Pozitif Ekonomi
Pozitif
ekonomi, olması gerekeni değil, olanı açıklayan, değer yargıları kullanmayan
ekonomi branşıdır. Pozitif ekonomide geliştirilen hipotezler, olaylara dayanan
delillerle kanıtlanır veya yanlış oldukları gösterilir. Pozitif ekonomiye göre:
Faiz oranı yükseldiği zaman para talebi düşmektedir.
Yatırım arttığı zaman milli gelir yükselmektedir.
Firmalar, kârlarının maksimize edildiği üretim düzeyinde üretimde
bulunmaktadır.
Buna karşılık normatif ekonomi, ekonomik hayatımızın nasıl düzenlenmesi
gerektiğini, hangi mal ve hizmetlerin üretilmesi gerektiğini, gelir ve
tüketimin nasıl dağılması gerektiğini inceler; neyin iyi, neyin kötü olduğuna
karar verir.
Refah Ekonomisi
Ekonomi
teorisinin, ekonomi politikalarının, toplumun refahı üzerindeki etkilerini
incelemeyi amaçlayan bir daldır. Formel bir analiz olarak ekonomi teorisi
içindeki yerini 20. yüzyılda almıştır.
Başlangıçta refah, bir ekonomik sistem içindeki bireylerin sağladığı
tatminlerin toplamı olarak kabul ediliyordu. Daha sonraları tek bir bireyin
bile sağladığı faydanın ölçülemeyeceği gerçeği göz önüne alınarak, iki ya da
daha fazla bireyin faydalarının anlamlı bir biçimde karşılaştırılamayacağı
görüşü, iktisatçılar arasında kabul gördü. En basit ifadesiyle, eskiden
tartışmasız kabul edilen gelirde sağlanan belirli bir oransal artış, fakir bir
bireyde, zengine oranla daha fazla tatmin doğurur kuralının ileri
sürülemeyeceği anlaşılmış oluyordu.
Sosyal politika açısından bunun anlamı, kaynakların zenginlerden fakirlere
doğru yeniden dağıtılmasının (artan oranlı gelir vergilerinde olduğu gibi)
toplumun refahını artıracağının ileri sürülemeyeceğidir. Bu nedenle ekonomi
politikalarının sonuçları konusunda bir yargıya varabilmek için, daha dar
kapsamlı bir ölçütün geliştirilmesi gerekti. Bu yeni ölçüte göre, bir ekonomik
durumun diğerinden daha üstün olduğu, diğer bireylerin refahını azaltmamak
koşuluyla en az bir bireyin tatmininin artmış olduğu durumda ileri sürülebilir.
Alternatif olarak bazı kişilerin refahının azalmasına karşın, bir ekonomik
durumun diğerine üstün olduğu, ancak bu son durumdan kazançlı çıkanların, zarara
uğrayanların kayıplarını telafi etmelerine karşın yine de eski durumlarından
daha iyi bir düzeye gelmeleri durumunda söylenebilir. Bununla beraber bu ölçüt,
yukarıdaki koşulu sağlayan çeşitli politika seçenekleri arasında bir
karşılaştırma yapma olanağı tanımamaktadır.
Tarım Ekonomisi
Tarımsal
faaliyet, ilke olarak insanın beslenme, giyinme ve barınma ihtiyaçlarını
karşılamak amacıyla doğal kaynakları işlemeye yönelik tüm uğraşlarını kapsar.
Modern ekonomilerde tarım sektörü çiftçilik, hayvancılık, balıkçılık, avcılık
ve ormancılık alt sektörlerinden oluşur. Tarım ekonomisi, bu temel tarımsal
faaliyetlerin mikro ve makro düzeyde ihtiyaçlara en iyi biçimde cevap vermesini
belirleyecek ilişkileri araştırmakta, tanımlamakta ve analiz etmektedir.
II. Dünya Savaşı sonrası dönemde büyüme, kalkınma, sanayileşme gibi konularda
ortaya konan yeni kavram ve kuramlar, ekonomi biliminin yeni uygulama
alanlarının ortaya çıkmasına olanak vermiştir. Tarım ekonomisi, bu uygulama
alanlarının belki de en önemlisidir.
Günümüzde hemen bütün iktisat öğretim programları nda tarım ekonomisi adı
altında bağımsız bir ders okutulmaktadır. Bu bilim dalı, doğal koşulların
egemen olduğu tarım sektörüne özgü ekonomik analiz araçları geliştirmektedir.
Örneğin, hemen her ülkede devletin tarım ürünleri piyasasına çeşitli nedenlerle
müdahale etmesi, destek alımları veya taban fiyatı belirlemeye kalkması; fiyat
kuramının bütünüyle işlemesini mümkün kılmamaktadır.