölçüm Teknikleri

Ölçüm teknikleri her iki modelde de birbirine benzer. Her iki model de, hareketin ortalarında ortaya çıkarlar. Genel olarak, bu formasyonların tamamlanışından sonraki hareketin uzunluğu formasyonun başlamasından önceki hareketin uzunluğu kadardır.

Özet

Bayrak ve flama modellerinin önemli noktalarının bir özetini çıkaralım.

1) Her iki model de, yüksek işlem hacminin eşliğinde, hemen hemen düz bir çizgisel hareketin (bu harekete bayrak direği de denir) ardından ortaya çıkarlar.

2) Fiyatlar daha sonra, son derece düşük işlem hacminin eşliğinde, bir ile üç hafta arasındaki bir süre içinde bir duraklama yaşarlar.

3) Önceki trend, işlem hacmindeki bir patlamayla yoluna devam eder.

4) Her iki model de, piyasanın hareketinin orta noktası civarında ortaya çıkar.

5) Flama, küçük bir yatay simetrik üçgene benzer.

6) Bayrak, sürmekte olan trendin aksi yönünde bir eğim taşır ve küçük bir paralel-kenara benzer.

7) Her iki modelin aşağı-trend’deki oluşumları daha kısa sürer.

8) Her iki model de piyasalarda oldukça sık görülür.

 

TERSİNE DÖNÜŞ MODELLERİ

 

FİYAT MODELLERİ

Fiyat modelleri, değişik kategoriler içinde sınıflandırdığımız ve tahmin değeri taşıyan, fiyat grafiklerinde görülebilen resimler ya da formasyonlardır.

FİYAT MODELLERİNİN İKİ TİPİ: TERSİNE-DÖNÜŞ MODELİ ve SÜREKLİLİK MODELİ

Fiyat modellerinin iki ana kategorisi vardır: tersine-dönüş modeli ve süreklilik modeli. Bu isimlerin kendilerinin ima ettiği gibi, tersine-dönüş modelleri, trendde önemli bir tersine-dönüş ortaya çıkıyor olduğuna işaret ederler. Diğer tarafta süreklilik modelleri, var olan trend, kendi orijinal hareketini devam ettirmeden önce, piyasanın kısa vade içinde aşırı alınmış ya da aşırı satılmış durumunu düzeltmek üzere, yalnızca bir süre için duraksamasını anlatır. Burada ustalık, fiyat modeli formasyonunun oluşması sırasında, olabildiğince erken bir dönemde, iki tip fiyat modeli arasındaki ayrımı yapabilmektedir.

Bütün fiyat modellerinde hacim, önemli bir onaylayıcı (destekleyici) rol oynar. Kuşkulu durumlarda (çoğu zaman pek çok kuşku vardır), fiyat grafiğinin yanında hacim modelinin incelenmesi, fiyat modeline güvenilip güvenilemeyeceği konusunda karar verici bir etken olabilir.

Bunun yanında hemen tüm fiyat modellerinin, teknik analizcinin minimum fiyat hedeflerini belirleyebilmesi için, belli ölçüm teknikleri vardır. Bu fiyat hedefleri, daha sonraki fiyat hareketinin uzunluğunun yalnızca yaklaşık değerleri olsalar da, yatırımcıya risk-getiri oranını belirleyebilmesi açısından yardımcı olurlar.

Bütün Tersine Dönüş Modellerinde Ortak Olan Temel Noktalar

Ana tersine-dönüş modellerinin teker teker tartışmasına başlamadan önce, tüm tersine-dönüş modellerinde ortak olan birkaç temel noktayı sıralayalım.

1. Herhangi bir tersine-dönüş modelinin ilk koşulu, öncül bir trendin var olmasıdır.
2. Yaklaşmış olan trend dönüşünün ilk sinyali genellikle önemli bir trend çizgisinin kırılmasıdır.
3. Fiyat modeli ne kadar genişse, daha sonraki hareket o derece büyük olur.
4. Tepede oluşan fiyat modelleri, tabanda oluşan fiyat modellerine göre daha kısa sürelidirler.
5. Tabanda oluşan fiyat modellerinde fiyat aralıkları dardır ve bu modeller daha uzun zamanda oluşurlar.
6. İşlem hacminin önemi, tepede oluşan fiyat modellerinde daha fazladır.

Öncül Bir Trendin Var Olması

Herhangi bir tersine-dönüş modeli için, ana bir trendin varlığı önemli bir öncüldür. Bir başka deyişle, piyasanın tersine döndürebileceği bir şeyleri olmalıdır. Grafik üzerinde bazen, tersine-dönüş modellerinden birine benzeyen bir formasyon oluşur. Ancak eğer o model oluşmadan önce bir trend yok idi ise, tersine döndürülecek bir şey yok demektir ve o model kuşkulu bir modeldir. Belli fiyat modellerinin trend içinde nerede buluştuğunun bilinmesi fiyat modelini tanımlayabilmekte önemli bir rol oynar.

Tersine döndürülecek olan öncül bir trendin olması, aynı zamanda ölçüm için de gereklidir. Daha önce de değindiğimiz gibi, ölçüm tekniklerinin hemen tamamı yalnızca minimum fiyat hedeflerini verirler. Maksimum fiyat hedefi ise, önceki hareketin toplam uzunluğu kadardır. Eğer ana bir boğa piyasası ortaya çıkmışsa ve ana bir tepe formasyonu oluşmuşsa, potansiyel bir aşağı doğru hareketin maksimum uzunluğu boğa piyasasının %100 geri çekilmesi kadar olur ya da bir başka deyişle başlanılan noktaya geri dönülür.

Önemli Trend Çizgilerinin Kırılması

Yakın zamandaki bir trend dönüşümünün ilk sinyali genellikle önemli bir trend çizgisinin kırılmasıdır. Ancak, ana bir trend çizgisinin kırılışı zorunlu olarak bir trend dönüşünün sinyali değildir. Bu durum yalnızca trenddeki bir değişikliğin sinyalidir. Bir ana yukarı-trend çizgisinin kırılması, yatay bir fiyat modelinin başlangıcına işaret edebilir. Ana bir trend çizgisinin kırılması bazen fiyat modelinin tamamlanışı ile aynı zamana rastlar.

Fiyat Modeli Ne Kadar Geniş İse Daha Sonraki Hareket O Derece Büyük Olur

Burada kullandığımız "geniş" sözcüğü, fiyat modelinin yüksekliğini ve enini anlatır. Yükseklik, fiyat modelinin hareketliliğini ölçer. Genişlik ise, fiyat modelinin oluşması ve tamamlanması sürecinde geçen süredir. Fiyat modelinin boyutları ne kadar büyük olursa (fiyat modeli içindeki fiyat dalgaları ne kadar geniş olursa ve formasyonun oluşması ne kadar uzun sürerse) fiyat modeli daha önemli bir hale gelir ve gelecekte bir fiyat hareketinin ortaya çıkması daha büyük ihtimal taşır.

Zirve ve Tabanlar Arasındaki Farklılıklar

Tepede oluşan fiyat modelleri, tabanda oluşan fiyat modellerine göre daha hareketlidirler ve daha kısa sürelidirler. Tepede oluşan fiyat dalgalanmaları da daha geniş ve daha şiddetlidir. Tepelerin oluşması, genellikle daha kısa sürede gerçekleşir. Tabanlar ise genellikle daha dar fiyat hareketlerine sahiptirler fakat oluşmaları daha uzun sürer. Bu nedenle, piyasanın tepelerini yakalayabilmek tabanları yakalayabilmekten daha zordur.

İşlem Hacminin Önemi Zirvede Oluşan Fiyat Modellerinde Daha Fazladır

İşlem hacmi, piyasanın trendi yönünde artar ve tüm fiyat modellerinin tamamlanmasında önemli bir onaylayıcı etken olur. Her fiyat modelinin tamamlanışına, işlem hacmindeki dikkat çekici bir artış eşlik etmelidir.

 

 

 

CCI

 

CCI, fiyatların istatistikî ortalamaya göre değişimini gösterir. Yüksek CCI değerleri fiyatların ortalama seviyeye göre alışık olmadık şekilde yüksek olduğunu, düşük CCI değerleri ise alışık olmadık şekilde düşük olduğunu gösterir. CCI iki şekilde yorumlanabilir.

Piyasanın yeni yüksek seviyelere ulaşmasına rağmen, CCI'nın daha önceki yüksek seviyelerini geçememesi durumunda bir düzelme hareketi beklenebilir.

CCI genellikle +100 ve -100 değerleri arasında hareket eder. +100 değerinin üzerine çıkması aşırı alım durumunu, -100 seviyesinin altına inmesi ise aşırı satım durumunu gösterir. Bu durumlarda piyasanın düzelme yapması beklenebilir.

 

 

 

CHAİKİN OSCİLLATOR

 

Chaikin Oscillator, 3 günlük Birikim/Dağılım hareketli ortalamasından 10 günlük Birikim/Dağılım hareketli ortalamasının çıkarılmasıyla elde edilir. İki şekilde yorumlanabilir:

Fiyatlar aşırı-alım/aşırı-satım bölgelerinde yeni yüksek veya yeni düşük değerlere ulaşırken, indikatörün yeni yüksek veya yeni düşük değerlere ulaşamayarak yön değiştirmesi piyasanın yön değiştireceği şeklinde yorumlanabilir.

İndikatör yön değiştirip trend ile aynı yöne dönerse alım veya satım sinyali oluşur. Örneğin, bir hisse senedinin değeri 90 günlük hareketli ortalamasının üstünde iken yükseliş trendinde olduğunu kabul edersek, indikatörün negatif bölgede iken yukarı yöne doğru hareket etmesi alım sinyali şeklinde yorumlanır. Aynı şekilde, hisse senedi değerinin 90-günlük hareketli ortalamasının altında iken, indikatörün pozitif bölgede bulunurken aşağı yöne dönmesi satım sinyali olarak kabul edilebilir.

 

 

 

ÇİVİ FORMASYONLARI

 

Oluşumu sırasında tanımlanması en güç olan fakat nadir olarak da olsa karşılaşılan bir model de V veya çivi formasyonudur. Gerçekte tabanda veya tepede oluşan V formasyonunu (veya çivi) tanımlayabilmek çok güçtür. Çünkü bu formasyon gerçekte bir model değildir. İncelediğimiz bütün tersine-dönüş modelleri trend içinde aşamalı bir değişim süreci izlerler. Var olan trend, arz ve talep güçlerinin nispi bir dengeye ulaştığı bir noktaya kadar aşamalı olarak yavaşlar ve alıcılar ve satıcılar arasında, bu trendin sürecek mi yoksa tersine mi dönecek olduğunu belirleyen bir savaş kopar.

Fiyatlar, bir süre yatay bir hareket içine girerler ki bu arada analizci, piyasanın hareketini incelemeye ve piyasanın gelecekteki yönü konusunda ipuçları yakalayabilmeye vakit bulur. Bu süreçte fiyatların bir geçiş aşamasında olduğu söylenir. Tersine-dönüş modellerinin hemen hepsi için var olan durum budur.

Bununla birlikte V modeli, piyasanın aşamalı şekilde yön değiştirme eğiliminden kökten bir farklılığı temsil eder. Bu, küçük bir sinyalle ya da hiçbir sinyal vermeden trendin aniden tersine dönüşüdür. Bunu, aksi yönde ani ve hızlı bir hareket takip eder. V modeli, model olmayan bir modeldir çünkü ortaya çıktıktan sonra model olduğu anlaşılabilen bir model olamaz.

Çoğu zaman bu hareketler, anahtar tersine-dönüş günleri ya da ada tersine-dönüşleri olarak belirlenirler. Bu durumda analizci bu modelleri, modellerin oluşumu sırasında önceden tahmin edebilmek, tanımlayabilmek (ya da en azından kuşkulanmak) ve uygun tutumu alabilmek için ne yapabilir? Bu soruları yanıtlayabilmek için, tepede oluşan bir V modeline daha yakından bakalım (bkz. Şekil 5.9a, b ve c).



Şekil 5.9a Tepedeki bir V ya da çivi örneği görülüyor. Modelin bu biçimi genellikle piyasanın yukarıya doğru aşırı derecede yol almış olduğu hızlı bir boğa trendinden sonra ortaya çıkar. Geriye dönüş çoğunlukla bir anahtar tersine dönüş günü ya da bir ada dönüşüyle gerçekleşir. Piyasa bir boşluğa düşmüşçesine aniden yön değiştirir



Şekil 5.9b Tabandaki bir V ya da çivi formasyonu örneği görülüyor. Aşağı-trend hiçbir geçiş zamanı ve fırsatı tanımadan hızla bir yukarı-trend’e döner. Çivi formasyonu muhtemelen belirlenebilmesi en güç olan fiyat modelidir.

İlk olarak, öncül bir trend vardır. Bu öncül trend çoğu zaman, hareketi boyunca çok az ve genellikle küçük düzeltmeler yapan bir kaçış hareketidir ve genellikle, geride fiyat boşlukları kalır. Bu durum, bir şeylerin kontrol dışına çıktığı ve tüm normal beklentilerin ötesine geçildiği bir durumdur. Hemen tüm profesyonel analizciler, bu durumlarda uyanık olabilme konusunda ders almışlardır.



Şekil 5.9c Petkim’in grafiğinde çivi formasyonu görülüyor. Grafikte yukarı harekette fiyat boşlukları görüldüğüne dikkat edelim.

Sizin de hayal edebileceğiniz gibi doğal olarak bu gibi hızla kaçan piyasa koşullarında trene atlayabilmek bütün analizcilerin rüyasıdır. Fakat bir noktada en deneyimli analizci bile hareket sürerken tedirgin olmaya başlar. Bu, bir kaplan sürmeye benzetilebilir. Kaplanı yakalayıp üzerine binebilmek de bir başka iştir. Burada dikkat gerektiren sorun, hiçbir yara almadan ve saygınlıkla nasıl veya ne zaman piyasadan çıkılacağıdır.

Bunun nedeni, hızla hareket eden piyasaların, bir yönde çok aşırı ilerlemeleri gibi kötü bir yanları vardır ki, böyle piyasalar çoğunlukla aşırı gerilmiş bir lastik gibi aksi yönde ani bir hareket başlatırlar. Bu ani tersine dönüşler genellikle küçük ya da hiçbir uyarı olmadan ortaya çıkarlar.

V Tersine-Dönüş Modelinin Önkoşulları

Bir çivi ya da V modeli için esas önkoşul, çok dik (aşağı ya da yukarı) ya da hızla koşan bir trenddir. Gerçek dönüş, çok yüksek işlem hacminin eşlik ettiği bir anahtar tersine-dönüş günü ya da bir ada tersine-dönüş modeliyle karakterize olur. Bazen böyle bir tersine-dönüşe eşlik eden tek geçerli trend sinyali, oldukça dik bir trend çizgisinin kırılmasıdır. Böyle bir durumda hareketli ortalamalar çok yararlı değildir çünkü hareketli ortalamalar doğaları gereği hızlı fiyat hareketlerini takip edemez ya da bir başka deyişle bu hareketin gerisinde kalır.

Daha sonraki tersine hareket çok kısa bir süre içinde, önceki trendin önemli bir oranını (1/3'den 1/2'ye kadar) geri alır. Aksi yönde ani hareketin bu önemli nedenlerinden biri, önceki trend sırasında destek ve direnç çizgilerinin olmayışı ve geride çok fazla fiyat boşluğu bırakılmış olduğu için geride çok fazla "hava" kalmış olmasıdır.

Analizcinin açmazı, güçlü bir trend ile hareket eden piyasanın içinde ne kadar bekleyeceğidir. Analizci, koruyucu "stop noktaları" koyarak kârının büyümesine izin verebilir. Bu, trendin ani olarak tersine dönüşüne karşı korunurken, kârların birikmesine de izin vermenin genel bir yoludur.

Kaçış hareketleri ve bu tür trendleri durduran ani V tersine-dönüş hareketleriyle ilgili sorun, aksi yöndeki hareketlerin, kitaplarda yazılı olan stop noktaları kullanılarak bile olsa, piyasadan çıkışı olağanüstü güçleştirmesidir. Eğer analizci bu tür tepelerde önce davranıp kârını realize ederse, bunun sonucu genellikle çok daha yüksek kârların kaçırılarak piyasadan çıkılmış olunması olur. Ancak, zengin olmanın kolay olduğunu da kimse söylememiştir. Burada esas olarak, piyasanın tabanlarından çok tepelerinden söz ediyoruz. V modeli, piyasanın hem tepesinde hem de tabanında oluşabilse de, en dramatik örnekler tepelerde yaşanır.

Uzamış V Tersine Dönüş Modelleri

V tersine-dönüş modelinin bir biçimi de uzamış V'dir. Bu model, piyasa döndükten kısa bir süre sonra küçük bir platformun oluşmasının dışında, temel olarak V modeliyle aynıdır. Platform genellikle, Şekil 5.10a'da da görüldüğü gibi, grafiğin sağ tarafında oluşur. Platform, bayrak modeline benzeyen bir biçimde, yeni trendin aksi yönünde hafifçe bir eğim ile hareket eder.

Platform bir tepede yukarı doğru, bir tabanda ise aşağı doğru eğimlidir ve platformun oluşumunda işlem hacmi azalır. Uzamış V tersine-dönüş modeline, asıl V modeline göre daha az rastlanır ancak bu model analizciye, hem var olan pozisyonlarını tasfiye edebilmekte, hem de yeni trend yönünde yeni pozisyon açabilmekte büyük fırsatlar tanır.



Şekil 5.10a Uzamış bir tepe V modeli örneği görülüyor. Piyasanın dönüşünden hemen sonra küçük bir platform oluşur ve bu platform çoğunlukla yeni aşağı-trend’in aksi yönünde bir eğim taşır. Platformdan kopuş trendin tersine-dönüş’ünü tamamlar.



Şekil 5.10b Sol tarafta uzamış bir tepe V formasyonu görülüyor. Modelin oldukça az rastlanan bu biçimi, platformun piyasanın dönüşünden önce oluşmasının dışında normal uzamış V’nin benzeridir.

Sol Tarafta Uzamış V Tersine-Dönüş Modeli

Uzamış V modelinin daha da nadir rastlanan bir biçimi, piyasa dönmeden önce, grafik modelinin sol tarafında düşen bir platform oluşmasıyla (bkz. Şekil 5.10b) ortaya çıkar. Bu model, piyasa döndükten sonra çok yararlı olmasa da, platformun en düşük noktası grafikte bize bir destek noktası verir ki, daha sonra bu destek noktası kırıldığı zaman tersine-dönüş modeli de tamamlanmış olur. Platformun bu en düşük noktası aynı zamanda, piyasanın düşüşünü yavaşlatan geçici bir destek de sağlayabilir ki bu da analizciye hareket edebilme zamanı sağlar.

 

 

BOLİNGER BANDS

 

Bollinger Bands, "Moving Average Envelopes" a benzer. Envelopes, hareketli ortalamanın belli bir yüzde üstüne ve altına çizilir, Bollinger Bands ise hareketli ortalamanın yukarı ve aşağı yönde standart sapma değeri kadar kaydırılması ile elde edilir.

Standart Sapma piyasanın hareketliliğinin göstergesi olduğu için Bollinger Bands hareketliliğe göre kendini ayarlar. Yani, hareketli piyasalarda genişleyip, durgun piyasalarda ise daralırlar. Bollinger Bands'in temel yorumlanışı, piyasanın üst ve alt bantlar içerisinde kalacağı şeklindedir.

—Hareketliliğin azaldığı ve dolayısıyla bandların daraldığı dönemlerin ardından hızlı fiyat değişiklikleri görülebilir.

—Fiyatlar bandların dışına çıktığı zaman, mevcut trendin devam edeceği kabul edilebilir.

—Bandların içinde gerçekleşen dip ve tepe noktalarının ardından bandların dışında oluşacak dip ve tepe noktaları mevcut trendin yön değiştirebileceğinin habercisi olabilir.

-Bir bandtan başlayan hareketlenmenin öbür banda kadar devam etme eğilimi vardır. Bu gözlem fiyat hedefleri belirlemede yardımcı olabilir.

 

 

 

DESTEK VE DİRENÇ

 

Tabanlar ya da bir başka deyişle geriye dönüşlerde oluşan düşük fiyat değerlerine destek denir. Destek terimi, satıcıların baskısına karşı alıcıların daha güçlü çıktığı bir piyasanın grafik üzerindeki seviye veya bölgesini anlatır. Böyle bir durum, bir düşüşün durduğu ve fiyatların yeniden hareketlendiği bir durumdur.

Direnç ise desteğin tersidir ve satış baskısının hâkim olduğu, fiyatın yükselişinin geriye döndüğü, piyasanın üzerindeki bir alanı ya da fiyat seviyesini temsil eder. Bir direnç seviyesi, genellikle bir önceki tepe ile tanımlanır. Şekil 4.3a’da, 1 ve 3 noktaları direnç seviyeleridir. Şekil 4.3a bir yukarı-trend’i gösteriyor. Bir yukarı-trend’de destek ve direnç seviyeleri bir yükselen model ortaya çıkartırlar. Şekil 4.3b’de, alçalan tepe ve tabanlarıyla bir aşağı-trend görülüyor. Bir aşağı-trend’de, 1 ve 3 noktaları piyasanın altındaki destek seviyeleri ve 2 ve 4 noktaları da piyasanın üzerindeki direnç noktalarıdır.

Bir yukarı-trend’de direnç seviyeleri, o yukarı-trend’deki duraklamaları temsil eder ve bu seviyeler genellikle belli bir noktada geçilirler. Destek seviyeleri, bir aşağı-trend’de düşüşü sürekli olarak durdurabilmekte yetersiz kalırlar fakat düşüşü en azından geçici olarak kontrol edebilirler.

Trend kavramının tam olarak anlaşılabilmesi için destek ve direnç kavramlarının tam olarak kavranmaları gerekir. Bir yukarı-trend’in sürebilmesi için, birbirini takip eden her bir düşük seviyenin (destek seviyesinin) kendisinden bir önceki düşük seviyenin üzerinde olması gerekir. Daha yukarıda oluşan her bir yüksek seviye (direnç seviyesi) kendisinden bir önceki yüksek seviyeden daha yukarıda olmalıdır. Bir yukarı-trend’in düzeltmesinin dip noktası bir önceki düşük seviyeye kadar uzanırsa bu durum, yukarı-trend’in sonuna yaklaşıldığının ya da en azından bir yukarı-trend’den bir yatay trende geçildiğinin bir erken uyarısı olabilir. Eğer destek seviyesi kırılırsa, bu durumda trendin yukarıdan aşağıya dönüyor olduğu akla gelir.

 

Bir önceki direnç tepesinin her test edilişinde, yukarı-trend özellikle kritik bir aşamadadır. Bir yukarı-trend’de bir önceki tepenin geçilemeyişi ya da bir aşağı-trend’de bir önceki destek tabanının altına düşülmemesi genellikle, var olan trendin değişiyor olduğunun ilk sinyalidir.

4.4a’dan c’ye kadar olan şekiller klasik tersine-dönüş’lerin örnekleridir. Şekil 4.4a’da, 5 noktasında fiyatların bir önceki tepeyi (3 noktası) geçememiş olduklarına dikkat edelim. Bu tip tersine-dönüş, destek ve direnç seviyelerinin basitçe gözlenmesiyle tanınabilir.

Destek ve Direnç Seviyeleri Rollerini Nasıl Değiştirirler

Şu ana kadar "destek"i, bir önceki düşük seviye ve "direnç"i de bir önceki yüksek seviye olarak tanımladık. Ancak bu her zaman böyle olmaz. Bu durum bizi destek ve direncin az bilinen ve ilginç yönlerinden birine taşır: destek ve direnç, rollerini değiştirirler. Bir destek ya da direnç seviyesi anlamlı bir miktarda geçilirse, destek ve direnç rollerini değiştirir ve tam ters bir şekle dönüşür. Diğer bir deyişle, bir direnç seviyesi destek, bir destek seviyesi de direnç haline gelir. Bunun neden böyle olduğunu anlayabilmek için, destek ve direnç seviyelerinin ortaya çıkmasının arkasındaki psikolojiyi tartışmak yararlı olacaktır.

Destek ve Direncin Psikolojisi

Konuyu daha iyi açıklayabilmek için piyasaya katılanları üç kategoriye ayıralım: Uzun (long) pozisyon alanlar, kısa (short) pozisyon alanlar ve hiçbir pozisyonu olmayanlar. Uzun pozisyon alanlar kontrat satın almış olanlar, kısa pozisyon alanlar kendilerini satış tarafına bağlamış olanlar ve hiçbir pozisyon almamış olanlar da, kendilerini ya piyasanın dışında tutuyor olanlar ya da piyasaya hangi yönden gireceklerine henüz karar vermemiş olanlardır.

Piyasanın, bir süredir dalgalandığı bir destek noktasından yukarıya doğru hareket etmeye başladığını düşünelim. Uzun pozisyon almış olanlar (destek noktası yakınında alım yapmış olanlar) sevinçli fakat daha fazla alım yapamadıkları için de üzüntülüdürler. Uzun pozisyon almış olanlar, eğer piyasa alım yapmış oldukları destek noktasına yeniden gerilerse ancak o zaman uzun pozisyonlarına yenilerini ekleyebilirler.

Kısa pozisyonda olanlar bu anda kendilerinin piyasanın yanlış tarafında olduklarını fark ederler ya da en azından piyasanın doğru tarafında olduklarından şiddetle kuşkulanırlar. (Sözünü ettiğimiz destek alanından piyasanın ne kadar uzaklaşmış olduğu bu düşünceleri büyük şekilde etkiler.) Kısa pozisyonda olanlar, piyasadan çıkabilmek için, piyasaya girdikleri (kısa pozisyon aldıkları) destek alanına yeniden geri dönülmesi umudu içinde olurlar.

Açılmış olan hiçbir pozisyonları olmadan bir kenarda oturanlar iki gruba ayrılabilir. Birinci grup, hiçbir pozisyon açmamış olanlar ve şu ya da bu nedenle uzun pozisyonlarını destek alanında daha önceden tasfiye etmiş olanlardır. İkinci grup ise, destek bölgesinde açmış oldukları uzun pozisyonlarını kısa sürede tasfiye etmiş ve bu nedenle, satış yaptıkları noktadan pozisyonlarını yerine koyabilmek için yeni bir şansı umutla bekleyenlerdir.

Kararsız olan sonuncu grup, fiyatların yükseliyor olduğunun farkına varmıştır ve ilk alım fırsatında piyasaya uzun pozisyon alma yönünde girmeye karar vermiştir. Bu dört grubun tümü "bir sonraki dip noktada alım yapmaya" karar vermişlerdir. Bu dört grubun hepsinin piyasanın bu destek noktasında "kazanılmış hakları" vardır. Eğer fiyatlar bu destek bölgesine gerileyecek olursa, bu dört grubun hepsinin yeni alım yapmaları doğal olarak fiyatların yukarı gitmesinin maddi temeli olacaktır.

Destek bölgesinde ne kadar fazla alım-satım işlemi gerçekleşirse destek o derece fazla önem kazanır çünkü o bölgede daha fazla yatırımcının "kazanılmış hakları" vardır. Verili bir destek ya da direnç bölgesindeki işlem büyüklüğü üç yolla belirlenir: Destek bölgesinde geçirilen zamanın büyüklüğü, işlem hacmi ve işlem yoğunluğunun ne kadar yakın bir zamanda gerçekleşmiş olduğu.

Bir destek ya da direnç alanında fiyatlar ne kadar uzun süre kalırsa, bu alan o derece önem kazanır. Örneğin, fiyatlar yukarıya dönmeden önce eğer bir duraklama bölgesinde üç hafta yatay olarak hareket ederlerse bu destek alanı fiyatların bu bölgede üç gün yatay olarak hareket ettiği bir durumdan daha önemli olacaktır.

Destek ve direncin öneminin ölçümü için diğer bir yol işlem hacmidir. Eğer bir destek seviyesi yüksek işlem hacmiyle oluşursa bu daha çok sayıda sözleşmenin el değiştirdiğine işaret eder ve bu da bu destek seviyesini, çok az işlem gerçekleşmiş olduğu bir durumdan daha önemli bir şekle sokar.

Bir destek ya da direnç alanının önemini belirleyebilmenin üçüncü bir yolu, işlemlerin ne kadar yakın bir zamanda yoğunlaşmış olduğudur. Piyasanın hareketlerine yatırımcıların tepkileri ve yatırımcıların piyasada açtıkları ya da açamadıkları pozisyonlar konusuyla ilgilendiğimiz için, işlem yoğunluğunun zamanı önemlidir. İşlem yoğunluğu ne kadar yakın tarihlerde gerçekleşmiş ise, o destek ya da direnç seviyesi de o kadar güçlü olur.

Şimdi bu tabloyu tersine çevirelim ve fiyatların yukarıya doğru değil aşağıya doğru hareket ediyor olduklarını düşünelim. Bir önceki örnekte, fiyatlar yukarıya doğru hareket ettikleri için piyasaya katılanların birleşik tepkisi, her aşağıya doğru fiyat hareketinin yeni alımlarla karşılaşmasına (böylece yeni destek oluşmasına) neden olur. Ancak, eğer fiyatlar düşmeye başlar ve önceki destek alanının altına inerlerse yatırımcıların tepkisi tersine döner. Destek bölgesinde alım yapmış olanlar şimdi yanlışlık yapmış olduklarını fark etmişlerdir. Bu durumda yatırımcılar ya ek olarak yeni marjin parası ödeyecekler ya da pozisyonlarını kapatacaklardır.

Başlangıçta önceki desteği ortaya çıkaran şey, piyasadaki alım emirlerinin baskınlığıydı. Ancak şimdi, önceki alım emirlerinin tümü satım emirlerine dönüşmüştür. Destek, direnç haline dönüşmüştür. Daha da önemli olan, en yeni olan ve daha fazla işlem hacminin gerçekleşmiş olduğu daha güçlü önceki destek seviyesi şimdi direnç bölgesine dönüşmüştür.

Piyasaya katılmış olan üç kategorideki yatırımcılarca ortaya çıkarılmış olan desteğin bütün etkenleri (uzun pozisyon almış olanlar, kısa pozisyon almış olanlar ve hiçbir pozisyon almamış olanlar), şimdi fiyatların üzerinde, gelecekteki yukarıya doğru fiyat çıkışlarında bir çatı olarak işlev görecek hale dönüşmüşlerdir.

Burada biraz durmak ve teknik analizcilerce kullanılan fiyat modellerinin ve destek ve direnç gibi kavramların neden yararlı oldukları üzerinde düşünmek yararlı olacaktır. Bu araçların işe yaramaları, grafiklerin ürettiği ya da grafikler üzerine çizilmiş bazı çizgilerin bir takım sihirleri değildir. Bu araçların işe yaramaları, piyasaya katılanların gerçekte ne yapıyor olduklarını ve onların piyasadaki olaylara olan tepkilerini belirleyebilmemizi sağlamalarındandır.

Grafik analizleri, gerçekte insan psikolojisinin ve değişen piyasa koşullarına yatırımcıların tepkisinin (reaksiyonunun) incelenmesidir. Piyasaların çok hızlı geliştiği bir dünyada yaşadığımız için ne yazık ki biz grafik terminolojisine çok fazla dayanma eğilimi içinde oluyoruz ve grafikteki resimleri başlangıçta ortaya çıkartan temel güçleri kestirme ifadelerle atlıyoruz. Destek ve direnç seviyelerinin fiyat grafikleri üzerinde niçin belirlenebildiği ve piyasa hareketlerinin tahmininde kullanılmalarının niçin yardımcı olduklarının güçlü psikolojik nedenleri vardır.

Desteğin Dirence, Direncin Desteğe Dönüşmesi: Geçilme Derecesi

Bir destek seviyesi, anlamlı bir miktarda geçilirse direnç seviyesine, bir direnç seviyesi de anlamlı bir miktarda geçilirse destek seviyesine dönüşür. Şekil 4.5a ve c, sadeleştirilmelerinin dışında 4.3a ve b şekillerinin benzeridir. Şekil 4.5a’da, fiyatlar yükseliyorken, gerileme hareketinin 1 noktasındaki tepe seviyesindeki 4 noktasında durmuş olduğuna dikkat edelim. 1 noktasındaki önceki tepe, bir direnç seviyesiydi fakat 3 dalgasıyla kesin şekilde kırıldıktan sonra, önceki direnç tepesi bir destek seviyesi haline dönüşmüştür.

1 dalgasının tepesi yakınlarındaki önceki "satışların" tümü (direnç seviyesini oluşturan) şimdi "alışa" dönüşmüştür. Düşen fiyatları gösteren 4.5b’deki şekilde, 1 noktası (önceki destek seviyesi) 4 noktasında artık bir direnç seviyesine dönüşmüştür.

 

Daha önce değindiğimiz gibi fiyatların, destek ya da dirençten ayrıldığı uzaklığın büyüklüğüyle orantılı olarak o destek ya da direncin önemi artar. Bu durum, destek ya da direnç seviyesi geçilip de rolleri tersine döndüğü zaman daha da geçerlidir. Örneğin, destek ve direnç seviyelerinin ancak anlamlı uzaklıkta geçildikleri zaman rollerinin tersine döndüğünü söylemiştik. Pekiyi, "anlamlı uzaklığı" ortaya çıkartan şey nedir?

Burada, geçilmenin anlamlı uzaklıkta olup olmadığını belirlemede bir miktar öznellik vardır. Bazı grafikçiler, özellikle ana destek ve direnç seviyeleri için %10’luk bir geçilme ölçütü kullanırlar. Kısa dönemli destek ve direnç alanları muhtemelen %3 ya da 5 gibi daha küçük sayılar gerektirirler.

Gerçekte her analizci, anlamlı miktarda geçilmeyi neyin oluşturduğuna kendisi karar vermelidir. Ancak, destek ya da direnç alanları yalnızca, piyasaya katılanların yanlışlık yaptıklarına ikna olacakları kadar piyasanın yeterince yol alması durumunda rollerini tersine çevirirler.

Destek ve Direnç Alanları Olarak Yuvarlak Sayıların Önemi

Yuvarlak sayıların, fiyatın yukarı çıkışını ya da aşağı düşüşünü durdurma eğilimleri vardır. İşlem yapanların, fiyat hedefleri ve bu fiyat hedeflerine göre davranma şeklinde, 10, 20, 25, 50, 75, 100 (ve 100’ün katları) gibi önemli yuvarlak sayılarla düşünme eğilimleri vardır. Dolayısıyla bu yuvarlak sayılar, "psikolojik" destek ya da direnç seviyesi olarak rol oynarlar. İşlem yapan bir kişi bu bilgiyi, önemli bir yuvarlak sayıya yaklaşıldığı sırada pozisyonunu kapatarak karlarını realize etme yönünde kullanabilir.

 

 

 

DİKDÖRTGEN FORMASYONU

 

Dikdörtgen formasyonu, fiyatların iki yatay paralel çizgi arasında yana doğru hareket ettiği, trendin bir duraklamasını ifade eder. Dikdörtgen formasyonuna bazen işlem aralığı da denir. Dow Kuramı'nın sözlüğünde ise dikdörtgen formasyonuna çizgi denir. Her ne denirse densin, bu formasyon var olan trendin bir erteleme dönemini temsil eder ve çoğunlukla formasyon ortaya çıkmadan önceki trend yönünde çözülür. Tahmin değeri anlamında dikdörtgen formasyonunu, birleşen trend çizgileri yerine yatay trend çizgilerinin olduğu bir simetrik üçgene benzetebiliriz.



Şekil 6.9a Bir yukarı-trend’de bir boğa piyasası dörtgeni örneği görülüyor. Bu model "işlem aralığı" olarak da adlandırılır ve fiyatların iki yatay trend çizgisi arasında hareket ettiği bir durumu gösterir.

Yukarı ya da aşağı çizginin dışında gerçekleşen bir kapanış, dikdörtgenin tamamlanmış olduğuna işaret eder ve trendin yönünü gösterir. Ancak, dikdörtgen formasyonunun bir erteleme formasyonundan bir tersine-dönüş modeline dönüşüp dönüşmediği konusunda analizci her zaman uyanık olmalıdır. Örneğin, bir yukarı-trend’in görüldüğü Şekil 6,9.a'daki üçlü tepe muhtemelen tepede oluşan bir üçlü dönüş modeline benzetilebilir.



Şekil 6.9b Bir ayı piyasası dörtgeni örneği görülüyor. Dörtgenler çoğunlukla süreklilik modelleri olarak düşünülse de bir üçlü taban gibi tersine-dönüş modeli haline dönüşebilecekleri de unutulmamalıdır.

İşlem Hacmi Modelinin Önemi

Önemli bir ipucu, işlem hacmi modelinin incelenmesidir. Her iki yöne doğru olan fiyat dalgalanmaları oldukça geniş olduğu için analizci hangi hareketlerin yüksek işlem hacmiyle gerçekleştiğine dikkat etmelidir. Eğer yukarı hareketler daha yüksek işlem hacmiyle ve geriye dönüşler düşük işlem hacmiyle oluyorsa o zaman formasyon muhtemelen yukarı-trend yönünde süreklilik ifade eder. Yüksek işlem hacmi eğer aşağı doğru olan hareketlerde ortaya çıkıyorsa, o zaman bu durum muhtemel bir trend dönüşümünün uyarısı olarak değerlendirilebilir.



Şekil 6.9c Sabah Yayıncılık’ın grafiğinde bir boğa piyasası dörtgeni görülüyor

Diğer Benzerlikler ve Farklılıklar

Dikdörtgen formasyonu, oluşma süresi olarak üçgenlere ve takoz formasyonuna benzer biçimde, çoğunlukla bir aydan üç aya uzanan bir süre içinde oluşur. İşlem hacmi modeli diğer süreklilik modellerinden, büyük fiyat dalgalanmalarının diğer modellerde görülen olağan işlem hacmi düşüşünü engellemesi anlamında farklılaşır.

Dikdörtgen formasyonuna uygulanan en genel ölçme tekniği fiyat aralığının yüksekliğinin ölçümüne dayanır. Fiyat aralığının yüksekliği tepeden tabana ölçülür ve daha sonra bu uzunluğun kopuş noktasından izdüşümü alınır. Bu yöntem önceki bölümlerde değinilmiş olan düşey ölçüm tekniklerinin benzeridir ve piyasanın hareketliliğine dayanır.

Kopuşlar sırasındaki işlem hacmi ve geri dönüş hareketleri konusunda şu ana kadar söylenen her şey dikdörtgen formasyonu için de geçerlidir. Üst ve alt sınırlar yatay oldukları için ve bu şekilde daha iyi tanımlanabildikleri için dikdörtgen formasyonunda destek ve direnç seviyeleri daha iyi görülür. Bu, yukarı kopuşlarda, kopuşun olduğu fiyat seviyesinin daha ilerideki bir zamanda olabilecek bir geri-dönüş hareketinde bu seviyenin bir destek seviyesi olacağı anlamına gelir. Aşağı-trend’lerdeki bir aşağı doğru kopuştan sonra, bir önceki destek alanı bölgesi şimdi piyasanın herhangi bir yukarıya doğru tepki hareketinde bir direnç bölgesi haline gelmiştir.

 

 

 

DİRECTİONAL MOVEMENT

 

Directional Movement piyasanın trend durumunda olup olmadığını belirtir. Directional Movement, 14 günlük +DI ve -DI'yı karşılaştıran bir sistemdir. Bu karşılaştırma iki göstergeyi aynı anda çizilmesi veya ikisinin farkının çizilmesi ile sağlanabilir. +DI, -DI'nın üstüne çıktığı noktada alım, altına indiği noktada satım yapılması tavsiye edilir.

"Extreme Point Kuralı", bu basit sistemin kalitesinin artmasına yardımcı olur. Bu kural, piyasanın çalkantılı dönemlerinden korunmaya ve gereksiz işlemeler yapılmamasına yardımcı olur. "Extreme Point", +DI ve -DI'nın kesiştiği dönemlerde saptanır. +DI'nın -DI'yı yukarı yönde kestiği an, "Extreme Point" günün en yüksek fiyat seviyesi olarak kabul edilir. +DI'nın -DI'yı aşağı yönde kestiği an ise, "Extreme Point" günün en düşük fiyat seviyesi olarak kabul edilir.

"Extreme Point", göstergenin verdiği sinyali teyit etmek amacıyla kullanılır. Örneğin, alım sinyali gelse dahi (+DI, -DI'nın üzerine çıkınca), hisse senedi fiyatının "extreme point" (+DI ve -DI'nın kesiştiği anda hisse senedinin en yüksek değeri) seviyesinin üstüne çıkmadan işlem yapmayınız. Eğer fiyatlar "extreme point" seviyesinin üstüne çıkmayı başaramaz ise satım durumunda kalmaya devam ediniz.

 

 

 

DOW KURAMI

 

Charles Dow, kuramı üzerine hiçbir zaman bir kitap yazmamıştı. Dow, bu yüzyıla girerken, hisse senedi piyasasının davranışı ile ilgili düşüncelerini Wall Street Journal’ın bir dizi sayısında oluşturmuştu. Bu yazılar 1903 yılında "The ABC of Stock Speculation" adlı bir kitapta toplandı. "Dow Kuramı" terimi ilk defa bu çalışmada kullanıldı. Bu çalışmanın giriş bölümünde Richard Russel, Dow‘un hisse senedi piyasası kuramına katkısını, Freud’un psikiyatriye olan katkısıyla karşılaştırır.

Dow‘un çalışması, neden önemli olarak kabul edilir? Bunun nedeni, genel olarak herkesçe kabul edilen, teknik analizin en önemli başlıklarının şu veya bu biçimde Dow Kuramı’ndan türemiş olmasıdır. Dow, teknik analizin büyükbabası olarak kabul edilir. Bugünün bilgisayar teknolojisi dünyası içinde bile, Dow’un düşüncelerinin hala uygulama alanı vardır.

Teknik analizcilerin büyük çoğunluğu, kullandıkları modern araçların ne ölçüde Dow’un ilkelerine yaslandığının muhtemelen farkında değillerdir. Bu nedenlerle, teknik analizin incelenmesine başlamadan önce, Dow Kuramı’nı hiç olmazsa genel hatlarıyla incelemenin önemli bir yararı olacaktır.

TEMEL İLKELER

Piyasaların ortalaması her şeyi hesaba katar.

Bu ifade, teknik kuramın temel varsayımlarından bir tanesidir. Burada, yalnızca tek bir piyasa yerine, piyasaların ortalaması referans alınıyor. Bu ilke, arz ve talebi etkileyen her türlü etkenin piyasaların ortalamasına yansıyacağını ifade ediyor. Deprem gibi doğal afetler, sözü edilen etkenlere dâhil olmayan istisnalardır. Piyasa, doğal afetler gibi etkenleri daha önceden tahmin edemese de, bu tür etkenler hızlı bir biçimde piyasa tarafından değerlendirilir ve fiyat hareketine dâhil olurlar.

Piyasanın Üç Trendi Vardır.

Dow’un trend tanımı şöyledir: Her bir yüksek değer ve düşük değer, bir önceki yüksek değer ve düşük değerden daha yukarıda oluşuyor ise, bir yukarı trend varlığını sürdürüyor demektir. Diğer bir deyişle bir yukarı trend, yükselen tepeler ve tabanlara sahip olan bir görünümde olmalıdır. Bir aşağı trendde ise bunun tersi olarak, düşen tepe ve tabanlar görülür. Bu tanım, trendin temel tanımı ve bütün trend analizlerinin başlangıç noktasıdır. Dow, trendi üç bölüme ayırır:

Birincil trend (primary trend)
İkincil trend (secondary trend)
Küçük trend (minör trend)

Dow’un asıl ilgi alanı, genellikle bir yıldan daha uzun süren, çoğunlukla birkaç yıla uzanan birincil trend olmuştur. Dow, hisse senedi piyasası yatırımcısının büyük çoğunluğunun, piyasanın ana yönüyle ilgilendiğine inanırdı.

Dow, trendin üç bölümünü sırasıyla; akıntı, dalga ve çırpıntıya benzetirdi. Birincil trend akıntıya benziyordu. İkincil trend ya da ara trend, akıntıyı oluşturan dalgalara benziyordu. Küçük trendler de, dalgaların üzerindeki çırpıntılara benziyordu. Deniz kıyısında, birbiri arkasına gelen her bir dalganın en yüksek noktalarının bir sopayla ölçümüyle, ana akıntının yönü ölçülebilirdi. Eğer, en son gelen dalga, bir önceki dalgaya göre karanın daha içlerine gidiyor idiyse, akıntı yönünü sürdürüyor demekti. Gözlemci, ancak dalgalar geri çekilmeye başladığı zaman okyanusun akıntısının geriye döndüğünü bilebilirdi.

İkincil (ya da ara) trend, birincil trendin düzeltmelerini temsil ediyordu ve genellikle üç hafta ile üç ay arasında sona eriyordu. Bu orta vadeli düzeltmeler bir önceki trendin genellikle 1/3’ü ile 2/3’ünü geri alıyordu.

Küçük trend (ya da kısa dönemli trend), çoğunlukla 3 haftadan daha kısa süreliydi ve orta vadeli trendin kısa dönemdeki salınımlarını temsil ediyordu.

Ana trendlerin 3 aşaması vardır.

Ana trend, genellikle 3 farklı aşamadan geçer. Birikim aşaması da denilen ilk aşama, kötü ekonomik koşulların piyasada çok önceden satıldığı bir dönemde, piyasa hakkında geniş bilgiye sahip en akıllı yatırımcıların alıma geçtiği aşamadır. İkinci aşama, fiyatlar hızla değişirken ve ekonomik haberler gelişirken, trendi takip edenlerin piyasadaki yerlerini almaya başladığı bir dönemdir. Üçüncü ve sonuncu aşama, ekonomik haberlerin her zaman olduğundan çok daha iyi olduğu, "boğa" hikâyelerinin anlatıldığı, yayın organları piyasa hakkındaki yayınlarını giderek artırırken, halkın büyük yığınlarla piyasaya koştuğu ve spekülatif işlem hacminin arttığı bir aşamadır.

Hiç kimse alım yapmak istemezken, ayı piyasasının tabanında "toplanmaya" başlayan bilgili yatırımcılar, hiç kimsenin satmak istemediği işte bu son aşamada "dağıtıma" başlamışlardır.

Elliott Dalga Kuramı’nı bilenler, ana boğa piyasasının üç farklı aşamaya bölündüğünü hatırlayacaklardır. R. N. Elliott, kuramını oluştururken, Rhea’nın 1930’lardaki Dow Kuramı çalışmasının temelleri üzerinde yükseldi. Elliott aynı zamanda, bir boğa piyasasında üç ana yukarı hareketin varlığını da kabul ediyordu.

Piyasaların ortalamaları birbirini onaylamalıdır.

Dow’a göre, farklı piyasalar aynı sinyali vermediği sürece, önemli bir boğa ya da ayı piyasası ortaya çıkamazdı.

İşlem hacmi trendi onaylamalıdır.

Dow, işlem hacmine, fiyat grafiklerinde ortaya çıkan sinyalleri onaylamakta ikincil fakat önemli bir değer yüklüyordu. Bir yukarı trendde, fiyatlar yükseldikçe işlem hacmi de artmalı, düzeltme hareketleri sırasında ise azalmalıydı. Bir aşağı trendde ise bunun tersi olmalı, fiyatlar düştükçe işlem hacmi artmalı, düzeltme hareketleri sırasında ise azalmalıydı.

Tersine dönüşün kesin sinyalleri alınıncaya kadar, bir trendin yürürlükte olduğu kabul edilir.

Bu düşünce, bugün de kullanılmakta olduğu üzere, trend takipçisi yaklaşımın temellerinin büyük bir bölümünü oluşturur. Bir başka söyleyişle, hareket halindeki bir trend hareketini sürdürme eğilimindedir. Tersine dönüş sinyallerini belirleyebilmek hiç de görüldüğü kadar kolay bir iş değildir.

Destek ve direnç noktalarının incelenmesi, fiyat grafikleri, trend çizgileri ve hareketli ortalamalar, var olan trendin değişebileceğine işaret eden pek çok teknik analiz aracından bazılarıdır. Momentum kaybının erken uyarı sinyallerini elde etmede osilatörlerin kullanımı yarar sağlar.

Bir Dow kuramcısı için ve bir trend takipçisi için en güç olan şey, aksi yönde yeni bir trendin ilk ayağı ile yürürlükteki bir trendin normal ikinci düzeltmesi arasındaki ayrımı yapabilmektir. Dow Kuramı'nın kullanıcıları arasında, tersine dönüş sinyallerinin alınması konusunda bazı anlaşmazlıklar vardır.

Şekil 2.3a ve 2.3b iki farklı piyasa senaryosunu gösterir. Şekil 2.3a’da, C tepesinin B noktasının altına düşmeden önce, önceki A tepesini geçemediği görülüyor. Bu durumda, iki düşük tepe ve iki düşük tabanla, B tabanının kırıldığı noktada (S noktası), açık bir "sat" sinyali verilmiş oluyor. Bu trend dönüşümü örneği bazen "eksik salınım" diye de anılır.



Şekil 2.3a Bir eksik salınım örneği. C tepesinin A tepesini geçemeyişi ve bunun arkasından B noktasındaki düşük seviyenin kırılışı S noktasında bir "sat" sinyali oluşturur.



Şekil 2.3b Bir tam salınım örneği. C tepesinin B’nin altına düşmeden önce, A tepesini geçmiş olduğuna dikkat edelim. Bazı Dow kuramcıları, S1 noktasında "sat" sinyali görürken diğer bazıları, S2 noktasının altına düşülmeden önce E noktasında daha düşük bir tepe görmeye de ihtiyaç duyarlar.

Bu tür Dow kuramcıları, C tepesini geçemeyen bir E tepesi ve D noktasının altında yeni bir düşük değer görmek isterler. Onlara göre "sat" sinyali, iki düşük tepe ve iki düşük tabanın ortaya çıktığı S noktasında verilmiş olacaktır. Şekil 2.3b’deki örneğe "tam salınım" adı verilir. Bir eksik salınım (Şekil 2.3a), bir tam salınımdan (Şekil 2.3b) daha zayıf bir modeldir. Şekil 2.4a ve 2.4b, bir piyasa tabanında aynı senaryoyu gösteriyor.



Şekil 2.4a Tabandaki bir eksik-salınım örneği. "Al" sinyali B noktasının B1 noktasında geçilmesiyle ortaya çıkar.



Şekil 2.4b Tabandaki bir tam salınım örneği. "Al" sinyali B1 ya da B2 noktalarında ortaya çıkar.

DOW KURAMINA YÖNELTİLEN BAZI ELEŞTİRİLER

Dow Kuramı, uzun yıllardan bu yana, büyük "ayı" ve "boğa" piyasalarını tanımlamada oldukça başarılı olmasına karşın yine de bazı eleştirilerden kaçamamıştır. Sanırız, bu eleştirilerden en sık duyulanı, sinyallerin çok geç alındığıdır.

Genellikle, bir Dow Kuramı alım sinyali, bir önceki tepenin geçilmiş olduğu bir yukarı trendin ikinci aşamasında ortaya çıkar. Sinyal alınmadan önce, trendin ortalama olarak %20 ve %25 kadarı kaçırılmış olur. Bu aynı zamanda, hemen hemen tüm trend takipçisi teknik sistemlerin, ortaya çıkmış olan trendleri tanımladıkları ve trende katıldıkları yerdir.

Bu eleştiri, trend-takipçisi teknikleri kullananlara yabancı değildir. Şu hatırlanmalıdır ki Dow Kuramı hiçbir zaman trendleri başlatma niyetinde olmamıştır. Onun amacı, büyük "ayı" ve "boğa" piyasalarının ortaya çıkışının sinyalini vermektir. Dow Kuramı'nın başarılarının verileri, onun üstlendiği işlevi oldukça iyi bir şekilde yerine getirdiğinin göstergeleridir.

Hemen hemen tüm trend-takipçisi sistemlerde olduğu gibi amaç, önemli piyasa hareketlerinin büyük orta aşamalarını yakalayabilmektir. Bu nedenle eleştiriler, aynı zamanda trend-takipçisi felsefenin anlaşılamamış olduğunu da gösteriyor. Gerçekte, en tepe ve en dip noktaları yakalamaya çalışan trend-takipçisi sistem yoktur. Bu tür çabalar nadiren başarılı olurlar.

Dow Kuramı, elbette ki yanılmaz değildir. Kuram, yıllar boyunca yanlış sinyallerden nasibini almıştır. Fakat bu durum, genel olarak herhangi iyi bir sistem için de doğrudur.

Dow, kuramını belirgin olarak hiçbir zaman hisse senedi piyasasının yönünü tahmin edebilmekte kullanma düşüncesinde olmamıştır. O, kuramının gerçek değerinin, hisse senedi piyasasının yönünün, iş dünyasının genel koşullarının bir barometresi olarak kullanılmasında olduğunu düşünüyordu. Dow’un fiyatları tahmin edebilmekte bugün de kullanılan birçok formülasyonuna ek olarak, onun hisse senedi piyasalarının ortalamasının bir öncü ekonomik gösterge olarak kullanabilmekteki yararını çok önceden görebilmiş olmasına ancak şaşırarak bakabiliriz.

 

 

 

 

 

 

 

ELLIOT DALGA KURAMI

Tarihçe

1938 yılında, "The Wave Principle" başlıklı bir inceleme yayınlandı. Bu yazı daha sonra Elliott Dalga Kuramı diye bilinen ilkenin ilk başvuru yayını oldu. Bu inceleme yazısı Charles J. Collins tarafından yayınlanmıştı ve Dalga İlkesi'ni bulan Ralph Nelson Elliott’un kendisine verdiği orijinal çalışmaya dayanıyordu.

Elliott (1871-1948) restoranların ve demiryollarının muhasebelerini tutan bir muhasebeciydi. Meksika ve Orta Amerika'daki çeşitli demiryolu kumpanyalarında muhasebeci olarak çalıştı. Guatemala'da yakalandığı ciddi bir hastalık sonucu 1927 yılında emekliye ayrıldı ve bundan sonraki yıllarını sağlığını yeniden kazanabilmek için Kaliforniya'daki evinde hastalığıyla mücadele ederek geçirdi.

Hisse senedi piyasasının davranışlarıyla ilgili olan kuramını, uzun nekahet dönemi içerisinde geliştirdi. Elliott, görünür şekilde, her ikisinin de Dalga İlkesi'yle pek çok ortak noktaları olan Dow Kuramı'ndan fazlaca etkilenmiştir. 1934'de Collins'e yazdığı bir mektupta, Robert Rhea'nın Stock Market Service'ına abone olduğunu ve Rhea'nın Dow Kuramı üzerine olan kitabını yakından tanıdığını anlatıyor. Elliott, Dalga İlkesi’nin Dow Kuramı için "fazlasıyla tamamlayıcı bir gereklilik" olduğunu da eklemişti.

Elliott, Collins'in şirketine katılabilmek umuduyla ona yeni buluşları hakkında bilgi verdi. Aralarındaki birçok yazışmadan sonra Collins, Elliott'a yardım etmesi gerektiği düşüncesine vardı ve Dalga İlkesi’ni 1938 yılında yayınlamayı kabul etti. Collins, Elliott'u Financial World Dergisi'nin editörleriyle de tanıştırdı. Bunların sonucu olarak Elliott, 1939 yılında yayınlanan 12 makaleden oluşan bir dizi yazıda kendi kuramını açıkladı. 1946 yılında, ölümünden yalnızca iki yıl önce Elliott, Dalga Kuramı üzerine olan en son çalışmasını (Nature's Law, The Secret of the Universe) yazdı.

Bu başlığın bir parça gösterişli olması, Elliott'un kendi hisse senedi piyasası kuramının, bütün insanların faaliyetlerini yönlendiren genel doğa kanunlarının bir parçası olduğuna inanmasıydı.

Eğer A. Hamilton Bolton 1953 yılında ilk Elliott Wave Suplement to the Bank Credit Analyst'i yayınlamamış olsaydı ve bunu 1967 yılındaki ölümüne kadar 14 yıl olarak sürdürmeseydi, belki de Elliott'un düşünceleri hafızalardan silinecekti. Bolton'un 1967 yılındaki çalışması Elliott Wave Principle, Elliott'un ölümünden sonraki ilk önemli eserdi. 1967 yılında A. J. Frost, Elliott'un eklemelerini yeniden derledi ve 1970 yılında Bank Credit Analyst'i yazdı.

Frost, bugün bu konu üzerine esas çalışma olarak kabul edilen Elliott Wave Principle'i (Gainesville, GA: New Classics Library) Robert Prechter ile birlikte 1978 yılında yayınladı. Prechter bir adım daha ileri giderek 1980 yılında The Majör Works of R.N. Elliott'u yayınladı.

Dalga Kuramı

Teknik analizcilerin çoğunluğu Elliott Dalga Kuramı’nı anlaşılması güç ve bir parça korkutucu bulurlar. Kuramın arkasındaki ilkeler aslında oldukça basittir. Okuyucu çok geçmeden değinilecek olan pek çok noktanın yabancısı olmadığını fark edecektir. Bunun nedeni, Elliott'un kullandığı malzemelerin çoğunun Dow Kuramı'nın ilkeleriyle ve geleneksel grafik teknikleriyle oldukça iyi uyum sağlamasıdır. Ancak, Elliott Dalga Kuramı, belli grafik modellerinin neden ortaya çıktıkları, ne anlama geldikleri ve ne yaptıklarını açıklamada yardımcı olan bütünsel bir piyasa bakış açısı olduğu için, geleneksel grafik tekniğinin ötesine gider. Elliott Dalga Kuramı aynı zamanda, bütünsel çevrim içinde piyasanın nerede olduğunu belirlemekte piyasa analizlerinde yardımcı olur.

Teknik analizlerin çoğu trend-takipçisi bir yapıdadır. Bütün üstünlüklerine rağmen Dow Kuramı, sinyallerini trend ortaya çıktıktan sonra verme eğilimindedir. Elliott Dalga Kuramı, daha sonra geleneksel yaklaşımlarla da onaylanabilecek şekilde analizciye, tepe ve tabanlar hakkında daha gelişmiş uyarılar verir.



Şekil 1,1 Ana model.

Dalga Kuramı'nın İlkeleri

Kurama göre önemli olan model, oran ve zamandır. "Model" sözcüğü ile kuramın en önemli unsurunu kapsayan formasyonlar ya da dalga modelleri ifade edilir. Geri-çekilme noktalarını belirlemede ve değişik dalgalar arasındaki ilişkiyi ölçerek fiyat hedeflerini bulmada oran analizleri yararlıdır. Son olarak, zaman ile olan ilişki de kullanılabilir ve bundan dalga modellerini ve oranlarını onaylamada yararlanılabilir. Fakat zaman analizlerinin piyasanın geleceğinin tahmininde kullanımı bazı Elliottçular tarafından fazla güvenli bulunmaz.

Elliott Dalga Kuramı, hisse senedi piyasasının beş dalgadan ve bunu takip eden üç geri-çekilmeden oluşan sürekli bir ritmi takip ettiğini söyler. Şekil 1,1’de bir tam çevrim görülüyor. Dalgaları sayarsanız tamamlanmış bir çevrimin sekiz dalgaya sahip olduğunu bulacaksınız (beş yukarı ve üç aşağı dalga).

Çevrimin yukarı doğru olan bölümünde beş dalganın her biri numaralandırılmıştır 1, 3 ve 5 dalgaları yükselen dalgalardır ve "itici dalgalar" olarak adlandırılırlar. 2 ve 4 dalgaları yukarı-trende karşı hareket ederler ve 1 ve 3 dalgalarını düzelttikleri için "düzeltme dalgaları" olarak adlandırılırlar. Beş-dalga hareketi tamamlandıktan sonra üç-dalga düzeltmesi başlar. Üç düzeltme dalgası a, b, c harfleriyle gösterilir.

Elliott, trendi, iki yüzyıla uzanan "büyük süper çevrim"den, yalnızca birkaç saatlik dakikalardan oluşan dereceye kadar dokuz değişik derece içinde kategorize eder. Hatırda tutulması gereken nokta, temel sekiz-dalga çevriminin, incelenen trendin derecesine bakılmaksızın sabit kalmasıdır.

Her bir dalga, kendileri de daha küçük derecelerdeki dalgalara bölünebilen, kendilerinden bir derece daha küçük dalgalara bölünür. Bu aynı zamanda her bir dalganın, kendisinden bir üst derecedeki dalganın bir parçası olması demektir. Şekil 1,2’de bu ilişkiler görülüyor. En büyük iki dalga -[1] ve [2]-, sekiz alt dalgaya bölünebilir ve bu alt dalgalar da daha küçük 34 dalgaya bölünebilir. İki en büyük dalga -[1] ve [2]-, daha büyük beş-dalgalık bir hareketin yalnızca ilk iki dalgalarıdırlar. Şekil 1,2’deki 34 dalga daha küçük derecedeki 144 dalgaya (Şekil 1,3) bölünebilir.

Şu ana kadar kullandığımız sayılar (1, 2, 3, 5, 8, 13, 21, 34, 55, 89, 144) yalnızca rastlantısal sayılar değildir. Bu sayılar Elliott Dalga Kuramı’nın matematiksel temellerini biçimleyen Fibonacci sayı dizisinin bir parçasıdırlar.

Bir dalga ister beş dalgaya ister üç dalgaya bölünmüş olsun, her dalga bir sonraki büyük dalganın yönü ile belirlenmiştir. Örneğin Şekil 1,2’de (1), (3), ve (5) dalgaları, bir derece daha büyük olan [1] dalgası yükselen dalga olduğu için, beş dalgaya bölünürler. (2) ve (4) dalgaları trendin aksi yönünde hareket ettikleri için yalnızca üç dalgaya bölünürler.

Daha büyük olan [2] dalgasının kapsadığı (a), (b) ve (c) düzeltme dalgalarına daha yakından bakalım. İki alçalan dalganın -(a) ve (c)- her birinin beş dalgaya bölünmüş olduğuna dikkat edelim. (a) ve (c)'nin beş dalgaya bölünmüş olmaları, kendilerinden daha büyük olan [2] dalgasıyla aynı yönde hareket ediyor olmalarından ileri gelmektedir. Kendisinden daha büyük olan [2] dalgasının aksi yönünde hareket ettiği için (b) dalgası yalnızca üç dalgaya sahiptir.

Üçlü dalgalarla beşli dalgaları belirleyebilmek, bu yaklaşımın uygulanmasında büyük öneme sahiptir. Bu bilgi, analizciye, bir sonraki hareketin ne olması gerektiğini söyler. Örneğin tamamlanmış bir beş-dalga hareketi, genellikle, daha büyük bir dalganın yalnızca bir bölümünün tamamlanmış olduğu, daha gelecek olan pek çok dalganın bulunduğu (bu dalga beş-dalganın beşincisi oluncaya kadar) anlamına gelir.

Akıldan çıkarılmaması gereken en önemli kurallardan biri, beş-dalga hareketi içinde hiçbir zaman bir düzeltmenin yer alamayacağıdır. Örneğin bir boğa piyasasında, eğer bir beş-dalga düşüşü görülüyorsa bu, üç-dalga (a-b-c) düşüşünün muhtemelen tek dalgası olduğu ve aşağı doğru dalgaların daha gelecek olduğu anlamına gelir.



Şekil 1,2 Bir ayı piyasasında, üç dalgalık bir yukarı hareket, aşağı-trend’in süreceği anlamına gelir. Beş-dalgalık bir yukarı hareket ise yukarı doğru daha temel bir hareketin uyarısıdır ve bu yeni bir boğa piyasasının ilk dalgası olur.



Şekil 1,3 144 dalgalı hareket görülüyor.

Dow Kuramı ve Elliott Dalgası Arasındaki İlişki

Elliott'un, aradaki üç düzeltme ile birlikte üç yukarı dalga hareketinin Dow'un kuramıyla çok iyi uyum sağladığı açıkça görülüyor. Elliott'un, Dow'un analizlerinden etkilenmiş olduğundan kuşku olmasa da, Elliott, Dow'un kuramının ilerisine gitmiş olduğuna inanır ve gerçekte de bunu kanıtlamıştır.

Kuramlarını formülleştirmede her ikisinin de "deniz"den etkilenmiş olmalarının ilginç oluşunu da burada not edelim. Dow, piyasanın ana, orta ve küçük trendlerini, okyanusun akıntı, dalga ve çırpıntısına benzetmiştir. Elliott yazılarında "med ve cezir"den söz eder ve kuramını "dalga" ilkesi olarak adlandırır.

Dalgaların Kişilikleri

İki kuramın bir ölçüde çeliştiği bir alan, bir boğa piyasasının üç aşamasının tanımında ortaya çıkar. Elliott, dalga kişiliklerinden çok az söz etmiştir. Değişik dalgaların kişilikleri sorunu ilk defa Prenchter'in kitabında tartışılmıştır ve bu, Elliott'un düşüncelerinin kendi orijinal yorumuna dayanır.

Boğa piyasasının üç psikolojik aşaması, Elliott'un üç "itici dalga"sının "kişilikleri"yle benzerdir. Bu dalga kişiliklerinin bilinmesi, özellikle dalgaların sayımının belirgin olduğu zamanlarda oldukça yardımcı olabilir. Trendin bütün değişik derecelerinde bu dalga kişiliklerinin değişmeden kaldığının hatırlanması da aynı zamanda önemlidir.

1. Dalga: İlk dalgaların yaklaşık yarısı, ana sürecin bir parçasıdır ve çoğunlukla çok baskılanmış seviyelerden bir sıçramadan başka bir şey değildirler. İlk dalgalar beş dalganın genellikle en kısa olanıdırlar. Bu ilk dalgalar bazen, özellikle ana taban formasyonlarından sonra ortaya çıkarlarsa, çok dinamik olabilirler.

2. Dalga: İkinci dalgalar 1. dalganın bütününün kazandırdığının genellikle büyük çoğunluğunu ya da tümünü geri alır.

3. Dalga: Üçüncü dalga, genellikle en uzun ve en dinamik olan dalgadır. 1. dalganın tepesinin geçilmesi, Dow Kuramı’ndaki alım sinyalinin ve her cins kopuşun ifadesidir. Gerçekte, bütün trend-takipçisi teknik sistemler, boğa piyasasının vagonuna bu noktadan atlarlar. Bu dalga sırasında genellikle işlem hacmi çok artmış olur ve fiyat boşlukları daha görülür bir haldedir. 3. dalga daha da uzama eğilimindedir. 3. dalga hiç bir zaman beş-dalgalık hareketin en kısası olamaz. Bu dönemde, temel veriler de iyileşmeye başlamıştır.

4. Dalga: Dördüncü dalga genellikle kompleks bir modeldir. 4. dalga, 2. dalgada olduğu gibi bir düzeltme ya da erteleme aşamasıdır fakat yapısı yönüyle 2. dalgadan çoğunlukla ayrılır. Üçgenler, genellikle 4. dalga sırasında ortaya çıkar. Elliott analizlerinin önde gelen kurallarından biri 4. dalganın tabanının hiç bir zaman 1. dalganın tavanını örtememesidir.

5. Dalga: Hisse senedi piyasalarında 5. dalga çoğunlukla daha az dinamiktir. 5. dalga sırasında birçok teknik gösterge fiyat hareketinin gerisinde kalmaya başlar. Muhtemel bir piyasa tepesinin uyarıcısı olarak, değişik osilatörlerin negatif uyumsuzluk göstermeleri de bu dönem içindedir.

A Dalgası: Düzeltme dalgası olan A dalgası, yukarı-trendde yalnızca normal bir geri-çekilme olduğu şeklinde, çoğunlukla yanlış yorumlanır. Bu noktada, bir önceki yukarı harekette osilatörlerde ortaya çıkmış olan uyumsuzluklar ve işlem hacmi modelindeki değişim konusunda teknik analizci dikkatli olmalıdır. Tam bir gereklilik olmasa da, yüksek işlem hacmi şimdi aşağıya doğru olan hareketlerde gerçekleşmektedir.

B Dalgası: Yeni aşağı-trendden yukarıya doğru olan hareketler, genellikle düşük işlem hacmiyle gerçekleşirler ve çoğunlukla satış yapmak için son fırsat olurlar. Düzeltmenin tipine bağlı olarak, yukarı hareket, önceki yüksek değerleri deneyebilir (ikili bir tepe oluşturarak) ya da yeniden geriye dönmeden önce eski yüksek değerlerini bile bazen geçebilir.

C Dalgası: C dalgası, yukarı-trendin bitmiş olduğu konusunda geriye çok az kuşku bırakır. Yine, düzeltme hareketinin tipine bağlı olarak bilinen her cins satım sinyallerini ortaya çıkaracak şekilde, A dalgasının tabanının aşağılarına doğru ilerler. Bazen 4. dalganın ve A dalgasının tabanından bir trend çizgisi çizerek, bize tanıdık olan tepedeki bir baş ve omuzlar modelini ortaya çıkarabiliriz.

Dalgaların Uzaması

İdeal bir yukarı-trend, beş dalgaya sahip olsa da, dalgalardan birinin uzaması olağandışı bir şey değildir. Diğer bir deyişle 1. - 3. ve 5. dalga beş ek dalgaya bölünerek uzamış bir biçim alır. Şekil 1,4’te her bir durum için modelin neye benzeyeceği görülüyor.

En az rastlanan 1. örnekte 1. dalganın uzaması; ikinci örnekte çok sık rastlanan 3. dalganın uzaması ve üçüncü örnekte de 5. dalganın uzaması görülüyor. Sonuncu örnekte hangi dalganın uzamış olduğunu belirleyebilmek çok güçtür çünkü beş itici dalga eşit uzunluktadır. Böyle bir durumda her bir itici dalganın eşit oranda olduğu, tamamlanmış beş-dalga hareketi ile aynı önemde olan dokuz-dalga modelini akılda tutmak yeterli olacaktır.

Dalgaların uzaması sorunu bizi bazı öngörülere iter. Birincisi, yalnız tek bir dalga uzamalıdır. Ek olarak, uzamayan diğer iki itici dalga, zaman ve büyüklük olarak eşit olmaya eğilimli olmalıdırlar. Dolayısıyla eğer 3. dalga uzarsa, 5.dalga uzamaz ve 1. dalgaya benzeme eğiliminde olur. Eğer 1. ve 3. dalgalar normal dalgalar olursa 5. dalga muhtemelen uzayan dalga olacaktır.

Burada değineceğimiz son nokta, uzamış 5. dalganın ikili geri-çekilmesidir. Bu beş-dalga uzamasının tamamlanmasından sonra, uzamanın başladığı yere kadar aşağı doğru bir üç-dalga düşüşünün yer almasıdır. Bundan sonra, uzamanın üst ucuna doğru bir çıkış hareketi ortaya çıkar. Bu noktada, yukarı-trend ya devam eder ya da uzun-dönemli çevrim içinde nerede olduğuna bağlı olarak bir tepe oluşturur. Şekil 1,5 bir boğa piyasasındaki ikili geri-çekilmeyi gösteriyor.



Şekil 1,4 Dalgaların uzaması durumları.



Şekil 1,5 Bir boğa piyasasında ikili geri-çekilme görülüyor.

İtici dalgalarda yer alan diğer iki biçim, diyagonal üçgenler ve başarısız salınımlardır. Şekil 1,6 ve 1,7’de diyagonal üçgen örnekleri yer alıyor. Diyagonal üçgen, genellikle beşinci ve son dalgada ortaya çıkar. Diyagonal üçgen, gerçekte bir takoz modelidir.

Yükselen bir takoz, her zaman, düşecek bir piyasanın, düşen bir takoz ise yükselecek bir piyasanın göstergesidir. Diyagonal üçgen; her bir dalganın üç dalgaya bölündüğü beş dalgaya sahiptir. Bu tip bir model çoğunlukla, dik yükselen bir trend-çizgisi kırılınca piyasanın dönüşüne işaret eder.



Şekil 1,6 Diyagonal üçgen (yükselen takoz).



Şekil 1,7 Diyagonal üçgen (alçalan takoz).

Şekil 1,8 ve 1,9’da eksik salınımın neye benzediği görülüyor. Eksik salınımın aynı zamanda son ve beşinci dalga içinde ortaya çıktığı görülüyor. Eksik salınım, örneğin bir boğa piyasasında, 5. dalganın beklendiği gibi beş dalgaya bölündüğünü fakat 3. dalganın tepesini geçemediği bir durumu da gösteriyor.



Şekil 1,8 Boğa piyasasının eksik salınımı.



Şekil 1,9 Ayı piyasasının eksik salınımı.

Bir ayı piyasasında, 5.dalga, 3.dalganın tabanını geçemez. Elliott başarısız salınım modelinin daha çok bilindiği şekliyle ikili tepe ya da ikili taban oluşturduğuna dikkat edelim.

Düzeltme Dalgaları

Düzeltme dalgaları, genellikle çok belirgin olarak belirlenemez ve bunun bir sonucu olarak tahmin edilmeleri ve tanımlanmaları daha zordur. Açıkça belirlenebilen bir nokta, düzeltme dalgalarının hiç bir zaman beş dalga içinde yer alamayacağıdır. Düzeltme dalgaları 3 dalgadırlar ve hiç bir zaman beş dalga olamazlar (üçgenin dışında). Düzeltme dalgaları 4’e sınıflandırılırlar: Zig-zaglar, düz yüzeyler, üçgenler ve ikili ve üçlü üçlüler.

Zig-Zaglar

Bir zig-zag, ana trendin aksi yönündeki bir üç-dalga düzeltme modelidir ve 5-3-5 sıralamasında olan dalgalara bölünür. Şekiller 1.10 ve 1.11, bir boğa piyasasındaki zig-zag düzeltmesini gösteriyor.

Şekiller 1.12 ve 1.13, bir ayı piyasasındaki yukarı hareketi gösteriyor. B orta dalgasının A dalgasının başlangıcına ulaşamadığına ve C dalgasının A dalgasının çok ötelerine kadar gittiğine dikkat edelim.



Şekil 1.10 Boğa piyasası zig zagı (5.3.5). Şekil 1.11 Boğa piyasası zig zagı (5.3.5)



Şekil 1.12 Ayı piyasası zig zagı (5.3.5). Şekil 1.13 Ayı piyasası zig zagı (5.3.5)

Zig-zagın daha az rastlanan bir biçimi, Şekil 1.14'de görülen ikili zig-zagdır. Bu biçim, bazen daha büyük düzeltme dalgalarında ortaya çıkar. Bu gerçekte, araya giren a-b-c modeliyle birleşmiş olan iki değişik 5-3-5 zig-zag modelidir.



Şekil 1.14 İkili zig zag

Düz Yüzeyler

Düz yüzey düzeltmesini, zig-zag düzeltmesinden ayıran, düz yüzeyin bir 3-3-5 modelini takip etmesidir. Şekiller 1.16 ve 1.18'de A dalgasının 5 yerine 3 dalgadan oluştuğuna dikkat edelim. Genelde düz yüzey bir düzeltmeden çok bir ertelemedir ve bir boğa piyasasının gücünün bir işareti olarak kabul edilir.

1.15'den 1.18'e kadar olan şekiller, normal düz yüzeylerin örneklerini gösteriyor. Örneğin bir boğa piyasasında B dalgası, A dalgasının tepesine kadar yol alır ve bu, piyasanın daha güçlü olduğunun göstergesidir. Sonuncu dalga olan B dalgası, daha aşağılara doğru yol alan zig-zagın aksine A dalgasının tabanında ya da tabanına yakın bir yerlerde durur.

Normal düz yüzey düzeltmesinin iki "kural dışı" biçimi vardır.1.19'dan 1.22'ye kadar olan şekiller, birinci tip biçimi gösteriyor. Bir boğa piyasası örneğinde (Şekiller 1.19 ve 1.20), B dalgasının tepesi A dalgasının tepesini geçiyor ve C dalgası A dalgasının altına düşüyor.

Bir diğer biçim, B dalgası, A dalgasının tepesine ulaştığı fakat C dalgasının A dalgasının tabanına ulaşamamasıyla ortaya çıkar. Doğal olarak bu sonuncu model, bir boğa piyasasında piyasanın daha güçlü olduğu anlamına gelir. Bu biçim, boğa ve ayı piyasaları için 1.23'den 1.26'ya kadar olan şekillerde görülüyor.

Düz yüzey düzeltmesinin en son biçimi, piyasanın gücünün daha da büyük olduğunun belirtisidir ve koşan düzeltme olarak adlandırılır. Şekil 1.27'de bir boğa piyasasında bir koşan düzeltme görülüyor. B dalgasının a dalgasının yukarısında olduğuna ve c dalgasının 1. 2. dalganın tepesinin üzerinde olduğuna dikkat edelim. Bu durum, bir düzeltmenin yeterince yapılamayacağı kadar piyasanın güçlü olduğu, sık rastlanmayan bir düzeltme modeli biçimini gösterir.







Üçgenler

Üçgenler, çoğunlukla 4. dalgada oluşur ve ana trend yönündeki en son hareketten önce gelirler. Üçgenler aynı zamanda, a-b-c düzeltmesinin b dalgasında ortaya çıkabilirler. Dolayısıyla bir yukarı-trendde, üçgenlerin hem boğa piyasasına hem de ayı piyasasına ait oldukları söylenebilir.

Yukarı-trend’in sürecek olduğuna işaret etmeleri anlamında üçgenlerin boğa piyasasına ait oldukları söylenebilir. Ayı piyasasına ait oldukları da söylenebilir çünkü üçgenler, yukarı doğru son bir hareketten sonra fiyatların muhtemelen bir tepe yapacağına işaret edebilirler. (Şekil 1.28).



Şekil 1.28 Düzeltme Dalgası (Yatay) Üçgenleri.

Elliott'un tam olarak söylediği gibi üçgenler genellikle bir süreklilik modelidir. Elliott'un üçgeni, her bir dalganın kendi içinde 3 dalgaya bölündüğü 5 dalgadan oluşan bir yatay erteleme modelidir. Elliott aynı zamanda, 4 değişik cins üçgen (yükselen, alçalan, simetrik ve genişleyen) sınıflaması yapar. Şekil 1.28'de, hem yukarı-trendlerde hem de aşağı-trendlerde 4 değişik biçim görülüyor.

Elliott'un bir üçgenin tamamlanmasından sonraki 5. ve son dalganın ölçümü, piyasanın üçgenin en geniş bölümü kadar (yüksekliği kadar) hareket etmesinin beklenmesi şeklindeki klasik grafik ölçümüyle aynıdır. Taban ya da tepenin zamanıyla ilgili olan noktayı burada not etmek gerekir. Üçgenin tepe noktası (iki trend çizgisinin birleştiği nokta) çoğunlukla en son 5. dalganın tamamlanışıyla aynı zamana işaret eder.

İkili ve Üçlü Üçlüler

Düzeltme dalgalarının son biçimi, iki ya da üç daha basit modeli birleştirerek ortaya çıkan, daha az rastlanan ve daha az kompleks olan bir biçimdir. Şekiller 1.29 ve 1.30 bu modelleri gösteriyor.

Şekil 1.29'da, 7 dalga oluşturmak üzere iki a-b-c modeli birleşmiştir. Şekil 1.30'da, 11 dalga oluşturmak üzere 3 a-b-c modeli birleşmiştir. Bu modellerin klasik bir dikdörtgen erteleme modeline benzediklerine dikkat edelim.



Şekil 1.29 İkili üçlü



Şekil 1.30 Üçlü üçlü

Değiştirme Kuralı

Daha genel uygulaması içinde bu kural ya da ilke, piyasanın bir dizi içinde genellikle aynı biçimde davranmadığını savunur. Son zamanlarda eğer bir cins tepe ya da taban ortaya çıkmış ise bu kez muhtemelen öyle olmayacaktır.

Değiştirme kuralı bize ne olacağını tam olarak söyleyemez fakat muhtemelen neyin olmayacağını bize anlatır. Bu kuralın özgün uygulaması içinde, hangi cins bir düzeltme modelinin beklenmesi gerektiği genellikle daha çok kullanılır. Düzeltme modelleri değişme eğilimindedir. Başka bir deyişle, 2. düzeltme dalgası, eğer basit bir a-b-c modeli ise 4. dalga muhtemelen (örneğin bir üçgen gibi) kompleks bir model olacaktır. Bunun tersi olarak, 2. dalga eğer kompleks bir model olursa 4. dalga muhtemelen basit bir model olacaktır. Şekil 1.31'de bazı örnekler görülüyor.



Şekil 1.31 Değiştirme kuralı

Kanal Kuralı

Dalga Kuramı'nın bir diğer önemi fiyat kanallarının kullanımıdır. Elliott, fiyat kanallarını, fiyat hedeflerini yakalayabilmekte ve dalga sayımlarının tamamlanmasını onaylamakta yardımcı olarak kullandı. Yukarı-trend bir kere ortaya çıktığında, bir başlangıç trend kanalı, 1. ve 2. dalgaların tabanlarını birleştirerek elde edilir. Bundan sonra 1. dalganın tepesinden bir paralel kanal çizgisi çizilir (Şekil 1.32). Yukarı-trend’in tümü çoğunlukla bu iki sınır arasında kalır.



Şekil 1.32 Eski ve yeni kanallar.

Eğer 3. dalga, yukarı kanal çizgisini geçecek şekilde ivme kazanmaya başlarsa, 1. dalganın tepesinden ve 2. dalganın tabanından yeni çizgiler çizilmelidir (Şekil 1.32) En son kanal, iki düzeltme dalgasının (2 ve 4) altından ve çoğunlukla şekil 1.33'de görüldüğü gibi 3. dalganın tepesinden çizilir. Eğer 3. dalga güçlü bir dalga ya da bir uzamış dalga olur ise, yukarı çizginin 1. dalganın tepesinden çizilmesi gerekebilir. Uzun-dönemli trendlerde kanal çizgilerinin çizimi için aritmetik ölçekli grafiklerin yanında yarı-logaritmik grafiklerin kullanımı da önerilir.

Destek Alanı Olarak 4. Dalga

Beş yukarı dalga tamamlanıp bir ayı trendi başlayınca, ayı piyasası çoğunlukla daha önceki boğa piyasası sırasında oluşmuş olan en son 4. dalganın altına düşmez. Bu kuralın bazı istisnaları vardır fakat 4. dalganın tabanı genellikle ayı piyasasına destek sağlar. Bu bilgi, aşağı doğru maksimum fiyat hedefini belirleyebilmekte çok yararlı olur.



Şekil 1.33 Ana kanal.

 

 

 

 

FİYAT BOŞLUKLARI

 

Fiyat boşlukları, fiyat grafiklerinde görülen, hiçbir işlemin olmadığı bölgelerdir. Örneğin bir yukarı-trend’de, o günkü fiyat, o gün içinde bir önceki günün en yüksek fiyat değerinin üzerinde bir değerin altına düşmez ve bir önceki günün fiyat aralığıyla o günün fiyat aralığı arasında bir boşluk oluşur.

Bir aşağı-trend’de, o günkü fiyat, o gün içinde bir önceki günün en düşük fiyat değerinin altında bir değerin üzerine çıkamaz ve bir önceki günün fiyat aralığıyla o günün fiyat aralığı arasında bir boşluk oluşur. Yukarıya doğru olan boşluklar piyasanın güçlü oluşunun sinyali, aşağıya doğru olan boşluklar ise piyasanın güçsüz oluşunun sinyalidir.

Boşluklar, uzun dönemli, haftalık ve aylık grafiklerde de görülür ve bu durum genellikle fazlasıyla önemlidir. Ancak boşluklar, günlük çubuk grafiklerde daha çok görülür.

Fiyat boşluklarının yorumuyla ilgili olarak bazı inanışlar vardır. Bunlardan sıkça duyulanlardan biri "fiyat boşluklarının her zaman doldurulduğu"dur. Bu açıkça doğru değildir. Bazı boşluklar önemli bazıları ise değildir. Bazı boşluklar doldurulur, bazıları da doldurulmaz.

Boşlukların Dört Biçimi

Boşlukların dört genel biçimi vardır: Genel boşluk, kopuş boşluğu, kaçış boşluğu (ya da ölçüm boşluğu) ve tükeniş boşluğu.

Genel Boşluk

Genel boşluk, boşluklar arasında en az öneme sahip olandır. Bu boşluk, genellikle işlem hacmi çok dar olan piyasalarda ya da yatay piyasaların ortalarında ortaya çıkar. İşlem hacminin oldukça sığ olduğu, piyasaya ilginin olmadığı dönemlerde bu tür genel boşluklar fiyat grafiklerinde ortaya çıkabilir. Teknik analizcilerin hemen tamamı genel boşlukları değerlendirmeye almaz.

Kopuş Boşluğu

Kopuş boşluğu, genellikle önemli bir fiyat modelinin tamamlanışında ortaya çıkar ve genellikle önemli bir piyasa hareketinin başlangıcı olur. Piyasa tabanda, örneğin ters omuz ve baş formasyonu gibi bir ana fiyat modelini tamamladıktan sonra, omuz çizgisinin kırılması çok zaman bir kopuş boşluğuyla gerçekleşir. Piyasanın tabanlarında ya da tepelerindeki bölgelerden önemli kopuşlar bu tip boşluklarla gerçekleşir. Bir trendin tersine dönüşüne işaret olan ana trend çizgisinin kırılması da bir kopuş boşluğuyla gerçekleşebilir.

Kopuş boşlukları, genellikle yüksek işlem hacmi ile gerçekleşirler. Kopuş boşlukları hiçbir zaman doldurulmazlar. Fiyatlar, boşluğun üst ucuna kadar geri dönebilir (boğa piyasalarındaki kopuşlar) ve belki boşluğun bir kısmını kapatabilir fakat yine de bir kısım boşluk doldurulmadan kalır.

Bir kural olarak, kapanış boşluğuna eşlik eden işlem hacmi ne kadar fazla olursa o boşluğun doldurulması o kadar güçtür. Gerçekte boşluk tamamıyla dolarsa, bu durum esas olarak yanlış bir kopuş sinyaline işaret eder. Yukarıya doğru olan boşluklar, daha sonraki düzeltme hareketlerinde destek alanları olarak rol oynarlar. Aşağı doğru boşluklarda ise bu boşluklar daha sonraki düzeltme hareketlerinde direnç bölgeleri olarak rol oynarlar.

Kaçış ya da Ölçüm Boşlukları

Fiyatlar, bir miktar yol aldıktan sonra, hareketin ortalarında bir yerde bir sıçrama daha yaparlar (ya da bir seri boşluk) ve bu sıçramalar, kaçış boşluğu olarak adlandırılan ikinci tip bir boşluk biçimini oluştururlar. Bu tip boşluklar, piyasanın fazlaca yüksek olmayan işlem hacmi ile çok fazla yorulmadan hareket ettiği bir durumu anlatırlar.

Kaçış boşlukları, yukarı bir trendde piyasanın güçlülüğünün, aşağı bir trendde ise piyasanın güçsüzlüğünün belirtisidir. Kaçış boşlukları da piyasanın daha sonraki düzeltme hareketlerinde destek alanları olarak rol oynarlar ve genellikle doldurulmazlar. Kopuş boşluğunda olduğu gibi, kaçış boşluğunun altına doğru bir hareket yukarı-trend’de olumsuz bir sinyaldir.

Kaçış boşluğu, aynı zamanda ölçüm boşluğu olarak da adlandırılır. Çünkü bir trendin genellikle yaklaşık olarak ortalarında bir yerde ortaya çıkar. Trendin başladığı ya da kopuşun olduğu yerden, trendin o ana kadar aldığı yol ölçülerek, geriye kalan hareketin muhtemel uzunluğunun tahmini, o ana kadar alınan yol 2 ile çarpılarak belirlenebilir.

Tükeniş Boşluğu

Bu sonuncu tip boşluk, piyasa hareketinin sonlarına doğru ortaya çıkar. Bütün fiyat hedeflerine ulaşıldıktan sonra ve diğer boşluk cinsleri (kopuş ve kaçış boşlukları) tanımlandıktan sonra analizci, tükeniş boşluğunun oluşmasını beklemeye başlar. Bir yukarı-trend’in sonlarına yaklaşırken deyim yerindeyse fiyatlar, ölmek üzere iken ileriye doğru son bir sıçrama daha yaparlar. Ancak bu yukarı doğru sıçramalar hızla tükenir ve fiyatlar birkaç gün ya da bir hafta içinde geriye doğru düşerler. Fiyatlar bu son boşluğun altında kapanınca, tükeniş boşluğu ortaya çıkmış demektir. 4.24b’dan 4.24e’ye kadar olan şekiller, gerçek yaşamda boşlukların neye benzediğini görüntülüyor.



Şekil 4.24a Boşlukların üç biçimi görülüyor. Kopuş boşluğu tabandaki modelin tamamlanmış olduğunun sinyali olmuştur. Kaçış boşluğu yolun yaklaşık yarısında ortaya çıkmıştır (bu, kaçış boşluğuna neden ölçüm boşluğu da denildiğinin de açıklamasıdır). Yukarı doğru tükeniş boşluğunun arkasından, geride bir ada dönüş formasyonu bırakarak aşağı doğru bir kopuş boşluğu oluşmuştur.



Şekil 4.24b Tofaş Oto Fabrika’nın grafiğinde boşlukların hemen tümünün oldukça güzel örnekleri görülüyor.



Şekil 4.24c Tofaş Oto Ticaret’in grafiğinde boşluk biçimleri görülüyor.

Ada Dönüş Formasyonu

Bazı durumlarda bir yukarı-trend’de tükeniş boşluğu oluştuktan sonra, aşağı doğru da bir boşluk oluşmadan önce fiyatlar, bir hafta ya da birkaç gün dar bir aralıkta hareket ederler. Böyle bir durum geriye, etrafı suyla çevrilmiş bir adaya benzeyen, birkaç gün sürmüş olan bir fiyat hareketi bırakır. Yukarı doğru giderken oluşmuş olan tükeniş boşluğunu aşağı doğru bir kopuş boşluğu izler ve böylece oldukça önemli bir trend dönüşümünün sinyali olan "ada dönüş formasyonu" oluşmuş olur. Ancak tersine-dönüşün asıl önemli anlamı, trendin genel yapısı içinde, fiyatların nerede seyrediyor olduğuna dayanır.



Şekil 4.24d Yine çeşitli boşluk biçimleri görülüyor.



Şekil 4.24e Yasaş’ın grafiğinde boşlukların üç cinsi görülüyor.

 

FİNCAN FORMASYONU

 

Tersine-dönüş modellerine göre bu model daha az rastlanan bir modeldir. Bu model, fincan, yuvarlak tepe ya da taban veya kâse gibi isimlerle de adlandırılır. Bu model, trendde çok yavaş ve aşamalı bir değişimi ifade eder. Şekil 5.8a ve b bu grafik modellerini gösteriyor.

Yukarıdan aşağı ya da aşağıdan yukarı olan aşamalı değişime dikkat edelim. Her bir grafiğin aşağısında gösterilen işlem hacminin de kendi fincanını oluşturma eğiliminde olduğuna da dikkat edelim. Tepelerde ya da tabanlarda piyasa, aşamalı dönüşümü yaparken işlem hacmi de azalmaya başlar ve daha sonra, yeni yön ortaya çıkmaya başlayınca işlem hacmi aşamalı olarak artar.



Şekil 5.8a Tepede ortaya çıkmış olan bir "fincan" örneği görülüyor. Yukarı-trend yukarıya doğru olan momentumunu yavaş yavaş kaybetmeye başlar ve aşağı doğru bir hareket ortaya çıkartır. İşlem hacminin de kendi fincanını oluşturduğuna dikkat edelim.
Bazen, tabanın orta noktasından hemen sonra (bkz. Şekil 5.8b) çok yüksek bir işlem hacmi ile fiyatlardaki ani bir artış ortaya çıkar. Fiyatlar daha sonra formasyon yönündeki hareketlerine devam ederler. Bazen tabanın sonlarına doğru bir platform ortaya çıkar, bunun arkasından yeni bir yukarı-trend var olur.

Tabanda oluşan bir fincanda, orta noktanın hemen ötesinde işlem hacmindeki ani artışa, fiyatlar yukarı doğru hareket ettikçe işlem hacmindeki aşamalı artışa, platformun oluşması sırasında işlem hacmindeki artışa ve onu takip eden yukarı doğru kopuştaki yüksek işlem hacmine dikkat edelim.



Şekil 5.8b Bir taban fincanı örneği görülüyor. Burada yine işlem hacminde de ortaya çıkan fincana dikkat edelim. Tabanın orta noktasının hemen ilerisinde bazen işlem hacminde bir patlama görülür. Taban fincanlarına tepe fincanlarından daha çok rastlanır. Formasyonun sağına doğru çoğunlukla bir platform ortaya çıkar. Taban, ya A noktasındaki tepenin kırılmasıyla ya da B noktasındaki platformdan yukarıya doğru bir kopuşla tamamlanmış olur.

Bir fincanın ne zaman tamamlandığını söyleyebilmek çok zordur. Eğer A noktasında bir yukarı hareket oluşursa o zaman bir yukarı hareketin sürmesi bir boğa sinyali olarak değerlendirilebilir. İkinci bir ihtimal olarak platformdan yukarı doğru kopuş, tabanın tamamlanışının sinyali olarak kullanılabilir.



Şekil 5.8c Köytaş’ın grafiğinde bir taban fincanı örneği görülüyor.

Bir taban fincan modeli için kesin bir ölçüm kuralı yoktur. Ancak teknik analizci, yeni trendin gücünü ölçmede kendisine yardımcı olacak teknik araçlara sahiptir. Örneğin, önceki trendin boyutu önemlidir ve bu boyut analizciye, geriye alınacak olan fiyat hareketinin ne ölçüde olacağı konusunda bazı fikirler verir.

Fincan modelinin oluşması sırasında geçen süre de önemlidir. Modelin oluşma süresi ne kadar uzun olursa, daha sonraki bir hareket potansiyeli de o kadar büyük olur. Birkaçını söylemek gerekirse teknik analizci, daha önceki destek ve direnç seviyeleri, yüzde geri almalar, fiyat boşlukları, uzun dönemli trend çizgileri gibi hesaba katması gereken diğer araçlara da sahiptir.

Daha önce değindiğimiz gibi, fincan modeline çok sıkça rastlanmaz. Burada tabanda oluşan fincan modeli üzerinde daha çok durulmasının nedeni, fincan modelinin genellikle piyasanın tabanlarında oluşmasıdır.

 

 

GANN GEOMETRİK ARAÇLARI

 

William D. (W.D.) Gann (1878-1955), yüzyılımızın ilk yarısında efsanevi bir hisse senedi işlemcisiydi. Elli yıllık iş yaşamında, işlemlerinde başarıyla kullandığı matematiksel ve geometrik ilkelerin kusursuz ve benzersiz bir bileşimini geliştirdi. İş yaşamının ikinci yarısında, kendi yöntemini yazmaya ve öğretmeye başladı.

Gann’in yaklaşımı fazlasıyla karmaşıktır ve kavranabilmesi de çok kolay değildir. Gann’in çalışmalarının büyük bölümü geleneksel grafik kavramlarına dayanır. O, gelecekteki direnç ve destek bölgeleri olarak tarihsel zirvelere ve tabanlara büyük önem veriyordu. Kırılan bir direncin destek ve kırılan bir desteğin de direnç haline dönüştüğünü özellikle vurguluyordu. %50 geri-çekilmeye çok fazla inananlardandı. Orijinal düşüncelerinden bazıları; kardinal kareler, fiyat ve zamanın karelerinin alınması ve geometrik açılar, idi.

Kardinal kare, bütün zamanlar içinde işlem görülen en düşük fiyattan ileriye doğru sayım yapılarak gelecekteki destek ya da direnç seviyelerine ulaşabilme yöntemiydi. Başlangıç fiyatı karenin merkezine yerleştirilir ve her bir yükselen fiyat saat yönünde olacak şekilde kareye yerleştirilir. Karenin "kardinal-haçı" bölümüne düşen sayılar (merkezde birleşen düşey ve yatay çizgiler), gelecekte muhtemelen destek ya da direnç seviyeleri olacaklardır.

Çember, üçgen ve kare Gann’i çok etkileyen geometrik biçimlerdi. Bir çember yüzeyini oluşturan 360 derece onun çalışmalarında belirgin olarak yer aldı. Gann, piyasanın gelecekteki dönüş noktalarının zaman hedeflerine ulaşabilmek için 360 dereceye uyumu kullandı.

Piyasanın gelecekteki dönüşü için Gann’in takvim günü sayımına ulaşabilmenin bir yolu, önemli zirvelerden ve tabanlardan ileriye doğru 30, 90, 120, 180 ve 360 sayılarıyla sayım yapmaktır. Bu ileriye doğru olan takvim günleri, piyasanın gelecekteki dönüşlerini önceden belirleyebilir. Belirgin bir tabandan ya da zirveden bir yıl sonraki gün, fiyat hedefi olarak önemli potansiyel taşıyan bir gündür. Gann, 7 sayısıyla uyuşan zaman hedeflerine özel bir önem veriyordu.

Gann, kuramının temellerinin önemli bir bölümünü oluşturan zaman ve fiyat biçimlerinin birleştirilmesinde, bu her ikisi arasında belirli bir oransal ilişki görüyordu. Zirveleri ya da tabanları bulabilmek için kullandığı yöntemlerden biri, fiyat ve zamanın karelerinin alınmasına dayanıyordu -bu da, bir birim fiyatın bir birim zamana ne zaman eşitleneceğidir-.

Örneğin Gann, bir piyasada belirgin bir zirveyi alır, bu zirvedeki fiyatı bir takvim birimine (gün, hafta, ay ya da yıl) dönüştürür ve bu zaman dönemini ileriye doğru ölçerdi. Bu zaman dönemine ulaşıldığı zaman, fiyat ve zaman karesel olarak eşitlenmiş olur ve piyasanın dönmesi gerekirdi. Bir örnek olarak, piyasa eğer 100 birim seviyesinde belirgin bir zirveye ulaşmışsa Gann, ileriye doğru 100 gün, hafta, ay ya da yıl sayardı. Gelecekteki bu günler, muhtemel dönüş noktaları olarak belirlenirdi. Gann’in, fiyat ve zaman arasındaki oransal ilişkisi, bu tartışmada bizim de asıl ilgi alanımız olan, onun geometrik açılar kuramının temelidir.

GEOMETRİK AÇILAR ve YÜZDELER

Amacımız, Gann’in daha basit ve önde gelen ve bazı Gann kullanıcılarına göre de onun en değerli tekniklerinden birini, geometrik açıları tartışmaktır. Açı çizgileriyle bağlantı içinde, göreceli olarak basit olan bir başka kavramı, yüzde geri-çekilmeleri de tartışmamız içine sokacağız.

Tartışmamıza Gann yüzdeleriyle başlayalım. Gann fiyat hareketini sekize böler: 1/8, 2/8, 3/8, 4/8, 5/8, 6/8, 7/8, 8/8. Gann aynı zamanda fiyat hareketini de üçe böler: 1/3 ve 2/3. Aşağıdaki tablo, yukarıdaki kesitlerin yüzde eşdeğerlerini veriyor. 1/3 ve 2/3 yüzde parametrelerinin, sekize bölünmeler listesi içinde kendilerine ait yerlere sokulmuş olduklarına dikkat edelim.

1/8 = %12,5
2/8 = %25
1/3 = %33
3/8 = %37,5
4/8 = %50
5/8 = %62,5
2/3 = %67
6/8 = %75
7/8 = %87,5
8/8 = %100

Hemen fark edeceksiniz ki, ortadaki beş sayı -%33, %37,5, %50 ve %67- bize yabancı olmayan sayılardır. Gann’e göre %50 geri-çekilme en önemli olan yüzdeydi. Bu beş yüzde geri-çekilme aynı zamanda yüzde geri-çekilmeler içinde en ünlü olanlarıdır. %50’lik geri-çekilmeyi biraz genişletirsek, Fibonacci geri-çekilmelerinin de eşdeğeri olan, önem sırasına göre %37,5 ve %62,5’lik geri-çekilmeler sıradaki iki yeni yüzdedir. Dolayısıyla biz şimdi, Gann ve Elliott Dalga Kuramı’nı birleştirerek yolumuza devam ediyor oluyoruz. Bunlardan sonraki iki yüzde, Dow Kuramı’nın minimum ve maksimum geri-çekilme değerleri olan %33 ve %67 yüzdeleridir.

Gann, diğer yüzdelerin de piyasanın içinde olduklarına ancak daha az önemli olduklarına inanıyordu. Gann yelpazesi, piyasanın muhtemel dönüş noktaları olarak %75 ve %87,5’luk geri-çekilmeleri de belirler. %12.5 ve %25 gibi daha küçük geri-çekilmeler de piyasada bir rol oynayabilir. Ancak bu son dört sayı, bütün piyasa teknikçilerinin genel olarak kullandıkları %33 ve %67’lik geri-çekilmelerin sınırları dışındadır.

Gann’in geometrik açıları, bazı belirli açılarda, belirgin zirve ya da tabanlardan çizilen trend çizgileridir. Bu açılar, fiyat ve zaman arasındaki ilişki ile belirlenir. Gann’in en önemli açısı 45 derecelik açıdır. Bir yukarı-trend’de geometrik açı çizgileri, bir piyasa tabanından sağa ve yukarıya doğru çizilir. Bir aşağı-trendde bu çizgi, piyasanın bir zirvesinden sağ aşağıya doğru çizilir. Geometrik açı çizgisi, fiyat ve zaman birimleri arasındaki birebir ilişkiye dayanır. Diğer bir deyişle fiyatlar, her bir zaman birimi için (günlük çubuk grafik üzerinde genellikle bir hafta) bir fiyat birimi oranında yükselirler ya da düşerler.

45 DERECE ÇİZGİSİNİN ÖNEMİ

45 derece çizgisi, Gann’in ana yukarı ve aşağı trend-çizgilerini temsil eder. Fiyatlar yükselen çizginin üzerinde kaldığı sürece, bir boğa piyasası yürürlülüğünü sürdürüyor demektir. Fiyatlar alçalan çizginin altında kaldığı sürece de, bir ayı piyasası yürürlülüğünü sürdürüyor demektir. 45 derece çizgisinin kırılması genellikle, ana bir trendin tersine dönüşünün sinyali olur.

45 derece çizgisinin, fiyat ve zamanın kusursuz bir dengesini temsil ettiği görülebilir. Bir yukarı-trend’de eğer fiyatlar 45 derece çizgisine kadar düşerlerse bu durum, fiyatın ve zamanın kusursuz bir dengeye gelmiş olmaları anlamına gelir. Bu nedenle trend çizgisinin kırılması, bu ilişkideki ve trenddeki muhtemel bir değişikliğe işaret eder. 45 derece açıları kullanılarak, esas trend çizgisine paralel olacak şekilde, belirgin zirve ve tabanlardan kanal çizgileri de çizilebilir.

2’nin çarpanları olacak şekilde fiyat ve zaman birimleri birleştirilerek daha dik ya da daha düz olan geometrik trend çizgileri çizilebilir. 1x1 çizgisi 45 derece çizgisidir. 1x2 çizgisi, her bir zaman birimi için iki fiyat birimi artışı gösteren, 45 derece çizgisi üzerindeki bir sonraki daha dik olan çizgi olacaktır. Bu durum, zamana göre fiyatların iki kat arttığını gösterir. Bir sonraki daha dik çizgi, bir birim zamanda fiyatların dört kat arttığını gösteren 1x4 çizgisi olacaktır. Daha dik sayılar genel olarak kullanılmasa da, giderek dikleşen bu çizgiler 1x8’e kadar sürdürülebilir. (Bkz. Şekil 13.1)

45 derecelik yukarı-trend çizgisinin altındaki ilk düz çizgi, iki birim zamanda fiyatın bir birim ilerlediğini gösteren 2x1 çizgisidir. Daha da düz bir çizgi, fiyatın bir birim değişmesi için dört birim zamanı gösteren 4x1 çizgisi olacaktır. Aşağıdaki tablo, derece eşdeğerleriyle birlikte, azalan bir sıralamada çeşitli açı çizgilerini gösteriyor. İlk rakam zamanı ve ikinci rakam da fiyatı temsil ediyor. Bu, zaman x fiyat şeklinde de okunabilir.

1 x 8 = 82 1/2 derece
1 x 4 = 75 derece
1 x 3 = 71 1/4 derece
1 x 2 = 63 3/4 derece
1 x 1 = 45 derece
2 x 1 = 26 1/4 derece
3 x 1 = 18 3/4 derece
4 x 1 = 15 derece
8 x 1 = 7 1/2 derece

1x3 ve 3x1 çizgilerinin tabloda yer aldığına dikkat edelim. Gann, fiyat hareketini üçe bölen bu çizgilerin haftalık ve aylık grafiklerde daha yararlı olduklarını açıkça hissetmişti. Gann’in geometrik çizgileri, hız çizgileri ve Fibonacci yelpaze çizgilerine çok benzer biçimde kullanılır.

Bir yukarı-trend’de bu çizgiler destek, bir aşağı-trend’de ise direnç çizgileridir. Bir yukarı-trend sırasında bu çizgilerden birinin kırılması, bir aşağıdaki çizgiye kadar fiyatların düşebileceğine işaret eder. Bunun tersi olarak, fiyatların yukarıdaki bir çizgiyi kırmaları durumunda bir sonraki yüksek çizgiye kadar yükselmeleri beklenir. (Bkz. Şekil 13.2).



Şekil 13.1 Gann’in, zaman X fiyat geometrik açıları görülüyor. 45 derece çizgisi, zamanın ve fiyatın kusursuz bir uyum içinde olduğu en önemli trend çizgisidir. Böyle bir durum çoğunlukla bir trend dönüşünü belirler. Bu trend çizgileri destek ve direnç seviyelerine işaret eder. Çizgilerden biri kırıldığı zaman fiyatlar bir sonraki çizgiye kadar ilerlerler.



Şekil 13.2 İMKB Endeksi’nin grafiğine uygulanmış olan Gann trend çizgileri görülüyor. Grafiği sol tarafından çizilmiş olan yukarı-trend çizgilerinden 45 derecelik çizginin Mayıs ayında kırılmasından sonra fiyatların bir alt çizgiye kadar gerilemiş ve o çizgide destek görmüş olduklarına dikkat edelim. Yine fiyatların Temmuz ayındaki zirveden çizilen aşağı-trend çizgilerine doğru yükselmelerinde bu çizgilerde nasıl duraksadığına ve en yukarıdaki çizginin de kırılmasından sonra yukarı-trend’in nasıl hızlanmış olduğuna dikkat edelim.

GEOMETRİK AÇI ÇİZGİLERİNİN ve YÜZDE GERİ-ÇEKİLMELERİN BİRLEŞTİRİLMESİ

Bu iki teknik birlikte kullanıldıkları zaman daha etkilidirler. Önemli bir piyasa hareketi ortaya çıktıktan sonra, tüm fiyat dizisi sekize bölünebilir. Bu işlem, yerinde yüzde noktalarına sekiz yatay çizgi çizilerek yapılabilir. Bir yukarı-trend’de bu çizgiler trendin dip noktalarında destek sağlarlar. Bir aşağı-trend’de bu çizgiler muhtemel dirençleri temsil eder.

Gann kullanıcıları bu çizgileri grafik üzerine yerleştirmekle, önemli yüzde geri çekilmelerin gelecekte tam olarak nerede olduklarını bilebilirler. Gann sekiz değişik sayı kullanmış olsa da en önemlileri merkezin yanına, 3/8, 4/8 ve 5/8 noktalarına yerleşmiş olanlardır. Bu sayılar, %50 geri-çekilmeyi ve iki Fibonacci sayısını da kapsarlar. Geriye kalan parametrelerin önemi daha azdır ancak işlemci, bunların nerede olduklarını da en azından bilmelidir.

 

 

 

 

 

 

GERİ ÇEKİLME YÜZDELERİ

 

Bir miktar piyasa hareketinden sonra, fiyatlar orijinal yönlerindeki hareketlerini sürdürmeden önce bir önceki trendlerinin belli bir oranını geri alırlar. Bu düzeltme hareketleri, daha önceden öngörülebilen yüzdelik parametreler içinde hareket ederler. %50’lik geri çekilme en çok bilinen örnektir.

Örneğin diyelim ki; piyasa yukarıya doğru hareket ediyor ve 100 seviyesinden 200 seviyesine geliyor. Yukarı hareket yeniden başlamadan önce, daha sonraki düzeltme hareketi genellikle yarı oranında bir geri çekilme olur. Örneğimizde 150 seviyesine kadar bir gerileme yaşanır. Bu yüzde geri çekilmeler kısa vadeli, orta vadeli, uzun vadeli olarak trendin bütün dereceleri için geçerlidir.

Kesin bir kural olmaktan çok bir eğilim olan %50’lik geri çekilmenin yanında, çok geniş kesimlerce kabul edilen minimum ve maksimum yüzde parametreler vardır (1/3 ve 2/3 geri çekilmeler). Bir başka deyişle, fiyat trendi üç bölüme ayrılabilir. Genellikle, minimum geri çekilme %33 ve maksimum geri çekilme %66 civarındadır. Bunun anlamı, güçlü bir trendin düzeltmesinde piyasa, genellikle bir önceki hareketinin en az 1/3’ü oranında bir düzeltme yaşar.

Birçok nedenden dolayı, bu anlatılanlar çok gerekli bilgilerdir. Piyasada işlem yapan bir kişi, alım fiyatı araması içinde ise, fiyat grafiği üzerindeki %33-%50 geri çekilme bölgesini hesaplayabilir ve bu fiyat bölgesini alım fırsatı için bir genel referans bölgesi olarak değerlendirebilir. (Bkz. Şekil 4.20a ve b).

En çok geri çekilme parametresi, çok kritik bir bölge olan %66 geri çekilmedir. Eğer daha önceki trend sürecekse, düzeltme hareketi %66 noktasında son bulmalıdır. Bu, bir yukarı-trend’de düşük risk taşıyan bir alım alanı veya bir aşağı-trend’de düşük risk taşıyan bir satım alanıdır. Eğer fiyatlar 2/3‘lük geri çekilmenin altına düşerse, hareket genellikle bir önceki trendin %100‘ü oranında bir gerileme yaşar.



Şekil 4.20a Fiyatlar asıl yönlerindeki hareketlerini sürdürmeden önce çoğu kez bir önceki trendin yarısı kadar geri-çekilirler. Bu örnek %50 geri-çekilmeyi gösteriyor. Minimum geri-çekilme bir önceki trendin 1/3’ü, en çok geri-çekilme de 2/3’ü kadardır.

Sözünü ettiğimiz üç yüzde geri çekilme (%50, %33 ve %66) Dow Kuramı’ndan alınmıştır. Elliott dalga kuramı ve Fibonacci oranları yaklaşımlarının takipçileri %38 ve %62 geri çekilmeleri kullanırlar. Her iki yaklaşımın kullandığı oranlar, geri çekilme yüzdeleri olarak %33, %38’e ve maksimum geri çekilme yüzdeleri olarak %68 ile %66 oranındaki bölgeler kullanılabilir.



Şekil 4.20b Haziran ayındaki yukarı dalga, temmuz ayındaki çıkışının %66’sı kadar bir geri çekilme yaşamıştır. Yine, ağustos ayının yukarı dalgası, eylül ayında %50 geri çekilmiştir. Trend çizgilerinin de görevlerini ne derece başarıyla yapıp, trend dönüşlerini nasıl başarıyla yakalamış olduklarına da ayrıca dikkat edelim.

 

 

 

HIZ – DİRENÇ ÇİZGİLERİ

 

Bu teknik, trendi üçe bölen düşüncenin bir uyarlamasıdır. Hız-direnç çizgilerinin yüzde geri çekilme kavramından temel farklılığı; hız-direnç çizgilerinin, bir trendin yükselişinin veya düşüşünün oranını ölçmesidir (bir başka deyişle, trendin hızını ölçmesidir).

Bir yukarı-trend’in hız-direnç çizgisini çizebilmek için, yukarı-trend’in en yüksek noktası bulunur (Bkz. Şekil 4.21a). Grafikteki o noktadan, trendin başladığı bölgeye kadar grafiğin en altına doğru bir düşey çizgi çizilir. Bu düşey çizgi daha sonra üç eşit parçaya bölünür. Bundan sonra, trendin başladığı yerden çizdiğimiz düşey çizgide işaretlediğimiz 1/3 ve 2/3 seviyelerindeki iki noktaya doğru trend çizgileri çizilir.

Bir aşağı-trend’de, bu izlediğimiz yolun tam tersi yapılır. Bir aşağı-trend’de, trendin en düşük noktasından trendin başladığı noktaya kadar olan ara ölçülür ve düşey çizginin 1/3 ve 2/3‘deki noktalarına doğru trendin başladığı noktadan iki çizgi çizilir (Bkz. Şekil 4.21b).

Bir yukarı-trend’de her yeni yüksek seviye oluştuğunda ya da bir aşağı-trend’de yeni bir düşük seviye oluştuğunda, yeni çizgiler çizilmelidir (çünkü şimdi yeni bir tepe ya da yeni bir taban noktası vardır).



Şekil 4.21a Bir yukarı-trend’de hız-direnç çizgileri örneği görülüyor. Tepe noktasından trendin başlangıcına kadar olan düşey uzaklık üçe bölünmüştür. Bundan sonra, 1 noktasından 2 ve 3 noktalarına doğru iki trend çizgisi çizilir. Yukarıdaki çizgi 2/3 ve aşağıdaki çizgi 1/3 hız-çizgileri olur. Piyasanın düzeltme hareketleri sırasında bu çizgiler destek çizgileri olarak rol oynarlar. Bu çizgiler kırıldıkları zaman, geri dönüş hareketlerinde direnç çizgileri haline dönüşürler. Hız çizgileri, bazen fiyat hareketini ikiye böler.



Şekil 4.21c Şekilde, bir aşağı-trend’deki hız-çizgileri görülüyor.

Hız çizgisi yaklaşımının arkasında yatan kuram, %33 ve %66’lık geri çekilmeler yaklaşımına benzer bir yaklaşımdır. Eğer bir yukarı-trend düzeltmeye başlamışsa, düzeltme hareketi genellikle hız çizgilerinden üstteki çizgide durur (2/3’lük hız çizgisi). Eğer düzeltme bu seviyede durmazsa, hareket daha aşağıdaki hız çizgisine kadar sürer (1/3’lük hız çizgisi). Eğer aşağıdaki hız çizgisi de (1/3’lük hız çizgisi) kırılırsa, fiyatlar bir önceki trendin başladığı noktaya kadar düşmeye devam edebilir.

Bir aşağı-trend’de ise, alttaki hız çizgisinin (1/3’lük hız çizgisi) kırılması, üstteki hız çizgisine (2/3’lük hız çizgisi) doğru bir yukarı harekete işaret eder. 2/3’lük hız çizgisi de kırılırsa bu, trendin başlangıç noktasına kadar sürecek olan bir hareket yaratabilir.

Bütün trend çizgilerinde olduğu gibi, hız çizgileri de bir kez kırılınca bu çizginin rolü tersine döner. Yani, bir yukarı-trend’in düzeltmesi sırasında eğer üst hız çizgisi (2/3’lük hız çizgisi) kırılırsa ve fiyatlar 1/3’lük hız çizgisine kadar düşerse ve daha sonra 1/3’lük hız çizgisinden yukarı doğru bir hareket başlarsa, yukarıdaki hız çizgisi (2/3’lük hız çizgisi) direnç çizgisi haline dönüşür. Ancak, eğer yukarıdaki çizgide direnç görülmez ve bu çizgi kırılırsa bu, geçmiş tepelerin geçilebileceğinin bir sinyali olabilir. Aynı ilke aşağı-trend’ler için de geçerlidir.



Şekil 4.21c Aselsan’ın grafiğinde, yukarı ve aşağı-trend’lerde hız-direnç çizgilerinin neye benzediği görülüyor. Şubat ayının sonlarında 2/3 hız-çizgisinin kırılması Aralık-Mart yükselişinin sona erdiğinin işareti olmuştur. Nisan ayında düşüş trendinin 2/3 hız-çizgisinin kırılması, Şubat ayının sonundan Mart ayının sonuna kadar süren orta vadedeki düşüşün bittiğinin ilk işareti olmuş ve Ağustos ayında 1/3 hız-çizgisinin kırılması da yükseliş trendinin süreceğinin onayı olmuştur.



Şekil 4.21d 1/3 hız-çizgisi Bolu Çimento’ya güçlü bir destek sağlamıştır.

 

OBV

 

OBV, fiyatlardaki değişiklikle işlem hacmini ilişkilendiren bir göstergedir. OBV, işlem hacminin süreç içinde toplanmasıyla elde edilir. Hisse senedi bir önceki güne göre daha yukarı bir seviyede kapanış gerçekleştirirse, işlem hacmi pozitif olarak hesaba katılır. Hisse senedi bir önceki güne göre daha düşük bir seviyede kapanış gerçekleştirildiği taktirde, işlem hacmi Negatif kabul edilir.

OBV’ deki değişmenin fiyat hareketindeki değişimden önce gerçekleştiği yaygın bir kanıdır. OBV’ nin yükselmeye başlaması, uzman yatırımcıların hisse senedine talep gösterdiğini belirtir. Halk yığınları da hisse senedine talep göstermeye başlayınca, hisse senedinin ve OBV’ nin değerleri birlikte yükselmeye devam ederler.

Hisse senedi fiyatı, OBV'den önce hareket ederse, "teyitsizlik" durumu oluşur. "Teyitsizlik", yükseliş trendinin tepe noktalarında (hisse senedinin yalnız başına veya OBV'den daha önce yükselmesi) veya düşüş trendinin dip noktalarında (hisse senedinin yalnız başına veya OBV'den daha önce düşmesi) görülebilir.

OBV, her tepe noktasının bir önceki tepe noktasından ve her dip noktasının bir önceki dip noktasından yüksek olduğu dönemlerde yükseliş trendindedir. Benzer şekilde, OBV, her dip noktasının bir önceki dip noktasından ve her tepe noktasının bir önceki tepe noktasından düşük olduğu dönemlerde düşüş trendindedir. OBV, birbirini izleyen dip veya tepe noktaları oluşturmuyorsa "şüpheli trend" durumdadır. Bir trend oluştuğunda, mevcut trend bozulana kadar devam ettiği kabul edilir.

Mevcut trendin bozulması iki şekilde olabilir. Birinci şekil, yükseliş trendinden düşüş trendine girilmesi veya düşüş trendinden yükseliş trendine girilmesiyle oluşur. OBV trendinin bozulmasının ikinci şekli ise, "şüpheli trend" konumuna girilmesi ve üç günden fazla "şüpheli trend" konumunda kalınmasıyla gerçekleşir.

OBV yükseliş trendinde iken, "şüpheli trend" konumuna girer ve bu konumda sadece iki gün kalıp tekrar yükseliş trendine girerse, OBV’ nin sürekli olarak yükseliş trendinde olduğu kabul edilir. OBV’ nin yükseliş veya düşüş trendine girmesi "breakout" olarak adlandırılır.

OBV "breakout"ları genellikle fiyat "breakout"larından daha önce gerçekleşir. Dolayısıyla, yatırımcılara OBV’ nin yukarı "breakout" yaptığı anda alım, aşağı "breakout" yaptığında ise satım yapmaları önerilir. Trend değişene kadar pozisyonun korunması gerekmektedir. OBV bu şekilde kullanıldığı taktirde, kısa dönemli periyotlarda iyi performans gösterir. Kısa vadeli yatırımlarda başarı sağlamak için yatırımcılar, hızlı ve kararlı bir tutum izlemelidirler.

 

 

 

ELMAS FORMASYONU

 

Elmas formasyonu, bir diğer nispeten nadir olarak rastlanan bir modeldir ve genellikle piyasanın tepelerinde görülür. Bu model, iki değişik üçgen tipinin (simetrik ve açılan üçgenler) bir bileşimi olduğu için, özel bir modeldir. Şekil 6.6a'ya bir bakarsanız, elmasın ilk yarısının bir açılan üçgeni ve ikinci yarısının bir simetrik üçgeni andırdığını göreceksiniz.

İşlem hacmi, modelin ilk yarısında, fiyat salınımları genişledikçe artar ve formasyonun ikinci yarısında, fiyat salınımları daraldıkça düşer. Birbirinden uzaklaşan çizgileri ve birbiriyle birleşen trend çizgileri, bir elmasın grafik-resim'ine benzer. Bir süreklilik modeli olmaktan çok bir dönüş modelidir. Formasyonun ikinci yarısındaki yukarı-trend çizgisi aşağıya kırılınca da elmas formasyonu tamamlanmış olur. Aşağı doğru kopuşa normal olarak işlem hacminin artışı eşlik eder.



Şekil 6.6a Bir elmas formasyonu örneği görülüyor. Bu model genellikle bir zirve tersine dönüş modelidir. Modelin ilk bölümü genişleyen üçgene, ikinci bölümü ise simetrik üçgene benzer. Altta bulunan yukarıya doğru eğimli trend çizgisi kırıldığı zaman model tamamlanmış olur. Modelin en geniş yerindeki yüksekliğin ölçülüp, bu uzaklığın kopuş noktasından aşağıya doğru izdüşümü alınmakla fiyat hedefi bulunur.

Elmas Formasyonunun Ölçüm Tekniği

Elmas formasyonunun ölçüm tekniği, üçgen modellerinin ölçüm tekniğinin benzeridir. Modelin en geniş bölümünde düşey uzaklık ölçülür ve daha sonra kopuş noktasından aşağıya doğru bu uzaklığın izdüşümü alınır. Bazen, aşağı-trend yoluna devam etmeye başlamadan önce, alttaki direnç çizgisine kadar yaklaşan bir geri-dönüş hareketi ortaya çıkar.

 

 

 

KOMPLEKS BAŞ VE OMUZLAR

 

Baş ve omuzlar modelinin bazen kompleks baş ve omuzlar modeli denilen bir türü de oluşur. Bu modeller iki baş'ın ya da ikili bir sol ya da sağ omuzun ortaya çıktığı modellerdir. Bu modellere çok sıkça rastlanmasa da, bunların da geleceğin tahmininin yapılması konusunda değerleri vardır. Bu konuda yararlı bir ipucu, simetriye doğru güçlü bir eğilimdir. Bu, bir tek sol omuzun genellikle bir tek sağ omuza işaret etmesi anlamına gelir. İkili bir sol omuz, ikili bir sağ omuz ihtimalini arttırır.



Şekil 1 Tabanda ortaya çıkmış olan bir baş ve omuzlar modeli görülüyor. Teknik analizcilerin pek çoğu sağ omuz (E) henüz oluşma aşamasındayken pozisyon açarlar. C’den D noktasına çıkışın 1/2’den 1/3’e kadar gerilemesi, kısa vadeli bir destek ya da destek boşluğu, A noktasındaki sol omuz seviyesine kadar olan bir düşüş ya da kısa dönemli aşağı-trend çizgisinin (1 çizgisi) kırılması; piyasaya giriş için erken fırsatlar yaratır.

 

 

 

TERSİNE DÖNÜŞ GÜNLERİ

 

Bu grafik formasyonu; tepe tersine-dönüş günü, taban tersine-dönüş günü, anahtar tersine-dönüş günü gibi isimlerle de anılır. Bu formasyon, bazen iki günlük tersine-dönüş formasyonu oluşturur. Tersine-dönüş formasyonunun kendi içinde çok büyük önemi yoktur fakat diğer teknik bilgiler kapsamı içinde değerlendirilince bazen çok önemli hale gelebilir.

Bir tersine-dönüş günü, tepede ya da tabanda oluşabilir. Tepede oluşan bir tersine-dönüş gününün genel olarak kabul edilen tanımlaması, bir yukarı-trend’de yeni bir tepe oluşması ve aynı gün içinde düşük değerden bir kapanışın gerçekleşmesidir. Diğer bir deyişle, gün içinde fiyatlar yeni bir yüksek seviye görür ve daha sonra gevşeyerek bir önceki günkü kapanışın altındaki bir değerden kapanır. Bir taban tersine-dönüş günü, gün içinde yeni bir düşük değerin görülmesi ve bunu takip eden, yüksek değerden bir kapanışın gerçekleşmesidir.

Gün içinde görülen işlem aralığının daha geniş olması ve işlem hacminin artmış olması, yakın zamandaki bir trend dönüşü sinyali ihtimalini daha da arttırır. 4.22a’dan c’ye kadar olan şekiller bu anlatılanların çubuk grafiklerde ne şekilde oluştuğunu gösteriyorlar.

Tersine-dönüş gününde işlem hacminin artmış olduğuna dikkat edelim. Aynı zamanda, tersine-dönüş gününde hem düşük değerin hem de yüksek değerin bir önceki günün düşük ve yüksek değer aralığını aşmış olduğuna (bir "dış" gün formasyonu oluşturarak) dikkat edelim. Tersine-dönüş günü için bir "dış" gün şart olmasa da, "dış" gün tersine-dönüş gününe daha çok önem katar.



Şekil 4.22a Tepedeki bir tersine-dönüş günü örneği görülüyor. Tersine-dönüş günündeki işlem hacmi ne kadar çok olursa ve işlem aralığı ne kadar geniş olursa, tersine-dönüş gününün önemi o kadar artar.



Şekil 4.22b Tabandaki bir tersine-dönüş günü örneği görülüyor. Tersine-dönüş gününde işlem hacminin artmış oluşu tersine-dönüş sinyalini onaylar.

Taban tersine-dönüş günü, bazen satış bölgesi olarak da adlandırılır. Bu durum bir ayı tabanında, yoğun satışların gerçekleştiği dramatik bir tersine-dönüştür. Artık satış baskısının kalmamış oluşu, piyasanın üzerinde bir boşluk yaratır; bu nedenle fiyatlar hızla yukarıya doğru yol almaya başlar. Bir ayı piyasasının nihai tabanına işaret etmese de, satış bölgesi, tersine-dönüş gününün en dramatik örneklerinden biridir ve genellikle anlamlı bir düşük seviyenin ortaya çıktığına işaret eder.

Anahtar Tersine-Dönüş Günü

"Anahtar tersine-dönüş günü" terimi çoğu zaman yanlış anlaşılır. Bütün bir günlük tersine-dönüş günleri, potansiyel anahtar tersine-dönüş günleridir fakat yalnızca pek azı gerçekten anahtar tersine-dönüş günüdürler. Bir günlük tersine-dönüş günlerinin pek çoğu, var olan trendin yönünü sürdürmeye devam etmeden önce geçici bir duraklamanın ötesinde bir şey değildir. Gerçek anahtar tersine-dönüş günü önemli bir dönüş noktasına işaret eder fakat bir önceki trendin aksi yönünde önemli derecede bir fiyat hareketi ortaya çıkmadan önce tam ve doğru olarak tanımlanamaz.



Şekil 4.22c Metaş’ın grafiğinde tersine-dönüş günlerinin verdiği sinyaller görülüyor.

İki Günlük Tersine-Dönüş Günü

Bazen bir tersine-dönüş gününün oluşması iki gün alır ve bu nedenle iki günlük tersine-dönüş günü olarak adlandırılır. Bu durumda, bir yukarı-trend’de fiyatlar yeni bir yüksek değer görürler ve bu yüksek değere yakın bir değerden kapatırlar. Ertesi gün, fiyatlar daha yüksek değerlere gitmek yerine, aynı fiyat seviyelerinde dolaşırlar ve bir önceki günün düşük seviyesine yakın bir değerde kapatırlar.

Bir taban oluşması süresinde yukarıda anlatılanların tersi olur. Burada yine, iki gün içindeki işlem aralığı geniş bir işlem aralığıdır ve yine işlem hacmi çok artmıştır ki bütün bunlar bir tersine-dönüş sinyalinin önemini arttırır. (Bkz. Şekil 4.23a, b).



Şekil 4.23a Tepedeki bir iki günlük tersine-dönüş örneği görülüyor. Tersine-dönüş gününde işlem hacminin artmış oluşu tersine-dönüş sinyalini onaylar.

Yukarıda söylediğimiz gibi, tersine-dönüş gününün kendisi ana trend dönüş modellerinden biri değildir. Piyasalar, her türlü teknik göstergenin ışığında resmedilmelidir. Eğer bir piyasa hiç düzeltme yapmadan hızla ve dik bir şekilde yükseliyorsa ve bütün teknik öngörüleri aşmışsa, o piyasa tehlikeli bir biçimde aşırı-alınmıştır, önemli bir direnç bölgesine ulaşılmış olması çok yakınlardadır ve aşağı doğru bir tersine-dönüşe çok dikkat edilmelidir.

Ana dönüş noktalarının pek çoğuna tersine-dönüş günlerinin çeşitli varyasyonları eşlik eder fakat o tersine-dönüş günü genellikle daha geniş ve daha önemli bir grafik modelinin bir parçasıdır. Bir zirvede ortaya çıkmış olan bir baş ve omuzlar formasyonunun "baş"ının zirvesi bir tersine-dönüş günü olabilir ama tersine-dönüş gününün bütün trendi tersine döndürmekten sorumlu olduğu anlamına gelmez.



Şekil 4.23b Tabandaki iki günlük bir tersine-dönüş’ün yüksek işlem hacmiyle gerçekleşmesi görülüyor.

Açığa çıkarılması gereken sorun, bir tersine-dönüş gününün ne zaman önemli, ne zaman önemsiz olduğunu belirleyebilmektir. Bu karar ancak tüm diğer teknik göstergeler incelendikten sonra verilebilir. Bir tersine-dönüş gününün kendisi nispeten küçük bir sinyal olarak kabul edilse de, piyasanın muhtemel bir tersine-dönüşü konusunda teknik analizci dikkatli olmalıdır ve tersine-dönüş gününü iyi tanımlamaya çalışmalıdır.

 

 

 

TERS BAŞ VE OMUZLAR

 

Piyasanın tabanında oluşan baş ve omuzlar modeli ya da bazen anıldığı şekliyle ters baş ve omuzlar modeli, tepede oluşan baş ve omuzlar modelinin aynadaki görünümü gibidir. İki omuza göre daha aşağıda oluşan baş ile birlikte üç ayrı taban vardır. Modelin tamamlanması için yine omuz çizgisinin üzerinde bir kapanış gerekir ve ölçüm teknikleri de aynıdır. Tabandaki baş ve omuzların küçük bir farklılığı, yukarı doğru kopuş olmadan önce omuz çizgisine doğru bir geri dönüş hareketinin daha sıkça görülmesidir.

Bu modelde, baş’tan yukarıya doğru olan hareket sırasındaki işlem hacmi daha yüksek olmalıdır ve omuz çizgisinin kırılması sırasında işlem hacminde patlama görülmelidir.

Tabandaki baş ve omuzlar formasyonunun tamamlanmasında ve tanımlanmasında işlem hacmi çok daha kritik bir rol oynar. Piyasalar tabanlarda, yeni bir boğa piyasası başlatabilmek için, alım baskısında (yüksek işlem hacmi) önemli bir artışa gereksinme duyarlar.

Bu farklılığı piyasanın yerçekimi kanununa karşı çıkışı olarak düşünebiliriz. Bir cismi bırakırsak cismin başka hiç bir güç gerektirmeden hızla yere düştüğünü biliriz. Ancak, bir şeyi kaldırmak daha farklı bir şeydir ve böyle bir iş için bir güç harcaması gerekir. Koşulacak yol üzerinde tepelerin olduğu bir yarışta harcanan gücü düşünün. Tepeden aşağı indiğimiz sürece tepelerin üzerinde koşmak kolaydır. Yarışın sizin dayanma gücünüzü ölçen bölümü tepelere tırmanma bölümüdür.

Talebin olmayışı ya da alım yönünde bir isteğin olmayışı, piyasanın aşağı gitmesi için yeterlidir fakat durgunluk içindeki bir piyasa yukarıya gidemez. Fiyatlar yalnızca talep, arzı geçtiği zaman ve alıcıların satıcılara göre daha baskın olduğu zaman yükselir.

Fiyat modelinin ilk yarım bölümü için işlem hacmi modeli tabanda ve tepede birbirine çok benzerdir. Şöyle ki, baş'ın oluşumundaki işlem hacmi, sol omuzun oluşumundaki işlem hacminden biraz daha azdır. Baş’tan yukarı doğru olan hareket, yalnızca işlem hacminin artışı olarak kalmayıp sol omuzdan yükselişte gerçekleşen işlem hacmini de genellikle geçer. Sağ omuzun tabanındaki işlem hacmi oldukça düşüktür. Kritik nokta, fiyatın omuz çizgisine doğru yükselişinde ortaya çıkar. Eğer boyun çizgisinin kırılışı gerçek bir kırılış ise, bunun sinyaline işlem hacmindeki şiddetli bir artış eşlik etmelidir.

Bu nokta, tabanların tepelerden en çok ayrıldığı noktadır. Tabanda, taban modelinin tamamlanışında yüksek işlem hacmi mutlak olarak önemli bir yapı taşıdır. Geri dönüş hareketi tepelere oranla tabanlarda daha çok ortaya çıkar ve düşük işlem hacmi ile oluşur. Bunun devamı olarak, yeni yukarı-trend yüksek işlem hacmiyle sürer. Tabandaki ölçüm tekniği tepedeki ölçüm tekniğiyle aynıdır.

Boyun Çizgisinin Eğimi

Tepedeki omuz çizgisi genellikle hafifçe yukarı doğru bir eğim taşır. Ancak bazen omuz çizgisi yatay bir çizgidir. Her iki durumda da ortaya büyük bir farklılık çıkmaz. Nadiren de boyun çizgisi aşağı doğru bir eğim taşır. Bu eğim, piyasanın güçsüzlüğünün bir sinyalidir ve çoğu zaman zayıf bir sağ omuzla birleşir. Tabandaki modellerde, boyun çizgilerinin hemen tamamı aşağı doğru bir eğim taşır. Yukarı doğru eğimli bir boyun çizgisi güçlü bir piyasanın işaretidir.

 

 

 

TAKOZ FORMASYONU

 

Takoz formasyonu, hem şekil yönünden hem de oluşum süresi açısından bir simetrik üçgenin benzeridir. Takoz formasyonu simetrik üçgen gibi, tepe noktasında birleşen iki trend çizgisi ile tanımlanır. Bu formasyon bir ile üç ay arasındaki bir sürede oluşur ve böylece orta vade kategorisine girer. Takoz formasyonunu sahip olduğu eğim farklılaştırır.

Modelin, aşağı ya da yukarı doğru bir eğimi vardır. Bir kural olarak takoz formasyonu, bayrak modelinde olduğu gibi, sürmekte olan trendin aksi yönünde bir eğim içine girer. Dolayısıyla alçalan bir takoz yükselen piyasaya, yükselen bir takoz ise düşen piyasaya aittir. Şekil 6.8a'da, yükselen piyasadaki bir takozun birleşen iki temel çizgisi arasında nasıl aşağı doğru eğilmiş olduğuna bakın. Şekil 6.8b'de de, bir aşağı-trend’de, birleşen trend çizgilerinin yukarı eğimi görülüyor.



Şekil 6.8a Boğa piyasasına ait bir alçalan takoz örneği görülüyor. Takoz modelinin birleşen iki trend çizgisi vardır ve bu çizgiler var olan trendin aksi yönünde eğim taşırlar. Alçalan takoz genellikle boğa piyasasına aittir.



Şekil 6.8b Bir ayı piyasası takozu örneği görülüyor. Ayı piyasası takozu aşağı trendin aksi yönünde eğim taşır.

ZİRVE ve TABAN DÖNÜŞ MODELLERİ OLARAK TAKOZLAR

Takoz formasyonları çoğu kez sürmekte olan trend içinde görülür ve bundan dolayı genellikle süreklilik modelleri oluştururlar. Takoz, tepelerde ve tabanlarda da ortaya çıkabilir ve bir trend dönüşünün sinyali olabilirler. Fakat bu tip bir durum daha az görülür. Bir yukarı-trend’in sonlarına yakın bir yerde analizci, belirgin bir yükselen takoz gözlemleyebilir.

Bir yukarı-trend’deki bir süreklilik takozunun, sürmekte olan trendin aksi yönünde yani aşağı doğru bir eğim taşıması gerektiği için analizci burada, bu takozun "boğa" takozu değil "ayı" takozu olduğunun ipucunu yakalar. Piyasanın tabanlarında ise düşen bir takoz, düşen piyasanın muhtemelen sonuna yaklaşıldığının sinyali olur.



Şekil 6.8c Trendin Mart ayının ortasında başlattığı yeni aşağı yön Nisan ayında oluşan bir takozla duraksıyor. Takozun aşağı doğru kırılmasıyla süren aşağı hareket Mayıs ayının başlarında bir ayı bayrağı oluşturuyor. Bayrak formasyonunun da aşağı doğru kırılmasıyla süren aşağı hareket Haziran ayında bir ikili taban oluşturuyor. İkili tabandan Temmuz ayındaki yukarıya doğru kopuşla çıkılmasıyla kısa süren bir yukarı hareket ortaya çıkıyor.

Temmuz ayının ikinci yarısından sonra aşağı-trend yoluna devam ediyor. Eylül-Ekim aylarında oluşan üçgen formasyonuyla duraksayan aşağı-trend bu formasyonun aşağı doğru kırılmasıyla yönünü sürdürüyor. Aşağı-trend çizgisinin 1996 yılının Ocak ayı başında kırılmasıyla yeni bir yukarı-trend’in ilk sinyali alınmış oluyor. Ocak ayının sonunda görülen bayrak formasyonu yeni yukarı-trend’in hızlanarak süreceğinin işareti oluyor.

 

 

 

ÜÇLÜ TEPE VE TABANLAR

 

Baş ve omuzlar modelinde kullanılan bütün uygulamalar, aynı zamanda diğer tersine-dönüş modellerinde de kullanılır. Üçlü tepe ve taban, baş ve omuzlar modelinin yalnızca değişik bir biçimidir ve baş ve omuzlar modeline göre çok daha nadiren ortaya çıkar.

Üçlü tepe ya da tabanın baş ve omuzlardan temel farkı, üç tepe ya da tabanın hemen hemen aynı seviyede olmasıdır (Bkz. Şekil 5.4a). Teknik analizciler çoğu zaman, bir tersine-dönüş modelinin bir baş ve omuzlar mı yoksa bir üçlü tepe mi olduğu konusunda kuşkuya düşerler. Bu tartışma akademik bir tartışmadır çünkü her iki model de aynı şeyi ifade eder.

Tepede oluşan üçlü tepe modelinde işlem hacmi her bir yeni tepe oluşumuna doğru azalma eğilimi taşır ve kopuş noktasında artar. Tepedeki üçlü tepe, tabanlardaki destek seviyeleri kırılmadıkça tamamlanmış olmaz. Bunun tersi olarak, tabandaki bir üçlü tabanın tamamlanabilmesi için fiyatlar iki tepenin üzerindeki bir değerden kapatmalıdır. (Alternatif bir strateji olarak, en yakın tepenin ya da tabanın kırılması bir tersine-dönüş sinyali olarak kullanılabilir.) Tabanda oluşan formasyonun tamamlanışında, fiyatın yukarıya hareketinde gerçekleşen işlem hacminin yüksek olması da temel önemdedir.



Şekil 5.4a Bir üçlü taban görülüyor. Bu model, bütün tabanlarının aynı seviyede olmasının dışında baş ve omuzlar modelinin benzeridir. Bu model yine, kopuş sırasında işlem hacminin öneminin daha fazla olmasının dışında, bir üçlü zirvenin aynadaki görüntüsü gibidir.



Şekil 5.4b Bir üçlü taban görülüyor.

Ölçüm tekniği, baş ve omuzlar modeli ile aynılık taşır ve modelin yüksekliği temellerine dayanır. Fiyatlar genellikle kopuş noktasından minimum mesafe olarak modelin yüksekliğine eşit bir ölçüde yol alır. Kopuş gerçekleştikten sonra bir geri dönüş hareketi de beklenilebilir. Üçlü tepe ya da taban, baş ve omuzlar modelinin yalnızca küçük bir varyasyonunu temsil eder.

 

 

GRAFİK ÇİZİMİ

 

Günlük çubuk fiyat grafikleri, bugün en çok kullanılan fiyat grafiği cinsidir. Teknik analizciler yine de çubuk grafiklerinin yanında diğer grafikleri de kullanırlar. Bu grafiklerden burada inceleyeceğimiz iki tanesi, çizgi grafikleri ve nokta ve şekil (point&figure) grafikleridir. Şekil 3.1’de standart bir çubuk grafiği yer alıyor.

Şekil 3.1’de her bir günün fiyat hareketi düşey bir çubuk ile gösterildiği için bu grafiği çubuk grafik diye adlandırıyoruz. Dikey çubuğun en üst noktası, hisse senedinin o gün içinde işlem gördüğü en yüksek fiyatı, dikey çizginin en alt noktası, hisse senedinin o gün içinde işlem gördüğü en düşük fiyatı ve dikey çizgi ile sağ taraftan kesişen yatay çizgi ise o günün kapanış fiyatını gösterir. Açılış fiyatı olan enstrümanlarda açılış fiyatı, dikey çizgi ile sol taraftan kesişen bir yatay çizgi ile gösterilir. Çubuk grafikler, dikey eksende fiyat ve yatay eksende zaman olmak üzere iki boyut taşırlar.

Şekil 3.2’de aynı hisse senedinin grafiğinin bir çizgi grafikteki görünüşü yer alıyor. Gün içinde oluşan fiyatlar içinde, kapanış fiyatı en önemli fiyat olduğu için bir bölüm teknik analizci, fiyat hareketinin daha geçerli bir ölçümünün bir çizgi grafikle (ya da kapanış fiyatlarıyla) yapılabileceğine inanır.



Şekil 3.1 Adana A’nın çubuk grafiği görülüyor. Her bir düşey çubuk bir günlük fiyat hareketini temsil ediyor. En çok kullanılan fiyatlar yüksek, düşük ve kapanış fiyatlarıdır. Düşey çubuğun en alt değeri, o günün en düşük işlem fiyatını, en yüksek değeri o günün en yüksek işlem fiyatını ve sağa doğru olan kısa yatay çubuk ise o günün kapanış fiyatını temsil eder.



Şekil 3.2 Adana A’nın aynı grafiğinin kapanış fiyatlarının değerleri birleştirilerek çizilmiş olan bir çizgi grafiği görülüyor.

Bir üçüncü tip grafik olan nokta ve şekil grafiği de Şekil 3.3’de görülüyor. Nokta ve şekil grafiğinin aynı fiyat hareketini daha sıkıştırılmış biçimde gösterdiği görülüyor. Şekildeki X sütunları yükselen fiyatları, O sütunları ise düşen fiyatları gösteriyor. Alım ve satım sinyalleri nokta ve şekil grafiklerinde, çubuk grafiklerinde olduğundan daha nettir.



Şekil 3.3 Adana A’nın Şekil 3.1 ve Şekil 3.2’deki grafiklerinin nokta ve şekil grafiği olarak çizilmiş biçimi görülüyor. Nokta ve şekil grafiklerinde X sütunları yükselen fiyatları, O sütunları ise düşen fiyatları gösterir. Nokta ve şekil grafiklerinde alım ve satım sinyalleri daha belirgindir. Fiyat verilerinin nasıl sıkışmış olduğuna da dikkat edelim.

GRAFİKLERİN ARİTMETİK VE LOGARİTMİK OLARAK ÇİZİMLERİ

Şekil 3.4 aritmetik ve logaritmik olarak çizilmiş olan 2 grafiği göstermektedir. Aritmetik ölçekli grafikte fiyat aralıkları eşit aralıklarla yer alırken, logaritmik ölçekli fiyat grafiğinde, fiyat arttıkça ölçekteki yüzde artışı küçülür.



Şekil 3.4 Üst bölümde yer alan grafik doğrusal (lineer) ve alt bölümde yer alan grafik de logaritmik olarak çizilmiştir. Özellikle uzun dönemli grafik çalışmalarında logaritmik ölçekle çizilmiş olan grafiklerle yapılan incelemelerin daha yararlı olduğu düşünülür.

İŞLEM HACMİ

Çubuk grafiklerinin kapsadığı önemli bir bilgi kaynağı da işlem hacmidir. İşlem hacmi, bir hisse senedinin gün içinde ne miktarda alınıp satıldığını gösterir. İşlem hacmi, bir çubuk grafikte, grafiğin en altında dikey çubuklarla gösterilir.

HAFTALIK VE AYLIK ÇUBUK GRAFİKLERİ

Bir çubuk grafik herhangi bir zaman dilimi için de çizilebilir. Uzun dönemli trend analizleri için, haftalık ve aylık çubuk grafikleri kullanılmalıdır.

Haftalık grafiklerde bir çubuk, bir hafta süre içindeki fiyat hareketini temsil eder. Aylık grafikte her bir çubuk, o ay içindeki fiyat hareketini gösterir. Haftalık ve aylık grafikler, daha uzun dönemli trend analizleri yapılabilmesi için fiyat hareketini sıkıştırırlar. (Bkz. Şekil 3.6, 3.7.)



Şekil 3.6 Haftalık işlem hacmi çubuklarıyla birlikte haftalık çubuk grafiğinin bir örneği görülüyor. Grafikteki her bir çubuk bir haftalık fiyat hareketini temsil ediyor. Grafiğin alt bölümünde de haftalık işlem hacmi çubukları görülüyor.



Şekil 3.7 Aylık çubuk grafiğin bir örneği görülüyor. Grafikteki her bir çubuk bir aylık fiyat hareketini temsil ediyor.

 

 

TEKNİK ANALİZ NEDİR?

 

Teknik analiz, gelecekteki fiyat hareketlerini tahmin edebilmek için, fiyat grafiklerinin yardımıyla piyasa hareketlerinin incelenmesidir. Burada kullanılan "piyasa hareketi" ve "fiyat hareketi" sözcükleri, teknik analizci için gerekli olan iki önemli bilgi kaynağını (fiyat ve işlem hacmini) kapsar.

TEKNİK ANALİZİN FELSEFESİ

-Teknik analiz 3 ön kabule dayanır.
-Piyasa her şeyi hesaba katar (değerlendirir).
-Fiyatlar trendlerle hareket eder.
-Geçmiş, kendini tekrarlar.
-Yukarıdaki ön kabulleri şimdi tek tek inceleyelim.

Piyasa her şeyi Hesaba Katar

"Piyasa her şeyi hesaba katar" ifadesi, teknik analizin köşe taşını oluşturur. Bu varsayım, tamamen anlaşılmadıkça ve kabul edilmedikçe ileride yapılacak çıkarımlar fazla anlamlı gelmeyecektir.

Teknik analiz, hisse senedinin fiyatına etki yapabilecek her şeyin (temel veriler, politik etkiler, psikolojik durum vs.) hisse senedinin fiyatına yansıdığını kabul eder. Dolayısıyla, fiyat hareketlerinin incelenmesi gerekli olan tek şeydir. Bu bir ön kabul gibi görünse de, eğer bu varsayımın anlamı üzerinde biraz düşünülürse kabul etmemek güç olur.

Bütün teknik analizciler, arz ve talepteki değişikliklerin fiyat hareketlerine yansıdığını öne sürerler. Eğer talep arzdan fazla olursa fiyatlar yükselir; eğer arz talepten fazla olursa fiyatlar düşer. Teknik analizci bundan sonra, bu ifadeden yola çıkarak, "Eğer fiyatlar yükseliyorsa, özel nedenler ne olursa olsun, talep mutlaka arzın üzerine çıkmıştır ve dolayısıyla da temel ekonomik veriler olumlu olmalıdır. Eğer fiyatlar düşüyorsa, özel nedenler ne olursa olsun, arz mutlaka talebin üzerine çıkmıştır ve dolayısıyla da temel ekonomik veriler olumsuz olmalıdır." sonucuna ulaşır.

Böylece teknik analizci, dolaylı olarak temel verileri incelemiş olur. Teknik analizciler şunu kabul ederler: arz ve talep güçlerinin belirleyici etkisi, hisse senedinin ekonomik temel verileri "boğa (yükselen)" ve "ayı (düşen)" piyasalarını ortaya çıkarır. Piyasanın aşağı ya da yukarı hareket etmesinin nedeni, grafiklerin kendileri değildir. Grafikler yalnızca, piyasa psikolojisinin (düşüncesinin) "boğa piyasası" ya da "ayı piyasası" olduğunu yansıtırlar.

Bir kural olarak, teknik analizciler, fiyatların düşmesinin ya da yükselmesinin nedenleriyle ilgilenmezler. Çoğu zaman fiyat trendlerinin çok erken aşamalarında ya da kritik dönüş noktalarında, hiç kimse piyasanın neden belli, kesin bir yönde hareket ettiğini bilemez. Teknik yaklaşım iddialarında bir dönem, fazlasıyla indirgeyici görünebilir. Birinci varsayımın arkasındaki mantık, daha çok piyasa deneyimi kazanıldıkça daha anlaşılır hale gelir.

Dolayısıyla, eğer piyasa fiyatını etkileyen her şey nihai olarak piyasa fiyatına yansıyorsa, gerekli olan tek şey, piyasa fiyatının incelenmesidir. Teknik analizci, fiyat grafikleri ve teknik göstergelerin yardımıyla, piyasanın muhtemelen hangi yöne gideceğini görmeye çalışır. Teknik analizci piyasanın aşağıya ya da yukarıya doğru hareket etmesinin nedenleri olduğunu bilir ancak geleceği tahmin edebilmek için o nedenleri bilmesi gerektiğine inanmaz.

Fiyatlar Trendlerle Hareket Eder

Teknik yaklaşımda, trend kavramının çok önemli bir yeri vardır. Fiyat hareketlerini grafiğe dökmenin ana amacı, trend yönünde işlem yapabilmek için, trendi erken safhalarında yakalayabilmektir. Böylece, teknik analizcilerin yaklaşımı "trend-takipçisi" bir yapıdadır. Bu da demektir ki; teknik analizcinin amacı var olan trendi belirlemek ve takip etmektir.

Devam eden bir trend, yönünü tersine çevirmekten çok, aynı yönünü sürdürme eğilimindedir. Bu, gerçekte, Newton'un hareket kanunlarının birincisinin bir adaptasyonudur. Bu anlatım şöyle de söylenebilir: "devam eden bir trend sona erinceye kadar var olan yönünü sürdürür". Trend takipçisi sistem, trendin dönüş sinyalleri alınana kadar var olan trend yönünde hareket eder.

Geçmiş Kendini Tekrarlar

Teknik analizin ve piyasa hareketinin insan psikolojisiyle yakın ilişkisi vardır. Örneğin, bir yüzyıldan bu yana incelenen fiyat grafikleri, grafikler üzerinde belli görüntülerin ortaya çıktığını gösterirler. Bu görüntüler, piyasanın "ayı" ya da "boğa" psikolojisini ortaya koyarlar. Bu modeller, geçmişte iyi sonuçlar verdikleri için, gelecekte de iyi sonuçlar verecekleri kabul edilir. Bu modeller, hiç değişmeme eğiliminde olan insan psikolojisine dayanır. Başka bir şekilde söylemek gerekirse, geleceğin anlaşılmasının anahtarı geçmişi incelemekle elde edilebilir ya da gelecek geçmişin yalnızca bir tekrarıdır.

TEKNİK ANALİZ ve TEMEL ANALİZ

Teknik analiz, piyasa hareketinin incelenmesi üzerinde yoğunlaşırken, temel analiz, fiyatların aşağı ya da yukarı gitmesi ya da aynı kalmasına yol açan arz ve talebin ekonomik gücünün incelenmesi üzerinde odaklaşır.

Temel analiz, bir hisse senedinin gerçek değerini belirleyebilmek için, o hisse senedinin fiyatını etkileyen bütün etkenleri inceler. "Gerçek değer" ile temel analizciler, bir hisse senedinin arz ve talep kanununa göre ortaya çıkan o günkü değerine işaret ederler. Eğer, bir hisse senedinin gerçek değeri, o andaki piyasa fiyatının altında ise o zaman hisse senedi gerçek değerinin üzerine çıkmış demektir ve satış yapılmalıdır. Eğer, bir hisse senedinin gerçek değeri o andaki piyasa fiyatının üzerinde ise o zaman hisse senedi gerçek değerinin altına inmiş demektir ve alım yapılmalıdır.

Teknik ve temel analiz yaklaşımlarının her ikisi de aynı sorunu çözmeye; fiyatların gidecekleri muhtemel yönü belirlemeye çalışırlar. Her iki yaklaşım da soruna değişik yönlerden yaklaşırlar. Temel analizci, piyasa hareketinin nedenlerini incelerken, teknik analizci, piyasa hareketinin sonuçlarını inceler.

Teknik analizci, bilmesi gerekenlerin yalnızca sonuçlar olduğuna inanır ve bu sonuçları ortaya çıkaran nedenleri bilmesinin gereksiz olduğuna inanır. Temel analizci ise her zaman nedenleri bilmek zorundadır. Hisse senedi işlemi yapanların tamamına yakını, kendilerini ya teknik analizci ya da temel analizci sınıfına sokar. Gerçekte, bu sınıflandırma çok dürüst olarak yapılmış bir sınıflandırma değildir. Temel analiz yapanların büyük çoğunluğu, grafik analizinin temel yararlarını uygulayabilme bilgisine sahiptir. Teknik analiz yapanların büyük çoğunluğu da, temel verilerden en azından haberdardır.

Sorun şudur ki, grafikler ve temel veriler genellikle birbirleriyle çelişir. Çoğu zaman, önemli piyasa hareketlerinin başlangıç dönemlerinde, temel analizciler piyasanın ne yapmak istediğini açıklayamazlar. Her iki yaklaşımın en çok ayrılır göründüğü aşama da, trendin bu kritik dönemidir. Her iki yaklaşım, daha sonra genellikle belli bir noktada uzlaşır fakat işlem yapabilmek için çoğu zaman çok geç kalınmış olur.

Yukarıdaki farklılığın bir açıklaması şudur: Piyasa fiyatı, bilinen temel verilerin önünden yürüme eğilimindedir. Bunu bir başka şekilde şöyle söyleyebiliriz: Piyasa fiyatı, temel verilerin ya da o günün sıradan düşüncesinin bir öncü göstergesi gibi rol oynar. Bilinen temel veriler, çok önceden "piyasaya girmiş" ve primini çok önceden yapmış olduğu sırada, piyasa şimdi bilinmeyen temel verilere doğru yol almaya başlar.

Geçmişte görülmüş olan çok önemli bazı "ayı" ve "boğa" piyasaları, temel verilerdeki çok küçük ya da hiç görülemeyen değişiklerle başlamışlardı. O değişiklikler bilinir hale geldiği zaman da yeni trend su altından epeyce yol almıştı.

Teknik analizci bir süre sonra, grafikleri okuyabilme yeteneği konusunda artan bir güven geliştirir. Teknik analizci, piyasanın hareketinin "ortak düşünceyle uyuşmadığı durumlarda "uyumlu" olmayı öğrenir, yavaş yavaş "azınlıkta" olmayı sevmeye başlar. Teknik analizci bilir ki, piyasanın hareketinin nedenleri en sonunda "herkesin bildiği bilgi" haline gelecektir. İşte öyledir ki, teknik analizci, bu ek bilgiyi beklemek niyetinde değildir.

Teknik analizin çıkarımları içinde, teknik analizcilerin kendi yaklaşımlarını temel analizin yaklaşımına neden üstün gördükleri anlaşılabilir. İki yaklaşımdan yalnızca birini kullanmak şeklinde bir seçim olsa, seçim mantıki olarak teknik analiz olmak zorundadır; çünkü tanımdan hareket edersek, teknik analizin yaklaşımı temel analizi de kapsar.

Temel veriler piyasa fiyatına yansıyorsa, temel verilerin ayrıca incelenmesi gereksiz hale gelir. Grafik okuma, temel analizin kestirme yolu olur. Bunun tersi ise doğru değildir. Temel analiz fiyat hareketinin incelenmesini kapsamaz. Yalnızca teknik yaklaşımı kullanarak işlem yapabilmek mümkündür. Piyasanın teknik yönü konusunda bir düşünceye sahip olmadan, yalnızca temel verilere bakılarak işlem yapılabileceği ise çok kuşkuludur.

ANALİZ ve ZAMANLAMA

Düşünce oluşturma sürecimiz içinde eğer konuyu analiz ve zamanlama şeklinde iki ayrı bölüme parçalarsak, yukarıda en son tartışılan konu daha anlaşılır hale gelir. Başarılı bir işlem için zamanlamanın önemi büyüktür. Kısa vadeli işlem yapmak isteyen bir yatırımcı, piyasanın doğru ana trendi yönünde hareket etse bile, piyasanın o dönemdeki trendi içinde kendini "yanlış tarafta" bulabilir. Yatırımcı bu durumda, ilerideki bir tarihte satın aldığı noktaya tekrar geleceği umuduyla elindeki hisse senedini bekletmeye karar verir ve bir "yatırımcı" ya dönüşür. Dolayısıyla, temel analize dayanılarak alınmış olan yatırım kararlarında bile, spesifik işlem noktalarını belirleyebilmenin zamanlama sorunu tamamıyla ve yalnızca teknik bir sorundur ve teknik ilkelerin doğru uygulaması, sürecin bazı aşamalarında vazgeçilmez hale gelir.

TEKNİK ANALİZİN ESNEKLİĞİ ve UYGULANABİLİRLİĞİ

Teknik analizin büyük güçlerinden biri de, herhangi bir piyasada, herhangi bir zaman aralığında uygulanabilme özelliğidir. Çeşitli piyasalarda teknik analiz ilkelerinin uygulanamadığı alan yoktur. Örneğin ürün piyasalarında, teknik analizci istediği sayıda piyasayı kolaylıkla takip edebilir.

Bir temel analizci için ise aynı durum genel olarak doğru değildir. Temel analizciler, son derece büyük miktarda veri ile karşı karşıya oldukları için, pek çoğu bir ürün grubu ya da bir ürün üzerinde yoğunlaşır.

Piyasalar, aktif ya da hareketsiz (trend kazanmış ya da trendsiz) dönemler geçirirler. Teknik analizci, kaynaklarını ve dikkatini, trend kazanma eğiliminde olan piyasalar üzerinde yoğunlaştırır, diğerlerini ise ihmal eder. Bunun bir sonucu olarak teknik analizci, piyasaların rotasyonel yapısından avantaj sağlayabilmek için, sermayesini ve dikkatini piyasalar arasında dolaştırabilir. Belli zamanlar, bazı piyasalar hareketlenir ve önemli bir trend kazanırlar.

Genellikle, bu tür güçlü bir trend içindeki dönemlerin ardından, hareketsiz ve nispeten trendsiz günler gelirken, bir diğer piyasa ya da piyasa grubu hareketlenmeye başlar. Teknik analizci, bu piyasalardan hangisini seçeceği ve hangi piyasaya gireceği konusunda özgürdür. Oysa bir grup piyasa üzerinde yoğunlaşmaya eğilimli olan temel analizcide ise teknik analizcinin sahip olduğu böyle bir esneklik yoktur.

Her iki analizci türü, inceledikleri piyasa gruplarını bir an için değiştirecek olsalar, yeni piyasasını inceleyebilmek için temel analizci için gerekli olan zaman, teknik analizcinin kendi yeni piyasasını incelemesi için gerekli olan zamandan daha çok olacaktır.

Teknik analizcinin bir diğer avantajı da, çok geniş bir görüş açısına sahip olmasıdır. Teknik analizci bütün piyasaları takip etmekle, piyasaların hangisinin genel olarak ne durumda olduğunu bilir ve yalnızca bir grup piyasayı takip etmenin getireceği dar bir görüş açısından korunmuş olur.

TEKNİK ANALİZİN ÇEŞİTLİ ZAMAN ARALIKLARINA UYARLANIŞI

Teknik analizin önemli güçlerinden bir diğeri de, değişik zaman dönemlerinde kullanılabilme özelliğidir. Teknik analiz yöntemini kullanan bir kişi, ister orta vadeli olarak işlem yapıyor olsun, isterse gün içinde işlem yapıyor olsun, her iki dönem için de aynı ilkeler geçerlidir. Bazı çevrelerin iddiası olan, teknik analizin yalnızca kısa dönemlerde yararlı olduğu şeklindeki düşünce ise tamamen doğru değildir.

Yine bazıları, uzun dönemlere ilişkin olarak yapılacak tahminlerde temel analizin kullanılması gerektiğini, teknik analizin ise kısa dönemli zamanlamalarla sınırlı olduğunu ileri sürerler. Oysa gerçek şudur ki, aylık ve haftalık grafikler kullanılarak uzun dönemler için yapılan tahminler, teknik analizin son derece yararlı bir uygulama olduğunu ortaya çıkarmıştır.

TEKNİK ANALİZ YAKLAŞIMINA KARŞI BAZI ELEŞTİRİLER

Teknik yaklaşım konusundaki hemen tüm tartışmalarda, genellikle birkaç soru ortaya atılır. Bunlardan bir tanesi, teknik analizin "kendinden menkul bir kehanet" olup olmadığıdır. Bir diğeri de, geçmişteki fiyatların, gelecekteki fiyatların yönünü tahmin etmede gerçekten kullanılıp kullanılamayacağıdır.

Eleştiriyi yöneltenler, şuna benzer bir şey söylerler; "Grafikler bize piyasanın nerede olduğunu söylerler, fakat piyasanın nereye gideceğini söyleyemezler". Biz şu an için, "eğer onlar okumayı bilmiyorlarsa, grafiklerin onlara hiçbir şey söyleyemeyeceği" şeklindeki açık yanıtı bir yana bırakacağız.

Rastlantısal Yürüyüş Kuramı (Random Walk Theory), fiyatların trendinin olup olmadığını sorgular ve şu ya da bu tahmin tekniğinin basit bir "al ve elde tut" stratejisine zarar verebileceği kuşkusunu duyar. Bu soruların yanıtlanması gerekir.

Kendinden Menkul Kehanet

Ortada, kendinden menkul bir kehanet olup olmadığı sorusu, çok sık ortaya atıldığı için çoğu kişiyi meşgul eder. Bu elbette ki haklı bir sorudur fakat çoğu kişinin sandığından daha az önemlidir. Bu sorunun yanıtlanmasına girişmenin belki de en iyi yolu, grafik modellerini kullanmanın bazı dezavantajlarını tartışan bir metinden alıntı yapmaktır.

"Grafik modelleri kullanmak son yıllarda son derece yaygınlaştı. Piyasalarda işlem yapan pek çok kişi bu modelleri az da olsa bilmektedir ve bunları uyumlu bir şekilde kullanmaktadır. Bütün bunlar, boğa ve ayı modellerine karşılık olarak alım ve satım dalgalarının ortaya çıkardığı bir ‘kendinden menkul kehanet’ oluşturur..."

"Grafik modelleri hemen tamamıyla özneldir. Grafik modellerinden birini matematiksel olarak kanıtlayabilecek hiçbir çalışma bugüne kadar ortaya çıkarılabilmiş değildir. Grafik modelleri bütünüyle kullanıcılarının kafalarının içinde olan bir şeydir..." (The Commodity Futures Game, McGraw Hill, 1977, s.176).

Bu iki eleştiri, birbirleriyle çelişiyor ve aslında ikinci eleştiri birinci eleştiriyi ortadan kaldırıyor. Eğer grafik modelleri "tamamıyla öznel" ve "kullanıcılarının kafalarının içinde olan bir şey" ise o zaman, kendinden menkul kehanetin temeli olan, herkesin aynı anda aynı şeyi gördüğünü düşünebilmek güç olur.

Grafiklerin eleştirisi iki yollu olamaz. Eleştiriler, bir yandan grafiklerin herkesin aynı yönde ve aynı zamanda birlikte davranacakları kadar açık olduklarını (dolayısıyla fiyat modellerinin kendinden menkul olduklarını) söylerken diğer yandan grafiklerin aynı zamanda çok öznel olduklarını savunamaz.

Konunun gerçeği, grafiklerin çok fazla öznel olmalarıdır. Grafik okuma, bir sanattır (belki "beceri" sözcüğü bu noktada daha uygun düşebilir.) Deneyimli grafikçilerin bile, yorumlanışlarında her zaman aynı düşüncede oldukları grafik modellerine ender rastlanır. Her zaman bir kuşku ve anlaşmazlık noktası vardır. Bu kitabın da gösterdiği gibi, teknik analize yaklaşım konusunda sık sık bir diğeriyle anlaşamayan çeşitli yaklaşımlar vardır.

Bir piyasanın geleceği üzerinde bütün teknik analizciler anlaşmış olsalar bile, onların hepsi piyasaya aynı zamanda ve aynı biçimde girmeyeceklerdir. Teknik analizcilerden bazıları, grafikteki sinyali başlangıcında değerlendirecek ve piyasaya erkenden girecek, diğer bazıları, bir modelden ya da göstergeden "kopuş" noktasında pozisyon açacaklardır. Yine diğer bazıları, pozisyon açmak için kopuştan sonraki geri çekilmeyi bekleyeceklerdir.

Bazı işlemciler agresif, bazıları ise konservatiftir. Bazıları uzun dönemli işlem yaparken, diğer bazıları günlük işlem yaparlar. Dolayısıyla, bütün teknik analizcilerin aynı zamanda ve aynı biçimde davranmaları ihtimali oldukça uzaktır.

Kendinden menkul kehanet ile bir ilişki söz konusu olsa bile, bu muhtemelen "kendini düzelten" bir yapıda olacaktır. Diğer bir anlatımla, işlem yapanlar, onların birlik içindeki hareketleri piyasayı etkilemeye ya da bozmaya başlayana kadar büyük oranda grafiklere dayanacaklardır. İşlem yapanlar, piyasayı etkilemeye ya da bozmaya başladıklarını anlayınca ya grafik kullanımına son verecekler ya da işlem taktiklerini yeni duruma uyarlayacaklardır.

Örneğin grafik kullananlar, ya çoğunluktan önce davranmaya çalışacaklar ya da piyasanın uzun dönemli yapısının onaylanmasını bekleyeceklerdir. Dolayısıyla, kendinden menkul kehanet, kısa dönem için bir sorun haline gelse bile kendini düzeltme eğilimi taşır.

Boğa ve ayı piyasalarının ancak arz ve talep yasalarıyla doğrulandıkları zaman ortaya çıktıkları ve kendilerini sürdürebildikleri akıldan çıkarılmamalıdır. Teknik analizciler, yalnızca alım ve satım güçleriyle bir ana piyasa hareketinin nedeni olamazlar. Durum böyle olsaydı, teknik analizcilerin tümü çok hızlı bir şekilde zengin olurdu.

Kendinden menkul kehanet, genellikle grafiklere karşı bir eleştiri olarak değerlendirilir. Kendinden menkul kehaneti bir övgü olarak değerlendirmek belki daha uygun olacaktır ve her şeyin ötesinde, olayları etkileyebilecek kadar yaygınlaşmış olan herhangi bir tahmin tekniği oldukça güzel bir şey olmalıdır.

Geçmiş Geleceği Tahmin Edebilmekte Kullanılabilir mi?

Ortaya atılan bir diğer soru da, geçmiş fiyat verilerinin geleceğin tahmininde kullanılmasının geçerli olup olmadığıdır. Teknik yaklaşıma olan eleştirilerin çok sık bir şekilde bu noktaya geliyor oluşu şaşırtıcıdır çünkü hava tahmininden temel analize kadar bilinen bütün tahmin yöntemleri tamamıyla geçmiş verilerin incelenmesine dayanır. Bu konuda ne tür bir başka veri kullanılabilirdi ki?

İstatistik, betimleyici istatistik ve tümevarımcı istatistiği birbirinden ayırır. Betimleyici istatistik, standart bir çubuk grafik üzerindeki fiyat verilerinde olduğu gibi, verilerin grafiksel anlatımına başvurur. Tümevarımcı istatistik, verilerden elde edilmiş olan sonuçları genelleştirir, onların tahminini yapar ya da genel bir sonuca ulaşır. Dolayısıyla, fiyat grafiğinin kendisi betimleyiciyken, o fiyat verileriyle uğraşan teknik analiz, tümevarım alanına girer.

Grafik analizleri, geçmişin incelenmesine dayanan zaman serisi analizlerinin bütün biçimlerinde yapılanlarla tamamıyla aynı olan, yalnızca başka bir cins zaman serisi analizidir. Elde edilmesi gereken veri cinsi, yalnızca geçmişin verileridir. Geleceği ancak geçmiş deneyimleri geleceğe taşıyarak tahmin edebiliriz.

İstatistik üzerine yazılmış olan bir metinde şunlar yer alıyor; "Nüfus tahminleri, endüstri tahminleri vb. geniş şekilde geçmişte ne olduğuna dayanır. Günlük yaşamda olduğu gibi bilimde ve iş yaşamında da, belirsiz olan gelecekte ne olabileceğini tahmin edebilmek için geçmişteki deneyimlerimizden yararlanırız". (Modern Business Statistics, sayfa 383.)

Görülüyor ki, teknik analizde geleceğin tahmininin yapılabilmesi için geçmiş verilerin kullanılması, sağlam istatistikî verilere dayanıyor. Eğer bir kişi teknik tahminin bu yönünü ciddi şekilde sorgulamaya kalkarsa, o kişi aynı zamanda bütün temel ve ekonomik analizleri de kapsayan, tarihi veriye dayanan tahminlerin bütün diğer biçimlerinin de geçerli olup olmadıklarını sorgulamalıdır.

RASTLANTISAL YÜRÜYÜŞ KURAMI (RANDOM WALK THEORY)

Akademisyenlerce geliştirilmiş olan Rastlantısal Yürüyüş Kuramı, fiyat değişikliklerinin "seri olarak bağımsız" olduğunu ve fiyatın tarihinin gelecekteki fiyatın yönü için güvenilir bir gösterge olmadığını savunur. Diğer bir deyişle, fiyat hareketi rastlantısaldır ve önceden tahmini yapılamaz.

Bu kuramın yayılmasını sağlayan kitabın ismi "The Random Character of Stock Market Prices" (Paul H. Cootner,1964)dır dır. Rastlantısal Yürüyüş Kuramı, fiyatların kendi gerçek değerleri etrafında rastlantısal olarak salındığını savunan "etkili piyasa hipotezi"ne dayanır. Kuram aynı zamanda, "piyasayı bozabilecek" herhangi bir girişime karşı takip edilebilecek en iyi piyasa stratejisinin "al ve elde tut" olduğunu savunur.

Bütün piyasalarda belli ölçüde bir rastlantısallık ya da "saçmalık" olduğundan kuşku duyulmasa da, fiyat hareketinin tamamının rastlantısal olduğuna inanmak tamamen hayalciliktir. Bu, kullanıcının kafasının içindeki herhangi bir şeyi kanıtlayabilecek ya da kanıtlayamayacak olan, sofistike tekniklerden daha kullanışlı ampirik gözlemin alanlarından birisi olabilir.

Rastlantısallığın, yalnızca fiyat hareketleri içindeki sistematik modelleri kavramaktan yoksunluk olarak olumsuz anlamda tanımlanabileceğini unutmamak yararlı olacaktır. Pek çok akademisyenin bu fiyat modellerinin varlığını henüz keşfedememiş oluşları, bu modellerin var olmadığını kanıtlamaz. (Bkz. Şekil. 1.2.)



Şekil 1.2 Bir "rastlantısal yürüyüşçü" birilerini, trendlerin gerçekte var olmadığı konusunda inandırabilmek için bolca vakit bulabilir.

Piyasaların trendinin olup olmadığının akademik tartışması, piyasaların trendinin açıkça görülebilir olduğu gerçek dünyanın içinde olan ortalama piyasa analizcisini çok az ilgilendirir. Eğer fiyatlar, seri olarak bağımsızsa, "rastlantısal yürüyüşçüler" bu trendlerin sürekliliğini nasıl açıklayabileceklerdir? Dün ya da bir önceki haftada olan şeylerin bugün ya da yarın olacak şeyler üzerinde hiçbir etkisi yok mudur?

İstatistiksel kanıtların Rastlantısal Yürüyüş Kuramı’nı her zaman bütünüyle kanıtlayabilmesi ya da çürütebilmesi kuşkulu görünüyor. Ancak, piyasaların rastlantısal olduğu düşüncesi teknikçiler tarafından tümüyle reddedilir. Eğer piyasalar bütünüyle rastlantısal olsaydı, hiçbir tahmin tekniği işe yaramayacaktı.

Etkili Piyasa Hipotezi, teknik yaklaşımın geçerliliğini çürütmek bir yana, piyasaların her şeyi hesaba kattığını öne süren teknik yaklaşıma çok yakındır. Ancak akademisyenler, piyasalar çok hızlı şekilde bütün bilgileri değerlendirdiği için bu avantajın yakalanamayacağı inancına kapılırlar. Yukarıda değinmiş olduğumuz tekniksel tahminin temelleri, önemli piyasa bilgisinin herkesçe bilinir hale gelmesinden çok önce piyasada değerlendirildiğine dayanır.

Son olarak, sürecin işlemesinin altında yatan kuralları anlayamayanlar için, herhangi bir sürecin rastlantısal ve tahmin edilemez olarak göründüğü açıkça fark edilebilir. Örneğin bir elektrokardiyogram grafiği sıradan bir insana çok fazla "rastlantısal saçmalık" olarak görünebilir. Fakat o konuda eğitimli bir hekim için bütün o parlak noktaların çok fazla anlamı vardır ve elbette ki "rastlantısal" değildirler.

Sermaye piyasalarının incelenmesi, piyasanın davranışlarının kuralları üzerine çalışma yapmaya hiç zaman ayırmamış olanlara rastlantısal olarak görünebilir. Grafik okumadaki beceri geliştikçe rastlantısallığın aldatıcı görüntüsü yavaş yavaş ortadan kalkmaya başlar.

 

 

TREND KAVRAMI

 

Piyasa analizine teknik bir yaklaşımda trend kavramı son derece temel bir yer tutar. Teknik analizci tarafından kullanılan bütün araçlar (destek ve direnç seviyeleri, fiyat modelleri, hareketli ortalamalar, trend çizgileri vb.) piyasanın o trendine katılabilme amacına yönelik olarak, piyasanın trendini belirlemeye yardımcı olma amacını taşırlar.

Genel anlamda trend, basitçe, piyasanın gittiği yöndür. Fakat bizim daha kesin bir tanımlamaya ihtiyacımız var. Öncelikle, piyasa hangi yöne doğru ilerliyor olursa olsun genellikle doğrusal bir çizgi izlemez. Piyasa hareketleri bir seri zig zag ile karakterize olur. Bu zig zaglar, görünür tabanları ve tepeleri olan bir seri birbiri arkasına gelen dalgayı temsil ederler. Bu taban ve tepelerin yönü, piyasanın trendini oluşturur.

Bu tepe ve tabanlar yukarıya doğru, aşağıya doğru ya da yatay olarak hareket ediyor olabilir. Yön ne olursa olsun, bu bize piyasanın trendini gösterir. Bir yukarı-trend, birbirini takip eden bir seri yükselen tabanlar ve tepeler olarak tanımlanır. Bir aşağı-trend, yukarı-trend’in tanımının tam tersi yani, düşen tabanlar ve tepelerdir. Yatay tepeler ve tabanlar, yatay fiyat trendini belirler. (Bkz. Şekil 4.1a, b, c, d.)



Şekil 4.1a Yükselen tepe ve tabanlarıyla bir yukarı-trend örneği görülüyor.



Şekil 4.1b Alçalan taban ve tavanlarıyla bir aşağı-trend örneği görülüyor.



Şekil 4.1c Yatay taban ve tabanlarıyla bir yatay-trend örneği görülüyor. Bu tür piyasaya "trendsiz piyasa" da denir.



Şekil 4.1d Grafiğin sol tarafında bir aşağı-trend görülüyor. Fiyatlar şu anda yatay bir hareket içindedirler. Ekim ayındaki tepenin geçilmesi yeni bir yukarı-trend başlatacaktır. Eylül ve Aralık aylarının tabanlarının aşağısına düşülmesi, aşağı-trend’in sürmesine neden olacaktır.

TRENDİN 3 YÖNÜ VARDIR

Büyük bir çoğunluk, piyasaların daima bir yukarı-trend ya da bir aşağı-trend içinde olduğu düşüncesi içindedir. Gerçekte ise, piyasalar üç yönde hareket ederler. Aşağıya, yukarıya ve yanlamasına. Bu farklılığı akılda tutmak önemlidir çünkü tutucu bir tahminle bile zamanın en azından üçte birinde fiyatlar düz, yatay bir model şeklinde, işlem aralığı da denilen bir biçimde hareket ederler. Bu tip bir yatay hareket, arz ve talep güçlerinin nispi bir denge durumunda, fiyatların da kararsız olduğu bir dönemi gösterir. Yatay bir piyasanın, yatay trende sahip olduğu şeklinde bir belirlemede bulunduysak da bu piyasalar çoğunlukla "trendsiz" olarak anılırlar.

Teknik araçların ve sistemlerin tamamı, öncelikle aşağı ya da yukarı hareket eden piyasalar için düzenlenmiş olan "trend-takipçisi" bir yapıdadırlar. Piyasalar "trendsiz" ya da yatay hareket etme dönemi içine girince, teknik sistemler ya tamamen başarısız kalırlar ya da iyi sonuçlar vermezler.

Kendi tanımından kalkarsak, bir trend-takipçisi sistemin, görevini yapabilmek için bir trende ihtiyacı vardır. Buradaki başarısızlık, sistemin kendisinde değildir. Başarısızlık daha çok, trend içinde olan piyasalar için düzenlenmiş bir sistemi trendsiz piyasalarda uygulamaya çalışan kişiye aittir.

TREND ÜÇE AYRILIR

Trendin üç kategorisi: ana trend, orta trend ve kısa dönemli trenddir. Gerçekte, çok kısa vadeli olarak dakikalardan, saatlerden başlayıp 50 veya 100 yıla kadar uzanan çok uzun trendler olarak neredeyse sonsuz sayıda trend vardır. Ama yine de, teknik analizcilerin hemen tamamı trendi üç bölüme sınıflandırırlar. Ancak, çeşitli analizcilerin her bir trendi nasıl tanımladıkları konusunda bir belirsizlik vardır.

Örneğin Dow Kuramı, ana trendi bir yıldan uzun bir süre için etkili olan bir trend olarak sınıflandırır. Dow, ikincil (orta) trendi, üç haftadan başlayıp birkaç aya uzanan bir dönemde, kısa trendi de iki, üç haftadan daha az sürede etkili olan trendler olarak tanımlar.

Her bir trend, kendisinden bir sonraki daha büyük trendin bir parçasıdır. Örneğin, orta trend ana trendin bir düzeltmesidir. Uzun vadeli bir yukarı-trend’de piyasa, yukarı hareketine yeniden başlamadan önce, birkaç ay süren bir düzeltme hareketi yaşar. Bu ikincil düzeltmenin kendisi de, daha kısa vadeli tepelerin ve tabanların ortaya çıktığı kısa vadeli dalgalardan oluşur. Bu durum, her bir trendin kendisinden sonraki daha büyük trendin bir parçası olması ve o trendin kendisinden küçük trendlerden oluşması şeklinde yinelenir. (Bkz. Şekil 4.2a ve 4.2b.)



Şekil 4.2a Trendin 3 derecesinin örneği: ana, ikincil ve kısa dönemli trendler. 1, 2, 3 ve 4 noktaları, ana yukarı-trend’i gösteriyor. 2-3 dalgası, ana yukarı-trend içinde ikincil bir düzeltmeyi gösteriyor. Her bir ikincil dalga, kısa dönemli trendlere bölünür. Örneğin 2-3 ikincil dalgası, daha küçük olan A-B-C dalgalarına bölünür.



Şekil 4.2b Eğer birileri Ak Sigorta’nın trendinin ne olduğunu sorarsa onlara, ana trendin aşağıya doğru, orta vadeli trendin (son 5-6 haftalık trend) yatay ve kısa dönemli trendin de (son bir ya da iki haftalık trend) yukarıya doğru olduğu söylenmelidir. Hangi trend için konuşulduğunun belirlenmesi her zaman için önemlidir.

Şekil 4.2a’da, ana yukarı-trend, yükselen tepe ve tabanlarla gösterilmiştir (1, 2, 3, 4 noktaları). Düzeltme dönemleri (2- 3) ana yukarı-trend’de orta vadeli bir düzeltmeyi temsil eder. Fakat 2-3 dalgasının daha küçük 3 dalgadan oluştuğuna da dikkat edelim (A, B, C). Teknik analizci C noktasında, ana trendin hala yukarı doğru olduğunu ancak orta ve kısa trendlerin aşağı doğru olduğunu söyleyecektir. 4 noktasında, her üç trend de yukarı doğru olacaktır.

Trendin çeşitli dereceleri arasındaki farklılığı kavrayabilmek önemlidir. Eğer birisi size, o günkü piyasanın trendinin ne yönde olduğunu sorarsa, eğer siz o kişinin hangi trend hakkında soru sorduğunu bilmiyorsanız, yanıt vermek imkânsız olmasa da güçtür. Siz, o kişiye ancak, daha önce incelediğimiz, trendin üçe sınıflanması tanımlaması çerçevesinde bir yanıt verebilirsiniz.

Değişik tarzda işlem yapan kişiler olduğu için, bir trendin ne anlama geldiği konusunda bir miktar anlaşmazlıklar oluşur. Uzun dönemli bir yatırımcı için, birkaç günden birkaç haftaya uzanan fiyat hareketlerinin anlamı olmayabilir. Günlük işlem yapan bir yatırımcı için ise, 2-3 günlük bir fiyat hareketi, bir "ana trend" oluşturabilir. Bu nedenlerle, bir trendin çeşitli derecelerinin kavranması ve aynı trendden söz ediliyor olması özellikle önemlidir.

 

 

 

KANAL ÇİZGİLERİ

 

Kanal çizgisi, trend çizgisi tekniğinin bir diğer yararlı biçimidir. Fiyatlar bazen iki paralel çizgi arasında hareket ederler (asıl trend çizgisi ve kanal çizgisi). Açıktır ki, bir kanal var ise ve analizci bu kanalın varlığını fark etmişse, bu bilgi kârlı avantajlar elde edebilmekte kullanılabilir.

Kanal çizgisinin çizimi oldukça basittir. Bir yukarı-trend’de (Bkz. Şekil 4.16a) önce, tabanlardan bir ana yukarı-trend çizgisi çizilir. Daha sonra, esas yukarı-trend çizgisine paralel olacak şekilde ilk belirgin tepe noktasından (2 noktası) noktalı bir çizgi çizilir. Her iki çizgi birlikte, sağa ve yukarıya doğru hareket eden bir kanal oluşturur.

Bir sonraki yukarı hareket kanal çizgisine (4 noktasındaki) ulaşır ve bu noktadan geriye dönerse bir kanalın ortaya çıkıyor olduğu söylenebilir. Bundan sonra fiyatlar ana trend çizgisine (5 noktasındaki) kadar düşerlerse, muhtemelen artık bir kanal ortaya çıkmış demektir. Aynı şey bir aşağı-trend için de, fakat elbette ki ters yönde, doğrudur (Şekil 4.16.b).



Şekil 4.16a Bir trend kanalı örneği görülüyor. Önce ana yukarı-trend çizgisi 1 ve 3 noktalarının tabanları birleştirilerek çizilir ve daha sonra, ilk tepe olan 2 no’lu çizginin üzerinden ana yukarı-trend çizgisine paralel bir çizgi çizilir (noktalı çizgi).



Şekil 4.16b Bir aşağı-trend’de bir trend-kanal görülüyor. Kanal, 1 ve 3 zirvelerinden çizilen aşağı-trend çizgisine paralel olarak 2 noktasındaki ilk tabandan aşağı doğru bir çizgi çizilerek elde edilir. Fiyatlar çoğunlukla böyle bir kanalın içinde hareketlerini sürdürürler.

Okuyucu böyle bir durumun değerini hemen görecektir. Esas yukarı-trend çizgisi, yeni uzun pozisyonları başlatmak için kullanılabilir. Kanal çizgisi kısa dönemde kâr elde edebilmek için kullanılabilir. Ana trend çizgisi için de söylediğimiz şekilde, kanal ne kadar uzun sürerse ve ne kadar fazla sayıda test edilirse o derece önemli ve güvenilir hale gelir.



Şekil 4.16c Şekilde, fiyat hareketinin yukarıya doğru olan paralel iki trend çizgisi arasındaki hareketi görülüyor. Ana trend çizgileri (alttaki çizgiler), her zaman daha önemlidir.

Ana trend çizgisinin kırılması trenddeki önemli bir değişikliğe işaret eder. Fakat yükselen bir kanal çizgisinin kırılması tamamen zıt anlama gelir ve bu durum var olan trendin ivme kazanıyor olduğuna işaret eder.

Kanal tekniğinden yararlanmanın bir başka yolu, çoğunlukla zayıflayan bir trendin işareti olan, fiyatların kanal çizgisine ulaşamamalarının belirlenmesidir. Şekil 4.17’de, fiyatların kanal çizgisinin üst tarafına ulaşamamaları (5 noktasında), trendin dönüyor olduğunun bir erken uyarısı olabilir ve diğer çizginin (ana yukarı-trend çizgisi) kırılacak olduğu konusundaki ihtimali arttırır.

Genel bir kural olarak, bir fiyat kanalı içinde herhangi bir hareketin kanalın kenarlarından birine ulaşamaması, çoğunlukla trendin dönüyor olduğuna işaret eder ve kanalın diğer tarafının kırılacak olma ihtimalini güçlendirir.



Şekil 4.17 Kanalın üst ucuna ulaşılamaması çoğu zaman aşağıdaki trend çizgisinin kırılacağının bir erken uyarısıdır. Şekilde, 5 noktasının yukarıdaki çizgiye erişememesinin ardından 6 noktasında ana yukarı-trend çizgisinin kırılmış olduğuna dikkat edelim.

Kanal, esas trend çizgisinin düzeltilmesinde de kullanılabilir. (Bkz. Şekiller 4.18 ve 4.19.) Fiyatlar eğer anlamlı bir miktarda yükselen kanal çizgisinin üzerine çıkarlarsa, böyle bir durum genellikle güçlenen bir trende işaret eder. Böyle bir durumda bazı grafikçiler, yeni kanal çizgisine paralel olacak şekilde en son tabandan, daha dik bir ana yukarı-trend çizgisi çizerler (Şekil 4.18’de gösterildiği biçimde).

Daha dik olan yeni destek çizgisi, eski yatay çizgiden çoğu zaman daha iyi işlev görür. Benzer biçimde, bir yukarı-trend’in kanalın üst ucuna ulaşamayışı, en son iki tepenin üzerinden çizilen yeni direnç çizgisine paralel olacak şekilde en son tabanın altından yeni bir destek çizgisinin çizilmesini gerekli kılar (Şekil 4.19’da gösterildiği gibi).

Kanal çizgilerinin ölçüm teknikleri vardır. Bir fiyat kanalından kopuş gerçekleştiği zaman, fiyatlar çoğunlukla kanalın genişliğine eşit bir uzaklık kadar yol alırlar. Dolayısıyla grafikçi, kanalın genişliğini ölçer ve bu uzunluğun, hangi trend çizgisi kırılmışsa o noktadan izdüşümünü alarak fiyat hedefini bulur.



Şekil 4.18 Yukarı kanal çizgisi kırıldığı zaman (5. dalgada olduğu gibi) pek çok teknik analizci, yeni yukarı kanal çizgisine paralel olacak şekilde ana yukarı-trend çizgisini yeniden çizerler. Diğer bir deyişle, 3 ve 5 çizgilerine paralel olarak 4 ve 6 çizgileri çizilir. Yukarı-trend’in hız kazanması, ana yukarı-trend çizgisinin de aynı şekilde davranacağını düşündürür.

Ancak, kanalın iki çizgisinden ana trend çizgisi, çok daha fazla önemlidir ve çok daha fazla güvenilir olandır. Kanal çizgisi, trend çizgisi tekniğinde ikincil olarak kullanılır.




 

 

report phishingreport abuse